Sarı
Dr. Süreyya Ülker
Marmara Ü. Tıp Fakültesi Patoloji ABD
Eski
Türkçe'deki özgün biçimi sarig olan (3) sarı sözü bir ana
rengi tanımlamaktadır. Belirli bir ölçünlü ayrıncı
bulunmayan bu renge Ankara ilimizde ce, Tunceli ilimizde
çekere, İsparta ilimizde gecegirmez de denmektedir (4).
Latince adı ffavus, Yunancası xanthostur (5). Açıktan koyuya
doğru başlıca ayrınçları krem rengi, şamua, saman rengi,
kanarya sarısı, ışık sarısı, limon sarısı, kirli sarı, altın
sarısı, çingene şansı, kehribar şansı, tahinf, toprak rengi,
bal rengi, kavuniçi, turuncudur.
Krem rengi
sarının aka çalan en açık ayrıncıdır. Kısaca krem olarak da
bilinir (1,9). Krem sözü Latince'de kaymak anlamına gelen
cremordan bozmadır. TDK'nin sözlüğünde donuk ak olarak
tanımlanan (l)fildişinin İngilizcesi olan ivory sözü krem
renginin eşanlamlısı olarak gösterilmektedir (7). Bu rengin
Türkçe adı balköpüğüdür (1,4). Alaya çalan krem rengine
şamua denmektedir (9). Özellikle ışıklama (fotokopi)
kâğıtlarında kullanılan bir renk adıdır (9). Bu söz
Fransızca'da dağ keçisi, güderi anlamlarına gelen chamois
sözünün okunuşudur. Almanca gemsfarbe olup dağ keçisi rengi
anlamına gelir (2). İngilizcesi geyik yavrusu anlamına gelen
fawndur (17). Saraç, Fransızca chamoisin bu anlamını
dilimize güderi rengi olarak aktarmıştır (7); ancak,
yukarıdaki veriler bu rengin güderi adı verilen dağ keçisi
gönünün değil, dağ keçisinin kendi rengi olduğunu
göstermektedir. Dolayısıyla bunu keçi sarısı biçiminde
düzeltmek gerekir. İngilizce karşılığı da dilimize geyik
sarısı biçiminde aktarılabilir.
Saman rengi
krem rengiyle kanarya sarısı arasında kalan ayrınçtır. Adı
saman sarısı biçiminde özleştirilebilir. Kanarya sarısı
saman renginden bir gömlek daha koyu bir açık sarı ayrıncı
olup adı kuş sarısı biçiminde özleştirilerek İspanyolca
kanarya sözünden kurtulabilinir. Parlak kanarya sarısınaysa
ışık sarısı denmektedir (12).
Limon
sarısı limon kabuğunun rengidir. Açık sarı olup kimi kez
yeşile çalar. Yeşile çalmayanı kanarya sarısıyla özdeştir.
Yeşile çalanın adı yeşilsarı biçiminde özleştirilerek Rumca
limon sözünden kurtulabilinir. Yeşile çalan açık sarı
nesneler limonî sıfatıyla nitelendirilir (1, 6, 9).
İngilizce'deyse limon sarısının karşılığı olan lemon sözü
açık sarı, limonî sıfatının karşılığı olan citrine sıfatıysa
yeşile çalan veya çalmayan açık sarı anlamına gelmektedir
(17). Dolayısıyla iki dildeki adla sıfatın anlamları yer
değiştirmiştir.
Kirli sarı
donuk, koyu sarıdır (1). Nohudî olarak da bilinir (1).
Yeşile çalanına kazboku denir (9, 12). Altın şansı ir
(metal) parlaklığında sarıdır. Latince adı luteustur (5,13).
Parlak sarıya çingene sarısı denir (6,12). Çiğ sarı olarak
da anılabilir (12). İkincisini Çingene sözünden kaçınmak
için yeğlemek gerekir. Almanca karşılığı olan knallgelb sözü
sapsarı anlamına gelir (9).
Kehribar
sarısı katıksız sarının koyu ayrınçlarının adıdır. Kehribar
daha çok Baltık Denizi'nde bulunan sarı taşılların
Farsça'dan bozma adıdır. Kehribar gibi deyimi dilimizde
sarının belli bir ayrıncından çok sözü edilen nesnenin sarı
olduğunu belirtir. Kehribarın Türkçe adları çöpkapan
(10,11,13), kılkapan (12,13), samankapan (6,12,13),
samankapar (11,13), saman kapıcıdır (10, 11,13).
Sözlüğümüzde bunlardan kılkapana öncelik tanımıştık (13).
Buna dayanarak bu renge kılkapan şansı denebilir.
Turna gözü
gibi deyimi dilimizde duru sarı anlamına gelmektedir (1,6).
Kanarya sarısıyla çingene sarısı bu kavramın kapsamına
girerler. Şemsettin Sami A bu deyimi . turna gözü biçiminde
sıfatlaştırmış (8), Tuğlacı ise turnagözü biçiminde
adlaştırmıştır (12).
Tahini boza
çalan sarıdır. Adı bozcasarı biçiminde özleştirilerek Arapça
tahin sözünden kurtulabilinir. Ayrıca ulusal içkilerimizden
boza da bu renkte olduğundan boza sarısı sözü ikinci bir
seçenek olarak sunulabilir.
Toprak
rengi sözünden ülkemizde sarıya çalan toprak rengi
anlaşılmaktadır. İngilizce'de bu renkte nesneler toz rengi
anlamına gelen dust colored veya Farsça'dan bozma khakî
sıfatlarıyla anılmaktadır (17). Farsça'da toprak anlamına
gelen hâk sözünün türevi olan hâkî sözü çağdaş batı
dillerinin çoğuna sarıya çalan toprak rengi anlamında
girmiştir. Almanca'ya da toprak alası anlamına gelen
khakibraun biçiminde girmiştir (9). "Yeşil" başlıklı
yazımızda hâkî sözünün yeşile çalan toprak rengi, anlamına
da geldiğini, ülkemizde yalnızca o anlamının bilindiğini,
batı dillerindeyse yalnızca öbür anlamının bilindiğini,
ülkemizde sarıya çalan toprak rengine toprak rengi dendiğini
belirtmiş, hâkinin ülkemizde bilinen anlamını toprak yeşili
biçiminde özleştirmiştik (16). Bu anlayış içerisinde sarıya
çalan toprak rengine toprak sarısı denebilir. Toz sarısı
sözü de İngilizce dust colored sıfatından esinlenerek
önerilebilir. Hâkî sözü çağdaş batı dillerine Hintçe
üzerinden girmiştir. Bu ülkede görev yapan sömürgeci İngiliz
çerileri toprak sarısı giysiler giyerlermiş (17).
Bal rengi
alaya çalan koyu sarıdır (1). Bu renkte nesneler
İngilizce'de tawny sıfatıyla adlandırılmaktadır (17). Bu söz
sarıya çalan alayı tanımlayan yağız anlamına gelen tan
sözünün türevi olup sözlük anlamı yağızcadır (17). Bu rengin
Yunanca adı kirrhostur (17). Bu söz ayrıca açık turuncu
anlamına da gelmektedir (5). Kendisini karaciğerin bağ
dokusuna dönüşmesiyle gösteren ölümcül bir sayrılık olan
sirozun adının kaynağı bu sözdür. Lâtince adı cirrhosis olan
bu sayrılıkta karaciğerin kesit yüzü alaya veya kızıla çalan
koyu sarı renk değişikliği göstermektedir. Bir tırmanış
sırasında yaşamını yitiren öncel Dağcılık Birliği Başkanı
yarlıgamalı Prof. Dr. Mecit Doğru bir duyurmada (gazete)
çıkan bir yazısında Yunanca kirrhosun Türkçe sarıdan bozma
olduğunu, Kayseri'nin Sarız ilçesinin adını bu sözden
aldığını savunmuştu. Bundan esinlenerek sözlüğümüzde sirozun
adını sarız biçiminde özleştirmiştik (13). Bal rengi
nesnelerin doğadaki başka bir örneği balmumudur. Bal rengi
sözü bal sarısı biçiminde özleştirilebilir.
Kavuniçi
pembeye çalan sarıdır. Kavuniçine çalan pembeyeyse yavruağzı
dendiğini "Geyikkanı" başlıklı yazımızda belirtmiştik (14),
Turuncu
kızıla çalan sarıdır. Güneş izgesini oluşturan
renklerdendir. Doğadaki örnekleri arasında portakal,
mandalina, turunç, bergamot gibi kimi turunçgillerin kabuğu,
balkabağı içi, havuç gösterilebilir. Adını Farsça turunç
sözünden almaktadır. Özgün biçimi turuncî dir. Turuncun
Latince adı Citrus aurantium var.amaradır (13). Farsça adı
narenc olan Citrus aurantiumun acı çeşidini oluşturmaktadır.
Adı geçen türün tatlı çeşidineyse portakal (Citrus aurantium
var.dulce) denmektedir. Narencie onun bir çeşidi olan
portakal Çağdaş batı dillerinde Latince aurantiumdan bozma
adlarla anılmaktadır. İngilizce orange sözü bunlara bir
örnektir. Bu sözler son yıllarda dilimize de, turuncu
anlamında, oranj biçiminde girmeye başlamıştır. Aurantium
sözü Latince'de altın anlamına gelen aurumun türevidir.
Bitkinin kızıla çalan sarı rengini vurgularlar. Turuncunun
Osmanlıca'ya da giren Farsça eşanlamlısı narencîdir (6). Bu
sözün Asya Türkleri'nce turuncuya çalan parlak kızıl
anlamına gelen al anlamında kullanıldığını "Kızıl" başlıklı
yazımızda belirtmiştik (15). Turuncuya Sivas ilimizde
alabakar, Bolu ilimizde kızılsarı denmektedir (4). Bunlardan
ilkini sözlüğümüzde turuncunun Türkçe kökten karşılığı
olarak vermiş, ikincisini de onun eşanlamlısı olarak
sunmuştuk (1.3). Açık turuncuya kazayağı ya da ördekgagası
denmektedir (1,9,12). Yunanca kirrhos sözünün bal renginin
yanı sıra bu rengi de tanımladığını yukarıda belirtmiştik.
Türk kızılı denen alizarinin sarı
türevine'türk sarısı dendiğini "Kızıl" başlıklı yazımızda
belirtmiştik (15). Bu bir ayrınç değil, boya adıdır.
KAYNAKÇA
1) Ağakay MA. Türkçe sözlük 1, 2. 8.
bası. Üzerinde çalışanlar: Eren H, Gözaydın N, Parlatır İ,
Tekin T, Zülfikar H. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu TDK 549. Sözlük, Bilim ve Uygulama Kolu yayınları: 1,
Ankara, 1988.
2) Brockhaus FA. Der Sprach Brochaus.
Deutsches Bildwörterbuch für Jeder-mann. Leipzig, 1935.
3) Clauson G.. An etymological
dictionary of pre-thirteenth century Turkish. University
Press. Oxford, 1972.
4) Türkiye'de halk ağzından derleme
sözlüğü I-XII. TDK 211/1-12. Ankara, 1963-1982.
5) Dorİand's illustraded medical
dictionary. 27. ed. Saunders. Philadelphia, 1988.
6) Redhouse. Yeni Türkçe-İngilizce
sözlük. Redhouse Yayınevi. İstanbul, 1968.
7) Saraç T. Fransızca-Türkçe büyük
sözlük. Cilt 1,2. TDK 423. Ankara, 1976.
8) Şemsettin Sami. Kamus-ı Türkî. 2
cilt. İstanbul, 1899.
9) Steuerwald K. Türkçe-Almanca sözlük.
ABC Yayınevi. İstanbul, 1983.
10) Osmanlıca'dan Türkçe'ye söz
karşılıkları tarama dergisi. TDTC. İstanbul,
1934.
11) XIII. yüzyıldan beri Türkiye Türkçesi ile yazılmış
kitaplardan toplanan
tanıklarıyla tarama sözlüğü
I-VIILTDK212/1-8. Ankara, 1963-1977.
12) Tuğlacı P. Okyanus 20. yüzyıl
ansiklopedik Türkçe sözlük. Cilt 1,2, 3. Pars Yayınevi.
İstanbul, 1971.
13) Ülker S. Ülker tıp terimleri
sözlüğü. Latince-Türkçe, Türkçe-Latince. Bütünlenmis 2.
bası. İnkilâp Kitabevi. İstanbul, 1991.
14) Ülker S. Geyikkanı. Türk Dili
Dergisi 1996; 9 (54): 6-7.
15) Ülker S. Kızıl. Türk Dili Dergisi
1996; 10 (55): 8-12.
16) Ülker S. Yeşil. Türk Dili Dergisi
1996; 10 (57): 12-15.
17) Webster's new universal unabridged
dictionary. 2. ed. Simon-Schuster. New York, 1983.