TDD SAYI : 51 KASIM –
ARALIK 95
Küpe Güvezi (Magenta)
Doç. Dr. Süreyya Ülker
Marmara Ü. Tıp fakültesi Patoloji ABD
İtalya'nın
Magenta kentinin adı erguvan rengine çalan kızıl
renkteki boyanın da adı olmuştur. Bu boya 1859 yılında
bulunmuştur. O yıl İtalya'nın Magenta kentinde Avrupa'da
yankılar uyandıran bir vuruşma olmuştur. Bu vuruşmanın
anısına o yıl bulunan boyaya magenta denmiş, zamanla bu ad o
boyanın rengini de tanımlar olmuştur (23). Bu söz daha çok
Anglosakson yazınında kullanılmaktadır. Dirgerlik(ıp)
dilinde de yer almaktadır (8,22); çünkü, adı geçen boya çok
kullanılan bir dokuyla mikrop boyası olup bununla boyanın
doku kesitleri mikroskop altında yine o renkte
gözükmektedir. Dirgerlik dışındaysa sözcük basımcılık
kesiminde yaygın olarak macenta söylenişiyle
kullanılmaktadır; çünkü bu renk çağdaş basımcılık
uygulayımında sarı, gök, kara, akla birlikte beş ana renkten
biridir. Çağdaş basımcılıkta kızıl ana bir renk
sayılmamakta, macentayla sarının karıştırılmasıyla elde
edilmektedir. Bununla birlikte bu söz genel sözlüklerimize
girmemiştir. Boyanın ençok kullanıldığı dirgerlik
dallarından biri olan patolojide bu rengin tanımında güçlük
çekilmekte, uğraştaşlarımız mikroskop altında değişik
ayrıltıları gözüken bu rengi, yaklaştığı bileşenlerine göre
pembe, kırmızı, mor sıfatlarıyla tanımlamayı
yeğlemektedirler. Bu renge özgül bir ad yakıştırmak
isteyenler, gerçekte parlak pembe anlamına gelen
çingene pembesi sözünü kullanmaktadırlar.
Biz
sözlüğümüzde bu rengin karşılığını güvez olarak
vermiştik (22). Bunda , dayanağımız çoğu sözlüklerde güvezle
magentanın tanımlarının örtüşmesi olmuştu. Redhouse'un 1950
basısında İngilizce magenta "morumsu kırmızı boya veya renk"
olarak tanımlanmıştır (15). Adı geçen sözlüğün 1972
basısında bu tanımın yanına Türkçe karşılık olarak
galibarda sözü verilmiştir (17). TDK'nun Türkçe
sözlüğünde Türkçe güvez sözü "mora çalan kırmızı" olarak
tanımlanmıştır (2). Bu tanım adı geçen sözlükte galibardayla
bordo sözlerinin karşılığında da verilmiştir. Bugün için
bu sözlerden dilimizde en yaygın olarak bilineni bordodur.
İngilizce'nin en büyük sözlüğü olan Webster'de gerek macenta
sözü, gerekse bordonun Ingilizcesi olan claret sözü
"erguvana çalan kızıl" anlamına gelen purplish red
biçiminde tanımlanmışlardır (23). Bu bilgilerin ışığında adı
geçen sözü bordonun eşanlamlısı olarak düşünüp karşılığını
güvez olarak vermiştik; ancak, macenta sözüyle tanımlanan
rengin bordoya oranla daha açık olması, bu kavramın güvezle
eşanlamlı olmayıp onun açık bir ayrıltısı olduğunu
düşündürmesi, konuyu daha derinlemesine ele almamızı
gerektirdi. Bu arada kavrama kimi sözcüklerde tanımladığı
renge daha uzak kalan sıfatların yakıştırıldığını gördük.
Örneğin Hornby'nin İngilizceden İngilizceye sözlüğünde
magenta "bright crimson" olarak tanımlanmakadır (11).
Bu, parlak karmen anlamına gelmektedir ki, dilimizde
tavşankanı olarak tanımlanan kızıl ayrıltısıdır.
Redhouse ile Okyanus Türkçe
sözlükte tavşankanının Ingilizcesi bright carmine
olarak verilmiştir (16, 21). Carmine ile crimson eşanlamlı
olup Arapça kırmızî den bozmadır (23). Ülkemizde karmen
adıyla bilinen bu renk kızılın koyu bir ayrıltısı olup mora
veya erguvana çalması söz konusu değildir. Kızılın bu
ayrıltısının Türkçe karşılığını sözlüğümüzde.aldak
olarak önerdik (22). Macentanın eşanlamlısı olan
galibardanın ingilizce karşılığı Redhouse'da bright
scarlet olarak verilmiştir (16). Bu, parlak al
anlamına gelmektedir. Al, parlak kızıl anlamına gelmektedir.
Dolayısıyla zaten parlak bir ayrıltıyı tanımlayan al adının
başına parlak sıfatının getirilmesi bize uygun
gözükmemektedir. Ayrıca alın mora veya erguvana çalması söz
konusu değildir. Okyanus Türkçe sözlükte galibarda sözü mora
çalan kırmızı olarak tanımlanmakla birlikte İngilizcesi yine
bright scarlet olarak verilmiştir (21). Dolayısıyla tanımla
karşılık çelişmektedir. Bunun, Redhouse'un bilgisinin
eleştiri süzgecinden geçirilmeksizin aktarılmasından
kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu veriler, kavramın gerek
ülkemizde, gerek dünyada iyi bilinmediğini, bu konudaki
bilgilerin bulanık olduğunu göstermektedir.
Konu
üzerindeki görüşlerini aldığımız ünlü kapak ressamı Sn. Sait
Maden macentanın az erguvana çalan al olduğunu, ala biraz
erguvan eklemekle elde edildiğini belirtmişlerdir.
Dolayısıyla Webster'in kırmızı erguvanî (purplish red)
tanımı bu renk için olmakta, bordo için olmamaktadır. Konuya
açıklık getirmek için mor ile erguvan rengi
kavramlarına da açıklık getirmek gerekmektedir. Şemsettin
Sami moru güvezle gök arası bir renk olarak tanımlamaktadır
(19). Dolayısıyla kızılla mor arası bir rengin adı olan
güvez sözü dilimizde başka renklerin tanımında bile
kullanılan anaç bir kavramdır. Moru, daha açık bir deyişle,
kızılla gök arası biçiminde tanımlayabiliriz. Erguvan rengi
eflatuna çalan al, eflatun açık mordur (2). Dolayısıyla
macentanın bileşiminde al, gök, ak bulunmakta, bunlardan al
ağır basmaktadır. Başka bir deyişle al ağırlıklı,
al-mor-pembe karışımıdır.
Bu renk
doğada küpe çiçeği adını taşıyan çiçekte
bulunmaktadır (2). Bu çiçeğin Latince adı fuchsiadır
(8). Bu söz ayrıca bu çiçekleri taşıyan bitkinin de adıdır.
Bitkinin cins adı Fuchsia (2). örnek tür adı
Fuchsia speciosa Hort. ile Fuchsia hybrlda Voss.tur
(4, 22). Birçok başka türleri de vardır (21). 16. yy'da
Alman bitkibilimcisi Leonard Fuchs'ça bulunmuştur
(8). Adını ondan almaktadır. Çiçeklerinin rengi
al-erguvan-pembe arasında değişmektedir. İlginçtir ki son
yıllarda macenta kozmetikle giyimcilikte bu çiçeğin adının
Fransızca ile İngizlicedeki okunuşu olan füjye adıyla
bilinmektedir. Fuchsia sözü batı dillerinde de macenta
anlamında kullanılmaktadır (23). Özellikle çok tutulan bir
dudak boyası rengidir. Bu söz de macenta gibi Türkçe
sözlüklere daha girmemiştir. Bu veriler ışığında gerek renk,
gerek boya anlamına gelen macentanın Türkçe karşılığını küpe
çiçeğine özgü güvez anlamına gelmek üzere küpe güvezi
biçiminde düzeltme gereğini duyuyoruz.
Yukarıda bu
rengin Türkçe sözlüklerde geçen adının galibarda
olduğunu belirtmiştik. Bu söz İtalyan devrimcisi General
Garibaldi'nin adından bozmadır. Adı geçen paşayla
gönüllüleri küpe güvezi gömlek giyerlermiş (21). Bu renge bu
yüzden Garlbaldi kırmızısı (rouge garibaldien) da
denmektedir (21). Bu söz Şemsettin Sami'nin Kamus-u
Türkî'sinde geçmektedir (19). Dolayısıyla dilimize 20. yy'da
girdiği anlaşılmaktadır. TDK'nın Türkçe Sözlük'ünün 1945
yılında yayımlanan ilk basısıyla Redhouse'un 1950 basısında
galibarda sözü yalnızca boya adı olarak yer almaktadır (1,
15). Redhöuse'da fuchsin başlığı altında adı geçmekedir
(15). Çağdaş sözlüklerdeyse renk adı olarak yer almaktadır.
(2,16, 21). Bu veriler bu sözün dilimize önce bir boya adı
olarak girdiğini, daha sonra renk adı ağırlıklı olarak
kullanıldığını, şimdilerdeyse yerini kozmetikle giyimcilikte
füjye, basımcılıkta, dirgerlikte macenta sözlerine
bıraktığını, bu sürecin daha sözlüklere yansımadığını, bu
yüden füjyeyle macenta sözleri daha sözlüklerimize
girmemişken galibarda sözünün de sözlüklerde varlığını
sürdürdüğünü göstermektedir. Bu boşluk Türkçe küpe güvezinin
önünü açabilecek bir kapıdır. Garibaldi kırmızısı sözünden
esinlenerek küpe güvezinin eşanlamlısı olarak paşa güvezi
sözünü yine hem renk, hem de boya adı olarak öneriyoruz.
Yukarıda,
macentanın Webster'de kırmızı erguvanî anlamına gelen
purplish red biçiminde tanımlandığını belirtmiştik.
Gerçekte bunun eksiksiz çevirisi erguvanî kırmızıdır;
ancak bu söz erguvan kırmızısıyla birlikte erguvan
renginin eşanlamlısı olarak kullanılmakta, yani erguvana
özgü kızıl anlamına gelmektedir. Oysa yukarıda anlatılmak
istenen erguvana çalan kızıldır. Dolayısıyla kırmızı
erguvanî biçiminde aktarabiliyoruz. Erguvan rengi başta
Romalılar olmak üzere birçok ulusların ilgi gösterdiği
çekici bir renk olmuştur. Yukarıda da belirttiğimiz üzere
eflatuna çalan aldır. Bu renge bütün dillerde kızıl, mor,
güvezden ayrı bir kavram olarak yer verilmiş, ana renklerden
birinin ayrıltısı olarak değerlendirilmesi gerektiğinde
kızıla sokulmuştur. Yunancası porphyra, Latincesi
purpura, İngilizcesi purple, Almancası
pürpürrot, Osmanlıcaları firfirî ile
erguvanîdir. Doğada erguvan adlı bitkinin çiçekleriyle
Latince adı purpura olan bir salyangoz çeşidi (çöten
kurtlangıcı) bu renktedir. Divanü Lûgat-it Türk'te de yer
alan eski Türkçe karşılıkları yipin, yipkil,yipkindir
(5,7,12, 22). Birde Divanü Lûgat-it Türk'te bu anlamda geçen
bir bayın sözü vardır ki (7,12), Clauson bunun
yipinin yanlış yazılmış bir biçimi olduğu kanısındadır (5).
Bu bilgiler ışığında renk adı olarak küpe güvezinin bir
başka eşanlamlısının kızılyipin olmasını öneriyoruz.
Adı geçen rengin kızıl bileşeni al olduğundan
alyipin sözü de bu bağlamda bir başka seçenek olarak
sunulabilir.
Bir boya
adı olarak macenta daha çok fuchsin adıyla bilinmektedir.
Adını yine küpe çiçeğinden almaktadır. Yukarıda
belirttiğimiz üzere galibarda, Garibaldi kırmızısı sözleri
bu anlamda da kullanılmaktadır. Küpe güvezi sözü bu anlamın
da karşılığıdır. Paşa güvezi sözü yine bu anlamın da
eşanlamlısıdır. Fuchsin sözünüyse dilimize küpe boyası
olarak aktardık (23). Macentanın bu anlamlarının
eşanlamlıları rosein, rubin, solferinodur. Bunları
dilimize aktarmayı uygun bulmadık; çünkü pembe, kızıl gibi
başka renkleri tanımlamaktadırlar.
Bu
anlamdaki macentanın başlıca çeşitleri magenta l, II, III,
0'dır. Bunlardan ilki daha çok rozanilin olarak
bilinmekte olup karşılıkları alçivitin (22) ile
küpe güvezi l'dir. İkincisi küpe güvezi ll'dir.
Üçüncüsü daha çok Isorubin olarak bilinmekte olup
karşılıkları yeni küpe güvezi (new fuchsin),
küpe eşgüvezi, küpe güvezi lll'tür. Sonuncusu daha
çok pararozanilin olarak bilinmekte olup karşılıkları
karşıalçivitin, küpe güvezi 0'dır.
Fuchsin
sözünün türevleri fuchsinophil, fuchsinophilia, füksin
cisimcikleri, füksin jelozu olup karşılıkları
güvezcil (22), güvezcillik (22), güvezcik
(22); küpe güvezi donduruktur.
Küpe güvezi
teriminde geçen güvez sözünün köküyle anlamı, bu sözün
tanımladığı kavramın kapsamına da bir açıklık getirmemiz
gerekmektedir. Bu söz gök kökünün sonuna -ez eki
getirilerek oluşturulmuştur (3, 9, 10). Raesaenen'e göre
alakızıl, koyu, karaca anlamlarına gelmektedir (14).
Besim Atalay'a gore gögez gök rengine çalan, mavimsi
demektir (3). Hatiboğlu'na göre gök rengine çalan mavimsi,
mora çalan kırmızı demektir (10). Eyuboğlu'na göre morla
kızıl arası olandır (9). Ögel'e göre güvez, gövez
morumsudur (13).
Tarama
sözlüğünde güvezi biçiminde geçen sözcüğün
yeşilimsi, morumsu anlamlarına geldiği belirtilmiş,
kaynak olarak' 15. yy'da yaşadığı anılan Ebülfazl
Hubeyş-üt-Tiflisî'nin "Kanun-ül edeb fi zabt-ı
kelimat-il-Arab" adlı Arapça-Farsça sözlüğünün 18. yy'da
Müstakimzade Süleyman Sadüddin.Efendi eliyle yapılan Türkçe
çevirisi gösterilmiştir (20).
Derleme
sözlüğüne göre gövezi, göğezi, gövez, güvez, güvezi
sözleri Artvin, Aydın, Balıkesir, Burdur, Denizli,
Eskişehir; Kastamonu, Kırklareli, Konya, Kütahya, Muğla,
Samsun, Yozgat illerimizde koyu kırmızı, vişne çürüğü
renk anlamına gelmektedir. Güvez sözü Çanakkale, Çorum,
Manisa; Sinop illerimizde yeşille mor arası bir renk
anlamına da gelmektedir (6).
Şemsettin
Sami'ye göre güvez "koyu ve az mora çalan kırmızı"dır (19).
Steuer-wald'e göre mora çalan koyu kırmızıdır (18).
Redhouse'a göre koyu kırmızı, mordur (16). TDK'nun Türkçe
sözlüğünde mora çalan kırmızı olarak tanımlanmaktadır (2).
Türkçe sözlüklerin hepsinde yer aldığını gördüğümüz bu
Türkçe sözcük son yıllarda konuşma dilimizde yerini
Fransızca bordo sözüne bırakmaya başlamıştır.
Dolayısıyla bu öz üzerinde de durmamız gerekmektedir.
Bordo sözü
Fransa'nın Bordeaux limanının okunuşudur. Adıgeçen
yere özgü şarapla bu şarabın rengini tanımlamaktadır. Bu
renge ayrıca şarap tortusu rengi de denmektedir (2,
21). İngilizcesi claret ile claret red dir
(16). Dar anlamda güvezin, bordo şarabının rengine uyan
belirli bir ayrıntısını tanımlayan bu söz geniş anlamda mora
çalan kızılın bütün ayrıntılarını kapsamaktadır. Osmanlıca
şarabî dir (18,21). Gerek bu söz, gerekse bunun
günümüzde kullanılan biçimi olan şarap rengi sözü
bordonun her iki anlamının yanı sıra mora çalmayan şarap
kızılını da tanımlamaktadır (2, 16, 18, 21).
Bir renk
adı olarak bordonun bir eşanlamlısı bordo kırmızısıdır.
Dirgerlik dilinde bu söz daha çok serazin adıyla
bilinen bir boyanın adıdır (8). Serazin sözü kiraz
anlamına gelen Latince cerasus sözünün türevidir.
Rumcadan bozma kiraz sözünün karşılığını sözlüğümüzde kuş
eriği olarak verdik (22). Bu, Latincesi olan Prunus
avlumun çevirisidir (4). Serazine de kuş eriği boyası
dedik (22). Bordo kırmızısının çevirisi olarak çakır
güvezi sözünü bunun eşanlamlısı olarak öneriyoruz.
Burada çakır sözü Arapça şarabın karşılığıdır (22).
Çakır güvezi sözü ayrıca dar anlamdaki bordo renginin de
karşılığı olabilir. Bordo şarabına da güvez çakır
denebilir; çünkü, bu şarap dışında kalan kızıl şaraplar
şarap kızılı veya fes rengi adıyla bilinen koyu
kızıl renklerdir. Güvez renk bordo şarabına özgüdür.
Yukarıdaki bilgilerden Türkçe
güvez sözünün eski kaynaklarda halk dilinde mora, göke veya
yeşile çalan çeşitli renkleri tanımladığını, genel
dilimizdeyse dar anlamda mora çalan koyu kızıl, geniş
anlamda mora çalan kızıl anlamına geldiğini görüyoruz.
Sözcüğün geniş anlamının izgesini çıkaracak olursak
kızıl-mor-erguvan üçgeni içerisinde kalan ayrıltıları
kapsadığını görürüz. Bu izge içerisinde yer alan belli başlı
ayrıltılar açıktan koyuya doğru küpe güvezi, saray
kırmızısı, mor karmen, çakır güvezi, vlşneçürüğüdür.
Bunlardan küpe güvezi erguvana çalan al, saray kırmızısı
mora çalan al, mor karmen mora çalan karmen, çakır güvezi
mora çalan şarap kızılı, vişneçürüğü mora çalan vişne
rengidir.
Şarap
kırmızısı içine biraz mor katılarak parlaklığı
giderilmiş al olup Osmanlı sarayında çok sevilen bir renkli
(21). Soylu bir renk sayılmaktadır. Farsça saray sözcüğünden
kurtulmak için bu ulusal rengimize türk güvezi
denebilir.
Mor
karmen Türkçe sözlüklerde adı geçmeyen bir güvez
ayrıltısı olup İngilizcesi viole carminedir (23). Kan
rengiyle şarap kızılı arası koyu kızıl olan karmenle menekşe
rengi arasındaki renktir. Yukarıda karmenin Türkçesinin
aldak olduğunu belirtmiştik. Buna Aldak güvezi
denebilir.
Vişneçürüğü, kızılın en koyu ayrıltısı olan vişne
rengiyle mor arasındaki renk olup güvezin en koyu
ayrıltısıdır. Sözlüklerimizin çoğu bu rengi açıkça
tanımlamaktan kaçınıp çürük vişne rengi olduğunu söylemekle
yetinmektedirler (2, 21). Redhouse'da İngilizce
erguvani ala anlamına gelen purplish brown
olarak verilmiştir (16). Okyanus Türkçe sözlükte de
İngilizcesi böyle verilmiştir (21). Steuerwald'de Almancası
gökçekızıl (blaeulisch-rot), kızılca mor
(rötlisch-violett) olarak verilmiştir. Bunların hiçbiri bu
rengi doğru olarak tanımlayamamaktadır. Slavca vişne
sözünden kurtulmak için bu renge çürük güvez
denebilir. Güvezin en koyu ayrıltısı olduğunu vurgulamak
için karagüvez de denebilir.
KAYNAKÇA
1) Ağakay MA. Türkçe sözlük. TDK Lügat
Kolu. İstanbul, 1945.
2) Ağakay MA. Türkçe sözlük 1, 2. 8.
bası. Üzerinde çalışanlar: Eren H, Gözaydın N, Parlatır İ,
Tekin T, Zülfikar H. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu TDK 549. Sözlük, Bilim ve uygulama Kolu yayınları: 1.
Ankara, 1988.
3) Atalay B. Türk dilinde ekler ve
kökler üzerine bir deneme. TDK. İstanbul, 1941.
4) Bedeviyan AK. lllustrated
polyglottic dictionary of plant names. Argus and Papazian
Presses. Cairo, 1936.
5) Clauson G. An etymological
dictionary of pre-thirteenth century Turkish. University
Press. Oxford, 1972.
6) Türkiye'de halk ağzından derleme
sözlüğü I-XII. TDK 211/1_12. Ankara,
1963-1982.
7) Divanü Ingat-il Türk dizini. TDK
368. Ankara, 1972
8) Dorland's illustrated medical
dictionary. 27. ed. Saunders. Philadelphia,
1988.
9)Eyuboğlu İZ. Türk Dilinin etimoloji
sözlüğü. 2. bası. Sosyal Yayınlar. İstanbul, 1989.
10) Hatiboğlu V.Türkçe'nin ekleri. TDK
407. Ankara, 1981.
11) Hornby AS, Gatenby EV, Wakefield H.
The advanced learner's dictionary of current English. 2. ed.
University Press. Oxford, 1963.
12) Kaşgarlı Mahmut. Divanü lûgat-it
Türk, Cev. Atalay B. Cilt l-lll. TDK. Ankara, 1939-1941.
13) Ögel B. Tür kültür tarihine giriş
6. Kültür ve Turizm Bakanlığı 244. Kültür eserleri 13.
Ankara, 1984. . ;
14) Raesaenen M. Versuch Eines
Etymologischen Wörterbuchs DerTürksp-rachen. Lexia
Societatis Fenno-Ugricae XVII, 1. Helsinki, 1969
15) Yeni Redhouse lügati.
Ingilizce-Türkçe. Amerikan Bord Neşriyat Dairesi. İstanbul,
1950.
16) Redhouse. Yeni Türkçe-İngilizce
sözlük. Redhous Yayınevi, istanbul, 1968.
17) Redhouse. Yeni İngilizce-Türkçe
sözlük." Redhouse Yayınevi. İstanbul,
1972. 18) Steuerwald K.
Türkçe-Almanca sözlük. ABC Yayınevi. İstanbul, 1983.
19) Şemsettin Sami. Kamus-ı Kürkî. 2
cilt. İstanbul, 1899.
20) XIII. yüzyıldan beri Türkiye
Türkçesiyle yazılmış kitaplardan toplanan tanklarıyla tarama
sözlüğü I-VIII. TDK 21.2/1-8. Ankara, 1963-1977.
21) Tuğlacı P. Okyanus 20. yüzyıl
ansiklopedik Türkçe sözlük. Cilt 1,2,3. Pars Yayınevi.
İsanbul, 1971.
22) Ülker S. Ülker tıp terimleri
sözlüğü. Bütünlenmiş 2. bas. İnkılâp Kitabevi. istanbul,
1991.
23) Webster's new universal unabridged
dictionary. 2. ed. Simon-Schuster. New York, 1983.