künye
arşiv
iletişim

Gökçegüvez (Viola)

Doç. Dr. Süreyya Ülker

Marmara Ü. Tıp Fakültesi Patoloji ABD

 

Menekşe adıyla bildiğimiz bitkinin adı olan Latince viola sözü ayrıca gökle güvez arası bir rengin de adıdır. Sözcüğün her iki anlamı da dirgerlik dilinde kullanılmaktadır. Dilimizde mor adıyla bildiğimiz bu renk güneş izgesinin görülebilir sınırlarından birini oluşturur. Bu renkteki doğal varlıkların en güzel örneği menekşedir. Bu yüzden menekşe rengi   olarak da anılır. Karaya, alaya, güveze, kızıla, göke, aka çalan birçok ayrıltıları vardır. Uluslararası ölçünlü ayrıltısı menekşenin göke çalan morudur. Farsçası benefş, benefşe, benefşeyî; Arapçası benefsec ile benefsecî dir. Bunların hepsi menekşenin Farsça özgünü olan   benefşe ile bunun Arapça'ya geçen biçimi olan benefsecin türevleridir. Hepsi Osmanlıca'ya da girmişlerdir.

Bugün yaygın olarak viola kavramının bütün ayrıltılarını kapsayacak anlamda kullandığımız mor sözü 13. yy. öncesi Türkçesi'nde yoktur. Kökleşik sözlüklerimizde başka bir dilden alınmış olduğu belirtilmeyen bu söz Raesaenen'e göre Rumca'da dut anlamına gelen moron sözünden bozmadır (6) Eyuboğlu'na göreyse Farsça'da demir pası anlamına gelen mur sözünden bozmadır (5). Farsça'da damga anlamına gelen mühr sözünün türkçe biçiminin mor olması da ilginç bir ses benzerliğidir; çünkü, damga mürekkepleri genellikle mordur. Nitekim Raesaenen de Kazak Türkçesi'nde damga anlamına gelen mor sözünün kökünü Farsça mühre dayandırmış, ancak bununla mor arasında bir bağlantı kurmamıştır (6).

Yunanca adı moron olan dutun Latince adı morumdur (3.13). Bu yemişi veren ağacın Latince adı da morustur. Yemişin çoğu çağdaş batı dillerindeki adları da yine bu kökten bozmadır. Bunlara örnek olarak italyanca moro (2). Fransızca mure (12), Almanca Maulbeere (9) ile ingilizce mulberry (16) gösterilebilir.  İtalyanca'da böğürtlenle ahududu, İngilizce'de vişne de bu söze dayalı adlarla anılırlar. Böğürtlene İtalyanca'da moro delle siepi ile moro di macchia, âhududunaysa mora prugnpsa denmektedir (2). Vişnenin ingilizce adlarından olan morello sözü Webster'e göre İtalyanca'dan alınmıştır (16). Derleme sözlüğüne göre Rize ilimizde böğürtlene mor denmektedir (4). Yine o kaynağa göre Doğu Karadeniz'deki illerimizde adı geçen bitki mordan bozma çeşitli adlarla anılmaktadır (4).

Dutun başlıca üç değişik renkte yemiş veren üç ana türü vardır. Bunlar ak dut (Morus alba), mor dut (Morus rubra) ile kara duttur (Morus nigra) (2. 12). Bunların anayurtları sırasıyla Çin, Amerika, İran'dır (12). Bunlardan mor duta kırmızı dut da denir (2,12). Amerika 1492'de bulunduğuna göre bu renge adını veren bitki mor dut olamaz. Dolayısıyla mor sözü Rumca morona dayanıyorsa. bu, anayurdu İran olan kara dutun rengi karaya çalan koyu mor yemişi dolayısıyla olmalıdır. Adı geçen yemişin rengi morun en koyu ayrıltısını oluşturmaktadır. Olgun böğürtlen de bu renktedir. Nitekim    Latince'de böğürtlen renginde nesneler morulus sıfatıyla tanımlanmaktadır (3). Halk dilimizde mor sözü daha çok bu rengi tanımlamaktadır (12). İngilizce'de dut anlamına gelen mulberry sözü ayrıca dut rengi anlamına da gelmektedir (7). Özgün bir rengi olmayan akdut bir yana bırakılırsa, morun iki aynı ayrıltısında rengi olan iki dut türünün varlığı bu rengin tanımı konusunda da görüş ayrılıkları yaratmıştır. Çok eski çağlardan beri kara dutu tanıyan ingilizler bu renkten böğürtlen morunu anlamakta (7), mor dutun anayurdunda yaşayan Amerikalı ise bu renkten güveze çalan koyu moru anlamaktadırlar (11, 16). TDK'nun Türkçe sözlüğünde mor kızıla çalan menekşe rengi olarak tanımlanmaktadır (1). Bu, mor sözünün genel dilimizdeki en yaygın anlamıdır. Bu tanım mor dutun rengine uymakta, dut renginin Amerikan ingilizcesi'ndeki anlamını karşılamaktadır. Dolayısıyla morun uluslararası ölçünlü ayrıltısı mor dutun rengidir. Kısacası mor menekşenin rengi ulusal morun göke çalanı, mor dutun rengiyse uluslararası morun güveze çalanıdır.

Mor sözü halk dilinde ala anlamında da kullanılmaktadır (8).Mor koyun, mor inek    gibi deyimlerde geçen mor sıfatı bu anlamdadır (8). Nitekim Raesaenen'e göre mor sözü Balkarca'da aljakızıl (rötlisch braun), Karaçayca'da ala (braun) anlamına gelmektedir (6). Bunlar,  sözcüğün bu anlamının Farsça'a demir pası anlamına gelen mur sözüne dayanabileceğini göstermektedir. Dolayısıyla alanın bu sözle anlatılmak istenen ayrıltısını pas rengi olarak görmek gerekir. Latince'de pas rengi nesneler ferruginosus sıfatıyla tanımlanmaktadır (13). Gerek bu sıfatın, gerekse pas renginin dilimizdeki adı demirpası olup (12. 13) morun bu anlamının karşılığıdır.

Mor sözü Şemsettin Sami'ce gökle güvez arası bir renk olarak tanımlanmıştır (1 0). Güvezsözü küpe güvezi başlıklı yazımızda da tanımladığımız üzere, mora çalan kızıldır (14). Buna dayanarak violanın karşılığını sözlüğümüzde gökçegüvez olarak verdik (13).

Gökçegüvez izgesi güvez-Erguvan-Gök üçgeni içerisindeki ayrıltıları kapsamaktadır. Bu izge içerisinde yer alan ayrıltılar açıktan koyuya doğru eflatun, uluslararası ölçünlü gökçegüvez, ulusal ölçünlü gökçegüvez, patlıcan rengi, böğürtlen gökçegüvezidir. Bunlardan eflâtun, açık gökçegüvez tanımlanmakla birlikle genellikle ayrı bir renk sayılmaktadır. Bu rengin de değişik adlar taşıyan ayrıltıları bulunmaktadır. Bu konuda ebegüvezi oflazı başlıklı yazımızda ayrıntılı bilgi vermiştik (15). Bu yüzden gökçegüvezin izgesini güvez-eflâtun-gök üçgeni içerisinde ele alacağız.

Uluslararası ölçünlü gökçegüvez yukarıda da belirttiğimiz üzere menekşenin göke çalan gökçegüvezidir. Bu arada gökün gökçegüveze çalan ayrıltısına mormavi (violetblue) dendiğini belirtmekte yarar görüyoruz. Bu kavrama Türkçe sözlüklerde yer verilmemiştir. İngilizce'de var olan bir kavramdır (iG). Buna güvezgök denebilir. Gökçegüvez kavramının kapsamı dışındadır.

Ulusal ölçünlü gökçegüvez yukarıda da belirttiğimiz üzere mor dutun guveze çalan gökçegüvezidir. Ülkemizde mor sözüyle anlaşılan ayrıltı budur.

Patlıcan rengi patlıcanî, olarak da bilinir. Batı dillerinde Fransızca'da patlıcan anlamına gelen aubergine adıyla bilinir (12, 16). Alaya çalan gökçeguvezdir. Farsça badingândan bozma patlıcan sözünden kurtulmak için adı alagüvez biçiminde özleştirilebilir.

Böğürtlen gökçegüvezi yukarıda da belirttiğimiz gibi böğürtlenle kara dutun karaya çalan gökçegüvezi olup gökçegüvezin en koyu ayrıltısıdır. Eşamlanlısı olarak karagökçegüvez sözü de önerilebilir.

Bu arada İngilizce'de morun bütün ayrıltılarının erguvan rengine (purple) göre tanımlandığını belirtmekte yarar görüyoruz. Örneğin eflâtun açık erguvan rengî (light purple). uluslararası ölçünlü gökçegüvez gökçe erguvan rengi (bluish purple) olarak tanımlanmaktadır. Bu, başka dillerde kızılın bir ayrıltısı olarak değerlendirilen erguvan renginin ingilizce'de ana renk sayılmasından ileri gelmektedir. İngilizci purple'nin bu durumu bizim morunkini andırmaktadır. Amerikan İngilizcesi'nde mulberry adıyla bir ara renk olarak yer alan, birçok dilde karşılığı bulunmayan mor (ulusal ölçünlü gökçegüvez) kavramı bizde ana renk sayılmakta, çeşitli renkler buna göre tanımlanmaktadır.

 

KAYNAKÇA

1)  Ağakay MA. Türkçe sözlük 1, 2. 8. Üzerinde çalışanlar: Eren H. Gözaydın N, Parlatır İ, Tekin T, Zülfikar H. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu TDK 549. Sözlük, bilim ve uygulama kolu yayınları: 1. Ankara. 1988.

2)  Bedevian AK. lllustrated polyglottic dictionary of plant names. Argus and papazian Presses. Cairo, 1936.

3) Cassell's Latin dictionary. Latin - English. English - Latin. Macmillan PublishingCo. USA, 1982.

4)  Türkiye'de halk ağzından derlemeler sözlüğü I-XII. TDK 211/1-12. Ankara, 1963-1982.

5)  Eyuboğlu İZ. Türk dilinin etimoloji sözlüğü. 2. bası. osyal Yayınlar, istanbul, 1989.

6)  Raesaenen M. Versuch Eines Etymologischen Wörterbuchs Der Türksprachen. Lexia Societatis Fenno-Ugricae XVII, 1. Helsinki, 1969.

7)  Yeni Redhouse lügati, ingilizce-Türkçe. Amerikan Bord Neşriyat Dairesi, istanbul, 1950.

8) Redhouse. Yeni Türkçe-ingilizce sözlük. Redhouse Yayınevi, istanbul, 1968.

9) Steuerwald K. Türkçe-Almanca sözlük. ABC Yayınevi, istanbul. 1983.

10)  Şemsettin Sami. Kamus-ı Türkî. istanbul, 1899.

11)  Thorndike EL. Thorndike century junior dictionary. Revised 2. ed. Scott, Foresrnan and Co. Chicago, 1942.

12) Tuğlacı P. Okyanus 20. yüzyıl ansiklopedik Türkçe sözlük. Cilt 1. 2. 3. Pars Yayınevi, istanbul. 1971.

13)  Ülker S. Ülker tıp terimleri sözlüğü. Bütünlenmiş 2. bası. İnkılâp Kitabevi. istanbul. 1991.

14)  Ülker S. Küpe güvezi (Magenta). Türk Dili Dergisi 1995: 9 (51): 14-18.

15) Ülker S. Ebegümeci oflazı |Mauve) Türk Dili Dergisi 1996. 9(52). 18-19.

16)  Webster's new universal dictionary chuster. New York.  1983.


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2005