Boz
.Dr. Süreyya Ülker
Marmara Ü. Tıp Fakültesi Patoloji ABD
Akla kara
arası bir renk olan bozun ölçünlü ayrıncı açık toprak
rengidir (1). Çok eski bir Türkçe söz olan boz sözü son
yıllarda yerini Latince griseustan bozma gri sözüne
bırakmaya başlamıştır. Türkiye'de dil devrimine öncülük eden
bir kurum olan orduda bile Atatürk döneminde yetişen
subayların ak, kara, boz propaganda diye öğrendikleri
kavramlar bugün yerini beyaz, siyah, gri propaganda
sözlerine bırakmıştır. Grinin ölçünlü bir ayrıncı yoktur.
Dolayısıyla bozun ölçünlü ayrıncı ulusal olup uluslararası
alanda geçerli değildir. Boz sözü Latince adı leucomaolan
bir göz örsentisinin de adıdır (3, 7, 10, 12).
Bozun
Osmanlıcası sincabîdir(7, 11). Sincabinin ölçünlü ayrıncı
alaya çalan kurşun rengidir (1, 11). Kurşun rengi koyu
bozdur. Sincabînin doğadaki örnekleri sincap tüyüyle sıçan
tüyüdür. Nitekim Türkçe kökten karşılıkları sıçan kırı (1,
7, 8, 11) ile sıçan tüyüdür (8).
Bozun ulusal ölçünlü bozla sıçan kırı
dışında kalan ayrınçları kır, külrengi, kurşun rengi, demiri
kırdır. Kır, bozun açık ayrınclarmın genel adıdır. Bu renk
kirli beyaz olarak da bilinir. Yunanca adı poliostur (12).
Kır sözü bozun ayrınclarının adlandırılmasında boz sözüne
yeğlenen bir sözdür. Örneğin sıçan kırıyla demirî kır bozun
ayrınçlan olmakla birlikte sıçan bozu veya demirî boz olarak
anılmazlar. Kırın başlıca ayrınçları açıktan koyuya doğru
gümüş rengi, kemik rengi, bozkır, gökkır, turna kındır.
Gümüş rengi gümüş parlaklığında kırdır. Bu renkte nesneler
gümüşî veya gümüşü sıfatlarıyla adlandırılır (1). Bu sıfatın
Yunancası glaukostur (4). Sözlüğümüzde bu sıfatı gümüşü!
biçiminde özleştirmiştik (12). Gümüş sözü de sıfat olarak bu
rengi tanımlayabilmektedir. Rengin adı gümüş kırı biçiminde
özleştirilebilir. Nitekim Almancası da bu anlama gelen
silbergraudur (8).
Kemik rengi
açık beje çalan kırdır (14). Adı kemik kırı biçiminde
özleştirilebilir. Gökkır göke çalan kırdır. Latince adı
glaucustur(12). Yunanca'da gümüşî anlamına gelen giaukos
sözünden bozmadır. Boza çalan yeşil anlamına da geldiğini
yeşil başlıklı yazımızda belirtmiştik (14). En açık, parlak
ayrıncına sedef rengi veya inci rengi (6) denir. Bu renkte
nesneler sedef sıfatıyla tanımlanırlar. Arapça sedefin
Türkçesi incikabı (3, 9, 12) ile inciliktir (4, 11). Buna
dayanarak bu sıfatı incikabıl biçiminde özleştirmiştik (12).
Bu rengin ingilizce adı pearl-grey (6) olup dilimize inci
kırı biçiminde aktarılabilir. Bir göz rengi olarak gökkıra
dilimizde çakır denmektedir (8). Bu sıfatın gökelanın
eşanlamlısı olarak göke çalan ela gözleri de tanımladığını
ala başlıklı yazımızda belirtmiştik (15). Gökkır göz rengini
tanımlayan çakırın Latincesi caesiustur (2, 12). Bu renkteki
bir katıta da bu yüzden caesium denmiştir. Bunun adını
çakıröz biçiminde özleştirmiştik (12). Bozkır açık toprak
rengine çalan kırdır (8, 11). Turna kırı kızıla çalan kırdır
(S).
Kır,
gökkır, tuma kırı, demirî kır, sıçan kır sözleri
tanımladıkları renklere uyan at donlarının da adıdır. Bu
anlamda turna kırına kurt kula da denmektedir (8). Çilli kır
at donuna bakla kırı, ak at donuna da süt kırı denmektedir
(1). Dolayısıyla ak sözü dilimizde at donu
tanımlamamaktadır.
Külrengi
açık toprak rengiyle kurşun rengi arasında yer alan bozdur.
Bu rengin Türkçe adı çaldır (11,12,13). Latince adları
cinereusile cineritius, Yunanca adları spodios ile
tephrostur (4,12,13). Zonguldak ilimizde küldoru, Konya
ilimizde külensal sözleri de bu anlamda kullanılmaktadır (3,
13). Kül sözü de bir sıfat olarak bu renkte nesneleri
tanımlamaktadır (12, 13).
Kurşun
rengi koyu bozdur (1). Kurşunî olarak da bilinir (1). Bu söz
bu renkte nesneleri tanımlayan bir sıfat olarak da
kullanılır. Bu sıfatın Latincesi lividustur (12). Bu sıfatın
adını kurşunu! biçiminde özleştirmiştik (12). Bu rengin
adını da kurşun kırı biçiminde özleştirebiliriz.
Demiri
kırgöke çalan kurşun rengidir. Katıksız Türkcesi demir
kırıdır (1). Bu renkte nesneler demiri sıfatıyla
tanımlanmaktadır (1).
KAYNAKÇA
1) Ağakay MA. Türkçe sözlük 1, 2. 8.
bası. Üzerinde çalışanlar: Eren H, Gözaydın N, Parlatır İ,
Tekin T, Zülfikar H. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu TDK 549. Sözlük, Bilim ve Uygulama Kolu yayınları: 1.
Ankara, 1988.
2) Cassell's Latin dictionary.
Latin-English, English-Latin. Macmillan Publishing Co. USA,
1982.
3)Türkiye'de halk ağzından derleme
sözlüğü I-XII. TDK 211/1-12. Ankara, 1963-1982.
4) Dorland's illustrated medical
dictionary. 27. ed. Saunders. Philadei-phia, 1988.
5) işçil Sİ, Elöve AU. Türkçe hekimlik
terimleri üzerine bir deneme. TDK. Bursa, 1944-1948.
6) Yeni Redhouse lügati.
ingilizce-Türkce. Amerikan Bord Neşriyat Dairesi, istanbul,
1950.
7) Redhouse. Yeni Türkçe-ingilizce
sözlük. Redhouse Yayınevi, istanbul, 1968.
8) Steuervvald K. Türkçe-Almanca
sözlük. ABC Yayınevi. İstanbul. 1983.
9) Osmanlıca'dan Türkçe'ye söz
karşılıkları tarama dergisi. TDTC. istanbul, 1934.
10) XIII. yüzyıldan beri Türkiye
Türkcesi ile yazılmış kitaplardan toplanan tanıklarıyla
tarama sözlüğü I-VIII. TDK 212/1-8. Ankara, 1963-1977.
11) Tuğlacı P. Okyanus 20. yüzyıl
ansiklopedik Türkçe sözlük. Cilt 1, 2, 3. Pars Yayınevi,
istanbul, 1971.
12) Ülker S. Ülker tıp terimleri
sözlüğü. Latince-Türkçe, Türkçe-Latince. Bütünlenmiş 2.
bası. inkılâp Kitabevi. istanbul, 1991.
13) Ülker S. Türk dirgerlik dilinde
kül. Dirgerin Sesi 1996; 6: 24-27.
14) Ülker S. Yeşil. Türk Dili Dergisi
1996; 10 (57): 12-15.
15) Ülker S. Ala. Türk Dili Dergisi
1997; 10 (60): 7-9
16) VVebster's new universal
unabridged dictionary. 2. ed. Simon-Schuster. New York,
1983.