künye
arşiv
iletişim

Akla Kara

.Dr. Süreyya Ülker

Marmara Û. Tıp Fakültesi Patoloji ABD

Türkçe ak sözü en açık rengin adıdır. Bu söz dilimizde birçok alanda yerini Arapça beyaza bırakmıştır. Dilimizde bu rengi tanımlayan başka sözcükler çimepe (3), elebek (3), örüng(19), yörüngdür(19). Bunlardan çimepe Tokat ilimizde, elebek Denizli ilimizde kullanılmaktadır (3). Tek bir sözün değişik biçimleri oldukları anlaşılan son üçünün varlığıysa en eski kaynaklara dek uzanmaktadır (2). Eski Türkçe'de ürüng biçiminde yer alan bu sözün XI. yy'dan sonra yalnızca Yakutça ile Kırgızca'da yaşadığı bildirilmektedir. Clauson derleme sözlüğüne göre Anadolu'nun dört bir yanında sütle süt ürünü anlamında kullanılan ürün sözcüğünün de buradan kaynaklanabileceği kanısındadır (2). Boz başlıklı yazımızda Türkçe ak sözünün at donu tanımlamadığını, bu renkteki atların süt kırı olarak tanımlandığını belirtmiştik (23). Akın doğadaki en güzel örnekleri süt ile kardır.

Akın elle tutulur ayrınçları yoktur. Buna karşılık başka renklerin ayrıncı olarak değerlendirilen kimi renkler kimi kaynaklarda akın ayrınçları olarak gösterilmektedir. Bunların arasında krem rengi, şamua, kır, açık bej sayılabilir. Bunlardan ilk ikisini sarının ayrınçları arasında ele almıştık (22). Krem rengini sarının aka çalan en açık ayrıncı olarak tanımlamış, Türkçe adının balköpüğü olduğunu belirtmiştik. Bu rengin ingilizce adı krem akı anlamına gelen creamy whitetır (26). Ayrıca Webster’de krem renginin eşanlamlısı olarak gösterilen ivory sözünün (26) Türkçesi olan fildişi sözü TDK'nun sözlüğünde donuk ak olarak tanımlanmaktadır (1). Şamuanınsa alaya çalan krem rengi olduğunu belirtmiştik. Dolayısıyla krem rengini sarının değil de akın ayrıncı sayarsak şamuayı da ak kapsamına sokmamız gerekecektir. Şamuanın Türkçe karşılıklarını geyik sarısı ile keçi sarısı olarak önermiştik.

Bozu ele alan yazımızda açık boza kır dendiğini, bu renge kirli beyaz da dendiğini belirtmiştik (24). Bu rengin ikinci adını göz önüne alırsak, bunu akın ayrıncı olarak görmemiz gerekecektir. Nitekim bu renge ingilizce'de bozca ak anamma gelmek üzere grayish vvhite denmektedir. Kırın ayrınçlan gümüş rengi, kemik rengi, gökkır, turna kırıdır. Gümüş rengiyle kemik rengine önermiş olduğumuz karşılıklar gümüş kırı ile kemik kırıdır. Kemik rengine ingilizce'de kemik akı anlamına gelmek üzere bone white denmektedir (26). Gökkırın en açık, parlak ayrıncı olan sedef rengi de ülkemizde bozdan çok akın ayrıncı olarak görülmektedir. Bu rengin adını inci kırı biçiminde özleştirmiştik.

Açık bejin ingilizce adı beige-white olup beje çalan ak anlamına gelmektedir. Dolayısiyle bu renk de ingilizce'de akın ayrıncı sayılmaktadır. Bu rengin adını kırcayağız biçiminde özleştirmiştik.

Akın Latince adı albus, Yunanca adı leukostur (6,21). Dirgerlik dilinde akyuvar adlı kan gözesini tanımlayan lökosit sözüyle boz adlı göz örsentisinin adı olan leucoma sözü Yunanca leukosun türevidir (21). Leucomanm sözlük anlamı ak urdur.

En koyu renkse dilimizde kara adıyla bilinir. Bu da birçok alanda yerini Farsça siyah sözüne bırakmıştır. Karanın başlıca ayrınçları duman rengi ile kuzgunî siyahtır (1). ilki boza çalan karadır. Füme olarak da bilinir (1). Bu söz Latince'de tütsü anlamına gelen fumustan bozma olup dilimize Fransızca üzerinden girmiştir. Bu renkteki nesneler Osmanlıca'da barudi sıfatıyla tanımlanmaktaydı (1, 15, 18). Bu rengin adı duman karası biçiminde özleştirilebilir. Bu renk sözlüklerde bozun en koyu ayrıncı olarak tanımlanmaktadır (1). Almancası da karaboz anlamına gelen schwarzgraudur (18); ancak bu renk bizim dilimizde boz kavramının çağrıştırdığı renkten çok karaya yakındır. Bu yüzden karanın ayrıncı olarak değerlendirmeyi uygun bulduk. Nitekim duman, dilimizde boz olarak değil, kara olarak tanımlanmaktadır.

Kuzgunî siyah koyu karadır. Bu renkte gözü tanımlamak için kömür sıfatı da kullanılmakta, kömür gibi deyimiyle de bu renk anlatılmaktadır (1). Kuzgunî sıfatı da bu rengi tanımlamaktadır (1). Bu sıfat kimileyin kuzgun sözüyle de karşılanabilmektedir, örneğin Hazar Denizi'nin bir başka adı Kuzgun Denizi'dir. Bu rengin adı kuzgun karası biçiminde özleştirilebilir. Kömür karası bunun eşanlamlısı olarak sunulabilir.

Böylelikle dilimizdeki renk adlarını irdelediğimiz yazı dizimizin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Sözlerimize son vermeden önce bu dizide sıkça kullandığımız renk, ayrınç, izge sözlerini irdelemek istiyoruz. Farsça renk sözünün eski kaynaklardaki Türkçe karşılığı öngdür(2). Bu söz bugün Kırgızca, Kazakça ile Sibirya'deki Türkdilcelerinde yaşamaktadır. Ülkemizdeyse bu söz dirgerlik dilini özleştirme çalışmaları sırasında renk anlamına gelen Latince color, Yunanca chroma sözlerinin türevi olan terimlerin Türkçe adlarında önk biçiminde kullanılmıştır (8, 14, 21).

Renkleri inceleyen bilime kromatik denmektedir. Bunun karşılığı sözlüğümüzde önkbilim olarak verilmiştir (21). Dilimizde yüz rengine beniz, deri rengine ten denmektedir. Bunlardan ilki Türkçe, ikincisi Farsça'dır. Tenin eski kaynaklarda geçen Türkçesi yindir (2). Benzin Latincesi complexio, tenin uluslararası adı colorittir(21). Yukarıda renk anlamına geldiğini belirttiğimiz Yunanca chroma sözü ten anlamına da gelmektedir (21). Dilimizde beniz anlamına gelen başka sözcükler betin ile endir (21). Bunlardan ilki İsparta ilimizden derlenmiştir (3). ikincisiyse 15.-16. yy'larda yayımlanmış kaynaklardan taranmıştır (20). örneğin 15. yy'da yayımlanan Terceman adlı sözlükte Arapça esmerin Türkçesi "Kara yağız buğday enlü kişi" olarak açıklanmaktadır. Bu sözlük Ankaralı Pir Mehmet bin Yusuf ça düzenlenmiştir. Krom adlı katıt ten renginde olduğu için bu adı almıştır. Adı sözlüğümüzde yinit biçiminde özleştirilmiştir(21).

Yazılarımızda sıkça kullandığımız ayrınç sözü tonun karşılığıdır (7,21). Yazın terimleri sözlüğünde sesin söze, dizeye kattığı değişik duyguyla anlam değeri olarak tanımlanan bu söz (7) önkbilimde birrengin koyuluk veya açıklık derecesini tanımlamaktadır. Tüm renk ayrınçlarmı kapsayan dizitlere pantone veya renk katalogu denmektedir. Bunun adı ayrınçlar diziti biçiminde özleştirilebilir. Katalog anlamına gelen dizi sözü Mıhçıoğlu ile ark.nca 1979 yılında önerilmiştir (10). Bu söz için önerilen başka karşılıklar sıralak (13), dizenek (27), abeceli dökerdir (16). Bu önerilerden ilkini en eskisi olduğu için yeğledik.

İzge sözü ayrınçlarm oluşturdukları bütünü tanımlamaktadır. Arapça tayf ile Latince spectrumun karşılığıdır ilkin Sinanoğlu'nca 1978 yılında önerilmiştir (17). Daha sonra birçok başka sözlüğe de girmiştir (9, 11, 13, 21). Bu söz yöntembilim terimleri sözlüğünde rotanın karşılığı olarak gösterilmiş (16), Dil Derneği'nce klibin karşılığı olarak önerilmiştir (4). Bu anlamda önerilen başka karşılıklar alkım (11), görünge(25), ışılçözge (5), yayılgıdır(12). Bunlardan sonuncusuna izgenin eşanlamlısı olarak sözlüğümüzde yer vermiştik (21).

Güneş ışığının dalga boyuna göre ayrıştığı renklerse güneş izgesini oluşturmaktadır. Bunlar kızılla mor arasında yer alıp gökkuşağında beliren renklerdir.

 

KAYNAKÇA

1) Ağakay MA. Türkçe sözlük 1, 2. 8. bası. Üzerinde çalışanlar: Eren H, Gözaydın N. Parlatır l, Tekin T, Zülfikar H. Atatürk Kültür. Dil ve Tarih Yüksek Kurumu TDK 549. Sözlük, Bilim ve Uygulama Kolu yayınları: 1. Ankara, 1988.

2) Clauson G. An etymological dictionary of pre-thirteenth century Turkish. University Press. Orford. 1972.

3) Türkiye'de halk ağzından derleme sözlüğü I-XII. TDK 211/1-12. Ankara, 1963-1982.

4) Dil Derneği, öneriler. Çağdaş Türk Dili Aralık 1995; VIII (94): 48.

5) Dilemre SA. Hekimlik dili terimleri. Ankara, 1945.

6)  Dorland's illustrated medical dictionary. 27. ed. Saunders. Philadelphia, 1988.

7) Gencan TN, Ediskun H, Dürder B, Gökşen EN. Yazın terimleri sözlüğü. TDK 404. Ankara, 1974.

8) işçi Şl, Elöve AU. Türkçe hekimlik terimleri üzerine bir deneme. TDK. Bursa, 1944-1948

9) Karaçay T, Çöker D. Matematik terimleri sözlüğü. TDK 508. Ankara, 1983.

10)  Mıhçıoğlu C, Tezcan S, Saraç T, Dilaçar A. Türk Dili Nisan 1979.

11) Nasuhoğlu R, Bingöl G. Gür H, inan D, Ünal N. Fizik terimleri sözlüğü. TDK 509. Ankara, 1983.

12) özleştirme kılavuzu. TDK 446. Ankara, 1978.

13) Ozon N. Sinema ve televizyon terimleri sözlüğü. TDK 462. Ankara, 1981.

14)  öztürk O, Yörükoğlu A, Gülmezoğlu E, örs Y, Özdemir E, Göçen E, Hekimlik terimleri kılavuzu. 2. bası. TDK 447. Ankara, 1980.

15)  Redhouse. Yenj Türkçe-lngilizce sözlük. Redhouse Yayınevi, istanbul, 1968.

16) Sencer M. Yöntembilim terimleri sözlüğü. TDK 482. Ankara, 1981.

17) Sinanoğlu O. Fiziksel kimya terimleri sözlüğü. TDK 448. Ankara, 1978.

18) SteuerwaW K. Türkçe-Almanca sözlük. ABC Yayınevi, istanbul, 1983.

19) Osmanlıca'dan Türkçe'ye söz karşılıkları tarama dergisi. TDTC. istanbul, 1934,

20) XIII. yüzyıldan beri Türkiye Türkçesi ile yazılmış kitaplardan toplanan tanıklarıyla tarama sözlüğü I-VIII. TDK 212/1-8. Ankara, 1963-1977.

21) Ülker S. Ülker tıp terimleri sözlüğü. Latince-Türkçe, Türkçe-Latince. Bütünlenmiş 2. bası. inkılâp Kitabevi istanbul, 1991.

22) Ülker S. Sarı. Türk Dili Dergisi 1997; 10 (58):

23) Ülker S. Ala. Türk Dili Dergisi 1997; 10 (60): 24 Ülker S. Boz. Türk Dili Dergisi 1997; 11 (61)

25) Ülker S, Kuleli ö, Gürel O. Kimya terimleri sözlüğü TDK 485. Ankara. 1981.

26) VVebster's new unh/ersal unabridged dictionary. 2. ed. Simon-Schuster. New York, 1983.

27) Yıldırım OÜ. Kitaplıkbilim terimleri üzerine birkaç öneri. Türk Dili Nisan 1981; 352: 640-642.

 


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2005