|
Bitmeyen işler
Vesile
Yılmaz
Gözümü açtığımda tepemdeki tavanla beraber bütün dünyanın üzerime yıkılmak üzere olduğu haberini veren çatırtıları duyuyorum. Binlerce düşünce uçuşuyor beynimde. Yapılması gereken yüzlerce iş... hepsi önce beni yap diye saldırıyor sanki bedenime. Yorganı başıma çeksem de yatak batıyor, yastığım taş oluyor sanki. Kalkmam gerek. Minicik bir karıncanın toprak altına kazdığı milimetrelik tünellerde ilerlemesi gibi ben de gideceğim yolları açmalıyım. Dolabın içinde yazlıklar ve kışlıklar birlikte duruyor. Annem burada olsaydı sen ne biçim bir kadınsın, neden bunları ayırmadın, yazlıkların arasına naftalin koyup kaldırmadın diye kızardı bana. Komedinin üzeri de bembeyaz olmuş tozdan, oysa daha iki gün önce silmiştim. Yol üstünde bir evde yaşamanın kötü yanı işte gürültüyle beraber tozların da içeri girmesini engelleyemiyorsun.
Neyse hadi at artık bu yorganı üzerinden kılıcını, kalkanını kuşan ve atla hayatın üstüne, yapman gereken çok iş var. Dışarı çıkmadan önce iki saatin var. Önce evi bir derle topla, akşam yapacağın yemek için eti buzluktan çıkar. Alışveriş listesi yap. Alışveriş deyince aklıma geldi kredi kartı borcunu ödemek için bugün son gün. Onu da ödemeliyim. Kaloriferin altındaki leğeni boşalt. İnşallah akşama kadar yine dolmaz. Tesisatçıyı çağırmalıyım, geçen haftaki kâbusu yine yaşamak istemiyorum. Her taraf sırılsıklam olmuştu. Aman allahım ne yapmalıyım. Ojelerimi de bir türlü silemedim ne komik olmuşlar, bir haftadır tırnağımda yarısı gitmiş yarısı kalmış. Öyle boş oturma tuvalette, düşün çabuk neleri alman gerek. Kahve, pirinç, şeker, mutfağın ampulü patladı, bi ampul... hmmm.. başka.. tuvalet kâğıdı... diş fırçası... amaan sebze meyve işte orada görünce aklıma gelir herhalde. Nasıl taşıyacağım bütün bunları eve? Olmazsa iki sefer yaparım. Hava da bu kadar soğuk olmasaydı keşke... termosifonun düğmesini açayım da akşama kadar su hazır olsun.
Off mutfağın haline bak! Kirlileri makineye dizeyim bari. Çamaşırlar da üç gündür serili. Kupkuru olmuşlar hala toplayamadım. Neyse ki balkonda değiller. Öyle olsalardı dışarının bütün isinden ben toplayana kadar yine kirlenirlerdi. Neyse akşama toplarım çamaşırları. Önce mutfağı halledeyim. Kemal de hep sıkıştırıyor kahvaltı et diye kahvaltıyla kim uğraşacak şimdi birkaç bisküvi yiyeyim olsun bitsin. Akşama ne yapsam ki? Ayyy annemi aramam lazımdı. Merak eder şimdi kadın.
-
Alo anne nasılsın?
- Ben de iyiyim işte ne olsun uğraşıp duruyoruz. Birazdan okula gideceğim. Evi derleyip toparladım.
- Gerçekten mi? Yok burada havalar iyi, sıcak merak etme.
- Doğru. Urfa'da kar yağdığına göre sen şimdi buralar ne haldir diye düşünmüşsündür ama çok iyi merak etme.
- Yok anne, yaramaz bir durum da yok. Kayınvalidemler iki çuval portakal göndermişler suyunu sıkıp sıkıp içiyoruz.
- Üşütmem, sen içini ferah tut.
- Hmm ablamla da konuştum o da çok iyiymiş.İstanbul'a gel dedim. "Sonra" dedi, işleri varmış onun da. Bu ara çok yoğunmuş.
- Darısı başıma, ben de tezi hayırlısıyla bir bitirebilsem. Hiç olmazsa ikiye bölünmem. Okulla beraber yürütmek biraz zor.
- Tamam, anneciğim, herkese selâm söyle babamı, kardeşlerimi öp yerime.
- Tamam, önümüzdeki ay, tezi yoluna koyarsam, rapor alıp gelmeyi düşünüyorum. Ben de sizi çok özledim.
- Aleykümselam, hadi hoşçakalın. Tamam ben ararım yine, arayamasam da merak etme, biraz işim var bu aralar. Öptüüm. Hoşça kal.
Ayyy, bu odanın hali ne ya! Off Kemal bir de çocuk gibi senle mi uğraşacağım. İnsan aldıklarını yerine koyar değil mi? Şu tornavidalara bak! Yine bilgisayarı dağıtmış, CD'ler bir yanda, kitaplar bir yanda, kahve bardakları da kim bilir kaç günlük? Yaa ben bir temizlikçi mi çağırsam ne?onun da günlüğü bir sürü para. Onca yıl okuyup öğretmen olacağıma bir temizlikçi olsaydım belki de daha rahat ederdim. Ohh bütün gün evdesin, sıcacık! İstediğin işi, istediğin zaman yapıyorsun. Neyse, saçma hayaller kurmayı bırak. Ders plânı hazırlamalısın. Altıların yazılılarını da not defterine geçir. Acaba hocam mailime cevap verdi mi? Tez danışmanım o mu olacak? Mailleri mi de bir kontrol edeyim.
Hadi açıl artık... internete bağlanayım. Bu telefona başka bir yer bulmak lazım olmuyor burada. Hah tamam!. Üfff daha cevap yazmamış. Şu akademik ilanlara bir bakayım. Var yaa, ileride bir üniversiteye kapağı atabilirsem harika olur. Milli Eğitim'de körelmekten kurtulurum. Ablamınki gibi bir odam olur bana ait. Hayatım tümden yoluna girer, ne güzel olur yaa! Neyse bu sayfayı kaydedeyim de akşama incelerim. Şimdi okula geç kalacağım.
Allah kahretsin hem de bugün bahçe nöbetçisiyim. Erken gitmem lazım. Nerde benim düdüğüm. Bağırarak olmuyor bu iş, hangi birine bağıracaksın? Yüzlerce canavar...! Yaa üff çok az vaktim kaldı, geç kalacağım yine. Ders plânı yetişmeyecek. Teneffüste mi yazsam ne? Bugün de imzalatmazsam müdür kesin anlar. Neyse ya okulda yazarım. Hemen giyineyim bari.
Bu ne ya kilo mu almışım? Niye olmuyor bu pantolon bana? Diğerini mi giysem acaba, kalçam çıktı, ayıp olur şimdi bu. Öteki öde ütüsüz. Hah işte, bunu giyeyim bari. Üstle biraz uyumsuz oldu ama boş ver. Üşür müyüm acaba? Ayy dışarı ne biçim böyle, şu rüzgara bak. Şemsiyemi alsam o da kesin ters yüz olur. Annemin ördüğü atkıyı sararım başıma, onunla idare ederim artık. Makyaj falan yapamam vaktim yok. Bir ruj süreyim yeter. Çekmecenin haline bak, nerde bu ruj? Bu ne ya?
- Canım karıcığım, seni çok seviyorum! Sen hayatımın en güzel parçasısın. Kendini yorma ve çok güzel bir gün geçir, tamam mı?
Bir tanem benim, ben de seni çok seviyorum. Akşama ıslak kek de yapayım bari Kemal çok sever. Mesaj mı atsam "Notunu aldım" diye ne yapsam? Neyse dolmuşta yazarım bir şeyler. Şimdi çıkayım. Anahtarımı aldım, telefonumu aldım, dolabımın anahtarı da burada hımm cüzdanım nerede? Tamam, başka..? atkıyı da al, sar iyice, kitaplar ıslanır bir poşete mi koysam? Neyse ya dolmuşa kadar bir şey olmaz herhalde, rüzgar fazla. Yağmur o kadar değil.
Tamam kapıyı da kilitle. Ayy geç kalacağım. Tesisatçıya uğrayamam. Okuldan dönüşte uğrarım artık. Hadi karınca, itele toprağı, aç yolunu. Bugün de kolay gele. Ayy! Bu ne rüzgar, bu ne soğuk yaaa. Allah'ım sen evsizlere yardım et. Caddeyi geçerken üzerime çamur sıçramasa bari. Ayy bu arabalar da bir yol vermiyorlar.
Oh bee! Geçtim nihayet.
- Ablaaaaaa dikkat et!...
Gürültü üzerine dükkânından çıkan terzi, kalabalığın toplandığı yere doğru seğirtti. Birkaç okul kitabı saçılmıştı etrafa, uçan çatının altında kalanın sadece atkısı görünüyordu, inceden de bir kan sızıyordu altından.
- "Vah zavallıcık! İçim ezilir, bakamam böyle şeylere" dedi terzi. Hemen geri döndü, sıcacık dükkânına girdiğinde düşündüğü ilk şey bugün bu kadar işi yetiştirip yetiştiremeyeceğiydi.
|