Kenan Harun'dan Birkaç Şiir

Ahmet Miskioğlu

Geçen Mart - Nisan 2003 sayımızda "Kırklı Yıllarda Bir Kenan Harun" adlı bir yazı yazmıştım, kimsenin kendisinden söz açmadığından, kitabının olmadığından yakınarak. . Naim Tirali, o yazıyı okumuş, telefon etti bana:

"Kenan Harun 'un kitabının yayımlanmamış olmasından yakınıyorsunuz ama, onun bir kitabı var." dedi. Meğer Naim Tirali, Kenan Harun'u tanırmış.

Ama kitabının adını anımsayamadı.

Ben, Kenan Harun'un kitabını birçok kez kitapçılarda aradım, bulamadım.

Bu kırklı Yılların ozanının şiirlerini dergilerden çıkarıp sunmak istiyorum okurlarıma.

Altmış yıl geçmiş aradan. Ahmet Hamdi Tanpınar, yazınsal ürünlerin tarih olması için elli yıl geçmesi gerekir derdi. Kenan Harun'un yapıtı, altmış yıldan daha eski.

Önce "Gün" dergilerini karıştırdım. "Affedin beni insan kardeşlerim" dizesiyle başlayan şiirinin yayımlandığı sayıyı bulamadım. "Gün"ler, elimde dağınık, ciltsiz. O sayı kim bilir nerelerde!

Kırklı yıllarda, Kenan Harun, "Büyük Doğu" dergisinde de göründü; Necip Fazıl Kısakürek'in "Süper Mürşit" olmadan önce çıkardığı dergilerinden biri Büyük Doğu... Güzel, düzgün, özenli bir dergi. Birinci sayısı 17 Eylül 1943 Cuma günü çıktı. Haftalık bir dergiydi. İlk sayısında Bedri Rahmi Eyüboğlu, İskender Fikret Akdora, Hüseyin Cahit Yalçın, Burhan Toprak, Prof. Salih Murat Uzdilek, Fikret Adil, Reşat Ekrem Koçu ve doğal olarak en başta Necip Fazıl Kısakürek bulunuyordu. Büyük boy on altı sayfa idi bu haftalık dergi. İkinci sayısı 24 Eylül 1943 'te ulaştı okurlara. Ziya Osman Saba, Emin Olgener, N. İlhan Berk, Hilmi Ziya Ülken, Dr. Rebii Barkm, Sait Faik, Ziya Şakir ve Salahattin Güngör vardı.

Yayın boyunca bakın başka kimler vardı dergide: Cahit Sıtkı Tarancı, Mahmut Yesari, Zahir Güvemli, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Nurullah Berk, Rasih Nuri İleri, Ahmet Adnan Saygun, Sabahattin Kudret Aksal, Prof. Suphi Nuri İleri, Prof. Salih Murat Uzdilek, Celal Sılay, Vecdi Bürün, Faik Baysal, Etem İzzet Benice, Sabahattin Tahsin, Özdemir Asaf, Kenan Harun, Kâzım Nami Duru, Prof. Emin Onat, Faruk Gürtunca, Şevket Hıfzı Rado, Ekrem Reşit Rey, Oktay Akbal, Mehmet Turhan Tan, Ziya Yamaç, Mustafa Şekip Tunç...

16. sayıda ikinci cilt başladı: "Birinci Yıl, İkinci Cilt" diye yazıldı derginin kapağına... 27. sayıda ise; "Birinci Yıl, Üçüncü Cilt" başladı.14 Nisan 1944 'teyiz... Üçüncü cilt 30 Mayıs 1944 'te bütünlendikten sonra, okur, dördüncü cildin başlayacağını beklerken, dergi, çıkmayıverdi, yani kapanmış mı idi?

Bir süre sonra, 2 Kasım 1945 Cuma günü yeniden çıkmaya başladı. Yeniden birinci cilt! Kapakta yeniden "Birinci Yıl, Birinci Cilt" yazıyor. Bir küçük değişiklik: İlk dönemde derginin ederi 20 kuruş iken, bu kez 25 kuruş olmuş. Gene 16 sayfa ve haftalık dergi.
Bu yeniden birinci cilde Peyami Safa'nın, Sabahattin Eyüboğlu'nun ve Fahri Erdinç'in de katıldığı görülür.

Bir süre sonra ikinci cilde başlandı. "Birinci Yıl, İkinci Cilt" yazılıydı kapakta. 27. sayı ve 3 Mayıs 1946...

Üçüncü cilde ise 1 Kasım 1946'da girilir. 53. sayıdayız. Kapakta "İkinci Yıl Üçüncü Cilt" yazılmıştır. Bu 53. sayıda, kullanılan kağıdın niceliği düşmüştür, dizgi önceki sayılara oranla daha özensizdir.

En son olarak 67. sayısı çıktı. Bu sayının üzerinde iki ayrı tarih vardır: Biri, 10 Ekim 1947 damgası; öbürü, derginin üstünde yazılı olan 27 Eylül 1947... Öyleyse okurun anlam veremediği, bilmediği bir deprem olduğu belli! Ve dergi, kapandı.

KUCAKLIYORUM

Duayı unutan dudaklarım, Allahı arayan ellerim sana açık, 
Sonsuz bekleyişlerin uçurumunda yaşıyorum 
Başladı kafamda yine uzak bir şehrin daüssilası, 
İnsanların, ağaçların ve yorgun gecelerimin ümitsiz raksı;
Ben ebedi bir sonbaharın koynunda yaşıyorum.

Ve sen ey, düşüncesi kalbe huzur dağıtan çiçek;
Bahçelerin dipsiz derinliklerinden sesler duyuyor ruhum.
Dünyanın bütün yelkenlerini bu sarhoş rüzgar şişirecek.
Bir şeye, bir şeye gebe Tanrım bu ses; bu şiir, 
Ben insanoğlunun mes'ut ve aydınhk dünyasını kucaklıyorum!


SABAH DÜŞÜNCESİ

Yalnızlıkla dolu bir bahar yaşıyorum;
Bir adım ötemdeki güzelliklerden uzak.
"Ve ağaç, yeşil genç ağaç, hürriyet ağacı" 
Bir gün muhteşem kalp her şeyi kabul etmiş olacak.

Asırlar üstünde ölü insan leşleri ve yaşayan biz; 
İksir dolu taslarımızı geçmiş rüyalara uzatacağız!
Kafamızdan filizlenecek en yeni en taze baharlar, 
En mükemmel şarkımızı kendi mesut dünyamızda yaşatacağız.!

SÜTUNLAR


Bir uyku mahmurluğu var halimizde;
Seneleri asırlara devrettik.
Bekledik günlerce giden gemileri;
Ufuklarca karanlık, ufuklarca sessizlik.

Sularda olgun ve saf günlerin aksi, 
Özlenen ümitler çok uzaklarda kalmış.
Ve sebepsiz sancıların kıvrandığı, 
Yorgun tahayyülümde ikinci uyanış.

Sen, yolculuklar ve bu nefis akşam; 
Esmer ufuklarımızda mahzun bir bahar.
Ve bekaret kokan havamızda 
Bir iman ürperişinde sütunlar

KUKLA

Aydınlıklar içinde kararsızım;
Sürü sürü insanlar içinde...
Bu yeşil bahar içinde, 
Yarsızım.

Derin bir şarkı işitiyor gibiyim, 
Dilimde kimsesizliğin buruk tadı. 
Kırılmış ne çare kuşumun kanadı, 
Kukla, yeter iplerini çektiğim!


ŞİKAYET

Sefasını eller sürer dünyanın;
Bize cefası kalır.
Ve kırkaltıncı yılında yirminci asrın 
Hürriyet, adalet, müsavat, uhuvvet, 
Hâlâ bir rüyanın adıdır.

Dünya hali insan hali hep bozuk düzen;
Ve gönül ışık ister, sonsuzluk ister, 
Gelgelelim sevdiğim, buzlar çözülse bile, 
Varak-ı mihr-i vefayı 
Kim okur kim dinler?

KENAN HARUN

Doğrusunu olduğu gibi söylemek gerekirse, diyebilirim ki, yazıyı yazdıktan sonra, Sıra şiir seçmeye gelince, daha iyi şiirler bulacağımı umuyordum. Ama zararı yok, Kenan Harun'u andık.

 


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2003   Mint