|
Kırklı
Yıllarda Bir Kenan Harun
Ahmet Miskioğlu
20 yaşında başladığı "iyi şiir" yazma eylemini, 22 yaşında noktalayan Rüştü Onur, bir daha hiç unutulmadı. Yalnız, iki yıl iyi şiirler yazmış, ölmüştü. 1940 dan 1942'ye değin güzel şiirler yazmış, 1942'de (1 Aralık 1942'yi 2 Aralık 1942'ye bağlayan gece ciğerlerinden fazla kan gelmesi nedeniyle boğularak)(1) ölmüştü.
Rüştü Onur, niçin hiç unutulmadı; geçen yıllar içinde çeşitli dergiler niçin onu zaman zaman andılar, anıyorlar? İki yıl şiir yazmak, onun on yıllarca anılmasına yetti. Yorumlayamaz mıyız ki, güzel şiirler yayımlamış olmasının yanında Salâh Birsel'in onun için, ölümü nedeniyle bir kitap(2) çıkarmış olmasından kaynaklanıyor bu. Salâh Birsel kitaba onun şiirlerini de almıştı. İki örnek verelim:
İTİRAF
I
Size açabilmeliydim içimi
Geceler yalnız size
Ve yüzüm kızarmadan
Çocukluğumun küçük aşklarını
Anlatabilmeliydim
Geceler yalnız size
II
Benim de aşklarım oldu
Ve alabildiğine günahlarım
Halbuki bigünah olmak istedim
Bütün ömrümce
III
Anam,
Ben topaç çevirirken sokakta,
Benim güzel oğlum
Paşa olacak derdi...
Halbuki ben hâlâ
Topaç çeviriyorum sokakta.
(Bilsel'e mektup 7.1.1941, Rüştü Onur,
İkinci Baskı, Karşı yayınları)
BENİ KAÇIR KAPTAN
Beni kaçır kaptan,
Bu küçük şehirden.
Çımacı olurum gemine
Hattâ kürek çekmek de gelir elimden
Akıntıya karşı.
(Birsel'e mektup)
Kenan Harun'da iki yıl şiir yazdı kırklı yıllarda. Ben dergilerden izliyordum. Sonra görülmez oldu. İki yıl iyi şiirler yazmış, bırakmıştı yazmayı. Belleğimde kalan bir şiirinden birkaç dize:
Affedin beni insan kardeşlerim
Deymeliydi dudaklarım kanayan yaranıza
Bir nefeste diriltebilmeliydim ölülerinizi
Dövüşebilmeliydim sizinle birlikte
Yan yana omuz omuza
Bu şiirin bütününü, anımsadığıma göre, esat Adil Müstecaplıoğlu'nun "Gün" dergisinde okumuştum.Uzun bir şiirdi. Savaşa karşı ve dayanışma yandaşı bir içerik taşıyor, her şeyi duygusal bir ortam içinde veriyordu. Özellikle bu şiirini okuduktan sonra daha çok beğenmeye başlamıştım onu. Şiirindeki dizelerden birisi, "Ben yirmi bir yaşında genç şair" idi, ya da bunun gibi bir şeydi. Ben de o yaşlara yakın yaşlarda olmalıydım.
Sonra onu başka dergilerde de gördüm. Sürekli yazıyordu. Şiirleri okullarda öğrencilere öğretilen şiirlere benzemiyordu. Yepyeni şiirlerdi bunlar.
Kenan Harun, bir iki yıl yazdıktan sonra yazmayı bırakmış. Kimileyin onu, şuna buna sorduğum oldu. Kenan Harun'u bilen, tanıyan yoktu. Şiirlerini okuyan kimseler de yoktu. Ama ben, onun şiirlerini okumuş, beğenmiştim. Yıllar geçti.
Geçenlerde Oktay Akbal'ın, Cumhuriyet'teki yazılarından birinde okudum; Kenan Harun son günlerde ölmüş.
Ya... Yeni ölmüş Kenan Harun...
Acaba Kenan Harun, şiirlerini bir kitapta toplamamış mıydı? Onun kitabını hiçbir kitapçıda görmedim. Anlaşılan, iki yıl güzel şiirler yazdıktan sonra yazın evreninden tümden kopmuş, ayrılmış; kendini yaşam savaşına bırakmış...
Ama, Rüştü Onur gibi, iki yıl sürekli güzel şiirler yazmak az bir çaba değildir diye düşünüyorum. Bir araştırmacı çıksa, Rüştü Onur'unki gibi toplasa bütün şiirlerini gün ışığına çıkarsa diye düşünüyorum. Neden olmasın! Hiç olmazsa bir süre güzellikler yaratan birini, ölümünden sonra anmak olanağı buluruz.
Onun son şiirlerinden bir tanesini buraya alarak son vermek istiyorum yazıma:
LİMAN
Kuşlara, bulutlara ve ağaçlara âşık değilim artık,
Dört mevsimi bahar da olsa cihanın nafile;
Kâfi değil, kâfi değil bu kadar aydınlık
Sen daima şiirimde ve kafamdasın,
Sarhoş yüreğim için çılgın ve amansız,
Sarhoş bir fırtınasın
Avuçlarımda cennetlerin en güzeli,
Yıllanmış şarap dolu uzattığın her kadeh,
Seninle duymuşum yaşamanın sevincini,
Kışın, yazın ve baharların güzelliğini,
Senin gözlerinle görmüşüm.
Canımda senin canın,
Kanımda senin kanın,
Uğrunda dağları delip geçmişim.
Ve senin adın,
Kitaplık isim değil sevgilim,
Yüreğime bıçakla kazıdım onu.
Kim bilir,
Hangi sakin ve kuytu limanda dile gelir,
Bu karasevdanın sonu?
Bilmem
Yalnız bir türkü biliyorum:
"Ya derdime derman
Ya katlime ferman"
Kenan Harun 17 Mayıs 1946,
Büyük Doğu dergisi
....................................................................................
(1) Hazırlayan Salâh Birsel, Rüştü Onur, Ankara Karşı yayınları, ikinci basım, Aralık 1992, 90 sayfa. (2) agy
|