Yapıtlar, Yazarlar
TOPRAĞIN TÜRKÜSÜ (*)
Hasan Akarsu
Eğitimci, ozan, yazar, M. Güner Demiray, 1940'ta Gemerek'te doğar. Anadolu'nun çeşitli okullarında öğretmenlik yapar, 1984'te kendi isteğiyle emekli olur. 1960'lı yıllardan bugüne değin yazdığı yazıların bir bölümünü "Toprağın Türküsü" adlı yapıtında toplar. Toplam yirmi iki yazının yer aldığı kitapta, köy izlenimleri, doğa betimlemeleri, bir eğitimcinin gözü ile yansıtılmaktadır. "...Sürülerin otladığı o Kılıçdağı, çakılına dek kekik sinmiş o Karataş sırtları, ak pürçekli anaların, telli yosmaların devran sürdüğü o Hınzırı yaylaları, o Karadağ yamaçları bana bilinç ve sevgi dünyasının kanatlarını açtılar. Ve artık kevser içmiş bir derviş gibi, engin Anadolu'ya açılıyordum..."(s.7) Anadolu, birçok uygarlığın "serpilip geliştiği toprak". Anadolu, "tarihin tükenmez bir destanı".
Yazar, yazılarının çoğunda Cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarından söz ediyor. Özellikle de öğretmen yetiştirme gerçeğinden ve Köy Enstitüleri'nden. Anadolu çiçekleri olan bu okullarda soluklanmadı mı yurdumuz? Sonra da olanlar oldu, kapatıldı Köy Enstitüleri. Bugün bile büyük illerimizin, yanı başındaki köylerinde okul ve öğretmen yeterli değilse, nedenini düşünmeden edemiyor insan. Başkentin Saray Köyü Öğretmeni Abdullah Aktaş'ın üzüntüsüne biz de ortak oluyoruz ve kalkınmanın yukarıdan değil, aşağıdan gelmesini savunuyoruz. Yazar, Sızır köyünü ne güzel anlatıyor: "...İşte toprak damlar! İşte Sızır, işte yayla diyarı! Ta uzak dağlardan süzülüp gelen bir selin yer bağrıma bağrıma sokuluyor. Hemen solumda, yolumun altında dupduru, aydınlık, kıyıları çiçekli otlarla kaplı, yer yer yosunlu bir dere akıp gidiyor. Buz gibi bir yayla havası sarıyor beni. Terlerimin soğuduğunu hissediyor ve ferahlıyorum..."(s.31) Doğa güzelliği yanında köyünün eğitimine kendini adamış, halkını aydınlatan Hasan öğretmeni de anmadan geçmemeli.
Anadolu'da sessiz insanların sessiz yaşamlarını tanığı oluyor yazar. Çocukluğunun geçtiği Sivas'ın Yıldızdağı yöresini, "ozan mizaçlı" toprağını anlatıyor. Tonguç'u, "Anadolu'nun çağdaş sesi" olarak nitelendiriyor; "...Anadolu'nun köyleri karanlığın çemberini kırıp çağdaş düzeye gelmemiştir henüz. Işık, çöreklenmiş geceyi eritememiştir daha. Ama Köy Enstitüleri'nden kanatlanan çağdaş düşünce, Tonguç düşüncesi bir gün bu geri kalmışlığı, bu karanlığı silip süpürecektir kuşkusuz. Güneş orada,oraya mutlaka varacağız."(s.57) Yazar "Mutlu Değilim" adlı yazısında anılarına yer veriyor ve çocukları okula kayıt etmek için yaptığı çalışmaları anlatıyor. Asıl ödevinin onlara yaşama sevincini kazandırmak olduğunu vurguluyor. Görevli bulunduğu köylerde halk bilgeleriyle içli-dışlı oluyor, onlardan yararlanıyor. Köylüye örnek bir öğretmen oluyor.
M. Güner Demiray, "Toprağın Türküsü"nde anılarını ve gözlemlerini şiirsel bir dille anlatırken, aydınlık düşüncelerini de başarıyla yansıtıyor.