Seçkin Bir Ekin ve Yazın Adamı:
Sami Karaören

Mehmet Başaran

Sıcakkanlı, aydınlık yüzlü bir Akdenizli. Hemen hemen Cumhuriyetle yaşıt. Cumhuriyet değerleriyle, Cumhuriyet aydınlanmacılığıyla yoğrulmuş kişiliği. Atatürk'ün yaşamını, onun önderliğinde kazanılan Bağımsızlık Savaşını; gerçekleştirilen devrimleri, ince ayrıntılarına değin bilir. Yeri geldi de anlatmaya başladı mı, bugün de o günlerin coşkusunu yaşar, kimi zaman gözleri yaşarır. İyi bir dilcidir. Türkçe'ye adamıştır kafasını, yüreğini. 12 Eylülcülerce kapatılışına değin, Türk Dil Kurumu Yönetim kurulu üyesiydi. Kurumun işlevsiz duruma getirilişinden sonra da, "halkın ezgili soluğu" Türkçe'nin varsıllaşması, gelişmesi yolunda çabalarını sürdürdü. Konuşmalarında, yazılarında, Cumhuriyet gazetesinin ikinci sayfasında, halkın ezgili soluğunun tüm güzelliği, temizliğiyle duyulmasına özen göstermekte, Türkçe'nin üstüne titremektedir.

İlk eğitmeni, aydınlığı, güzellikleri, bir tek toprağı ile Akdeniz doğası; o, uygarlıklar yaratan yöre...Fethiye, tarihle doğanın kucaklaştığı Kayalar köyü... Torosların gizemli yamaçları... Taşları bile dillendiren sular, yeller... Evin önündeki bahçe. Limon çiçeği kokan hava, söylence tadında günler... Sonra, babasının anlattıkları... Babası, Kuvayı Milliyeci. O günlerin sıcaklığı, coşkusu dolaşıyor damarlarında. Doğa eğitimi, Fethiye'deki anaokuluyla pekişiyor. Ardından, o yılların güç koşullarında, Muğla Ortaokulu. Cumhuriyet aydınlığını yayan yeni bir duyarlığı geliştiren öğretmenler...

O gün, ortaokul bitince bir yıl geçici öğretmenlik ettiğini anlatmıyor, yaşıyordu. Karşımızda dikkatle öğretmenini izleyen öğrenciler, burnumuzda tebeşir kokusu... Dersliğin havasını soluyorduk dinlerken.

Lise yılları, Antalya'da. Dünyası şiir. Cahit Külebi'nin, Cavit Orhan Tütengil'in gözde öğrencisi. Sonraki yıllarda, can dostu. Unutulmaz güzelliklerin, sevgilerin dostluğun yaşandığı yer, Antalya Lisesi...

Kolay kolay beleklerinden çıkaramaz o uzun boylu yakışıklı delikanlıyı İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümü öğrencileri de. Bugün de, belleklerinde yankılanır okuduğu şiirler. Dergileri, yazınımızın gelişimini yakından izlemektedir. Orhan Veli'yi, Cahit Sıtkı'yı, Dranas'ı, Dağlarca'yı, Nazım'ı ondan sor. Canlı bir seçki gibidir belleği. Pek çok şiir ezberindedir.

Evet, kendini iyi yetiştirmiş bir aydın, yazın adamı, usta bir konuşmacı, yönetici, gazetecidir Sami Karaören Yatılara sırtıyla taş taşımış, karda kışta harç karmış kadar da Enstitülüdür. Enstitülerde gerçekleştirilen üretici, yaratıcı, devrimci eğitimin savunucusudur. Yazdığı değerlendirme, deneme, tanıtma, anı türünden yüzlerce yazısı dergilerde kitaplaşmayı beklemektedir.

En sevdiği şair Cahit Külebi'nin Nurullah Ataç için yazdığı şiirin şu dörtlüğü, Sami Karaören'e çok yakışır:

En iyi konuşan dilimizi
Hızır gibi boyuna genç olan
Nasıl anlarsa bostancı karpuzdan
Öyle tanıyan şiirimizi

Köy Enstitülerinin kurucusu Tonguç'un sağ kolu doksanlık delikanlı Ferit Oğuz Bayır, yaşadığı Foça'da bir kımıltı yaratmak istiyordu. Bir ödül verecekti her yıl ama, tören 17 Nisanda, Foça'da yapılacak, bir Enstitü havası estirecekti yörede. Vedat Günyol, Fakir Baykurt, Emin Özdemir, Talip Apaydın, Sami Karaören, Mehmet Başaran'dan oluşuyordu seçici kurul. Sami Karaören'in kurulda olmasını, "O da inançlı bir Enstitülü" diyerek, Ferit Oğuz istemişti. Tam sekiz yıl, Foça'daki imeceye katıldı Karaören. Ziraat Marşını coşkuyla söyleyenlerden biri de o'ydu.

Lüleburgaz'da, Edirne'de, İstanbul'da, Edremit - Zeytinli'de, İzmir'de, Aydın'da, Mersin'de yazın, eğitim, Atatürkçülük konularında yaptığı etkili konuşmalarında toprağını derin süren bir çiftçi gibi bilinç tazeliyordu. Ve de onun katıldığı her toplantıda bir şiir yeli esiyor, belleğinin seçkisindeki güzellikleri, izleyicilerine sunuyordu.

Bir özelliği de yakın tanıklıklar, anılar gömüsü oluşudur Karaören'in. Dünya, Cumhuriyet gazetelerindeki yöneticiliği, pek çok ünlüyle, seçkinle tanışmasına olanak sağlamıştır. Mahkeme geçeneğinde karşılaşan Falih Rıfkı ile Yakup Kadri'nin konuşmalarına kulak kabartan İnönü'nün yanıtı ve benzeri türünden kimi gerçeklere ışık tutacak nice anısı, tanışıklığı vardır. Yönetimin, olup bitenlerin dikiş yerlerini yakından görmüştür. Usta kalemiyle bunları yazıya dökmesi, biraz da toplumuna borcudur.

Sami Karaören de, kendi çapında bir küçük dünya. Hangi küçük dünya tüm yönleriyle dile getirilebilmiştir ki... Benim yaptığım, kısa değinmeler... Gerçekte o bur aydınlıklar, sevgiler, dostluklar odağı... Dünyamızı , insan yaşamını güzelleştirmeye çalışan saygın bir kişilik...
Evet, seçkin bir ekin ve yazın adamımız...