Günlükler

Bir Cumhuriyet Öğretmeni: Tahir Tolga

Sami Karaören

Cumhuriyet'in o ilk 20'li, 30'lu, 40'lı yıllarının öğretmenleri, o bin saygıya değer unutulmaz öğretmenleri...

Fethiye'de ilkokulu 1936'da bitirdim. Ortaokula ancak bir yıl sonra gönderebildi ailem beni. Ortaokul, il merkezimiz Muğla'da (Muğla, İzmir ve Antalya'da var en yakın ortaokullar). Fethiye-Muğla yolu, ünlü çalışkan vali Recai Güveli'nin yoğun çabasıyla, ulaşıma yarı açılmış durumda. Dönemeçlerle dolu toprak yol...Kamyondan bozma bir otobüsle, dokuz saatte ulaşabildik (150 km.lik yol) Muğla'ya toz toprak içinde... Otelin adı bile yok... Koca Han'ın odalarında kaldık: 26 Eylül 1937. Ertesi gün, kentin biraz dışında gibi ortaokul binası. Güzel, görkemli ve etkileyici paralı yatılı, o zaman pansiyoner denilen paralı yatılı kaydım yapıldı. Yıllık pansiyon ücreti <<81>> lira. 27'şer lira olarak üç taksitte ödenecek 81 lira.

Kaydım yapıldı ve ertesi gün 1937-1938 öğrenim yılı başladı.

Bu kocaman okulda pek rahatız; oldukça büyük denebilecek havuzlu, akasyalı bir bahçe, teneffüslerde yetiyor, artıyor...

Bizden, büyük abiler, biz yenilere öğretmenlerimizi tanıtıyorlar. Kötü, "sıfırcı" diye nitelenen öğretmen yok. Hemen hepsinden sevgiyle, ılımlı bir dille söz ediliyor. Yalnız bir öğretmen üzerinde titizlikle duruluyor. Türkçe öğretmeni Tahir Tolga, "dersine önem veren, titiz bir öğretmendir, dikkatli olunmalı...İyidir, hatta dersine yatkın öğrenci için çok iyidir." Özetle, tanıtım böyle.

1-A sınıfındayım. Rastlantı: İlk dersimiz Türkçe. Tahir Tolga derse girdi. Orta boylu tıknaz denilen topluca bir öğretmen. Hepimizi süzüp oturduktan sonra "Çıkarın birer kağıt" dedi. O kağıda ait alta biraz aralıklı 20-25 sözcük yazdırdı. "Karşılarına bunların anlamlarını yazın" dedi. Şu anda anımsadığım sözcüklerden birkaçı: Limon, kordun, rıhtım, park, spor, kitap...
Ertesi günkü derse, kağıtları okumuş olarak geldi. "359 Sami Karaören" deyince ayağa kalktım.

"Aferin, hepsini doğru ve noktalamayı yanlışsız yapmışsın.On." dedi.

Nereden, hangi ilkokuldan geldiğimi, aile çevremi sordu. Kızara bozara, utana sıkıla yanıtladım ama o anda ciddi bir sorumluluğun altına girdiğimin ayırdında ve bilincinde oldum sevinçle. Yazımda (imlada) ve noktalamada, kısacası yazım kurallarını uygulamada bağnazlık kertesinde titizlik göstermek her eli kalem tutanın ilkesi olmalıdır. Bu ilkeyi bilincime yerleştiren Türkçe öğretmenim Tahir Tolga'yı şükran duygularıyla anıyor, onu anımsamakla mutlu oluyorum.

Yazım kurallarında böylesine titiz olan bir kişi kuşkusuz dilini, o güzel Türkçe'mizi de çok iyi biliyor, sevgiyle gelişmesine yardımcı oluyor demektir. Tahir Tolga, dilimizi de, dilimizin güzel ürünlerini, özellikle şiiri de sevdiren öğretmenimizdi. Şiir defteri tuttururdu bize. Her hafta yeni bir şiir eklerdik defterimize... Kendi ağız tadımıza göre seçtiğimiz bir şiiri...

Muğla Halkevi'ne bütün dergiler gelirdi. Onları okumamızı önerir, kendisinin yakaladığı güzel bir şiiri okurdu bize.

1939'un son günlerinde Erzincan depremi oldu. Büyük bir yıkım ve çok sayıda ölü... Nazım Hikmet'in "Ses" dergisinde çıkan Erzincan depremiyle ilgili şiirini okurdu.
<<Erzincan'da bir kuş var / Kanadında gümüş yok>> dizeleriyle başlayan şiir...
Sonra kendisi de yazdı Erzincan depremini (Muğla Halkevi dergisinde çıktığını sanıyorum.) "Eğlen turnam eğlen / Dağlar aşıp ben sılama varayım", "Şu yanan yürek midir, bağır mı? / Evren Tolga kulakların sağır mı?" dizeleri kalmış usumda.

Evren Tolga, Tahir Bey'in üç çocuğundan biri; o zaman 4-5 yaşlarında. Onun büyüğü oğlu Yalın Tolga'yı Devlet Tiyatrosundan tanırsınız. Dört yıl önce Bursa Devlet Tiyatrosu Müdürü iken öldü.

Geçen yaz, bir rastlantı oldu, Evren Hanım'la karşılaştım. Yazlığın açık hava kahvesinde sevgili dostum öğretmen ve hukukçu Mehmet Ali Şengül ile otururken yanımıza sitemizde oturanlardan olduğunu öğrendiğim Dr. Ahmet Yener geldi. Tanıştırıldık. Dr. Ahmet Bey, "Ben sizi tanıyorum. Bir yazınızda sözünü ettiğiniz öğretmeniniz Tahir Tolga'nın damadıyım..." demez mi. Meğer, Tahir Tolga'nın kızı Evren ile evliymiş. Pek sevindim. Biraz sonra gidip Evren Hanım'ı alıp geldi. 1940'lardan 2001'e... Küçük kız Evren, karşıma yetişkin kızları olan bir hanımefendi olarak çıktı. Epeyce konuştuk. Tahir Tolga öğretmenimiz atandığı Denizli'de ölmüş. Anılar, anılar...

Tahir Tolga, Cumhuriyetin ilke ve değerleriyle yetişmiş bir Türkçe öğretmeni. Aydınlanma devrimine sıkı sıkıya bağlı, cesur bir Atatürk milliyetçisi. Atatürk'ün öldüğü haberi ulaşınca, toplandığımız okul salonunda yaptığı konuşmada hepimizi hüngür hüngür ağlatmıştı. O yıllarda bize Orhan Veli'leri okumamızı salık veren yenilikçi bir öğretmen.

Yetişkin iki kız torunu var öğretmenimizin: Gülgün ve Nilgün. Nilgün İzmir E.Ü. Tıp Fakültesi'nde Biyokimya Anabilim Bölümü'nde Öğretim Görevlisi. Dedesi Tahir Tolga'yı görmemiş ama hakkında epeyce bilgisi var. Ben onları tanımakla mutlu oldum. Nilgün, annesi için dedesi Tahir Tolga'nın yazdığı bir şiiri belleğinden okudu. Çok duygulandık. İşte Tahir Tolga'nın o zaman küçük kızı Evren için yazdığı şiir.

KIZIM EVREN

Kızım Evren
İsterim ki hayatın şen ve bahtiyar geçsin
Hem de çevren 
senin varlığından dolu dolu içsin
Suratını asma
Çürük tahtalara basma
Sırtında ister basma
ister tafta olsun
Senin gönlün ipek ve çiçek dolsun
Sesin bazan bülbülleri andırsın
ve gülleri kıskandırsın
Bazan da kartallara örnek örnek haykır
O zaman ağır ve dokunaklı konuş
Başıbozuklar sema gürlüyor desin
Fakat içi yoluklar senden yıldırım yesin.
Yaşamayı yudum yudum iç 
yudum yudum yaşa...
Bozgundan bozguncudan ürkme ki
gelsin devlet başa
Kan mı kusuyorsun
ne susuyorsun
Kızılcık şerbeti içtim de!
Kahkahaya kaftan 
ıstıraba kefen biçtim de!
Kızım Evren,
İsterim ki hayatın 
şen ve bahtiyar geçsin
Hem de çevren
senin varlığından dolu dolu içsin...

Tahir Hayrettin Tolga

Atatürk'ün öğretmen ordusunun saygıdeğer öğretmenleriydi bu öğretmenler. Tahir Tolga'nın bütün nitelikleri ve özellikleri apaçık görülüyor bu şiirde.

Tahir Tolga'dan başka iki öğretmenimi daha anmalıyım: Tarih öğretmenimiz Hasan Gülçat, cografya öğretmenimiz Dürnev Tula (Evlenince, soyadı, Eğinli oldu).

Bu bilinçli öğretmenler, yine Atatürk'ün kurduğu öğretmen yetiştiren bir kurum olan "Gazi Terbiye Enstitüsü" çıkışlıydılar.

Başta Tahir Tolga olmak üzere hepsine yürek dolusu saygılar...