|
|
Günlükler Naim Tirali
Pera Palas'ta bir Ödül Töreni
Saat 17'de Necdet Semizoğlu'yla, Sait Faik hikaye ödülü töreni için, Pera Palas'a gittik. Girişte kimseyi göremeyince, "Sanırım siftahı biz yapıyoruz" diye düşündüm. Ama kokteyl salonuna ulaşınca, bizden önce gelenlerin de oluşu, içimi rahatlattı.
Çok kalabalık yoktu. Bu tür toplantıları izleyen İstanbul'lu sanatçılar arasında Sait Faik'in amcasının oğlu Mustafa Raşit Abasıyanık Adapazarı havasını , bugünlerde İstanbul'da olan İlhan Berk ile eşi Edibe Hanım Bodrum, Feyyaz Kayacan ise Londra havasını estiriyorlardı.
Darüşşafaka sorumlularınca, konuklara tanıtılan bu yılın başarılı öykücüsü Feyza Hepçilingirler, birkaç tümceyle, duygularını dile getirdikten sonra, "Yaşamının en büyük ödülünü alarak, kendimi Sait Faik'le akraba olmuş sayıyorum. Çok mutluyum." Dedi.
Bu denli kısa ve içten sözü, Sait Faik de sağ olsaydı, alkışlardı dedik, ve salondakiler gibi biz de alkışladık.
Bir ara Necdet Semizoğlu, Raşit Abasıyanık, Recep Bilginer, Oktay Akbal, Agop Arad'la masada oturduk. Sonra kokteyl raconuna uyarak, salonun kalabalığı içine dağıldık.
Semra Özdamar ile, kitabından yeni okuduğum kimi öyküleri üstüne konuştuk. Kitaba adını veren öyküsünü nasıl bulduğumu sordu. Sözünü ettiği öykü 21 sayfa tuttuğu için, henüz ona sıra gelmediğini söyledim. Öykü kitaplarına, en kısa öykülerden başlamak gibi bir alışkanlığım olduğunu nereden bilecekti. Anlattım.
Muzaffer Buyrukçu'ya Cumhuriyet Dergi'de Aydın Emeç'le ilgili yazısını çok beğendiğimi söyledim. Tarık Dursun'a Hürriyet Kelebek'te tefrika edilen romanını, izleyip izlemediğini sordum. Baskıda kimi yanlışlıklar yapıldığı kanısında olduğumu belirttim. Olabilir dedi. İzlemiyormuş.
Ödülü kazanan Özçilingirler'in öykülerinden söz edildi, seçiciler kurulunun en kıdemli üyesi Haldun Taner'in ölüm haberinin basına yansıması ve TRT'deki yorumlar üstüne konuşmalar oldu. Cemal Süreya, Asım Bezirci, Hilmi Yavuz'un ayaküstü üçgeninde de , ele alınan konuydu. Medyada Haldun Taner'in gazete ve tiyatro yazarı yönünün abartılarak edebiyatçı kişiliğinin yeterince belirtilmediği konusunda birleşiyorlardı. Kanılarına göre, bu ölçüsüz değerlendirmelere, sağ olsaydı en çok kendisi gülümserdi.
Feyyaz Kayacan, yanımızda başkaları da varken, ilk yazılarının Yenilik Dergisi'nde, ilk kitabının da Yenilik Yayınları arasında çıkışını anımsatarak, bunca yıl Londra'da yaşamasına karşın, "Naim Tirali benim velinimetimdir." Gibi alaturka övgülerle, beni utandırıyor.
Öykücülüğümüze Fikret Ürgüp'le getirdikleri, biçem ve içerik yüzünden, benim hem öykücü, hem yayıncı olarak, kendilerine teşekkür borçlu olduğumu belirtiyorum.
Konuşmaları dikkatle izleyen Semra Özdamar'ın, sözünü ettiğimiz öykülerin yayımlandığı sıralarda, belki de dünyamıza henüz gelmemiş olması da mümkün.
Necati Cumalı'nın eşi Berin Hanım'la Paris'teki karşılaşmalarımızdan söz açılıyor. Kendisiyle tanıştığımızda, Paris'te Turizm ve Tanıtma Bakanlığı temsilcisiydi. Gezilerimde, o zaman sekiz on yaşlarında olan çocuklarıma aldığım küçük küçük giysileri unutmamış. Artık benim boyumu bile aştıklarını anımsatıyorum.
Muzaffer Uyguner, Memduh Şevket Esendal'ın TV'ye uygulanacak öyküleri üstündeki çalışmalarını bitirdiğinden, Tarık Dursun da "Saide" adlı öyküyü, TRT'nin kullanabileceği biçime sokarak, metni görevlilere teslim ettiğinden söz ediyordu.
Biz Necdet ile Pera Palas'ı terk ettiğimizde, salondakiler hemen hemen dağılmıştı. Taksim'e doğru yürüdük.
Bebek, 12 Mayıs 1986
HİLTON'TA BİR CUMARTESİ
HİLTON'a vardığımda lokanta bölümündeki köşemizde, Prof. Sabri Berkel tek başına oturuyordu. Arkadaşlar gelinceye değin, bir saat değişik konularda söyleştik. Asıl ağırlık, Ankara'daki biennal'de sergiyi gezen Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından, müstehcen görülerek hemen kaldırılan, tablosu hakkında söylenenlerdeydi.
Gazetelerde okuduğumuza göre, büyük boy bir penis resminin sergide yer almasına, kendisi de resim yapan Sayın Evren katlanamamış, sanatta ayıp olmaz savına yüz vermemişti.
Olayın basındaki yankısı da Cumhurbaşkanımızı desteklemekten uzaktı. Ama hiçbir yayın organında, Polonyalı ressamın penisli tablosuna yer verilmemesi de , göz ardı edilmeyecek bir tutumdu.
Ünlü bir ressamımız olan ve Akademide kürsüsü bulunan Sabri Berkel ile biz, Sayın Kenan Evren'e tepkisi politik olmasa da, hak verdik. Yine de bu işte sergiyi hazırlayanların, gereğini zamanında düşünmemiş olmalarını, hoşgörüyle karşılanmayacak bir kusur saydık.
Bebek, 17 Mayıs 1986
BURGAZ ADA'DA ANMA TOPLANTISI
SAİT FAİK'i anmak için Burgazada'dayız. Gecikenleri beklemek üzere, bir süre Rıhtım Kahvesinde oturuyoruz. Gelenlerle birlikte, İskele Parkı'ndaki Sait Faik büstü önünde saygı duruşunda bulunuyoruz. Sonra da kimimiz yürüyerek, kimimiz motorlar ya da faytonlarla, Kalpazankaya'daki açık hava lokantasının yolunu tutuyoruz.
Salah Birsel, Kemal Bekir, Feyyaz Kayacan, Behzat Ay bir aradayız. Behzat Ay, sabah sabah içkili. Feyyaz Kayacan ile ilgilenerek, içki konusunda uzman sayılabileceğini gösteriyor. Bir daha Behzat Ay'ı görmüyoruz.
Dönüşte yüreğim sıkıştırıyor bir ara. Çevremdekilere belli etmeden, dil altımda eriyecek bir trinitrin hapı atıyorum ağzıma. Vapurla Bostancı'ya geçiyoruz. Tarık Dursun Volkswagen'iyle, Necati Cumalı ve eşiyle, beni de Etiler ve Bebek'e bırakıyor.
Bebek, 18 Mayıs 1986
TALAT HALMAN İLE TAKSİM'DE
Saat 17'den sonra Dr. Cevdet Yeşiltepe ile Etap Marmara'da Talat Halman'la buluşmaya gidiyoruz. Talat Halman ile yıllarca önce New-York'ta stajı sırasında tanışmışlar. Bunu bildiğim için, Talat Halman'ın İstanbul'da olduğunu öğrenince, Dr. Cevdet Yeşiltepe'ye bir sürpriz yapmayı düşünerek, buluşmayı ben ayarlamıştım.
Özlem giderme faslından sonra, koyu bir söyleşiye daldık. Sağlık konuları, Amerika, Amerika'daki Türkler, Avrupa ve Amerika karşılaştırmaları, Amerikan insanının karakteri birbirini izledi.
Son günlerde, yıllardır çeşitli yabancı yazarlardan çevirdiğim öyküleri bir kitapta toplamak için elden geçiriyordum. Henry Miller'den çevirip Vatan'da yayımlamış olduğum "Dieppe-Newhaven Yolu" nun sonunda "Mack Swain" diye anılan kişinin kim olduğu hakkında bir bilgi edinememiştim. Talat Halman, araştıracağını, bir sonuç alırsa bana yazacağını söyledi.
Çok yararlı ve mutluluk verici iki saat geçirmiştik. Türkiye'ye geldikçe bizi aramayı unutmaması dileğiyle ayrıldık Talat Halman'dan.
Bebek, 21 Mayıs 1986
ARAYA ON BEŞ YIL GİRİNCE
Ev değiştirmeler, yeni bir yere yerleşirken, ister istemez, uzun zamandır el sürülmemiş kimi kitapları, dergileri, belgeleri ortaya çıkarıyor. Bu güz, Suadiye'den Sarıyer'e göç ederken, elime geçen ajandalarda, yayına hazırlanmamış günlük notlarla karşılaştım.
Yazarken güçlük çekmeyeyim diye tuttuğun notlar, kimi yıllarda çok az, kimi yıllarda da bir hayli bol.
Örneğin 1986 yılına ait bir ajandanın sayfalarında yazılmayı bekleyenler oldukça kabarıktı. Ne var ki, günü gününe tuttuğum notlar da adı geçen kişiler arasından on beş yıl içinde Tanrı'nın rahmetine kavuşanların çokluğu, ayrı bir üzüntü kaynağı oldu benim için.
Bir de, geçen zamanla , ilginçliğini yitirmiş konuları ele almamayı uygun gördüm.
| | |