Gizil¹ Anlatım Bilgisel Bir Süzgeç mi?
(Gizil Çatı III: Edimsel bir bakış)

Ömer Demircan² ,

1. Eski / yeni ayrımı. Bir eyleyen, tümcede kendi adıyla yer alıyorsa, yeni bilgi taşıyor demektir. Onun yerine adıl kullanılmaz. Bunun tersine, eski bilgi taşıyan bir öge ise, ulamsal özellikleri dışında tümceden çıkarılabilir. Bu dışlamanın iki yolu vardır: 1) düşüm (d),2) gizil (
Ø) çatı. Düşüm, öge ayırmazken, gizil anlatım olaydaki eyleyen ile etkilenene ayrı ayrı eklerle uygulanır. Her iki işleme de uygun olmayan durumda "adıllama"(pronominalisation) işlemine başvurulur. Bunları bir metin üzerinde gösterelim.

(1)

(Ø) En çok sorulan sorulardan biri "doğru nedir?" sorusu. Peki (Ø) neden "yanlış nedir?" diye sorulmamış?, ya da pek az kişi (Ø) ilgilenmiş? D (Ø) Umacıymış gibi korkulmuş "yanlış nedir?" sorusundan. Oysa son derece önemli bir soru bu. d Bir bakıma, "doğru nedir?" sorusunun (Ø) vazgeçilmez bir parçası da ondan. (Uygur "Yaşama Felsefesi",s.70)


" Ø " imiyle belirlenen yerlerde eyleyen/etkilenen öge dışlanmıştır. d imiyle belirlenenler ise düşmüştür. Her iki tür öge de anlatan ve okurca "bilinen" olarak kabul edildiği için, yazar o ögeleri dışlamıştır. Metinde bu dışlama işlemlerinin ayrı ayrı göstergeleri vardır: (Ø), -( ) l, -( )n, adıl. Bu bağlamda öncesine gönderme yapan "bu" adılı ile zorunlu olan ulamsal bilginin korunması sağlanmaktadır. Şimdi (1)'deki metne dışlanan ögeleri katalım.

(2)

İnsanların en çok sorduğu sorulardan biri "doğru nedir?" sorusu. Peki, insanlar neden "yanlış nedir?" diye sormamışlar?, ya da pek az kişi kendini ilgilemiş yanlış nedir? sorusuyla. İnsanlar umacıymış gibi korkmuş "yanlış nedir?" sorusundan. Oysa "yanlış nedir" sorusu son derece önemli bir soru. Bu soru bir bakıma, "doğru nedir?" sorusunun insanın vazgeçemeyeceği bir parçası da ondan.


İkinci metindeki yinelemelerle yeni-eski bilgi ayrımı silinmiş, ancak metin bir satır-dan fazla uzamıştır. Her eş-yineleme, sanki yeni bilgi taşıyormuş gibi algılanarak metni anlama zorlaştırılmıştır. Onda da öte: metin uzamış, eş-biçimli yinelemeler sıkıcılık yaratmıştır. Öyleyse, 1. tekdüzeliğin giderilmesi için, bilinen, ya da bağlamdan anlaşılabilen içeriğin taşıyıcıları metin-dışı kalmalı. Örneğin,
(3) "(Ø) Hafta sonu adaya gidilebilir",
sözü içinde eyleyen olarak seçilenler (Ø = biz + siz +onlar) belli olduğu için gizil yüklemleme seçilmiştir.
Yemek tarifi yapılırken, gerçek ya da olası yemeği pişirecek kişiye, eyleyen konumundaki dinleyene/okura seslenilir. O yüzden eski bilgi taşıyan o öge ve başkaları tümce dışı kalır.
(4)

a. "Sen börülceyi yıkarsın. Ondan sonra sen börülceyi 2-3 cm. uzunluğunda doğrarsın. ..." yerine:

 

b. "Ø Börülce yıkanır, Ød ayıklanır. Ød Sonra 3-4 cm. Uzunluğunda doğranır. Ød Kaynar suda haşlanır. d Pişince Ø suyu süzülür. Ø Bir kilo börülceye bir baş sarımsak ayıklanıp Ød dövülür. Ød Zeytinyağı ile karıştırılıp Ød limon suyu, tuz eklenir. Ø Bu sos börülce üzerine dökülüp Ød karıştırılır (3)."


Görüleceği gibi (2)'deki sakıncalar (4.a.) metni için de geçerlidir: yeni/eski ayrımını sürdürmek, bağlamda bulunan içeriği gereksiz yere yinelememek Türkçe metin dokusunun en önemli özellikleri arasındadır.4
2. Genelleme: Belli bir kişiye değil de "herkes"e gönderme yapılan bir anlatımda kişi, özne , eyleyen belirtmek gerekmez. O nedenle tümcede özne bulunmaz. Sözgelimi: Burada Ø erken yatılır, Burada Ø sigara içilmez.sözleri, dinleyeni de içermek üzere, herkese seslenirken hiçbir gerçek eyleyeni hedef seçmemektedir. (1)'deki anlatım da bir genellemedir.
Atasözleri, herkes için söylenmiş "genelleme" içeren sözler olduğundan, onlardaki eyleyen silinebilir. Gizil biçim eyleyenin söze girişini önler. Konuşan da kendinin olmayan, ama doğruluğu kanıtlanmış olan bir sözü yineleyerek dinleyene dolaylı bir uyarıda bulunur.
(5)

Atasözü Dışlanan ögeler 
"Denize düşen dØ yılana sarılır.
Ø Kürk ile börk ile Ø adam olunmaz.
Ø Araba devrilince d yol gösteren d çok olur.
(bir kişi, kendini)
bir kimse, kendini)
(bir kişi / neden, ona, kimseler


2.Gizleme: Eğer eyleyen bilinmiyor (a) ya da açıklanmak istenmiyorsa (b) bu edim gizil anlatımı zorunlu kılar. Aşağıda , geçmişte yapılanlara dayalı olarak sürdürülen bir uygulama bildiriyor: anlatım anında ne davadan dönen ne de başı ezen belli değildir. A. Ø Davadan dönenin başı ezilir. Süre giden olaylara dayanarak verilen bir haber, ancak eylemi yapanlar bilinmiyorsa, "Buraya bırakılan (bir) arabayı (birileri) çalıyor"yerine b." " Ø Buraya bırakılan araba çalınıyor" denir.

Bilmecede ise, yanıt oluşturan varlık ya da eylem adı metinde bulunmaz. O ad düşüm ile söz dışı, içeriği bilinmeyen olarak kalır. Ulamsal bilgi taşıyan adıl da genellikle düşer. Anlatım genel olduğu için eyleyen gizil biçim ile sözden çıkarılır.

Yanıt   Bilmece Dışlanan ögeler
Dolu d Durdum, Ød taşlandım. d Kaçtım, Ø d haşlandım.  ben / dolu
Yatak dØ Gündüz yapılır. d Ø gece yıkılır.  Yatak / yatan kişi
Soğan dØ Kat kat açılır, d Ø kokusundan kaçılır.  Soğan / doğrayan
Kadın Ø d Sütü yenilir, Ø d eti yenilmez.  İnsan / kadın

 
4. Suçlamaktan çekinme. Herhangi bir eylemle ilgili olarak eyleyen belirtilmek ya da suçlanmak istenmiyorsa, gizil çatıya başvurulur.

(7) a. Dün param çalındı. < b. Dün irisi paramı çaldı.

5. Adlaştırmalar. Eyleyen içermeyen bir adlaştırmada gizil çatı kullanılır. Adam tacı çaldı >(a) Ø çalınan taç, (b) Tacı çalan adam

Gizil  Anlatım Bilgisel Bir Süzgeç mi?
 
Dışlama

-Genelleme +Genelleme
Yeni Bilgi Eski Bilgi
Gizil Gizil Düşüm







Dışlama

- Genelleme +Genelleme 


Yeni bilgi Eski bilgi(5)


Gizil Gizil Düşüm




Gizil çatıda dönüşlülük ilişkisine ilk önce iki ana/öykü metninde inceleyerek acaba anlatım açısından bir özellik yakalanabilir mi? sorusuna bir yanıt aradım. Ondan sonra genelleme içeren anlatımlara örnek olarak Aksoy'un sözlüğündeki gizil anlatımlı atasözleri ile Başgöz'ün sözlüğündeki gizil-çatılı bilmeceleri saydım. [-dönüşlü] olanları [+dönüşlü] olanlardan ayırdım. Sonuç şöyle çıktı.

(7)

Metinsel oranlar
Metinler Dönüşlü Dönüşsüz  Toplam  Dönüşlü/Toplam
Oranı
Başaran: Aç Harmanı
(Öykü/Anı)
442 277 719 %38,5
Aziz Nesin: Bir Sürgünün Anıları
(Anı / Öykü)
 371  109  480  %29,5
Aksoy:
Atasözleri
 32  152  184  %17,3
Başgöz
Bilmeceler 
96  231  327  %29,3





Görüleceği gibi gizil anlatım, eyleyen ile etkilenen ögelere uygulanan bir dışlama işlemidir. Bu tür bir işleme başvurulmaksızın gerektiğinde genelleme, kısaltma, gizleme yapılamaz.




Kaynakça:


Aksoy, Ömer Asım (1971), Atasözleri Sözlüğü, TDK y.
Başaran, Mehmet (1973), Aç Harmanı, Varlık y.
Başgöz, İlhan (1973), Türk Bilmeceleri I,II. Kültür Bakanlığı y.
Demircan, Ömer (2001), "Gizil Çatı I: Passive'in Nesi Edilgen?" Türk Dili Dergisi Eylül-
Ekim 2001,s. 10-14.
(2001), "Gizil Çatı Nedir?" Türk Dili Dergisi Kasım-Aralık 2001, s. 10-16.
(2001) "Çatı - duyarsız Bir Sözdiziminde Gizil Anlatım" XV. Dilbilim 
Kurultayı Bildirileri 24-25 Mayıs 2001. Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı y.
Nesin, Aziz (1957), Bir Sürgünün Anıları, Adam y. 8. Basım 1982

Dipnotlar:

1 "Gizil" türevi bu bağlamda "gizil" değil, " tümceden dışlanan" anlamını taşır. Böyle bir işleme başvurmanın acaba edimsel nedenleri var mı? "Gizil anlatıma "çatı" denilecekse, su ancak bir üst çatı sayılabilir.
2 (Prof.Dr.) Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi.
3 Bu İngilizce'de ancak emir kipinde anlatılabilir. Türkçe'de emir kipi, ya da gizil yapıda anlatılır.
4 İngilizce emir kipindeki bir yemek tarifi Türkçe'ye gizil çatıyla çevrilmelidir.
5 Önsel metinde ya da bağlamda bulunan bilgi.