Halim Uğurlu
Ahmet Miskioğlu
Değerli ozan Halim Uğurlu'yu da yitirdik. Yitireceğimizi hiç beklemezken aramızdan ayrılıverdi diyemeyeceğim; onu son görüşümde korkmuştum bile; Ercüment Uçarı'yı, Ahmet Köksal'ı, Salah Birsel'i, Behzat Ay'ı son görüşlerimi anımsamıştım; içim burkulmuştu; hayır ölmemeli bu arkadaşımız diye düşünmüştüm.
Ölmemeli, demek yetmiyor kuşkusuz.
Halim Uğurlu'nun birtakım kişisel sorunları, aile sorunları, sağlık sorunları vardı sanıyorum. Hiç anlatmıyordu, gizlerini saklıyordu ama, her davranışından seziyordum ben. Sorunları yüzünden özellikle son zamanlarda arkadaş çevrelerinden de uzaklaşmaya çalışıyordu. Sağlık sorunlarını da gizlemeye çalışıyordu. Ama kimi arkadaşlarca sayrıevlerinde tek başına birtakım sağaltım işlemleri yaptırırken yakalanmıştı. Neyin var sorularına da geçiştirici yanıtlar vermeyi yeğlemişti Halim Uğurlu. Hiç kimseye derdini sanki açamıyordu. Oysa, Uğurlu, benim göz sayrılığımı kendisine anlattığım sıralarda benimle nasıl ilgilenmişti; nasıl yardımcı olmaya çalışmıştı!
Halim Uğurlu'da kendi kendisiyle hesaplaşma var gibiydi diyebilir miyim, bilemiyorum. Ancak son yıllarda şiirlerinde kendi kendisiyle hesaplaşma görülüyor. Kendi kendisiyle hesaplaşma eğilimi, son şiirlerinden birinde doğrudan okura yansıtılıyor. Sözgelimi, "İnsanın Işık Yılı" adlı şiirinde bakınız lütfen:
Kendimle sürekli hesaplaşmaktan
Bir daha ışıdı çevrem
Işıdı yolum yordamım
Işıdı her an yüzüp durduğum
Boz bulanık göl
Çavlanlar çağlayanlar sundu bana
Kendimle sürekli hesaplaşmaktan
İndim aşağlara karton saraylardan
Sırma giysili
Şanlı orduların kolladığı
Ayaklarım basar oldu öpülesi toprağa
Ellerim esrik bulutlara değer oldu
Sevi delisi göklere başım |
Hiç de umulmayan bir bela
Nasıl karışırsa insanın aşına
Ben diyeyim ün sen de varsıllık
Havva'nın dişi torunları belki
Yahut göktaşı düşmesi say
Kan yağması bil insanın başına
Kendimle sürekli hesaplaşmaktan
Çıkar gelir oldu zamanların içinden
Her an yenilenen ve artan ışık
İnsanın yaşar olması ışıklar içinde
Yaşayıp gider olması kendiliğinden (1) |
Halim Uğurlu ile son zamanlarda uzun boylu konuşma olanağı bulamadım;çünkü, sürekli kaçıyordu, uzaklaşıyordu sanki. Kendinden ve herkesten bir şeyler saklıyor gibiydi.
Şiirlerini Türk Dili Dergisi için şurada burada vermez, mutlaka yazı evine gelir, hem bol bol söyleşirdi hem de şiirlerini yayımlanmak üzere bırakırdı bize. Ancak son zamanlarda gelmez, görünmez olmuştu; onun için bu şiirde neler söylemek istediğini soramamış oldum kendisine. O, zaten bir şey sorulmasını istemezdi; tedirgin olurdu sorulursa; okurların hiçbir şey sormadan anlamasını, kavramasını isterdi. Bir sanat yapıtının güzelliğinden etkilenilmeliydi. Bir sanat yapıtını anlamak; onun güzelliğinden etkilenmek, onu sevebilmekti.
Onun kimi gizemli tutumuna bakarak, ben bu güzel şiirinde kendi ölümünü, öleceğini anlatıyor kanısındayım. Yakında öleceğini seziyor, bunu herkesten saklıyor, ama , kendi kendine kaçınılmaz gerçek karşısında birtakım duygulanmalar içinde yüzüp duruyor Halim Uğurlu:
"Kendimle sürekli hesaplaşmaktan / Çıkar gelir oldu zamanların içinden / Her an yenilenen ve artan ışık/ İnsanın yaşar olması ışıklar içinde/ Yaşayıp gider olması kendiliğinden"
Ölen için güzel Türkçe'mizde "ışıklar içinde olsun; ışıklar içinde yatsın" deriz.Halim Uğurlu da böyle kendini ışıklar içinde duyumsuyor, kendi kendisiyle hesaplaşırken...
Halim Uğurlu, kendini ölmüş duyumsuyor; yeryüzünden ayrılmış, başka evrenlere ulaşmış, orada erince kavuşmuştur, ışıklar içindedir. O, artık gizemsel bir ülkededir.
Halim Uğurlu, ölmeden, kendini böyle bir gizemsel ülkede duyumsamış, böyle gizemsel bir ülkede yaşamaya başlamıştır. Sayrılarevinde karşılaştığı arkadaşlara, eriştiği gizemsel olgunlukla, ama, hiçbir gizini açıklamadan derin derin bakışı bundandır. Sonra aynı olgunlukla, ama hiçbir gizini açıklamadan, ama, saygı ile onlardan ayrılışı bundandır. Onun yaptığı "hesaplaşma"ya göre artık somut yaratıkların hiçbir değeri kalmamıştır. Artık o, başka bir gizemsel ülkenin bir bireyidir.
Halim Uğurlu, kendini şiir sanatına adamıştı sanki. En güzeli yakalamak çabası içindeydi hep. Güç beğenen bir sanatçıydı. Asya Baharı, Değişim, Gökağrı, Türk'e Destan, Zamanları Dili, Kan Su Kesince, Kıyamet Çiçekleri, Sözcüklerle Uyanmak adlı yapıtlarını şöyle bir gözden geçirmek, onun çok titiz bir sanatçı olduğunu göstermeye yeter.
Halim Uğurlu'nun şiirlerini okumalarını öneririz okurlarımıza, dergi üyelerimize. Uğurlu'nun şiirleri hem içeriği hem de yapısı bakımından olgun yapıtlardır. Erişilmez bir ustalık saptarsınız onun yapıtlarında. Her şiirinde okuru arkasından sürükleyen yoğun bir şiirsellik vardır. Biçim, içeriğe çok uygun olarak gelişmektedir. Biçeminde de erişilmez bir titizlik görülmektedir.
Halim Uğurlu'nun bir özelliği de, güzel Türkçe'mizin gelişme çizgisinde geri adım atmaya yanaşmayan bir tutumla yaratım çabalarını sürdürmesidir. Şiirleri örnek şiirlerdir. Genç şairlerimize, ozanlarımıza da onun şiirlerini okumalarını öneririz; Halim Uğurlu'nun yapıtından yararlanmalarını öneririz.
Işıklar içinde yatsın sevgili arkadaşımız.
(1) İnsanın Işık Çağı, Halim Uğurlu, Türk Dili Dergisi Yıl 15, Cilt 15. Sayı 87,
Kasım - Aralık 2001.