Kitaplar... Kitaplar...

Muzaffer Uyguner

Bu yazımda da, okuyabildiğim kitapların birkaçından söz edeceğim. Bütün kitapları okumak elbette mümkün değil. Okunan bütün kitapları tanıtıcı yazı yazmak da olanak dışı.

YÜZ YÜZE EDEBİYAT

Zeynep Aliye, 28 yazar ile ilgili görüşlerini bir araya toplamış ve kitabın adını da Yüz Yüze Edebiyat koymuş. Kitapta, konuşmalar, yazarı kendi kaleminden değerlendirmeler bulunmaktadır. Böylece geniş bir yazar kümesinin çeşitli yönlerini öğrenmiş oluyoruz.
Zeynep Aliye, yaşayan yazarlarla konuşmalar yapmış ve bu konuşmaları daha çok sanat odağında düzenlemiştir. Bu konuşmalarla, yazarların bilinen ya da bilinmeyen yönlerini öğrenmiş bulunuyoruz. Bu söyleşiler yanında yazarı çeşitli yönleriyle değerlendiren, tanıtan yazılar da kitapta yer almaktadır.

Önsözün bir yerinde şunları okuyoruz: "Ama en azından yazar sorumluluğuyla hareket ettiğimin bilincinde olarak gerçekleştirdiğim arşiv çalışmaları. Tüm kitaplarını okuyarak, haklarında yazılmış yazıları bir kez daha değerlendirerek, edebiyat tarihimizdeki değerlendirmelerini yeniden gözden geçirerek yapılan tüm hazırlıklardan sonra bir araya gelişimiz ve söyleşinin gerçekleşmesi. Ama araştırmalarım sırasında, kaynak kitapların azlığına bağlı olarak yaşadığım sıkıntı, beni böyle bir kitap hazırlamanın ne kadar gerekli olduğuna bir kez daha ikna etmiş oldu".

Kitabın böyle güçlüklerle hazırlandığı anlaşılmaktadır. Zeynep Aliye'nin gerçekten çok derin çalıştığı ve bu kitabı böylece ortaya çıkardığı anlaşılmaktadır. Bana göre, kitap sağlam bir kaynak kitaptır. 

İKİ UCU YOLCULUK

Aytül Uncu Akal'ın öyküler kitabıdır. Doğup ölünceye kadar uzanan bir yolculuğun sözünü etmektedir genel olarak. Akal öykülerinde yaşamdan çok değişik kesitleri önümüze sermektedir. Kadınlık ve kadın sorunları çok geniş bir yer tutmaktadır öykülerde. Kadınların birbirleriyle ilişkileri ve birbirlerine bazı konularda yol göstermeleri, öncülük etmeleri öykülerde görülmektedir. Kitabın ilk öyküsü "Beyaz Çiçekli Şapka" bu konuda hemen alınabilir. "Gökyüzünde Uçuşmalar" ı da anabiliriz bu konuda. Evin halleri, yolculuklar, kendi kendine yaşayış da öykülerde yer almaktadır. Güncel yaşamdan bilgisayar da söz konusu edilmiştir. Bazı öykülerine çiçek adları (Mavi Ortancalar, Sardunyalar") başlık yapılmıştır.

Kadın konusunda elbette çok değişik görüşleri ve betimlemeleri vardır. Sözgelimi, "Gökyüzünde Uçuşmalar" da hamile bir kadının bunalımını ortaya koymuştur. "Yeryüzü hiç durmaksızın yumurtlayan, döllenen ve embriyoları bebeğe ya da çöpe dönüştüren milyonlarca kadınla doluydu. O da alt tarafı milyonlarca, milyarlarca kadından biriydi. Hiçbir özelliği, hiçbir sıra dışılığı olmayan herhangi bir hamile kadın". Doğurmak, doğurmamak, kürtaj yaptırıp yaptırmamak kararsızlığı içinde çırpınan bu kadın bu öyküde her yönüyle dile getirilmiştir.

Akal, olayları ve kişileri çok güzel bir kurgu içinde öyküleştirmiştir. İki Ucu Yolculuk'ta, yaşamda görülen her türlü durumları ve yaşantıyı buluyoruz kitapta. Konuları değişik kurgularla işleyen bu öyküler üzerinde durulmalıdır.

BİR ÇİZİMLİK ŞİİRLER

Aslan Ünlü, şiirlerini Bir Çizimlik Şiirler adlı kitabında toplamış. Şiirlerde değişik bir düzenleme görülmektedir. Ünlü, sanki bir tümceyi dizelere bölmekte ve böylece bir bütünlük ortaya koymaktadır. Ona göre, "Köşede yaşanmış zaman / Orda burda / Belli belirsiz / Bir çizimlik" tir. Bir çizimlik, tek bir tümceden oluşan bir şiiri de şöyle: "Bir tutam toprak / bir damla deniz / boşlukta dolaşan / çemberden bir iz". Bir başka şiiri "Oyuncu"da örnek olarak gösterilebilir. "Çalpara şıngır mıngır / Halhallar ayaklarında / İki damla yaş var / Yanaklarında".

Ünlü'nün şiirlerinde çok değişik ana konular var. "Kar", "Deniz", "Doğa" bu arada anılabilir. "Doğa" şiiri, doğanın nasıl öldürüldüğünü de şöyle ortaya koymuştur: "İncirin ocağına / Dikildi incir / Yeşilin boynuna / Dolandı beton zincir". Doğanın yok edilmesi konusu "Kent Çocukları" şiirinde de karşımıza çıkmaktadır: "Çayırda çimende / Seke seke / Çocuklar olsaydı / Kentli çocuklar / Atari'lerden / Kurtulsaydı / Çayırı da çimeni de / Yok çocuğun".
Görülüyor ki, Ünlü, değişik bir şiir kurgusuyla şiire yönelmiştir. Şiirlerini bu yönüyle özgün bulmak gerekir. İşlediği konular da ayrı bir özgünlük göstermektedir. Şiirimize değişik bir şiirleştirme konuk olmuştur böylece.


YAŞAM YANKILANDIĞI YERDEN SÜRER

M.Mazhar Alphan, beşinci şiir kitabını da Yaşam Yankılandığı Yerden Sürer adıyla bize sunmuştur. Altı bölümde okuduğumuz şiirlerinde Alphan değişik ana konulara değinmektedir diyebilir miyiz? Aslında yaşamdan ve yaşarken duyulması gereken sevgiden söz etmektedir şiirlerinde. Bu sevgi insancıl bir sevgi olduğu gibi tasavvufa dayanan derin bir sevgidir.
Sümmani bir şiirinde "Bir gönül yapması yüz bin hac olur / Siz gönül yapmasını bilmez misiniz?" der. Alphan ise sevgilisini ve bütün insanlarının gönlünü yapmaktadır şiirlerinde. "Limanda kadın" adlı şiirinde o kadına bile iyilik yapmıştır ve onu bize tanıtmıştır: "Limanda kadın / gergefine işler denizi / ibrişimi / misina, balık ipi / birer sızı / gözlerinde bulutlar". O, hep aydınlıktan ve güneşten yanadır. Ona göre, "güneş şiirleşir yelkenlerinde başakların". Zaman zaman anılarına dalar ve eski günlere özlem duyar: "Dağlardır arta kalan içimde / ve ekmeğime katık ettiğim kar helvası / annemin kral olduğum masallarına / dokunmak isterim / ah! Dokunamam". İnsan sevgisinin izlerini "Zaman zikzakları" şiirinde de buluruz. Bu şiirde şu dizeleri okuruz: "her gece kaldırımlarda sabahlar kulaklarım, uyuyamam / canhıraş seslerini duyarım, boğazlanan insanların / ... / kimsesiz çocukları görürüm birbirine sokulup uyuyan / ve çıplaklığın içinde pavyon kadınlarını".

İçinde yaşadığı ortamı değiştirmek ister, "Aradığım Yol" diye uğunur durur ve şöyle der: "aşmalıyım bu ilinç karanlığı / sağduyum öyle diyor / dayanmalıyım / iblisler dolaşsa da başımda / ... / bir yol bulacağım / bu ormandan dışarı". İnşallah o yolu bulur, sevinir ve biz de seviniriz". Bazen de şiirlerinin arasından önüne şiirleri düşer, bazen de erişilmez derinliğine sığınır yalnızlığın.

"mutluluğun o geniş ve derin fanusu içinde / dokurum sevgiyi" diyor bir şiirinde. Kitabın IV. Bölümünde her şiir "bir yeni ayet" gibidir. Belirttiği gibi, "bir bütünün iki yarısı / çoğalıp biz oluyoruz". Başka bir şiirinde ise "duygularımı tespih edip / hasretini çekiyorum/ vandete eriyorum sende" diyor sevgilisine. Hakk'tan aldığını kula vermek ister ve arınıp yola çıktığını da söyler. Bunları söylediği şiirinde "Ey Aşk! Beni sende gördüm / içtim o mavi çeşmeden" dizelerini de okuyoruz. Düştüğü bu aşk öyle bir aşktır ki "göz oldun, yol oldun, im oldun / ol sevgilide bir oldun" dedirtin ona. Sonra da şu dizeleri söyler: "öylesine örtüştük ki / her şeyin hücresinde / küldük, köz olduk". O tanrısal sevi onu böyle düşündürür ve söyletir.
Ona göre arınış şöyle olur: "kirin dibe çökmesiyle berraklaşan suda / maviliğine çoğalır, en uzak çocukluğuna / damıtılmış bir ışıktır, kutsanmış bir erdem". Ama gene de yaşam biter, "yanıtsız kalan sorularıyla / ölüm örer hanesini" ve her şey aslına döner. Ona göre ölüm, "rafa kaldırılan bir kitaptır / zamanı gelince alıp okunan".

Alphan, tasavvufun yollarında sevgiyi bulmuş ve bu sevgiyi insancıl bir sevgiye de dönüştürmüştür. Şiirlerini değişik dize düzeni ile yazmakta ve sözcükleri çok değişik anlamlarda da kullanarak demek istediğini şiirine yerleştirmektedir. Sevgi inancı bütün şiirlerinde yansıtılmaktadır.


Dipnotlar:

l- Zeynep Aliye, Yüz Yüze Edebiyat, söyleşi, Bilgi Yayını, Ankara 2001 371 sayfa

2- Aytül Uncu Akal, İki Ucu Yolculuk, öyküler, Bilgi Yayını, Ankara 2001, 175 sayfa.

3- Aslan Ünlü, Bir Çizimlik Şiirler, şiirler, Siyasal Kitabevi yayını, Ankara 2001, 50 sayfa.
4- M.Mazhar Alphan, Yaşam Yankılandığı Yerden Sürer, şiirler, Toplumsal Dönüşüm Yayını, İstanbul 2001, 128 sayfa