10. Yıla Girerken
(Dokuz Yılın Değerlendirmesi)

Osman Bolulu

Türk Dili Dergisi 54. sayısıyla 9. yılını bitirdi, onuncu yılına giriyor. Özgürlüğü kısıtlı, demokrasisi buçuklu, kitabın suç nesnesi sayıldığı bir ülkede 9 yıl, az şey değil. Hele de çıkıp çıkıp yayımını sürdüremeyen dergilerimizi düşünürseniz. Bir yayın organının uzun çıkmış olması, onun niteliğine ölçüt sayılabilir mi? Yoo! paranız vardır çıkarırsınız, birilerini yedeğine takılır sürdürürsünüz; devlet, dernek, sendika gibi yerlerin desteğiyle yaşamda kalırsınız, suya sabuna dokunmadan (Pise bak!)canlı sayılabilecek durumunuzu korursunuz. Piyasaya yelken açarak ayakta kalabilirsiniz. Amacınız, ilkeleriniz varsa, gerçekleri, doğruları dillendirmek istiyorsanız, zar zor kapısına ulaşmaya çalıştığımız çağcıl, laik anlayışlar kemiriliyor, siz bunların önüne dikiliyorsanız, kolay mıdır dokuz yıl yayında kalabilmek?

Türk Dili Dergisi nereden başladı, nereye geldi, neler getirdi, onu saptamaya çalışacak; var olanından hangilerini sürdürmeli, gelecek için neleri amaçlamalı, bunların yanıtını sezdirmeye çalışacağım bu yazıda. Bu inceleme; dil, yazın (edebiyat) araştırıcıları; Türk Dili Dergisi kaynağında neleri bulabilirler, hangi yazarlar hangi tür konularda yazmışlardır, onların yerini imleyecek, derginin önceki ciltlerindeki dizin eksikliğini bir ölçüde, kapatacaktır.

DEĞERLENDİRME

     Dokuz yılda yayımlanan 54 sayının (yaklaşık 3.500 sayfanın), sınırları kısıtlı incelenmesinin, kimi eksiklikleri taşıması doğaldır. Bir de benim bu konunun uzmanı olmadığım düşünülürse... Girişte de belirttiğim gibi, bu incelemeyi derginin yayımlanan sayılarını topluca göz önüne serme, kaynak imleme, geleceğin düzenlenmesine ön açma, amacıyla yaptım.

1. Bir dil dergisinde neler aranır sorusunu yanıtlayarak belirtmeye çalışacağım sonuçları. "Adında dil" olması, bir derginin dil dergisi sayılmasına yetmez: Dil dergisinin iki işlevi olmalı bence. Birincisi; dilin teknik yönünü, yani kurallarını, kullanımını, geliştirilmesini önde tutacak önce. Daha sonra dilin kazanımlarının korunması için savaşımlarını sürdürecek, dili yozlaştıranların önlerine dikilecek. Yanlışları sergileyecek, doğru, iyi, güzel kullanımın örnekleriyle okuyucusunu donatacaktır. Türk Dili Dergisi'nin 54. sayısında, doğrudan dile ilişkin 235 yazının yayımlandığını görüyoruz. Öte yandan yaşayan, göçmüş dil emekçilerinin unutulmadığına, değerlendirmeye alındığına tanıklık ediyor yazıları. Dil bozukluklarının karşısına çıkılıyor, yanlışlar gösteriliyor, öğretici işlev sürdürülüyor. Bundan ötürü de derginin, adına yakışır bilinçte olduğu kanısına varıyoruz.

Türk Dili Dergisi, Atatürk' ün ve devrimiyle ilgili yazılara geniş yer ayırmıştır. Çünkü anadiline sahip çıkma, onu geliştirme bilinci, Atatürk ve devrimleriyle iç içedir.

Dil Dergilerinin ikinci özelliği, yazını (edebiyatı) güzel örnekleriyle kamuya yansıtarak, yaşanan dili örneklemek olmak gerekir. Çünkü edebiyat dilin işlenmiş, dil endüstrisinden geçmiş biçimidir. Hem de dil, yaşanarak duyumsanır, bilinçlere işlenir, yazın ürünleriyle boyutlanır. Sanatsal üretiler yoluyla insanın iç dünyası değiştirilir, insan yeni kimliğe ulaştırılır. Düşüncenin boyutları genişletilir. Dille düşünce birbirini bütünlediğine göre, düşünceyi genişletmek, dili boyutlandırmak gerekir. Türk Dili Dergisi, dil yazılarının dışında düşünce (96), sanat/sanatçılar (107), şiir (378), kitap ve yazar tanıtma (87), öykü 86, günlük (79), gezi (31), anı, izlenim (16), mektup (8), gibi tür ve konuları gündeminde tutarak dilin canlı yanını öne çıkarmış, tek yönlü bir dergi olmaktan kurtulmuş, özgörevini yerine getirmiştir.

2. Türk Dili Dergisinin ayırıcı özellikleri nelerdir? Dil emekçilerinin göçmüşü, sağı, derginin inceleme konusu olmuştur. Bu, bir değerbilirliktir, damarı damara bağlama bilincidir. Dilin bilgi, birikim, kural yönüyle işlenmiş (yazın) yönünü dengeli olarak yürütmüştür. Osmanlıca sözcüklere karşılık aranmıştır. Dergi, alanı, amacıyla ilgili yazıları alıntılamaktan sakınmamıştır. Bu, kendisine güvenin belirtisi, katkılarla bütünleme çabasıdır. Yanlışları belirtmiş, dilin uz kulanımı üzerinde özenle durmuş, yetkin örnekler vermiştir. Kitap ve dolayısıyla yazarını tanıtmayı ağırlıkla ele alarak kitap sevgisinin yaygınlaşmasına, okurların kitaplar konusunda bilgilendirilmesine özen gösterilmiştir. Dil soruşturmaları ile, dil, düşün emekçilerine özel bölümler ayırarak dil bilincinin sürdürülmesine katkıda bulunmuştur. Öbür dergilerde pek öneme alınmayan fakat yaşamın sıcaklığını içinden duyuran günlük, anı, izlenim, gezi ve mektup türlerini, canlı örnekleriyle sunmuştur. Dilimizi yetkinlikle işleyecek imzalara yer açmakla, onların ürünleriyle dilin güncel kullanımına yönelmekle kalmamış, yeni adlara olanak, alan yaratmıştır, böylece yeni adları yazın dünyamıza eklemiştir. Dilimizin birikim ve olanaklarını incelemek için, özellikle Ömer Asım Aksoy' un yazıları başta olmak üzere bir çok dil yetkesini (otoritesini) sayfalarına konuk eden Türk Dili Dergisi, bir anadil gömüsü oluşturmaya doğru ilerlemektedir.

3. Türk Dili Dergisi kurumlaşmıştır: Atatürk' ün kurduğu Türk Dil Kurumu, resmi bir devlet dairesine dönüştürülmüş, gerici güdüm altına alınmış, ülke bir askeri darbenin karabasanıydı. Türkçe tutkunları, dil emekçileri susuyordu. Dil alanında adı yaygınlaşmamış emekli yazın öğretmeni, Ahmet Miskioğlu, yüreklilikle ortaya çıktı, engelleri aşarak Türk Dili Dergisini yayıma soktu. (Temmuz 1987).

Kolay mıydı, bir dilseverin tek başına, bir dergiyi sürdürmesi? Dilseverin, dil yetkelerinin desteğini alarak 9 yıla aştı. Bunu, gerçekleştirirken salt dil tutkusuna tutunmadı. Dilin teknik yönünü sanatsal yazılarla örnekledi. Amacı, ilkesi, içtenli tutumu vardı. Doğrultusu çağdaşlık, laiklikti. Dahası, ilkesinden ödün vermeksizin, yorulmaz bir emçilik özverisindeydi.
Bir derginin kurum olabilmesi için; ilkesinin, belli bir tutumunun, bunları gerçekleştirecek kadrosunun bulunması gerekir. Kurum, kararlılığa tutunur, etkinlikleriyle ilgililerine güven verir. Alanını yaratır. Kamuoyu oluşturarak, ona tutunup dirimini sürdürür. Bugün Türk Dili Dergisi, binlerce okura ulaşmaktadır, üniversitelere girmektedir, yurtdışındaki bilimsel odaklara uzanmaktadır. Bu gücünü, kendi kaynaklarından, okuyucusundan almaktadır. Birçok yazınerine kucağını açmıştır. Konusunu yetkinlikle işleyecek uzman kadrosunu oluşturmuştur. Derginin ötesinde, kendine özgü bir dil kurumu niteliğine doğru ilerlemektedir. Tutumunu geliştirerek sürdürecek Derginin, dolayısıyla Ahmet Miskioğlu'nun Türk Dili tarihinde yerini alacağına inanıyorum.

4. Eleştiri ve öneri olarak neler söyleyebiliriz? Ana kaynak niteliği kazanan böyle bir derginin, dizgi yanlışlarını, en aza indirgemesi gerekir. Çünkü, dilin doğrusunu öğretmeye soyunmuş bir yazıdaki ters döndürücü yanlışlık, bağışlanamaz. Öte yandan, bir yetkenin yazısındaki -dizimden doğmuş yanlışlık- yanlışların ileriye doğru sürmesine neden olabilir. Dergide şiire -kimilerinin yetkinliği su götürür- geniş yer ayrıldığı, şiir konusunda seçmecilikten uzaklaşıldığı kanısı doğuyor. Şiir, anlatımının en yoğunlaşmış biçimi, en kanatlısıdır. Onun özel konumlara yerleştirilmesi, sıkıştırılmaması, bir katkı gibi kullanılmaması, en doğrusudur. Derginin bu yönü de, ötekisine denk olmalıdır diye düşünüyorum.

   Soruşturma ve tartışmalar, dile, düşünceye, sanata ilgiyi canlı tutan, devinimini içinde dile düşünceye gelişim ivmesi kazandıran etkinliklerdir. Önceliklerin, sürdürülmesinden dönülmemelidir. Önceki özel bölümler, başlı başına toplu bir kaynak niteliğindedir. Bunlara yenileri eklenmelidir. Dilimizin, düşüncemizin, sanatımızın yeni alanlarını yoklamak üzere yeni tartışma bölümleri açılmalıdır. Dilin kazanımlarına ilişkin, dil yoklamak üzere yeni tartışma bölümleri açılmalıdır. Dilin kazanımlarına ilişkin, dil emekçilerinin hizmetlerini değerlendiren yazılar, gene ağırlığını korumalıdır. Her alanın özel kaynakları var. Dil emekçilerini tanıtmak üzere başlatılmış yaşamöyküleri, sürdürülerek bir dil emekçileri sözlüğüne temel hazırlanmalıdır. Her cildin sonuna yazar adları, konu dizinleri eklenmelidir ki, bu değerli kaynağa eğilenler, aradıklarını kolay bulabilsinler, dilimizin geliştirilmesi kolaylaşsın.

   Bu inceleme ve değerlendirme, bir kişinin görüş, kanı ve özlemlerini yansıtıyor. Daha başka anlayış ve görüşle de yapılabilirdi elbet. Eğer, eksikliklerini belirtenler olursa, bana noksanlarımı düzeltme olanağı yaratacakları, dolayısıyla böyle bir ana kaynağın tamamlanmasına katkıda bulunacakları için kendilerine saygı duyacağımı özellikle vurgulamak isterim.

Yazı Kadrosu:
1. Sayıda 54. sayıya kadar 270 imza yer almış Türk dili Dergisinde. Soruşturmaları yanıtlayanları, özel bölümlerde yazanları da eklerseniz, sayı 280'i aşar. Dergiye, her sayıda beş yeni adın eklendiği, derginin imza tekelinde olmadığı, dar kadroculuk sınırlarını aştığı kesin. Pek, bu kadar çok ada yer vermek bir dağınıklık yaratmıyor mu, yazı heveslilerine geniş olanak mı yaratılmış düşüncesine kapılabilir, türlerde, özellikle dilde uzmanlık alanı boşlanmış, yetkinlik aranmamış mıdır diye düşünebilirsiniz. Ancak döküm, belli alan ve türlerde (beş ve beşten çok yazmış) 64 imzanın yoğunlaştığını gösteriyor. Demek ki, Derginin özgörevini (misyonunu) gerçekleştirecek kadrosu vardır. Alanını yetkinlikle doldurmuştur Türk Dili Dergisi.

Belli konu ve türlerde yoğunlaşma:
Buradaki belirtmeyi, yazarın dergi dışındaki yetkinlik ve ürünlerini dışta tutarak, yalnız 54 sayı içindeki ürünlerini gözönüne alarak yapıyorum. Aşağıda sözü edilen türlerde dörtten çok yazısı Türk Dili Dergisi'nde yayımlanmış olanları, bir anlamda Dergi'nin sürekli kadrosunu, ürün çokluğuna göre sıralayacağım.

Önce derginin (54.sayıda) hangi konu ve türde, ne kadar yazı içerdiğini belirtelim: Atatürk ve devrimi 21, dil 235, düşünce (deneme, eleştri, görüş, tartışma vb.) 96, Sanat/sanatçılar 107, Şiir 378, (20'i çeviri), tanıtma 87, Öykü 86, günlük 79, gezi 31, Anı, izlenim 16, Mektup 

8.
Ayrıca her sayının son 3-4 sayfası "İki Ayın İçinden" başlığı altında dil, sanat, yazın olay ve haberlerine ayrılmış, dergiye gönderilen kitapların adları, yazarların adları verilmiştir. Dahası her sayının arka kapağının iç, dış yüzlerinde en az 20 kitabın adı, çerçeve içinde duyurulmuştur.

Kimler, hangi türde yoğunlaşmış?

Dil:
Ali Dündar 38, Osman Bolulu 27, Ömer Asım Aksoy 23, Mustafa Durak 17, Ahmet Miskioğlu 16, Mahir Ünlü (dile emek verenler için yazdıklarından ayrı) 10, Sami Karaören 9, Yusuf Çotuksöken 9, Talat Tekin 8, A. Cengiz Büker 8, Kemal Bek 6, Aydoğan Kekevi 5, Fuat Bozkurt 5, İsmet Zeki Eyuboğlu 5, Mehmet Fuat Bozkurt 5, Ömer Demircan 5, Sami Nabi Özerdim 5.

Düşünce:
Abdullah Rıza Ergüven 12, Cüneyd Tandoğan 6, Hürriyet Yaşar 5.

Günlük:
Behzat Ay 50, Naim Tirali 25.

(Kitap) Tanıtma:
Muzaffer Uyguner 40 kez (kiminde birkaç yazı ve birkaç kitap birden), Behzat Ay 7, Etem Ütük 5.

Sanat/sanatçılarla ilgili yazılar:
Mahir Ünlü 10, Abdullah Rıza Ergüven 9, Mehmet Salihoğlu 8.

Deneme:
Ertuğrul Efeoğlu 10.

Mektup:
Ertuğrul Efeoğlu 8.

Gezi:
Beki Bardavit 7, Fakir Baykurt 6.

Öykü:
Gönül Özgül 9, Ali Balkız 6, Zeynep Aliye 6, Ertuğrul Efeoğlu 5.

Şiir:
Halim Uğurlu 29, M. Güner Demiray 21, İhsan Topçu 21, Sabahattin Yalkın 19, Mehrizat 18, Tahsin Şimşek 15, Ali Yüce 14, Sadiye Akay 14, Hasan Akarsu 12, Aslan Ünlü 9, Elif Sorgun 9, Mehmet Salihoğlu 8, Mehmet Aydın 8, Müştak Erenus 8, Müslim Çelik 7, Cemla Gürlek 5, Celal Ülgen 6, Kemal Yalçın 5, A. Cengiz Büker (şiir çevirisi) 14,

Öteki yazar adlarına ve türlere, ürün sayısı beşe ulaşmadığı için değinilmedi.

Kimler, Ne Yazdı?
1. sayıdan itibaren 55. sayıya kadar yazanlar, adlarına ve yazı sıklığına göre sıralandı. Dökümde yazar adı, ürünün toplamı kara yazıyla, yazarın adından sonra ürün türü, ayraç içinde ürünün yeri gösterildi. Beşten az ve çok üretisi olanlar ayrı bağlamlara alındı. Beşten az ürünü yayınlanmış olanların, ürünlerinin türü belirtilmedi.

-A-
AHMET MİSKİOĞLU; dil düşünce, sanat/sanatçı, Atatürk ve devrimi 52
(1,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,
26,27,28,29,30,31,32,33,35,36,37,38,39,40,41,42,43,44,45,
46,47,48,49,50,51,52,53,54, üçü şiir),
ALİ DÜNDAR; dil, düşünce, Atatürk ve devrimi 46
(3,6,8,9,10,12,13,14,15,16,17,19,20,21,22,23,24,25,26,27,28,
29,30,31,32,33,35,36,37,38,39,40,41,42,43,44,45,46,47,49,
50,51,52,54)
ABDULLAH RIZA ERGÜVEN; dil düşünce, sanat/sanatçı, şiir 27
(21,22,24,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35,36,37,38,39,40,41,
42,43,44,45,46,47,48,49,50,51,52 dördü şiir),
A.CENGİZ BÜKER; dil düşünce, şiir 27
(11,12,15,19,20,21,25,27,28,29,30,31,33,35,36,37,38,40,48,
49,51,52, şiir çevirisi : 14),
ALİ ÖZENÇ ÇAĞLAR; sanat/sanatçı, öykü, şiir 16
(11,15,19,20,21,22,25,27,28,30,31,32,33,34,35,41,42,44,49,
52),
ALİ YÜCE; 14 Şiir
(5,68,14,15,20,23,26,43,45,46,48,49,54)
A.NEVZAD ODYAKMAZ; 9 Şiir 
(15,17,18,20,23,28,31,33,53)
AYDIN OY; 9 Şiir 
(27,32,33,34,37,46,47,50,52)
ASLAN ÜNLÜ; 9 Şiir 
(30,31,32,38,41,42,45,48,52)
ARSLAN KAYNARDAĞ; düşünce, tanıtma günlük 8
(1,2,4,7,13,14,23,32),
AYDOĞAN KEKEVİ; şiir, dil 6
(11,15,29,33,49,50)