Sözel üretimde ‘dört-işlem’ ve düşüm
Ömer Demircan
TDD Mayıs-Haziran 2009 / 25.03.09
A.
Sözel iletişimde “yineleme” sürecin ayrılmaz
bir parçasıdır. Bu işlemde dilsel birim değil, içerik
yinelenir. Gerek sözel, gerekse deneyimsel bellek verili
olan içeriğin yinelenmesini gereksiz kılar; sözel üretimi
aynı söz, ya da tümce içinde ardışık yine-lemeye kapatır;
verili olan içerik elenir, onu taşıyan birimler sözdışı
bırakılır. O işleme “düşüm” denir; örnek
yazımında düşen öge Ø ile gösterilir. İletilmek
istenmeyen olay katılanı ise silinir; “-(-)l/n/ş” ekleriyle
izlenen o işleme “gizil” anlatım denir.
Gerek “düşüm” ile, gerekse “gizil” işlemle sözdışı bırakılan
bütün ögeler söziçi işlev ayrımını belirleyen ekler (izek)
ya da ilişkilerle izlenir. Gizil gibi zorunlu dışlama
gerektiren baş-ka işlemler de vardır; örneğin iyelikli bir
ad öbeğindeki nitelenen ögenin, (Özgürün arabası
> Özgürünki), ortaçlı bir ad öbeğindeki ortaçın
(elinde bulunan bardak > elin-deki
bardak) “-ki” ekiyle dışlanması gibi.
Tıpkı sayısal dört-işlemde olduğu gibi sözel üretimde de
bilgi birimleri türlü eşitlik ilişkisine girer: toplama,
çıkarma, dışlama, seçenekleme, ... . O dizimsel
ilişkiler, dilde bağlaç ve ilgeçlerle kurulur. Her ‘bağlama’
işlemine bir ‘dışlama’ işlemi eşlik eder. Bu-rada
eşleyici ikili bağlaçlar ile düşüm arasındaki ilişkiye
bakılacaktır.
(1)
|
İşlemler |
Tekil bağlaçlar |
İkili bağlaçlar |
|
Toplama/
ekleme |
(Ve), ile, dĂ |
... dĂ ... dĂ ..., (hem ... hem...,)//
gerek ... gerek...,
... olsun...olsun...,
...değil ... bile..., yalnız ... değil ... dĂ..., |
|
Çıkarma |
Ancak,( ama), yalnız, ...-In / -DAn biri
|
|
Bölme |
... ise,..., |
|
|
Dışlama |
-In/-DAn hiçbiri |
Ne ... ne
..., ... |
|
Seçenekleme |
Ya ...
|
Ya... a..., ister ...
ister, kimi ... kimi..., ha...ha..., (hem
... hem) dĂ |
Eşişlevli birimler iki biçimde birbirine bağlanır: ya
ardarda sıralanarak, ya da eşle-yici bağlaç kullanılarak. “Düşüm”,
her iki işleme de eşlik edebilir. Yinelenen eşanlamlı eş-şlevli
birimlerden birisi, önceki ya da sonraki, gereksiz
kalarak düşer. Ortaklaşan ayrı anlamlı ama eş-işlevli
birimler birbirine bağlanır. Her bağlayıcı kendi anlamına ek
olarak neyin hangi ilşevle yinelendiğini de gösterir. Demek
ki, bu işlemde yineleme ile yaratılan artıklık
‘düşüm’ ile giderilir. “Verili” bilgiyi elemekten öte “düşüm”,
ayrıca bir bağlayıcı işlem sayılır. Düşümsüz eşleme
Türkçeye aykırıdır; metin üretiminde hoş görülmez. Sözgelimi
salt ekleme/toplama anlatan (Ar.) “ve” (2.i),
ekleme ve birliktelik anlatan “ile”dir
(2.ii). “İle” bağlacı, ancak “ad öbeği”
türünden birimleri bağlar. İster “ve” isterse “ile”
seçilsin, öyle bir işlemde özdeş olan ögelerden yalnızca
önce gelen düşebilir. Bir bakıma “ile” ortak ögelerden önce
gelenin düşümünü de izleyen (2.ii) bir bağlaçtır.
(2) i. Özgür Ø1 ve Onur yakacak
yardımı alıyor1.
ii. Özgür Ø1 ile Onur yakacak yardımı
alıyor1.
iii. *Özgür yakacak yardımı alıyor 2
*ve/*ile Onur Ø2.
Öyleyse: ne sıralama ile, ne de eşleme ile bağlama
düşümsüz yapılamaz. (3) içinde yinelenen koyu yazılı
yüklem “gelir / yağar da yağar” ögeleri (-) ile
belirtilen yerlerde düşmüştür (3.i). Sait Faik ise, bir
öyküsünde bir başka tür sıralı konumlama dener: iyelikli
niteleyici ile yüklemin ortaklaştırıldığı bu dizim “devrik”
konumlanmış izlenimi yaratmaktadır (3.ii).
(3) i. “Yakın-uzak çevrenden neler gelmez
ki sana adınla: dürtüler (-), uyarılar (-),
dilekler (-), buyruklar (-), tutkular (-), ricalar (-),
sevinçler (-), acılar (-), umutlar
(-), bekleyişler (gelir) (-) yağar da yağar üstüne.
(Uygur: DG, 12)
ii.
“Eftehia’nın sarı bir kilise mumu kadar yanmaya hazır
renkli bacakları vardı, (-)
bir taze ceviz beyazlığıyla beyaz ve gevrek
dişleri
(-), (-) mütemadiyen
ağızla aranıp öpülecek elleri
(-).”
(MMM, 1944 / 98: 58).
B. İkilemeli bağlayıcılardan
“... dĂ... dĂ...” ise, her türlü birimi eşleyebilir.
Bu eşleyici de düşümle birlikte kullanılır. Ortak olan
ögelerden ya önce olan düşer (4.ii) , ya da sonra gelen
(4.iii). Demek ki bu eşleyici: “ile, ve” bağlaçlarından
düşüm ilişkisi bakımından ayrılıyor.
Ortak ögeleri, ikileme türü bağlaçlar ile bağlanan
tümceler içinde yinelenen birden çok öge bulunabilir (4.iv).
Öyleyse: eşişlevli ve eşbiçimli/ göndermeli/ anlamlı
ögeler düşüm ile teke indirilmeli, eşişlevli ama ayrı
biçimli, ayrı göndermeli öğeler ikilemeli bağlaçlarla
bağlanmalı (4.v).
(4) i. Özgür de yakacak yardımı alıyor Onur
da yakacak yardımı alıyor.>
ii. Özgür de Ø1 Onur da
yakacak yardımı alıyor1.
iii. Özgür de yakacak yardımı alıyor1
Onur da Ø1.
iv. Sıcak Mehmet’i de Ø Ø
Ayşe’yi de bunalttı.
v. Sıcak Mehmet’i de bunalttı Ø Ayşe’yi
de Ø .
Dört yazardan 50’şer sayfa, toplam 200 sayfa metin içinde
eşleyici bağlaçların geçiş sıklığına bakılmıştır (5, 6)
Bulunan değişik türler aşağıdadır. Alıntılardaki (ii)
örneklerinde yüklemlerden biri düşmüştür. İkili bağlaçların,
dizimsel açıdan sona, başa konumlanmaya göre ayrılmaları
yerinde olur.
1. Bağlanan birimlere sondan yanaşık eşleyiciler.
a. dĂ ... dĂ :
Bağlanan ögeler eşişlevli ama ayrı anlamlı olan ögelerdir.
Bağlayıcı iki-den çok sayıda yinelenebilir. ... dĂ ... dĂ
... ile ‘-den başka’ anlamıyla eşleme her tümce
ögesine uygulanabilir: Mehmet güzel öyküler yazdı
da yayınladı da. Mehmet güzel öyküler
de şiirler de yazdı. Mehmet de
Ayşe de güzel öyküler yazdı. Tek alt öge düşümü
olursa, o işlemde tekil bağlayıcı “ise” kullanılabilir:
Mehmet şiir, Ayşe ise öykü yazar. DĂ
ekinin odaklama işlevi burada da sürmekte, Türkçede “ikilemeli
odak” gibi bir ayrıma da yer açmaktadır: //sıcak mehmeTİ
de bunalttı AyşeYİ de//.
a.i.
Bir ay süresince, öğrenciler çalıştı da eğlendi de.
(... öğrenciler hem çalıştı hem eğlendi.)
a.ii.
Sözlerimizi hece ölçüsüne de (-), aruza da
uydurmanın ... pek öyle güç bir iş
olmadığını bilirim (KD, 28).
(5)
|
Anlam |
Eşleyiciler/ Yazarlar |
Ataç |
Eyüboğlu |
Uygur |
Yücel |
Toplam |
|
Hepsi |
.... dA .... dA |
15 |
5 |
8 |
7 |
35 |
|
Hiçbiri |
ne ... ne (de)... |
5 |
3 |
10 |
5 |
23 |
|
|
hem ... hem (de) |
3 |
|
3 |
10 |
16 |
|
Seçenekli |
ya ... ya (da)... |
4 |
2 |
|
1 |
7 |
|
|
ister ... ister ... |
|
1 |
2 |
4 |
7 |
|
|
... olsun ... olsun ... |
2 |
|
1 |
|
3 |
|
|
gerek ... gerek |
|
|
|
1 |
1 |
|
|
ha .... ha ... |
|
|
1 |
|
1 |
|
|
ya ... veya... |
|
|
|
|
|
|
Toplam |
109
¬ |
29+2 |
11+1 |
25+10 |
28+3 |
93 |
b. Olsun ... olsun,
“ikisi de:”
Sağda olsun, solda olsun, çok kişilerin Pirandello’yu
beğenip alkışlamaları ... şaşılacak bir şey değildir. (KD,
15)
c. yalnız ... değil, ... dĂ
: Üstelik, yalnızca toplum değil, doğa da
buna zorlar bizi,
(yaşamımızı başsız sonsuz bir yineleme dizisine dönüştürür).
(SÜ, 9)
ç. değil / bile:
Ancak değil sözünü ettiğimiz somut konularda
düşünce yürütmek,
içinde yaşadığımız dünyaya ilişkin bir düş kurmak
için bile belirli bir deneyim,
belirli bir bilgi gerektiği de kuşku götürmez. (SÜ, 14)
2. Bağlanan birimlerin başına konumlanan eşleyiciler.
a. Gerek... gerek:
“İkisi de, birlik”: ... örgütlü hırsızlık biçimine gelince,
... gerek
Batı’da gerek bizim ülkemizde, ... en büyük tepkileri
uyandırır (SÜ, 36).
b. Hem ... hem
(Far.) “üstelik, ikisi de”
b.i
(Şimdiyedek yazdıklarımın birini bile beğenmedim, şöyle tam
istediğimce bulama-
dım. Bakıyorum,) hepsini de hem eksik bırakmışım,
hem de bir sürü gereksiz,
boş sözlerle doldurmuşum.
(KD, 18)
b.ii.
... “kutsal yalan” sözü bir şeyin hem köşeli (-),
hem de yuvarlak (-), hem katı (-)
hem de biçimsiz olduğunu söylemek gibi
bir saçmadır. (KD, 10-)
c. ha ... ha:
i. Öyle tat ki, bilinçli bilinçsiz, (-) ha algıla,
ha algılama sen. (DG, 57)
ii. Benim için farketmez, ha Mehmet gelmiş ha Ali
(-).
ç. İster ... ister:
ç.i.
İster evde otur, istersen bizimle gel.
ç.ii.
Çıkışı, oluşumu, amacı, yayılımıyla dışa-dönük
beceriler, işlemler toplamıdır dil,
ister
kişiler ister nesneler anlaşılsın dış’la. (DG
29)
d. kími ... kimi
de:
Kimi doğru sandığım uğraş çarpık çıkıyor; kimi
de tam tersine
sonuçlara varıyorum. (DG, 55)
e. Ne ... ne
“hiçbiri”...: Bu ikilemeli bağlaç ‘dĂ ... dĂ’
bağlacının olumsuz dengi gibidir.
Yüklemin olumlu mu yoksa olumsuz mu olması gerektiği
üzerinde sık sık kuşkular
doğar. Dizimde olumlu yüklem birinci tümcecikte de
kalabilir, sona da gelebilir.
Olumsuzluk pekiştirilecekse ancak sondaki yüklem olumsuz
yapılabilir.
Sıcak ne Mehmeti bunalttı ne de Ayşeyi.
Sıcak ne Mehmeti ne de Ayşeyi bunalttı.
Sıcak ne Mehmeti ne de Ayşeyi bunaltmadı.
e.i.
Öyle söylemesi ne beni kandırır, ne de kendini
avutur. (KD, 16)
e.ii.
Ne şiir yazmak elimden gelir ne roman
(-). (KD, 20).
f. Yá ... yá :
“seçenek”:
f.i.
Hepimiz biliriz,
ya
kendimiz düşünmüşüzdür,
ya
bir yerde okumuşuzdur. (KD, 38)
f.ii.
...yıllardır yazdıklarımda üç beş yalan ya
söyledim, ya (-) söylemedim. (KD, 18)
g. ? (gibi ...da ...
/ gibi ... da / başka ... başka ... )
Her biri
ayrı ussal üst/alt işlemlere bağlı olan yukardaki
eşleyiciler sanıldığı kadar sık kullanılmıyor. Her yazardan
50 sayfa olmak üzere toplam 200 sayfalık bir metin-de: “sıralama+düşüm”
ile 1448 eşleme, ikili eşleyici kullanılarak 109 eşleme
yapılmış-tır. Oranlanırsa ikili bağlayıcılarla eşleme
%7’dir. Her bağlayıcı seçimi, dizimsel ya da ilişkisel
anlamı ile denetlenir. Her bağlayıcıya “düşüm” de katılır.
Düşüm yapıya değil içeriğe bağlıdır.
(6)
|
Denemelerden
50’şer sayfa |
Eşleme ve düşüm
ilişkisi |
|
Düşümlü
eşleme |
Düşümsüz
eşleme |
Eşleyici
bağlaç |
Oran |
|
Ataç (1953) |
434 |
|
31 |
109 /
1557=
%7 |
|
Eyüboğlu (1973) |
363 |
|
12 |
|
Uygur (1999) |
302 |
|
35 |
|
Yücel (1998) |
349 |
|
31 |
|
Toplam |
1.448 |
|
109 |
Kaynakça:
Ataç,
Nurullah (1953): Karalama Defteri (KD), YKY y. 1999. s.
9-59. / Demircan, Ömer (2007):“Türkçede İzleme”,
(Hz. Yeşim Aksan - Mustafa Aksan) 21. Ulusal Dilbilim
Kurul-tayı bildirileri (10-11 Mayıs 2007), Mersin
Üniversitesi y. s.117-127. / (2009): Devrik Tümce ve
Odaklama, Der y. / Eyüboğlu, Sabahattin:
Mavi ve Kara, Denemeler: 1940-1967 (MK), Çan y. 2. bs.
(1973), s. 118-168. / Uygur, Nermi (1999): Dipten
Gelen (DG), YKY y. s. 11-69. /Yücel, Tahsin (1998):
Salaklık Üstüne Deneme (SÜ), YKY y. 2005. 5. bs. s. 9-59.
|