Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Bilisim Evreninden
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
Fotograflar
iletişim

Sözel üretimde ‘dört-işlem’ ve düşüm

 

Ömer Demircan[1]              TDD Mayıs-Haziran 2009 /  25.03.09

 

 

A. Sözel iletişimde “yineleme” sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu işlemde dilsel birim değil, içerik yinelenir. Gerek sözel, gerekse deneyimsel bellek verili olan içeriğin yinelenmesini gereksiz kılar; sözel üretimi aynı söz, ya da tümce içinde ardışık yine-lemeye kapatır; verili olan içerik elenir, onu taşıyan birimler sözdışı bırakılır. O işleme “düşüm” denir; örnek yazımında düşen öge Ø ile gösterilir.  İletilmek istenmeyen olay katılanı ise silinir; “-(-)l/n/ş” ekleriyle izlenen o işleme “gizil anlatım denir.[2] Gerek “düşüm” ile, gerekse “gizil” işlemle sözdışı bırakılan bütün ögeler söziçi işlev ayrımını belirleyen ekler (izek) ya da ilişkilerle izlenir. Gizil gibi zorunlu dışlama gerektiren baş-ka işlemler de vardır; örneğin iyelikli bir ad öbeğindeki nitelenen ögenin, (Özgürün arabası > Özgürünki), ortaçlı bir ad öbeğindeki ortaçın (elinde bulunan bardak > elin-deki bardak) “-ki” ekiyle dışlanması gibi.

Tıpkı sayısal dört-işlemde olduğu gibi sözel üretimde de bilgi birimleri türlü eşitlik ilişkisine girer: toplama, çıkarma, dışlama, seçenekleme, ... . O dizimsel ilişkiler, dilde bağlaç ve ilgeçlerle kurulur. Her ‘bağlama’ işlemine bir ‘dışlama’ işlemi eşlik eder. Bu-rada eşleyici ikili bağlaçlar ile düşüm arasındaki ilişkiye bakılacaktır.

(1)

İşlemler

Tekil bağlaçlar

İkili bağlaçlar

Toplama/

ekleme

(Ve), ile, dĂ

... dĂ ... dĂ ..., (hem ... hem...,)// gerek ... gerek...,

... olsun...olsun..., ...değil ... bile..., yalnız ... değil ... dĂ...,

Çıkarma

Ancak,( ama), yalnız, ...-In / -DAn biri

Bölme

... ise,...,

 

Dışlama

-In/-DAn hiçbiri

Ne ... ne ..., ...

Seçenekleme

Ya ... 

Ya... a..., ister ... ister, kimi ... kimi..., ha...ha..., (hem ... hem) dĂ

 

Eşişlevli birimler iki biçimde birbirine bağlanır: ya ardarda sıralanarak, ya da eşle-yici bağlaç kullanılarak. “Düşüm”, her iki işleme de eşlik edebilir. Yinelenen eşanlamlı eş-şlevli birimlerden birisi, önceki ya da sonraki, gereksiz kalarak düşer. Ortaklaşan ayrı anlamlı ama eş-işlevli birimler birbirine bağlanır. Her bağlayıcı kendi anlamına ek olarak neyin hangi ilşevle yinelendiğini de gösterir. Demek ki, bu işlemde yineleme ile yaratılan artıklık ‘düşüm’ ile giderilir. “Verili” bilgiyi elemekten öte “düşüm”, ayrıca bir bağlayıcı işlem sayılır. Düşümsüz eşleme Türkçeye aykırıdır; metin üretiminde hoş görülmez. Sözgelimi salt ekleme/toplama anlatan (Ar.) “ve” (2.i), ekleme ve birliktelik anlatan “ile”dir (2.ii). “İle” bağlacı, ancak “ad öbeği” türünden birimleri bağlar. İster “ve” isterse “ile” seçilsin, öyle bir işlemde özdeş olan ögelerden yalnızca önce gelen düşebilir. Bir bakıma “ile” ortak ögelerden önce gelenin düşümünü de izleyen (2.ii) bir bağlaçtır.

(2) i.  Özgür Ø1 ve Onur yakacak yardımı alıyor1.

ii. Özgür Ø1 ile Onur yakacak yardımı alıyor1.

iii. *Özgür yakacak yardımı alıyor 2 *ve/*ile Onur Ø2.

 

Öyleyse: ne sıralama ile, ne de eşleme ile bağlama düşümsüz yapılamaz. (3) içinde yinelenen koyu yazılı yüklem “gelir / yağar da yağar” ögeleri (-) ile belirtilen yerlerde düşmüştür (3.i). Sait Faik ise, bir öyküsünde bir başka tür sıralı konumlama dener: iyelikli niteleyici ile yüklemin ortaklaştırıldığı bu dizim “devrik” konumlanmış izlenimi yaratmaktadır (3.ii).

(3) i. “Yakın-uzak çevrenden neler gelmez ki sana adınla: dürtüler (-), uyarılar (-),

    dilekler (-), buyruklar (-), tutkular (-), ricalar (-), sevinçler (-), acılar (-), umutlar

    (-), bekleyişler (gelir) (-) yağar da yağar üstüne. (Uygur: DG, 12)

ii. “Eftehia’nın sarı bir kilise mumu kadar yanmaya hazır renkli bacakları vardı, (-)

     bir taze ceviz beyazlığıyla beyaz ve gevrek dişleri (-), (-) mütemadiyen

     ağızla aranıp öpülecek elleri (-).” (MMM, 1944 / 98: 58).

 

B. İkilemeli bağlayıcılardan “... dĂ... dĂ...” ise, her türlü birimi eşleyebilir.[3] Bu eşleyici de düşümle birlikte kullanılır. Ortak olan ögelerden ya önce olan düşer (4.ii) , ya da sonra gelen (4.iii). Demek ki bu eşleyici: “ile, ve” bağlaçlarından düşüm ilişkisi bakımından ayrılıyor.[4] Ortak ögeleri, ikileme türü bağlaçlar ile bağlanan tümceler içinde yinelenen birden çok öge bulunabilir (4.iv). Öyleyse: eşişlevli ve eşbiçimli/ göndermeli/ anlamlı ögeler düşüm ile teke indirilmeli, eşişlevli ama ayrı biçimli, ayrı göndermeli öğeler ikilemeli bağlaçlarla bağlanmalı (4.v).

(4) i.  Özgür de yakacak yardımı alıyor Onur da yakacak yardımı alıyor.>

ii.  Özgür de Ø1 Onur da yakacak yardımı alıyor1.

iii. Özgür de yakacak yardımı alıyor1 Onur da Ø1.

iv. Sıcak Mehmet’i de Ø Ø Ayşe’yi de bunalttı.

v. Sıcak Mehmet’i de bunalttı Ø Ayşe’yi de Ø .

 

Dört yazardan 50’şer sayfa, toplam 200 sayfa metin içinde eşleyici bağlaçların geçiş sıklığına bakılmıştır (5, 6) Bulunan değişik türler aşağıdadır. Alıntılardaki (ii) örneklerinde yüklemlerden biri düşmüştür. İkili bağlaçların, dizimsel açıdan sona, başa konumlanmaya göre ayrılmaları yerinde olur.

 

1. Bağlanan birimlere sondan yanaşık  eşleyiciler.

a. dĂ ... dĂ : Bağlanan ögeler eşişlevli ama ayrı anlamlı olan ögelerdir. Bağlayıcı iki-den çok sayıda yinelenebilir. ... dĂ ... dĂ ... ile ‘-den başka’ anlamıyla eşleme her tümce ögesine uygulanabilir: Mehmet güzel öyküler yazdı da yayınladı da. Mehmet güzel öyküler de şiirler de yazdı. Mehmet de Ayşe de güzel öyküler yazdı. Tek alt öge düşümü olursa, o işlemde tekil bağlayıcı “ise” kullanılabilir: Mehmet şiir, Ayşe ise öykü yazar.  ekinin odaklama işlevi burada da sürmekte, Türkçede “ikilemeli odak” gibi bir ayrıma da yer açmaktadır: //sıcak mehme de bunalttı Ayşe de//.

a.i. Bir ay süresince, öğrenciler çalıştı da eğlendi de.

(... öğrenciler hem çalıştı hem eğlendi.)

a.ii. Sözlerimizi hece ölçüsüne de (-), aruza da uydurmanın ... pek öyle güç bir iş

 olmadığını bilirim (KD, 28).

 (5)

Anlam

Eşleyiciler/ Yazarlar

Ataç

Eyüboğlu

Uygur

Yücel

Toplam

Hepsi

.... dA .... dA

15

5

8

7

35

Hiçbiri

ne ... ne (de)...

5

3

10

5

23

 

hem ... hem (de)

3

 

3

10

16

Seçenekli

ya ... ya (da)...

4

2

 

1

7

 

ister ... ister ...

 

1

2

4

7

 

... olsun ... olsun ...

2

 

1

 

3

 

gerek ... gerek

 

 

 

1

1

 

ha .... ha ...

 

 

1

 

1

 

 ya ... veya...

 

 

 

 

 

Toplam

109 ¬

29+2

11+1

25+10

28+3

93­

 

b. Olsun ... olsun, “ikisi de:” Sağda olsun, solda olsun, çok kişilerin Pirandello’yu

beğenip alkışlamaları ... şaşılacak bir şey değildir. (KD, 15)

c. yalnız ... değil, ... dĂ : Üstelik, yalnızca toplum değil, doğa da buna zorlar bizi,

(yaşamımızı başsız sonsuz bir yineleme dizisine dönüştürür). (SÜ, 9)

ç. değil  /  bile: Ancak değil sözünü ettiğimiz somut konularda düşünce yürütmek,

içinde yaşadığımız dünyaya ilişkin bir düş kurmak için bile belirli bir deneyim,

belirli bir bilgi gerektiği de kuşku götürmez. (SÜ, 14)

 

2. Bağlanan birimlerin başına konumlanan eşleyiciler.

a.  Gerek... gerek: “İkisi de, birlik”: ... örgütlü hırsızlık biçimine gelince, ... gerek

Batı’da gerek bizim ülkemizde, ... en büyük tepkileri uyandırır (SÜ, 36).

b. Hem ... hem (Far.) “üstelik, ikisi de”

b.i (Şimdiyedek yazdıklarımın birini bile beğenmedim, şöyle tam istediğimce bulama-

dım. Bakıyorum,) hepsini de hem eksik bırakmışım, hem de bir sürü gereksiz,

boş sözlerle doldurmuşum. (KD, 18)

b.ii. ... “kutsal yalan” sözü bir şeyin hem köşeli (-), hem de yuvarlak (-), hem katı (-)

       hem de biçimsiz olduğunu söylemek gibi bir saçmadır. (KD, 10-)

c. ha ... ha: i. Öyle tat ki, bilinçli bilinçsiz, (-) ha algıla, ha algılama sen. (DG, 57)

       ii. Benim için farketmez, ha Mehmet gelmiş ha Ali (-).

ç. İster ... ister: ç.i. İster evde otur, istersen bizimle gel.

ç.ii. Çıkışı, oluşumu, amacı, yayılımıyla dışa-dönük beceriler, işlemler toplamıdır dil,

ister kişiler ister nesneler anlaşılsın dış’la. (DG 29)

d. kími ... kimi de: Kimi doğru sandığım uğraş çarpık çıkıyor; kimi de tam tersine

sonuçlara varıyorum. (DG, 55)

e. Ne ... ne “hiçbiri”...: Bu ikilemeli bağlaç ‘dĂ ... dĂ’ bağlacının olumsuz dengi gibidir.

Yüklemin olumlu mu yoksa olumsuz mu olması gerektiği üzerinde sık sık kuşkular

doğar. Dizimde olumlu yüklem birinci tümcecikte de kalabilir, sona da gelebilir.

Olumsuzluk pekiştirilecekse ancak sondaki yüklem olumsuz yapılabilir.

Sıcak ne Mehmeti bunalttı ne de Ayşeyi. Sıcak ne Mehmeti ne de Ayşeyi bunalttı.

Sıcak ne Mehmeti ne de Ayşeyi bunaltmadı.

e.i.  Öyle söylemesi ne beni kandırır, ne de kendini avutur. (KD, 16)

e.iiNe şiir yazmak elimden gelir ne roman (-). (KD, 20).

f. Yá ... yá : “seçenek”: f.i. Hepimiz biliriz, ya kendimiz düşünmüşüzdür, ya bir yerde okumuşuzdur. (KD, 38)

f.ii. ...yıllardır yazdıklarımda üç beş yalan ya söyledim, ya (-) söylemedim. (KD, 18)

g.    ? (gibi ...da ...gibi ... da   / başka ... başka  ... )

 

Her biri ayrı ussal üst/alt işlemlere bağlı olan yukardaki eşleyiciler sanıldığı kadar sık kullanılmıyor. Her yazardan 50 sayfa olmak üzere toplam 200 sayfalık bir metin-de: “sıralama+düşüm” ile 1448 eşleme, ikili eşleyici kullanılarak 109 eşleme yapılmış-tır. Oranlanırsa ikili bağlayıcılarla eşleme %7’dir. Her bağlayıcı seçimi, dizimsel ya da ilişkisel anlamı ile denetlenir. Her bağlayıcıya “düşüm” de katılır. Düşüm yapıya değil içeriğe bağlıdır.

(6)

 

Denemelerden

50’şer sayfa

Eşleme ve düşüm ilişkisi

Düşümlü

eşleme

Düşümsüz

eşleme

Eşleyici

bağlaç

 

Oran

Ataç (1953)

434

 

31

 

109 /

1557=

%7

Eyüboğlu (1973)

363

 

12

Uygur (1999)

302

 

35

Yücel (1998)

349

 

31

Toplam

1.448

 

109

 

Kaynakça:

Ataç, Nurullah (1953): Karalama Defteri (KD), YKY y. 1999. s. 9-59. / Demircan, Ömer (2007):“Türkçede İzleme”, (Hz. Yeşim Aksan - Mustafa Aksan) 21. Ulusal Dilbilim Kurul-tayı bildirileri  (10-11 Mayıs 2007), Mersin Üniversitesi y. s.117-127. /  (2009): Devrik Tümce ve Odaklama, Der y. / Eyüboğlu, Sabahattin: Mavi ve Kara, Denemeler: 1940-1967 (MK), Çan y. 2. bs. (1973), s. 118-168. / Uygur, Nermi (1999): Dipten Gelen (DG), YKY y. s. 11-69. /Yücel, Tahsin (1998): Salaklık Üstüne Deneme (SÜ), YKY y. 2005. 5. bs. s. 9-59.


 

[1] Okan Üniversitesi, Çeviribilim Bölümü öğretim üyesi.

[2] Gizil anlatım Demircan, 2003 içinde açıklanıp tartışılmaktadır. Bu “gizil” işlemin geçişlilikle ilgisi yoktur. O nedenle ona “edilgen” denemez.

[3] Demircan, 2009: 187-204.

[4] Bk. Demircan: 2008a, 2008b.