|
iki ayın içinden
"Harf Devriminin 80. Yılı ve
Cumhuriyetimiz"
"Harf Devriminin 80. Yılı ve
Cumhuriyetimiz" başlıklı uzun açıklamasında, Dil Derneği,
halkımıza şunları da söylemektedir:
"1 Kasım 1928'de yapılan harf devrimi,
Türkçe üzerindeki boyunduruğu kaldıran ve bilinçle yapılan
bir devrimdir. Bu devrimle her yaştaki insan tez zamanda
okumayı ve yazmayı öğrenmiş, cumhuriyetin getirdiği
yeniliklerle geçmişteki yaşamını karşılaştırma olanağı
bulmuştur. Durum böyleyken kendini aydın olarak tanımlayan
ya da devrim karşıtlığından çıkar sağlama umudu olan bir
kesim, Türk Devrimi'nin her aşamasını olduğu gibi, harf ve dil devrimini de tepeden gelen bir
dayatmalar olarak nitelemeyi sürdürmektedir."
"Harf Devrimi, yazının inançla hiçbir
ilişkisi olmadığını kanıtlayan; Türkçenin olanaklarını görme
ve kullanma bilincimizi güçlendiren görkemli bir devrimdir.
Biz; Atatürk'ün kurduğu 85. yaşındaki
laik cumhuriyetimize olduğu gibi, Atatürk'ün başlattığı Harf
ve Dil Devrimleriyle ivme kazanan ve bir bütün olan Türk
Devrimi'ne de sonsuza dek sahip çıkacak, her durum ve
koşulda Türk Devrimi'ni bilimsel akılla savunacağız!
Bu duygularla laik cumhuriyetimizin 85.
yaşını, Harf Devrimimizin 80. yılını kutluyoruz!"
TYS ile Fen Bilimleri Dersanesi Harf
Devriminin 80. Yılını Birlikte Andılar
Kasım ayında, Harf Devrimi,
Türkiyemizin her yanında anıldığı gibi, Türkiye Yazarlar
Sendikası ile Fen Bilimleri Dersanesi işbirliğiyle ve Kadir
Has Üniversitesi'nin katkılarıyla da 31 Ekim 2008 günü
anıldı. İzlencelerini aşağıya alıyoruz:
1. Oturum
11.00-11.30
açılış konuşmaları
TYS genel başkanı Enver Ercan
Fen bilimleri Dersanesi Genel
Müdürü-Kurucu Nazmi Arıkan
11.30-12.30
Muazzez İlmiye Çığ (sümerolog)
Hakkı Devrim (Radikal gazetesi)
12.30-13.00
"Öküz'den "A"ya... (İlhan
Gülek)
13.00-13.30
Necmiye Alpay (Radikal gazetesi)
Feyza Hepçilingirler (Yıldız Teknik Üniversitesi Türk Dili Öğretim
Görevlisi)
yemek arası (13.30-14.00)
2. Oturum
14.00-15.00
Yusuf Çotuksöken (Maltepe
Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim
Görevlisi)
Öner Yağcı (yazar-Fen Bilimleri Dersanesi)
15.00-15.30
harflerden n'aber (!)
(sokak söyleşileri)
15.30-16.00
Haydar Ergülen (Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi)
Sunan: İlhan Gülek
Sahte Haham, Sahte Tanık
Hürriyet gazetesi yazarı Tolga Tanış,
Ergenekon davasında yaptığı tanıklık ile davayı yönlendiren
Tuncay Güney'i Kanada'da gördükten, onunla konuştuktan
sonra, bu adam için:
« Geçmişi, çevresi, karakteri,
konuşmaları, cinsel kimliği, dini, her şeyi karışık.» diyor.
Bu konuda, günlerce süren dizi yazısında Tolga Tanış, bol
bol örnekler veriyor...
Başka yayınları da görerek, Türkiyemiz
adına üzünç duymamanın olanağı yok!
Bu sahte adamın tanıklığı ile yüzlerce
yurtsever insanımız, yurduna, ulusuna hizmet etmiş insanımız
tutuklanıp hapse atılıyor; hapiste hastalanıyor ve hapiste
ölüyor.
Bütün bunlar, Kurtuluş Savaşı
yıllarında İngilizlerin İstanbul'daki düşünen kafaları
tutuklayıp Malta'ya sürmelerini anımsatıyor bize. Bugün de
bir sahte haham yüzünden düşünen kafalar, Malta yerine
Silivri'deler diye düşünüyoruz.
İstanbul'da, İngilizlerin ve bütün
itilaf devletlerinin buyruğu geçerliydi o zamanlar; şimdi
Amerika'nın ve Avrupa Birliği'nin dedikleri dedik! Değişen
bir şey yok mu? "Teslimiyet" vardı, bugün de "teslimiyet"
var.
Mustafa Gazalcı
CHP'nin ünlü milletvekillerinden
Mustafa Gazalcı üzerine Cumhuriyet gazetesinin 13 Aralık
2008 günlü sayısında Ataol Behramoğlu "Bir Eğitim Savaşçısı"
başlıklı uzun bir yazı yazdı.
CHP'nin -seçimleri kazandığı bir dönemde-Milli
Eğitim Bakanlığına getirilmesi gerektiğini, bizim çoktan
beri düşündüğümüz Mustafa Gazalcı için, Ataol Behramoğlu,
yazısında şunları da belirtmiş:
«... TBMM çatısı altında, gerekse TBMM
dışında eğitim ağırlıklı çalışmalarını sürdürerek
düşüncelerinin ve çalışmalarının ürünlerini ve belgelerini
birbiri ardına yayımladığı kitaplarında toplamaktan da geri
kalmadı. Bu kitaplardan özellikle eğitim konulu olanların
adları uzunca bir liste oluşturuyor: "Eğitim Işığı" (1993),
"Çağdaş Eğitim Yolunda" (1996), "Aydınlanma Sürecinde 8
Yıllık Kesintisiz Eğitim" 1997, "Aydınlık İçin Laik Eğitim"
(1998), "Bilimin Işığında Eğitimin Gücü" (2001), "Pestalozzi'nin
İzinde" (2002) (Dr. Hüseyin Pekin'le birlikte), şu anda
elimin altında "Kuşatılan Cumhuriyet Eğitimi" (2007) ve
henüz okuma fırsatı bulamadığım "Eğitime Dinci Çember"
(2008). Listeden de anlaşılabileceği gibi, laik eğitimin, bu
demektir ki aydınlanma savaşımının kararlı, bilinçli,
çalışkan, öncü bir eylemcisiyle karşı karşıyayız. (...)
Mustafa Gazalcı, Toguç'ların, M. Rauf İnanların, Adaşı
Mustafa Necati'lerin, daha yakın örnekleriyle Baykurt'ların,
Başaran'ların, Makal, Apaydın, Akçam ya da G. Gazioğlu, T.
Oztürk'lerin soyundan bir eğitim savaşçısıdır...
Yapıtlarıyla da, TBMM çatısı altındaki çalışmalarıyla da bu
alanda yaptığı hizmetler ve birikimleri çok büyüktür.»
Uluslararası Bunalım
Bir "uluslararası bunalım" var
yeryüzünde, doğrudur. Bir televizyon kanalı, bunu halka
duyurmak, anlatmak istiyor; konuyu paylaşmak istiyor; bir
gazete ile birlikte başarılı bir izlence düzenlemişler.
Güzel, duyursunlar, anlatsınlar, yurttaşları
bilinçlendirsinler; buna bir diyeceğimiz yok. Ancak, parlak
görüntülerle şöyle yazıyorlar:
Küresel kriz...
Vah, vah, vah!
Bizim "uluslararası bunalım", "küresel
kriz" olmuş!
Onların suçları yok. Kenan Evren, büyük
hayınlıkla Türk Dil Kurumu'nu kapatmasaydı, bugün bu acı
duruma düşmeyecektik!
Bilindiği gibi, "Kriz" sözcüğü
Fransızcadır; "Küre" sözcüğü Arapçadır.
En sevdiğimiz, en güvendiğimiz
yazarlarımız, hayınların oluşturduğu havaya, ayrımına bile
varmadan uyup gidiyorlar... Sonra da yaptıklarını onur
sorunu olarak görüp durumlarını düzeltmiyorlar.
Hayınlıklar yüzünden, bugün, koyun
sürüsü gibi, Amerikan güdümüne girmişiz, Amerikan sömürgesi
olmuşuz; topraklarımız altımızdan kayıyor.
Vah, vah, vah!
Adam, "dünya düzeni" diyecek, demiyor
"küresel düzen" diyor; "dünya ölçüsünde kavga" diyecek,
demiyor, "küresel kavga" diyor.
Alnımıza Suudi Arabistan damgası
vurulmuş bir kez, bunu silemiyoruz.
Başımıza çuval geçirilmiş bir kez,
kurtulabilir miyiz?
10 Kasımlarda
Atatürk'ün sonsuza göçüşünün 70.
yıldönümünde Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ,
yayımladığı iletide şunları da söyledi:
"Duygusallığın ötesinde bilgi ve
bilinçle özümsenmiş köklü bir sevgiyle bağlı olduğumuz ebedi
başkomutanımız Atatürk'ün çağlar ötesine uzanan engin
düşünceleriyle ölümsüzleştiğine inanıyoruz. 'Büyük ölülere
matem gerekmez, fikirlerine sadakat gerekir' düşüncesinden
hareketle onun maddi varlığının aramızdan ayrıldığı 10
Kasım tarihini bir matem günü olarak kabul etmek yerine
dikkatlerimizi bir kez daha onun düşüncelerine yöneltmek
için bir fırsat olarak görüyoruz. Demokratik, laik, çağdaş
ve evrensel delerlerden oluşan dokusu, birleştirici ve
bütünleştirici yapısı ve bilimsel doğruların rehberliğini
esas alan anlayışı ile Atatürkçü Düşünce Siste.ni, Türkiye
Cumhuriyeti'ni ülkesi ve ulusuyla sonsuza dek bölünmez bir
bütün olarak yaşatacak en büyük bir itici güçtür."
Dergimiz
Türk Dili Dergisinin ederi, 2den 3
TL'ye yükseltilmiştir, zorunlu olarak... Okurlarımıza saygı
ile duyuruyoruz. Buna göre, yıllık ederi 18 TL olacak iken,
indirimli olarak 15 TL yapılmıştır.
Kolaylık isteyen üyelerimiz için de
İnternet bankacılığına girilmiştir. Bundan böyle üyelik
ödentisi olan yıllık 15 TL'yi Kadıköy-Rıhtım İş
Bankası'ndaki Ahmet Miskioğlu'nun (1025) 406 54 54 numaralı
hesabına bilgisayar yoluyla yatırabilirsiniz. Posta Çeki No.
122 807 hesap numaramız da değişmemiştir.
Elinizdeki bu Ocak-Şubat 2009 sayımız,
"Dağlarca Özel Sayısı"dır. Yazıların çokluğundan, bu sayıya
özgü olmak üzere oylum bir forma arttırılmıştır. Yine de
Dağlarca konulu olmayan yazılar, gelecek sayıya
bırakılmıştır. Bırakılan yazılar, gelecek sayımızda
yayımlanacaktır. Yazıları zorunlu olarak basılamayan yazar
kardeşlerimizden özür diliyoruz.
Arat Ovalı
|