|
iki ayın içinden
Türk Dili Dergisi'nin 20. Yılı Kutlandı
14 Ekim
2006 Cumartesi günü, saat 16:00'dan başlayarak, Türk Dili
Dergisi'nin 20. yılı coşku ile kutlandı.
Kutlama
için önce birtakım hazırlıklar yapılmış, Kadıköy Halk Eğitim
Merkezi'nden salon alınmıştı. Kadıköy'ün ünlü Halk Eğitim
Merkezi Tiyatro salonu; eski Kadıköy HALKEVİ'nin büyük
Tiyatro salonu... Burada hemen şimdi, Halk Eğitim Merkezi
Müdürü Sayın Serpil Güleçyüz'e ve Hava Hanım'a sonsuz
teşekkürlerimizi sunmalıyız, ilgileri ve destekleri
dolayısıyla...
Bu arada,
Dergi, bir basın açıklaması yayımladı. Basın açıklamasında
şöyle deniyordu:
«14 Ekim 2006 Cumartesi günü saat 16:00
ile 19:00 arasında "Türk Dili Dergisi'nin 20. Yıl Kutlama
Töreni" yapılacaktır.
Bütün
okurlarımız ve yazarlarımız çağrılıdır.
Konuşmacılar: Ali Dündar, Osman Bolulu, Yusuf Çotuksöken,
Konur Ertop, Tansu Bele, Sami Karaören, Ahmet Miskioğlu,
Mehrizat, Öner Yağcı.
Yer:
Kadıköy Halk Eğitim Merkezi, Bahariye Caddesi, Adliye
Karşısı - Kadıköy.»
Ahmet
Miskioğlu, Mehrizat, Yılmaz Ersöz; hazırlıkları gözden
geçirirken, Osman Bolulu ve Yusuf Çotuksöken de eylemli
olarak hazırlıklara katılınca, yepyeni ve değişik bir
düzenleme çıktı ortaya. Bu arada, Kadıköy Belediyesi de
hazırlıklara katılarak, bütün masrafları üstlenince Türk
Dili Dergisi'nin 20. yılı kutlaması daha da bir anlam
kazandı. Kadıköy Belediyesi, çok büyük "Panolar"
hazırlayarak kentin iki ayrı yerine astı, etkinliği halka
duyurdu." Pano"da şöyle yazılıyordu:
"Türk Dili
Dergisi, 20. yaşında. Kurucusu Sn. Ahmet Miskioğlu'na
kutlama toplantısı.
Konuşmacılar: Av. Selami öztürk (Kadıköy Belediye Başkanı),
İnci Beşpınar(Bld. Bşk. Yard.), Ahmet Miskioğlu-Ali
Dündar-Osman Bolulu-Sami Karaören-Mehrizat-Tansu Bele-Konur
Ertop-Öner Yağcı-Yusuf Çotuksöken
Tarih:14
Ekim 2006 Cumartesi, Yer:Kadıköy Halk Eğitim Merkezi, Saat:
16:00-19:00
Toplantı bütün Türkçe severlere
açıktır. Av. Selami Öztürk, Kadıköy Belediye Başkanı"
Günü
geldiğinde, kararlaştırıldığı gibi, Kadıköy Belediyesi adına
Yusuf Çotuksöken toplantıyı yönetti.
Şöyle bir
izlence sergilendi:
Açılış ve
sunumu Yusuf Çotuksöken yaptı, önce Kadıköy Belediye Başkan
Yardımcısı İnci Beşpınar'ı Kürsüye çağırdı. İnci Beşpınar,
çok güzel bir konuşma yaptı. Türk Dili Dergisi'ni ve Ahmet
Miskioğlu'nu kutladığını söyledi. Dile sahip çıkmanın ulusal
görevimiz olduğunu vurguladı.
Kadıköy
Belediye Başkan Yardımcısı konuşmasını bitirince, Ahmet
Miskioğlu'nu kürsüye çağırdılar. İnci Beşpınar, Ahmet
Miskioğlu'na Türk diline hizmet ettiği için Kadıköy
Belediyesi'nin bir anmalığını sundu. Bunun üzerine Ahmet
Miskioğlu bir teşekkür konuşması yaptı. Şöyle dedi:
«Türk Dili
Dergisine, yaptığı hizmetlerden dolayı İzmir Belediyesi,
23-24-25-26 Eylül 2004'te düzenledikleri "3. İzmir Türkçe
Günleri" etkinlikleri çerçevesi içinde "3. İzmir Türkçeye
Emek Ödülü" vermişti. Ben, ondan sonra, şöyle konuşmaya
başlamıştım:
"Türk Dili
Dergisi, İstanbul'da çıkmaktadır. Ama İstanbul Belediyesi,
siyasal iftar çadırlarıyla eğlenirken bu hizmeti hiç
görmüyor, göremiyor. Belki görmek de istemiyor. Ancak
Türkiye'nin önde gelen İzmir Belediyesi görüyor ve Türk Dili
Dergisi'ne Türkçeye Hizmet Ödülü' veriyor. Aradaki ayrıma
bakın!" diyordum. Bundan sonra böyle konuşamayacağım. Çünkü
bugün İstanbul Belediyesi bana bir anmalık veriyor. Teşekkür
ederim.
İstanbul
Belediyesi, dedim; kuşkusuz veren İstanbul'un Kadıköy
Belediyesi'dir. Bana göre, asıl İstanbul Kadıköy'dür. Hiç
yadsınamaz ki, Kadıköy, İstanbul'un en büyük, en uygar ve en
aydın bir kentidir. Yani asıl İstanbul, Kadıköy'dür.»
Anmalıkta
(plakette) yazılan da şu idi:
«KADIKÖY
BELEDİYESİ:
Sayın Ahmet
Miskioğlu, 20 yıldan beri aralıksız yayımlamakta olduğunuz
"Türk Dili Dergisi" ile Türkçenin özleşmesi ve
varsıllaşmasına; Türk düşüncesi, ekini ve yazınının
çağdaşlaşmasına yaptığınız büyük katkılardan dolayı sizi
kutlar, saygılar sunarım.
Av. Selami
öztürk Kadıköy Belediye Başkanı»
İzlencede,
bilgisayar uzmanı Yılmaz Ersöz’ün hazırladığı Ahmet
Miskioğlu'nun kişiliğini, Türk Dili Dergisi yazıevi
çalışmalarını, ailesiyle, arkadaşlarıyla, Türkiye Yazarlar
Sendikası ile ilişkilerini, derginin 20 yıldan beri süren
perşembe toplantılarını sergileyen perde gösterisi vardı.
Daha sonra
Yusuf Çotuksöken, Ahmet Miskioğlu'nu sahnedeki masaya
çağırarak onunla masa başında söyleşi yaptı; Türk Dili
Dergisi'nin çıkarılma serüvenini sorularla anlattırdı.
Ardından Ankara'dan özel olarak gelen, Miskioğlu'nun bin
(1000) yıllık arkadaşım diye andığı dilci, Atatürkçü,
devrimci, aydınlıkçı yazar Ali Dündar masaya çağırıldı. Ali
Dündar, dil üzerine güzel bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın
ardından masaya, yine Ankara'dan bu gün için özel olarak
gelen Türk Dili Dergisi'nin serüvenini inceleyerek en iyi
bilen, derginin yirmi yıllık binlerce sayfasını eksiksiz
değerlendiren incelemeci, araştırmacı, Atatürkçü-devrimci
yazar Osman Bolulu oturdu. Zamanın yetmeyeceğini söyleyerek,
kısa keseceğini belirten Osman Bolulu, derginin içeriği
üzerine çok güzel bir özetleme yaptı.
Osman
Bolulu ile Ali Dündar'ın da armağanları verildikten sonra,
her üç yazar salondaki yerlerine alkışlarla buyur edildiler.
Yusuf Çotuksöken, bu kez, sahnedeki
masaya sırayla Türk Dili Dergisi ile yıllardan beri birlikte
olan yazar, şair, öğretim üyesi Mehrizat'ı, derginin Seçici
Kurul Üyesi, incelemeci-araştırmacı, eleştirmen Konur
Ertop'u ve İzmir'de, 9 Eylül Üniversitesinde Türk Dili
Dergisi'nin temsilcisi olarak "Yaşlılık ve Dil" kurultayına
katılan usta yazar Tansu Bele’yi çağırdı. Mehrizat, Ahmet
Miskioğlu, için yapılan bu toplantıda dilbilim üzerine
konuşacağını, konuşmanın süreğini dergiden okuyacaklarını
belirtti dinleyicilere. Konur Ertop, Ahmet Miskioğlu ile
koşutluklarının olduğunu açıkladıktan sonra Türk Dili
Dergisi'nin değerlendirmesini yaptı. "Türk Dili Dergisi,
Ahmet Miskioğlu'nun sabırlı, uzun emeğinin bir ürünüdür.
Ancak gönül vermiş yazarlar onunla özverili bir imeceyi
gerçekleştirmektedir." dedi. Her üç yazara da Yusuf
Çotuksöken armağanlarını vererek onları salondaki yerlerine
buyur ederken salon alkışlarla çınladı.
Son
konuşmacımız, günümüzün en verimli yazarlarından olan,
sürekli kitaplar yayımlayan, birçok dergi yöneticilerince
yazıları kapışılan, devrimci, aydınlanmacı Öner Yağcı'yı
çağırdı yönetici. "Şimdi, yaşamının en kısa konuşmasını
yapmak üzere Öner Yağcı geliyor mikrofona" dedi. Gerçekten,
Öner Yağcı, kısa ve öz bir konuşma yaparak, "Atatürk
devrimlerini geleceğe taşıma kararlılığının örnek adımı olan
Türk Dili Dergisi, Cumhuriyet aydınlanmasının ve
devrimlerinin yarattığı gerçek bir öğretmen olan Ahmet
Miskioğlu'nun kendisini yaratan devrimlere olan bağlılığının
ve değerbilirliğinin somutlaşmasıdır." dedi.
Konuşmalardan ve kutlulaşmalardan sonra, yönetici, konukları
Kadıköy Belediyesi'nin hazırladığı ağırlama (kokteyl)
salonuna çağırdı. Geç vakitlere değin bire bir söyleşiler
yapıldı burada.
Yapılan
Konuşmalar, gelecek sayımızda yayımlanacak.
Basın Bildirisi
Türk Dili
Dergisi'nin 20. yıl kutlama toplantısından hemen sonra,
uluslararası bilgisayar ağı (internet) yoluyla bir bildiri
yayımlandı. O bildiriyi, buraya alıyoruz:
Ahmet
Miskioğlu'nun kurucusu olduğu Türk Dili Dergisi'nin 20.
yılı, 14 Ekim 2006 Cumartesi günü, "Kadıköy Halk Eğitim
Merkezi"nde yazarların, ozanların ve dergi okurlarının
katılımı ile coşku içinde kutlandı.
Konuşmacı
olarak Ankara'dan gelen Türk Dili Dergisi yazarları Ali
Dündar ve Osman Bolulu'nun yanısıra Konur Ertop, Mehrizat,
Tansu Bele ve öner Yağcı, Ahmet Miskioğlu'nun yaşamöyküsünü,
Türk Dili Dergisi'ni kurma ve yaşatma çabalarını anlattılar.
Yılmaz
Ersöz, Türk Dili Dergisi'nin düzenlendiği ve yayımlandığı
yazıevini, Miskioğlu'nun kişiliğini, yapıtlarını, aile,
arkadaş ve dost yazarlar çevresini, ünlü "Türk Dili
Dergisi'nin Perşembe Toplantıları'nı" belgeleyen bir
gösterim sundu.
Kadıköy
Belediye Başkanlığı adına verilen bir anmalık, Başkan
Yardımcısı İnci Beşpınar tarafından anlamlı bir konuşma ile
Ahmet Miskioğlu'na iletildi
Ayrıca
derginin Perşembe Toplantılarına katılan dostları, güzel
Türkçenin yılmaz savaşçısı olan Miskioğlu'na bir anmalık
sundu.
Türkiye
Yazarlar Sendikası Genel Başkanı Enver Ercan, Papatya
Yayıncılık, Toros Kitaplığı ve Sabahattin Kudret Aksal'ın
eşi Münire Aksal, Perşembe Dostları, Kadıköy Belediye
Başkanı Selami Öztürk'ün görkemli çiçekleri salonu
renklendirdi. Mehrizat'ın, Nurullah Can'ın, Hafize Y.
Kordel'in okudukları şiirler, konukları coşturdu.
Etkinliğin
sunumunu Yusuf Çotuksöken, başarıyla gerçekleştirdi.
Etkinliğin
sonunda Kadıköy Belediyesi, bütün konuşmacılara teşekkür
anmalıkları ve tüm konuklara doyurucu bir ağırlama sundu.
Etkinlikten
çıkarken herkes Türk Dili Dergisi'nin 25. kutlama yılının
özlemi ve beklentisi içindeydi.
Gazeteciler Cemiyeti’nin 60. Yılı
"Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti , kuruluşunun altmışıncı yılını
kutladı.
Hiç kuşku
yoktur ki, ülkemizin en güçlü meslek kuruluşlarından biridir
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti... Bugün üç bin iki yüz
üyesiyle meslek kuruluşlarının en kalabalığıdır
da...
Nihal
Kocabay'ın verdiği habere göre, TGC'nin altmış yıl önce
kuruluşunun tanığı
olan yedi kıdemli üyeye ve eski
başkanlardan Necmi Tanyolaç ile Nail Güreli’ye birer
anmalık (Plaket) verildi.
Bu dönemin
başkanı Orhan Erinç, "Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bugün,
üç bin iki yüz üyesiyle ilk akla gelen basın meslek
kuruluşudur." dedi ve ekledi: "TGC'nin başkanlarından Sedat
Simavi, Cevat Fehmi Başkurt, Burhan Felek, Nezih Demirkent
artık aramızda bulunmuyorlar. Biz onların ardılları olarak
onların yaptıklarını sindirmek, başlattıkları gelenekleri
sürdürmek için çalışıyoruz. Biz TGC olarak doğrudan
politikayla ilgili olmamak geleneğini sürdürmeye
çalışıyoruz. Politikayla ilgimiz, mesleğimizle ilgili
sorunlar ya da yasal değişiklikler sırasında görüş açıklama
ve önerilerde bulunma ve eleştirmekle sınırlıdır. TGC,
üstlendiği sorumluluğu sürdürecektir."
Yargıtay Başkanı Uyarıcı Konuşma Yaptı
Yargıtay
Başkanı Osman Arslan, yeni adalet yılının açılışında,
uyarıcı bir konuşma yaptı.
"Devlet
düzeni, din kurallarına dayandırılamaz" dedi.
Yıllardan
beri Fatih'ten başlayarak, bütün Türkiye'ye yayılma eğilimi
gösteren ve yasa dışı Kur'an kurslarıyla, İmam-Hatip
okullarıyla desteklenen, birliğimizi bozucu yanlış gidişe
"Dur!" demenin zamanının geldiğini düşündürdü herkese.
Hükümetin bütün olumsuzluklara çanak tutması da bir "felaket'e
doğru gitmekte olduğumuzu düşündürdü bütün yurttaşlara.
Yargıtay Başkanı, şunları da söyledi:
"Sömürgeci güçler, ülkemizde etnik ve
dinsel ayrımlar yaratarak, ülkemizi bölmeyi ve parçalamayı
hedef seçmişlerdir. Onların yönlendirdikleri ve
yönettikleri kişiler, aslında maşa olarak kullanıldıklarını
bilmelidirler."
"Laik
devlette yöneticiler dini, din adamları da devleti
yönetemezler. Her ikisinin görevi, işlevi, amaç ve alanı
farklıdır. Laik devlet, bütün dinlere ve mezheplere aynı
uzaklıktadır. Laik devlette kişiler vicdanlarıyla başbaşa
bırakılmıştır. Laikliğin ikinci öğesi, kişilerin iç
dünyasıyla ilgili olup kişilerin din ve vicdan özgürlüğünün
teminat altına alınmasıdır. Bu kuralın doğal sonucu olarak,
hiç kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini
inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, dini inanç ve
kanaatlerinden dolayı kınanamaz. Ayrıca hiç kimse devlet
düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma amacı
güdemez ve din duygularını kötüye kullanamaz."
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer
Sayın
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yeni adli yıl dolayısıyla
bir ileti yayımladı.
Kapsamlı açıklamalar yaparak hukuk
devletinin en önemli öğelerinden birinin yargı bağımsızlığı
olduğunu, yasama ve yürütme işlemlerinin hukuka uygunluğunu
denetleyecek yargının bu organlar karşısında tam
bağımsızlığa sahip değilse yargı denetiminden beklenen
yararın ortadan kalkacağını vurguladı ve,
"Unutmamalıdır ki etkin ve bağımsız yargı hukuk devletine,
hukuk devleti de demokrasiye işlerlik kazandıracaktır. Bu
nedenle yargı organlarının tüm etkilerden, siyasal
karışmalardan ve yönlendirmelerden uzak tutulması, yargı
kararlarına saygı gösterilmesi ve uygulanması hukuk
devletinin gereği, devlete güvenin ve hukuka inancın
korunmasının yoludur. Ayrıca yargı organlarının kuruluşu,
çalışma ilkeleri, yargıçların seçimi ve özlük hakları
konularında yargı bağımsızlığını gölgelemeyecek yöntemlerin
yeğlenmesi, savsaklanmaması gereken bir konudur." dedi.
60'lı Yıllardan Beri "Söğüt'te Törenler
Eskiden,
kasabalarda, köylerde CHP ile DP yandaşları birbirlerinin
toplantı yaptığı yere gidip kendileri de orada toplantı
yapmaya kalkışırlar, birbirleriyle aralarında mahalle
kavgaları çıkarırlardı. Eğitimsizlik, görgüsüzlük,
yeteneksizlik...
RTE'nin
yaptıklarını görünce "hâlâ eğitimsiziz, hâlâ görgüsüzüz... "
diye düşündüm. RTE, kalkmış, "Söğüt'teki MHP şenliğine
gitmiş.
MHP'liler
60'lı yıllardan beri Söğüt'te Ertuğrul Gazi'yi anma
şenlikleri düzenlerler.
Bunu
bilmeyen var mı diye de sorabilirim. Bilinen bir şey bu...
Dahası
düzenlemeye ilk başladıkları zaman "Nereden çıktı bu cins
şenlikler?" diye
sormuştuk.
Bugün de
olaylı durumu görülerek soruluyor: Nereden çıktı bu RTE
şimdi?
Doğrusu
şaşıyoruz. MHP, tek başına Ertuğrul Gazi'yi anma
şenliklerini oluşturdu, kendi kendine bir gelenek kurdu.
İki yıldan
beri RTE de heveslendiyse, başka bir gün yapsın törenini,
ille MHP gününü mü seçecek, ben başbakanım diyerek ille
mahalle kavgası mı yapacak? Türkiye'de usa sığmaz olaylar
oluyor!
Sen,
başbakansan, sen de şenlik yapmak istiyorsan başka gün
şenlik yap, ille MHP'nin başlattığı, yarattığı, günü seçerek
kavgaya neden oluyor RTE! Kavgaya çanak tutuyor!
Kışkırtıyor!
Ayrıca
sormak gerek: Senin neren ulusalcı? Türkiye'yi satarken,
Kıbrısı elden çıkarırken neren ulusalcı? PKK'ya karşı
kararsız durarak Amerika'dan izin istemeye yönelmek mi
ulusalcılık? Avrupa Topluluğu karşısında Türkiye'yi
utandıran davranışlar sergilemek mi ulusalcılık? Türkiye'yi
batırıcı eylemlerde bulunurken senin neren ulusalcı oluyor?
%25 ile 75'e egemen olmuş bu adamların durumlarına
bakıyoruz, üzülüyoruz.
Böyle Demokrasi İstemiyoruz
Demokrasi İstemiyoruz
Türkiye'nin
% 25'i, bütün Türkiye'ye böyle kan ağlatacaksa, biz
demokrasi istemiyoruz.
Türkiye'nin
% 25'i, böyle, % 75'ini ezecekse, biz demokrasi istemiyoruz!
Bu,
sözümona demokrasi dedikleri, bal gibi "faşizm"dir.
İstemiyoruz!
Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle, cumhuriyetimizin bütün
kazanımlarını ayaklar altına almaya hazırlanıyorlarmış;
"Sımsıkı sarılmış sıkma başlarla Çankaya'ya gireceğiz!"
diyorlarmış.
Türkiyemizi
karartmak istemiyoruz. Ortaçağ kafası, cumhurbaşkanlığını
ele geçiremez; kabul etmiyoruz.
Türkiye'nin
% 25'i, % 75'ini ezemez! Hangi "vicdan", hangi anlayış,
hangi görüş kabul eder bu %25'in %75'i ezmesini?
Türkiye'nin
yönetim dizgesinde bir yanlışlık var. Bu yanlışlığı
düzeltmek gerek. Her şeyimizi ele geçiren bu % 25, her yerde
"karanlık irtica kadrolaşması' ile Türkiye'yi kene gibi
sarmış bulunmaktadır. % 75'e kan kusturacakları anlaşılıyor.
Bu durumdan
kurtulmak gerek. Türkiyemiz elden gidiyor.
Böyle
demokrasi olmaz!
İrtica Tehlikesi, RTE'nin Kendisi
Bütün
devlet kuruluşlarının görevlileri, "irtica" tehlikesinden
söz açıyor; toplumu uyarıyor. RTE ise buna karşılık,
«Gösterin "irtica" nerede?» diye soruyor. Biz de söylüyoruz:
İrtica tehlikesi doğrudan RTE'nin kendisidir. İrtica
tehlikesi, yanında taşıdığı, başı sımsıkı bağlı, sıkma başlı
bayandır. Eşleri sıkma başlı meclis başkanı, bakanlar ve
bütün cumhuriyet düşmanlarıdır; Milli Eğitim Bakanlığı'nı
"Dini Eğitim Bakanlığı" durumuna düşüren eğitim bakanıdır.
Her şeyi saymaya kalkarsak sayfalar yetmez. Türkiyemiz,
"irtica tehlikesi" ile kene gibi sarılmış bulunuyor.
Hükümet, bunu umursamamakla suç işlemektedir.
Mustafa Gazalcı'nın Basın Duyurusu
CHP Denizli
Ulusvekili, TBMM Milli Eğitim Komisyonu Üyesi Mustafa
Gazalcı'nın okullarda kadrolaşma ve ders kitaplarındaki
çarpıklıklarla ilgili bir basın duyurusu yayımlandı.
Bu duyuruda şu bölümceler de var:
"En üst
birimden en ucdaki okul müdürüne kadar eğitim
yöneticilerine; çoğu öğretim birliğine inanmayan , Anayasa
ve Milli Eğitim Temel Kanunu'na (METK'ya) uymayan
yöneticiler getirilmiştir."
"Sayın
Hüseyin Çelik iş başına geldi geleli laik ve bilimsel
eğitimle ilgili tek genelgesi yoktur."
"Sayın
Bakanın ve getirdiği kadroların sonucunda okullarda
laikliğe, bilimselliğe aykırı yüzlerce, binlerce olay
yaşanmıştır."
"Öğretim
birliğine aykırı bu uygulamalar ya görmezden gelinmiş ya da
basına, TBMM'ne yansımışsa zamana bırakarak
unutturulmuştur."
Sayın
Mustafa Gazalcı'nın duyurusu, gelmekte olan korkunç "irtica'nın
ayak seslerini haber vermektedir.
Bu;
Devlet'e düşmanlık eden Hükümet üyelerine ve %25'in
ötekilerine er geç yaptıkları kötülüklerin hesabı
sorulacaktır.
NTV'de "Karşı Görüş" İğrençliği
C. Sait
Barlas'ın oğlu MB, şeriatçılara yağ çekercesine kırdığı
potlarla babasının kemiklerini sızlatıyor. Emre Kongar'ın
demokratik, laik, bağımsız Türkiye anlayışıyla yaptığı
açıklamalara yanıt olarak, MB, hiç düşünmeden, gözlerini
haince belerterek her doğrunun tersini
söylemektedir. Bu yüzden NTV'deki
"Karşı Görüş" izlencesi herkesi sinirlendirmektedir.
Mütareke yıllarının yurt hayını Ali Kemal'den daha kötü
konuşuyor bu MB.
NTV'yi bu
nedenle kınıyoruz.
Arat Ovalı |