|
Yapıtlar – Yazarlar
“ŞİİR VE ŞAİR ÜZERİNE AYKIRI
DÜŞÜNCELER”
[i]
Ozan,
yazar, çevirmen Eray Canberk, "Şiir ve Şair Üzerine Aykırı
Düşünceler" adlı yapıtında, aykırı düşünceler yanında,
şiirin ve ozanların evreninde geziniyor. Şiirin neyi
anlattığını sorgularken, şiirin sorumsuzlaşmasına değiniyor.
Şiirin düşüncelerle değil, sözcüklerle yazıldığını
vurguluyor. Aykırı düşüncelerinden birkaçı şöyle: "Şair
olmak kolay da şiir yazmak zor ( ya da şiir yazmak kolay da
şair olmak zor). İlgi alanı dağılan şairler için bir uyarı:
Dikkat! Şiirden dışarı sarkmak tehlikeli ve yasaktır!
(s.9)...Bazı ülkelerde ve bazı durumlarda şöyle bir uyarıya
gerek duyuluyor: Lütfen şairleri ezmeyiniz!...(s.
10)...Çocuklar her şeyi oyun sanarlar...Şairler şiir...
(s.11) Bu aykırı düşünceler, Behçet Necatigil'in şiir
uçlarını, şiirciklerini anımsatıyor. Ozanın bir esin avcısı
olduğu, iyi bir ozan olmak için "kesinlikle şiircil olmak
gerektiği" vb düşünceler ilgi çekiyor.
Eray
Canberk, şiirin ve ozanın evreninde gezinirken, 1960'lı
yıllardan günümüze değin iz bırakan önemli ozanları,
şiirleriyle birlikte tanıtıyor. Ozanın şiire başlayışında
bir ozansılık olduğunu, ozansı ozanın sözcüğün tek boyutunda
kaldığını, ozanca duruma geçişte ise bir aşama bulunduğunu
vurguluyor. Bunun "bir yükselme ya da derinleşme" olduğunu
saptıyor. Toplumsal ve toplumcu ayrımı üzerinde
duruyor:"...Öyleyse toplumsal ve toplumcu ayrımını yaparken
titiz davranmamız gerekir. Uzlaşmaktan yana da değilim, daha
önce de söylediğim gibi. Çünkü bir ülkenin ekinini ve
yazınını çoğaltan ve göverten bunlardır. Her alanda olduğu
gibi, savlar, karşı savlar ve ayrıştırmalardır..." (s. 22)
Eray Canberk, Türkiye'de şiirin okunup okunmaması üzerinde
durarak nedenlerini açıklıyor. Ozan Ülkü Tamer'in
İngiltere'den verdiği örnekleri eleştiriyor, yurdumuz
ozanlarının şiir kitaplarının okunuşuyla ilgili sayılar
veriyor ve "şiiri bazı kirliliklerden uzak tutmak"
gerektiğini söylüyor. Şiirimize "humor"un nasıl girdiğini
açıklıyor. Özellikle Orhan Veli'yle başlayan "humor"
anlayışının Melih Cevdet, Oktay Rıfat'la sürdüğünü, Rıfat
İlgaz, A. Kadir, Mehmet Kemal, Necati Cumalı'da değişik
boyut kazandığını anımsatıyor. Metin Eloğlu, Salah Birsel,
Cemal Süreya vb ozanlar da bunun üzerinde daha çok
durmuşlardır. Ozanların evreninde kimleri tanıyoruz? Jacoues
Prevert, Tevfik Fikret, Attila İlhan, Özdemir İnce, Pablo
Neruda, İlhami Bekir Tez, Turgut Uyar, Hasan Hüseyin, Oktay
Rıfat, İsmet Özel, Cevdet Kudret, Hasan İzzettin Dinamo,
Behçet Necatigil. Bu ozanların her biri, yakın dönemde
şiirimizde etkili olmuş önemli kişiler. Eray Canberk'in kimi
saptamalarına yer vermekte yarar var. Sözgelimi Attila İlhan
için şöyle diyor:"...Toplumsal gerçekçi bir dünya görüşü
Attila İlhan'ı bir söylevci ozan çizgisine ve yavanlığa
düşürmemiştir. Çünkü yaşadığı ortamı bütünüyle algılayan bir
ozandır..." (s.38) Özdemir İnce'nin şiirini incelerken,
şiirinin gittikçe toplumsallaştığını ve insansı kaygılara
yaklaştığını belirtiyor. Özellikle A. Kadir'i, İlhami
Bekir'i daha yakından tanıdığı için ayrıntılı olarak
anlatıyor. A. Kadir'i kendi dizeleriyle anımsıyoruz: "Sen
orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,/ ben burada
zerdali siz bir dal gibi durayım." (s.47) Onun Türkçeye
kazandırdığı ozanları, yapıtları anmamak olur mu?: Mevlana,
Hayyam, Tevfik Fikret, Homeros, Eluard vb. Asım Bezirci'ye
göre A. Kadir, "çelikleşen namusun adı", (s.70) İlhami
Bekir'in DP döneminde (1950-1960) sıkıntılı günler
yaşadığını vurguluyor Eray Canberk. Onun serbest nazmın
öncülerinden olduğunu söylerken Hüseyin Necmettin Akyay'ın
şu yargısına katıldığını belirtiyor. "Edebiyatımız için yeni
bir varlık, yeni bir hamle..." (s. 59) "SEK" (Sanat El
Kitapları) Serüveni'ni de Eray Canberk'ten okumak ayrıca
güzel. İlhami Bekir'in bu küçük dergiyle yaşama nasıl
tutunduğuna tanık oluyoruz. "SEK"i çıkaramaz olunca ise
karamsarlığa kapılıyor:" Hoca, "SEK’i çıkaramaz olunca sanki
birden bir karamsarlığa kapıldı, bir anlamda çöktü. Belki de
bana ve bize öyle geldi. Ama şurası da bir gerçek ki yetmiş
yaşında bile bir işe yaramak, bir katkıda bulunmak amacıyla
yapıyordu bu işi. Kendi kendini görevlendiriyordu..."SEK’i
bir yaşama amacı yapıyordu... Bunu şimdi daha iyi
anlıyorum." (s. 69)
Eray
Canberk, şiire, ozana yönelik aykırı düşünceleriyle, şiirin
ve ozanın evrenindeki gezintileriyle yazınımıza büyük
katkılar sunuyor. "Zamanında bu yazıları iyi ki yazmış"
demek düşüyor bize.
[i]
Şiir ve Şair Üzerine Aykırı Düşünceler- Eray Canberk,
Sarmal Yayınevi, Temmuz 1992
|