Yıllar Yıllar
Sabahattin
Kömürcüoğlu
Sınıf
arkadaşımız tanınmış ressam Adnan Turanî’nin, Galatasaray'da
Kâzım Taşkent Sanat Galerisi'ndeki
resim sergisinin açılışına Şenol arkadaşımı
da çağırmıştım.
Yıllardan
beri görüşemediğim bu arkadaşımla orada buluşup özlem
giderecektik.
Sözleşilen
gün ve saatte serginin açılışına gittim. Kalabalık arasında
gözlerim hep onu arayıp duruyordu. Ama, ortalarda ona benzer
bir kimse de yoktu. Anlaşıldı, arkadaşım söz verdiği halde
gelmemişti.
Geç vakit
eve döndüğümde telefon çaldı. Açtım. Karşımdaki O'ydu. Bana
verip veriştiriyordu:
-Beni
çağırdın da... o kadar beklettin de... sen niye gelmedin?..
-Nasıl
olur, ben geldim, oradaydım... sen gelmedin... yoktun...
-Hayır, bir
de yalan söylüyorsun... yoktun işte orada!..
Bu tartışma
böylece sürdü gitti.
İkimiz de
birbirimizin doğru söylediği kanısında değildik.
Bu iş
böylece kapandı ve bir daha da birbirimizi hiç aramadık.
Her hafta
Bostancı'da bir araya geldiğimiz şair ve yazar arkadaşlarla,
23 Nisan 1997 günü Burgaz adasındaki öğretmen evinde bir
öğle yemeğinde buluşmayı kararlaştırmıştık.
Burgaz
adası denilince usuma arkadaşım Şenol geldi. Burgaz adasında
onun bir yazlığı vardı. "Telefon edeyim," dedim, "belki
oradadır."
Tamam
orada, yazlık için adaya yeni gelmişler.
"11.00
gemisiyle Bostancı'dan kalkıyorum,bekle!.."
Burgaz
iskelesine çıktık, gözlerim çevrede, arıyordum. Arkadaş
görünürlerde yok. "Hay, vefasız yine gelmedi, bak!.."
Tam parka
doğru yöneldim ki, benim arkadaşa birazcık benzeyen bir
kişi, bir bankta oturuyor. İlgisizce yanma yaklaştım.
-Beyefendi
biraz çekilir misiniz, biz de oturalım!..
-Hay hay
buyrun efendim! dedi ve çekildi. Oturduk. Bana değil de, hep
gemiden çıkanlara bakıyordu.
Tamam yanılmamışım, sesinden tanıdım,
oydu. Saçları dökülmüş, şişmanlamış, çökmüş ve o eski
halinden iz bile kalmamıştı.
"Ulan Şenol
sen misin, tanımadın mı beni?" deyince, birden şaşırdı!..
Hemen ayağa
kalktı, kahkahalarla kucaklaştık!.. ? |