|
iki ayın
içinden
CUMHURBAŞKANIMIZIN DANIŞTAY'A İLETİSİ
Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, Danıştay'ın 138.
kuruluş yıldönümü nedeniyle Danıştay Başkanı Sumru
Çörtoğlu'na bir ileti gönderdi. Bu iletide şunları da
belirtti:
«Erkler
ayrılığını kabul eden çağdaş demokrasilerde, yasama ve
yürütme gücü, yargı ile dengelenmiştir. Yasama ve yürütme
organlarının işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyen ve
adaletin yerine getirilmesi için görev yapan yargıç ve
savcıların güvenceli ve yargının bağımsız olması, hukuk
devletinin öncelikli koşuludur. Yargısal denetimin temel
amacı, devlet organlarını hukukla bağlamak, görev ve
yetkilerinin kullanılmasının hukuksal sınırını çizmek, temel
hak ve özgürlükleri korumak, eşitsizlik ve ayrımcılık
yaratan, hukukun üstünlüğüne ters düşen keyfi uygulamaların
önüne geçmektir. Yargı kararlarının uygulanmaması, hukuk
devleti ilkesiyle olduğu gibi, kamu yararıyla da
bağdaşmamaktadır......
"Danıştay ve öbür yüksek yargı
organlarımız, kamu çıkarını koruyan ve hukukun üstünlüğünü
temel alan yaklaşımlarıyla çağdaş demokratik sistemin
yaşatılmasına değerli katkılarda bulunmaktadır. Hukuk
devleti anlayışının egemen olması için tüm kişi ve kurumlara
büyük sorumluluklar düşmektedir. Yönetim sorumluluğu
üstlenenlerin kurallara öncelikle uyma ve uygulamasını
gözetme konusundaki duyarlılığı demokratikleşme sürecinde
büyük önem taşımaktadır.»
DANIŞTAY'IN
138. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE
Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu'nun Uyarıları
Danıştay'ın
kuruluşunun 138. yıldönümünde yapılan törende, Sumru
Çörtoğlu, güzel ve uyarıcı bir konuşma yaptı. Yönetimin
başında olanların her istediklerini yapamayacaklarını,
Danıştay'ı eleştirmekte haklı olmadıklarını, yargının
siyasallaştırıla-mayacağını, yargı kararlarının gecikmesiz
uygulanması gerektiğini, kadrolaşmanın zarar verdiğini,
laikliğin önemli olduğunu ve anayasamızda yeterince
açıklanmış olduğunu açıklayarak şunları söyledi:
«İdare,
yargı denetimine bağlı olmaması durumunda, her türlü işlemi
istediği gibi yapabilme gücüne sahip olacağından, hukuk
kurallarını bir tarafa bırakabilir ve keyfiliğe yönelebilir.
Hukuk devletinde, idarenin her türlü eylemi yargı denetimine
bağlı tutulmuştur. Hukukun üstünlüğü sağlanmadıkça hukuk
devletinin tam anlamıyla gerçekleştirilemeyeceği açık olup
hukukun üstünlüğününse ancak bağımsız yargının denetimiyle
yaşama geçirilebileceği tartışmasızdır.
"Danıştay,
hukuka uygunluk denetimi yaparken idarenin anayasaya, yasaya
ve hukuka uygun icraatına engel olmamakta, yalnızca hukukun
üstünlüğünü hakim kılmayı hedeflemektedir. Bu denetim
idarenin anayasal ve yasal sınırlar dışına çıkmasını
engelleyerek onun hukuka bağlılığını sağlamaktadır.
Unutulmamalıdır ki yürütme organları, işlemlerinin hukuka
uygunlukları yargı tarafından onaylandığı oranda toplumda
güvenirlik kazanırlar. Bu görevinden dolayı Danıştay'a
yöneltilen eleştiri ve yakınmalarda haklılık payı
bulunmamaktadır.
"Yargının
siyasallaştırmasından duyulan endişenin, yargı dışındaki
güçlerin yargı üzerinde egemen olma, yargı faaliyetini
kontrol etme eğilimlerinden ileri geldiği yolunda toplumda
oluşan kanaatler yargıya zarar vermekte olup bu konuda tüm
kuruluşların özen göstermesi zorunludur.
"Hukuk
devletinde yargı kararlarının eleştirilmesi doğaldır. Ancak,
eleştiri ve değerlendirmelerin, önyargıdan uzak, hukuki ve
bilimsel gerçeklere dayalı olması gerekir. Eleştirinin,
kararı veren yargı mensubunun şahsına yöneltilmesini doğru
bulmuyorum. Yargı kararlarına uyulması, hiçbir organ, makam
ya da kişinin takdirine ve denetimine bağlı değildir. Buna
karşın idarenin, bazı yargı kararlarının uygulanmasından
kaçındığı, geciktirdiği gözlenmektedir.
"Ülkemizde
her iktidar değişikliğinde yönetici kadrolarında
bulunanların değiştirilmesi uygulaması günümüzde de sürmekte
ve bu durum nitelikli, yetişmiş kamu görevlilerini hizmetten
soğutmanın dışında, kamu yönetiminde istikrarı da
bozmaktadır. Kamu yönetimine büyük zarar veren bu
uygulamanın sürdürülmemesini diliyoruz.
"Dinin vicdanlarda kalması, siyasal,
sosyal faaliyetlerde belirleyici olmamasını zorunlu
kılmaktadır. Buna karşın din ve vicdan özgürlüğü kapsamına
girmeyen ve devletin anayasal düzenini hedef alan bazı
irticai oluşumların ortaya çıktığını gösteren olguların
bulunduğu kuşkusuzdur. Anayasanın başlangıç kısmında,
laikliğin gereği olarak kutsal din duygularının, devlet
işlerine ve politikaya kesinlikle kanştırılamayacağı
belirtilerek laiklikten ne anlaşılması gerektiği açık ve
net ortaya konulmuştur. Laiklik ile din ve vicdan özgürlüğü
farklı kavramlar olmakla birlikte, laikliğin, din ve vicdan
özgürlüğünün güvencesini oluşturduğu da kuşkusuzdur.
"Laiklik
ilkesi, eğitim ve öğretimde de temel alınan ilkelerden
biridir. Eğitim ve öğretimde birlik ilkesini tartışılır hale
getirebilecek olan uygulamaları doğru bulmamaktayız.
"Kimi
kararlara karşı duyulan memnuniyetsizlik, eleştiri ve yorum
sınırlarını aşmış, karara katılan yargı mensuplarının
kişisel bilgi ve fotoğraflarına gazete sayfalarında yer
verilmek suretiyle yıpratma, hatta hedef gösterme girişimine
dönüştürülmüştür. Yargıçların toplum ve devlet içindeki
konumlan, işlevleri ve önemleri göz önünde bulundurularak
eleştiri ve değerlendirmelerde dikkatli olunması, yargıya
sahip çıkılarak onun yüceltilmesi herkesin ortak görevi
olmalıdır.
"Son
zamanlarda, yargı üzerinde yapılan tartışmalarla yargıya
müdahale edildiği şeklindeki söylemler, yargı
bağımsızlığının henüz tam olarak gerçekleştirilemediğinin
göstergesidir. Yargı bağımsızlığının sağlanması ve önündeki
engellerin kaldırılmasıyla ilgili olarak anayasal ve yasal
değişiklikler yapılmasının zorunlu olduğunu bir kez daha
vurguluyoruz.»
TÜRK DİLİ DERGİSİ, 20. YAŞINA BASTI
Türk Dili
Dergisi, elinizdeki yeni sayımızla yirminci yaşına
basmıştır. Bu, bizim için büyük bir mutluluktur. Dergi üyesi
olarak bizi sürekli okuyan ve desteklerini esirgemeyen
okurlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yaşayabilmemiz,
onların desteğiyle olmuştur. Kendilerine sağ olunuz, var
olunuz diyoruz.
10.
yılımıza bastığımız yıl, 10. yaş? önemlidir diyerek bir
toplantı düzenlemiştik. Toplantımızı yüzlerce
okurumuz izlemişti. Konuşmacılarımız, Türk dilinin
gelişmesi gerektiğinden, Özellikle Türk Dil Kurumu'nun
kapatılmış olması nedeniyle Türk Dili Dergisi'nin önemli
işlevinden söz açmışlardı.
20. yılımız
nedeniyle de bir toplantı düzenliyoruz. Okurlarımıza
şimdiden duyuralım:
İstanbul'da, Kadıköy'de, Bahariye Caddesinde "Halk Eğitim
Merkezi Salonu" 14 Ekim 2006 Cumartesi günü, saat 14.00 ile
18.00 arası Türk Dili Dergisi etkinliği için ayırılmıştır.
Bütün okurlarımıza duyurulur.
TGC'NİN NÂZIM HİKMET TÖRENİ
Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türk yazınının önde gelen
şairlerinden Nâzım Hikmeti ölümünün 43. yılında andı.
TGC'nin Burhan Felek Konferans Salonu'nda 14 Haziran
Çarşamba günü düzenlediği panele konuşmacı olarak
gazeteciler Orhan Karaveli, Hıfzı Topuz ve Refik Erduran
katıldı. Nâzım Hikmet'le tanışma ve dost olma olanağı bulan
konuşmacılar, şairin sanatını ve onunla ilgili anılarını
anlattılar. Panelde Ressam Faruk Genc'in yaptığı yağlıboya
Nâzım Hikmet tablosu, Basın Müzesi'ne konulmak üzere TGC
Başkanı Orhan Erinç'ce teslim alındı. Paneli TGC'nin önceki
başkanlarından Nail Güreli yönetti. (Kaynak: Bizim Gazete)
SAİT FAİK 100 YAŞINDA BURGAZADA'DA 28. ANMA TOPLANTISI
Sait Faik,
Perihan Ergun’un çabasıyla ve yönetiminde bu yıl, 11 Mayıs
Perşembe günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda, 14 Mayıs
Pazar günü Burgazada'da ve 19 Mayıs Cuma günü gene
Burgazada'da bu kez, Vedat Günyol'la birlikte coşkulu bir
biçimde anıldı.
Ada
Dostları Derneği'nin, Türkiye Yazarlar Sendikası'nın,
Darüşşafaka Cemiyeti'nin ve Adalar Belediyesi'nin desteğiyle
yürütülen etkinliğe yüzlerce Sait Faik'i seven katıldı.
Biz yalnız
14 Mayıs 2006 Pazar günü üzerinde duracağız:
Sabah,
Adalar Su Sporları Kulübü'nde "Panel" vardı. Panelde sıra
ile: Prof. Dr. Talat Sait Halman, Van Yüzüncü Yıl
Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın, Yazar Ahmet
Miskioğlu, TYS'nin eski ve yeni başkanları Ataol Behramoğlu,
Cengiz Bektaş, Enver Ercan ve Tiyatro Sanatçısı Kemal Bekir
konuşmalar yaptılar.
Saat
14.00'te Kalpazankaya'ya gidildi. Hem öğle yemeği yenildi
hem tören sürdürüldü.
Buradaki
törende sunucu, Gülsen Tuncer'di. Açış konuşmasını Perihan
Ergun yaptı. Truva Folklor Araştırmaları Derneği, halk
oyunları gösterisi sundu. Ozan Karani.türküler okudu.
Bu, 28.
Kalpazankaya buluşması oluyordu.
Her yıl
olduğu gibi, bu yıl da, yemek servisi eleştirildi.
Kalpazankaya işletmecisine, birçok izleyicinin ağır
eleştiriler yönettiği görüldü. Ona, her zaman olduğu gibi,
«Böyle önemli günlerde, garson sayısını arttırınız!»
denildi. Sonra da, 28 yılda, düzelmediğine göre, bundan
sonra da hiç düzelmez diye düşünüldü.
MELİH CEVDET ANDAY ADINA ŞİİR ÖDÜLÜ VERİLECEK
Şiirimizin
büyük ustası Melih Cevdet Anday'ın anısına, Türkiye Yazarlar
Sendikası ve Milas-Ören Belediyesi işbirliğiyle bir şiir
ödülü verilecek.
Melih
Cevdet Anday, 1985 yılından başlayarak yaz aylarını eşiyle
birlikte Milas-Ören'deki yazlığında geçirmiş; 1999 yılında
da anıtı Ören Belediye Başkanı Kâzım Turan'ca Ören
kıyısında, bugün onun adını taşıyan parka diktirilmiştir.
Seçici
Kurul; Doğan Hızlan, Ataol Behramoğlu, Eray Canberk, Egemen
Berköz, Orhan Koçak, Refik Durbaş ve Enver Ercan'dan
oluşuyor. Yarışmanın ödül töreni, 5-6 Ağustos 2006 "Melih
Cevdet Anday Şiir Günleri"nde yapılacak. Kazanan katılımcıya
ödülü, Ören'de törenle sunulacak.
3000
YTL'den ve bir anmalıktan oluşan ödüle, 1 Haziran 2005 -1
Haziran 2006 günleri arasında yayımlanmış kitaplar
katılabiliyor. Son katılma tarihi 1 Temmuz 2006'dir.
Katılmak isteyenlerin 8 tane kitabı, başvuru dilekçesiyle
birlikte "TYS Edebiyat Müzesi -Aysel Tezer, Yıldız Sarayı,
Dış Karakol Binası, Barbaros Bulvarı, Beşiktaş - İstanbul"
adresine göndermeleri gerekiyor.
Ayrıntılı bilgi İçin: 0212 259 74 74
SAİT MADEN - HASAN PULUR - SADİYE AKAY ve TEVFİK FİKRET
Sait Maden,
okurlarımız anımsayacaklar, Tevfik Fikret'in "Han-ı Yağma
(Yağma Sofrası)" şiirini güncelleştirmişti. O güncel şiiri
de biz, Türk Dili Dergisi'nde geçen sayımızda önemini
belirterek yayımlamıştık. Ünlü yazar Hasan Pulur, o şiiri 27
Mayıs 2006 günlü Milliyet gazetesindeki köşesine aldı.
Kendilerinin daha önceden son 100 yılın en güncel şiirinin
Tevfik Fikret'in "Han-ı Yağma", yani "Yağma Sofrası"
olduğuna karar verdiklerini açıkladı.
"Öyle bir
şiir ki hangi döneme uygularsan uygula, yanılma payı hiç
yok!" diye yazıyor Hasan Pulur.
Sait
Maden'in güncelleştirdiği Yağma Sofrası'nın altına da
şunları yazmış:
"Nasıl,
itirazınız var mı?
"Son 100
yılın en güncel şiirinin Yağma Sofrası olduğuna itiraz
edeniniz var mı?"
Bu
yazıların tümünü okumuş olan Sadiye Akay, Ahmet Miskioğlu'na
dedi ki:
"Bana göre,
yalnız "Yağma Sofrası" değil, Tevfik Fikret'in kendisi en
güncel şairdir. Hasan Pulur'un açıklama biçimine uyarak
şöyle söyleyebilirim: "Son 100 yılın en güncel şairi Tevfik
Fikret'tir."
Sadiye
Akay, bir de şiir yazmış Tevfik Fikret için. O şiiri buraya
alıyoruz:
TEVFİK FİKRET'TE SAYGIYLA
Ne zaman tepki duysam bir haksızlığa
Senin dizelerinle başlarım haykırmaya:
"Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası
varsa"
"Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü
vardır."
Yüreğimi ansızın bir umutsuzluk sarsa
Sesin güç verir: "Her gecenin gündüzü
vardır."
Çağında bu güzel kenti gözlerden
gizleyen sis
Bugün öyle yaygın ve yoğun ki,
içindeyiz
Göz gözü görmüyor gibi,
Tepemizde korku ozon deliği...
Yanardağca yürekten tutuşup gürleyerek
Baskıya karşı koyan şiirine uyuversek
Doğar mı umut bağladığımız yarın?
Yüreğimizde dize dize uyarıların!
Değer verişin yıllarca horlanan
kadınlara
Diyerek: "Alçalırsa kadın insanlık
alçalır..."
Şiirini anımsarım bakıp balıkçılara
Deniz, dizelerince yükselir, alçalır,
"Şırak şırak" vurdukça.
Seni duyar gibiyim özlenen
yağmurlarda
Oynaştıkça camlarda damlalar,
Bir rüzgâr yaprakları savurdukça,
Sokaklarda selcikler ağlaştıkça;
Kararıp da bulutlar
Gök, yere yaklaştıkça İçimi ürperme
sarar.
Çocukluğumun şarkısı: "Gelin yüzlü
papatyalar!"
Senden bize kalan nice nice güzellikler
var!
Yaşıyorsun, güncelsin şiirinle
aramızda,
Sana yürek dolusu sevgilerle saygılar!
SADİYE AKAY
Şimdi biz
de Sayın Hasan Pulur'un soruş biçimine uyarak, Sadiye Akay
adına soralım: "Son 100 yılın en güncel şairinin Tevfik
Fikret olduğuna itiraz edeniniz var mı?"
Sait
Maden'in küçük bir açıklaması:
Geçen
sayımızda yayımlanan Yağma Sofrası şiirinin son
dörtlüğündeki son dizede geçen "bucak bucak" sözü, "kucak
kucak" olacaktı, düzeltiyoruz. En iyisi, dörtlüğü yeniden
yazmak:
Bu hortumun
gelir sonu, kapıştırın gider ayak, Yarın bakarsınız söner
bugün çatırdayan ocak, Bugün söğüşlemek kolay, hazır bütün
köşe bucak, Alıp satın, çalıp satın avuç avuç, kucak kucak!
İZMİR KONAK BELEDİYESİNİN EKİNSEL, SANATSAL ETKİNLİĞİ
İzmir Konak
Belediyesinin sürekli ekinsel ve sanatsal etkinlikleri
arasında bu yıl bir de "Mehmet Ulusoy Sokakta Tiyatro
Şenliği" var.
1 Haziran
ile 15 Haziran günleri arasında şu izlence uygulandı:
A) Konu:
Mehmet Ulusoy Sokakta Tiyatro Şenliği, Yeni Kapı Tiyatro
Topluluğu. "Olma Alıştırmaları, Erich Morris" Tarih: 12
Haziran 2006, Pazartesi, Saat: 10.00, Yer: Alsancak Kültür
Merkezi, 7. Kat, Benal Nevzat Salonu.
B) Konu:
Söyleşi, "Tiyatroda Mekân Arayışları: Sokak Bir Alternatif
midir?" Abdullah Uyan.
C) Konu:
Söyleşi, "Mehmet Ulusoy'un Tiyatro Anlayışı İçinde Sokak
Tiyatrosu'nun Yeri", Hülya Nutku. Saat: 13.00, Yer Alsancak
Kültür Merkezi 7. Kat, Benal Nevzat Salonu.
D) Konu:
Mehmet Ulusoy Sokakta Tiyatro Şenliği, Tiyatro Oyun Kutusu.
Oyun Adı: "Şekerden Kraliçe Olur mu?"
Yazar: Serdar Saatman, Yönetmen: Serdar Saatman. Tarih: 12
Haziran 2006, Pazartesi, Saat: 17.30, Yer: Zafer İlköğretim
Okulu, Duatepe Mahallesi.
E) Konu:
Mehmet Ulusoy Sokakta Tiyatro Şenliği, Gümüldür Lisesi
Tiyatro Topluluğu, (Gümüldür Belediyesi). Oyun:
"Yansımalar", Yönetmen: Erdal Çoban, Tarih: 12 Haziran 2006,
Pazartesi, Saat: 20.30, Yer: Cevdet Güçlü İlköğretim Okulu
Karabağlar.
F) Konu:
Konak Belediyesi Ege Çağdaş Oda Korosu Dinletisi. Şef: Ahmet
Kahyaoğlu, Saat: 20.30, Yer: St. Maria Kilisesi. Düzenleyen:
Konak Belediyesi.
ERDAL ÖZÜ YİTİRDİK
Erdal Öz,
en ünlü, en önemli yayıncılarımızdan birisiydi. Hiç kimsenin
yadsıyamayacağı bir gerçek bu. Türkiye'de yayıncılık çok güç
bir iştir, o, bu güç işi eksiksiz başarıya ulaştırmıştı. Can
yayınlarının iyesiydi.
Bir
özelliğini daha belirtmeden geçmemek gerekir:
Erdal Öz,
Türkçenin özleşmesi gerektiğine, Türkçenin arınması
gerektiğine inanan Türk yazarlarından birisiydi. Dilimizi
dolduran ve kirleten pis Arapça seslerden, dilimizi
yozlaştıran kötü İngilizce lekelerinden kurtarmak isteyen
yazarlarımızdan birisiydi. Kurtaracağımıza da güveniyordu.
Ahmet
Miskioğlu'nun şöyle bir anısı var onunla ilgili. 60'lı
yıllarda Öz çok gençti. Ahmet Miskioğlu'ndan çok daha
gençti.
Arkadaşlarıyla birlikte "değişim" adında Ankara'da bir dergi
çıkardı. O dergide, Ahmet Miskioğlu'nun İskenderun'da
çıkardığı "Gökçeyazin" dergisinin çıkışını haber veriyordu.
Bu, Ahmet Miskioğlu'nu çok sevindirmiştir.
71 yaşında
yakalandığı "kanser"den kurtulamayarak ölmesi herkesi çok
üzmüştür. Erdal Öz, yayıncı olduğu gibi, çok iyi bir yazardı
da. Öykü ve roman yazmıştır. Eleştiriler yapmıştır.
"Odalarda"
ve "Yaralısın" adlı iki romanı; "Yorgunlar", "Kanayan",
"Havada Kar Sesi Var" gibi öykü kitapları vardır.
"Deniz
Gezmiş Anlatıyor", "Allı Turnam", "Defterimde Kuş sesleri"
gibi anı kitapları ve çocuk kitapları vardır.
Anısına
saygılar.
ORHAN KEMALİN ÖLÜMÜNÜN 36. YILI ve ORHAN KEMAL ARMAĞANI
TÖRENİ
Orhan Kemal
Kültür Merkezi'nce 2 Haziran 2006 Cuma günü saat 10.30'da
düzenlenen gerçekçi yazınımızın ölümsüz büyük ustası Orhan
Kemal'i anma ve "Uykuların Doğusu" adlı yapıtıyla Orhan
Kemal Roman Armağanı'nı kazanan Hasan Ali Toptaş'ın 2006
ödül töreni için Orhan Kemal Kitaplığı Konferans Salonu'nda
bütün Orhan Kemal yapıtını sevenler bir aradaydı. Mutluluk
günüydü bir bakıma...
Metin Balay,
toplantının sunumunu yaptı. Ayten Şan, "Hoşgeldiniz"
konuşmasıyla konuklara seslendi. Orhan Kemal'in oğlu Işık
Öğütçü "Ölümünün 36. Yılında Orhan Kemal" konuşmasını
dinletti. Osman Şahin "Orhan Kemal Gerçeği" üstüne konuştu.
Ve daha
sonra, şu konuşmacılar ve konuşmalar yapıldı:
Ahmet Ümit:
"2000'li Yıllarda Orhan Kemal", Salih Kalyon: "Anılar-Türk
Tiyatrosunda Orhan Kemal"; Prof. Dr. Türkel Mınibaş "Neden
Orhan Kemal", Tahsin Yücel: "Romanımızda Orhan Kemal"; Halil
Beytaş: "Edebiyatımızda Hasan Ali Toptaş"
Ve ödül
töreni yapıldı. Ardından, Hasan Ali Toptaş, "Ödül Konuşması"
yaptı.
Bütün bu
çalışmalar ardından Konukları ağırlama (Kokteyl) başladı.
Bireysel söyleşiler, özlem gidermeler geç saatlere değin
sürdü.
TGC'NİN 60. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ
Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC), kuruluşunun 60. yıldönümü
kutlamaları çerçevesinde yönetim kurulu üyeleri Anıtkabir'e
gittiler. TGC Başkanı Orhan Erinç, Atatürk'ün anıtgömütüne
çelenk koyarak Anıtkabir özel defterini imzaladı.
Orhan
Erinç, özel deftere, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim
Kurulu adına şunları yazdı:
«Yüce
Atatürk, Cemiyetimizin 60. kuruluş yıldönümünü kutlamaya
başlarken, kurduğunuz laik cumhuriyet ve onu yaşatabilmek
için gerçekleştirdiğiniz devrimle belirlediğiniz ilkeler
için size olan şükran duygularımızı sunmak üzere
huzurunuzdayız. «125'nci doğum yılınızda devrim ve
ilkelerinizle aramızda olduğunuzu belirtmeyi önemli bir
görev sayıyoruz. Basın özgürlüğü konusunda 1924 yılında
söylemiş olduğunuz "Basın özgürlüğünden doğan sakıncaları
gidermenin tek aracı basın özgürlüğünün kendisidir"
savsözünüz, bugün uluslararası kuruluşlar tarafından geçerli
kılınmaya çalışılıyor. Aradan geçen bunca yıla karşın
ülkemizdeki çabamızın da bu gerçeği yaşama geçirmek
olduğunu, içimiz buruk da olsa huzurunuzda hissediyoruz.
Saygılarımızla.»
ALP KURAN'I YİTİRDİK
Uzun bir
süreden beri sağlığı bozuk olduğu için arkadaşlar çevresine
pek çıkamayan Alp Kuran, yine de iyileşeceği düşünülürken 77
yaşında yitirilivermesi, sevenlerini çok üzmüştür.
Meşrutiyet
döneminin ünlü tarihçisi ve siyasa adamı Ahmet Bedevi
Kuran'ın oğlu olan Alp Kuran, 1950-1960 yılları içinde Hukuk
Fakültesi'nde "asistanlık görevini sürdürürken üstün
yetenekleriyle dikkatleri çekmişti. Çevresindeki gençlere
önderlik yapabiliyordu. 27 Mayıs döneminde Kurucu Meclis
Milletvekili oldu. Uzun bir süre, Milli Gençlik Örgütü
Başkanlığını yaptı.
Türk Dili
Dergisi'nin perşembe toplantılarını hiç kaçırmadığı
yıllarda, toplantılarımızın en önemli üyelerinden sayılırdı.
Kendisini çok genç yaşında yazarlar arasına aldığı için
Salâh Birsel'i çok severdi. "O, benim çocuk yaşımda iken
yazarlar arasına girebilmemi sağlayan ustadır." derdi. Bir
de çok beğendiği ve sevdiği insan Hukukçu Prof. Dr. İsmet
Sungurbey'di. Coşkulu konuşmalar sırasında, Ahmet
Miskioğlu'na «Seni arkadaşım İsmet Sungurbey'le tanıştırmak
istiyorum, onun ne denli güzel konuştuğunu gör!» derdi.
Alp Kuran,
gündüz toplantılarında da, akşam yemeği toplantılarında da
sert eleştiriler yapmayı seven bir yaradılıştaydı. Hep
kendisi konuşmak ve ağır eleştiriler ortaya koymak isterdi.
Bu yüzden, Çok daha önceden yitirdiğimiz sevgili Asım
Bezirci ona: «Sevgili kardeşim 'Alp Kıran olma, Alp Kuran
ol!» derdi, gülüşürdük. Kendisi de gülerdi bu şakaya. Bir
gün, Turgut Acar'a dönerek, onun bıyığına dikkat çekmek
için: «Sen Alevi misin?» diye sertçe sormuştu. Günümüz Türk
yazınının en usta öykücülerinden olan ama çok tartışmayı
sevmeyen ve az konuşan arkadaşımız, Alp Kuran'a şöyle
dönmüş, bir süre onu süzdükten sonra yanıt vererek: «Ben
Bektaşiyim!» demişti. Yine hepimiz kahkahayı basmıştık.
Alp Kuran'ı
yitirdik, üzgünüz. Çok ve güzel konuşuyordu ama çok
yazmıyordu. 50' Ii 60'lı yıllarda Yeditepe dergisinde,
anımsadığımıza göre, güzel şiirleri çıkmıştı.
Alp
Kuran'ın cenazesi, 17 Nisan 2006 günü Maltepe Merkez
Camisi'nde kılınan namazından sonra Zincirlikuyu
gömütlüğünde toprağa verildi. Anısına saygılar...
PROF. DR. ÇETİN YETKÎN'DEN BİR YAPIT DAHA:
"Türkiye'de Askeri Darbeler ve Amerika"
Yeniden
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk yayınları arasında çıkan
Çetin Yetkin'in bu yapıtını, en yakın tarihimizi
ayrıntılarıyla öğrenmek isteyenlere salık veriyoruz.
Başta bir
önsöz var.
Önsözden
sonra, yapıt şu bölümleri içeriyor: Birinci Bölüm:
"Darbeciler ve Amerika"; İkinci Bölüm: "27 Mayıs ve
Amerika"; Üçüncü Bölüm: "Amerika'nın Çıkarları Açısından
Darbeler ve Üniversiteden Tasfiyeler; Dördüncü Bölüm: 12
Marta Giden Yolda Amerika; Beşinci Bölüm: 12 Mart
Uygulamaları; Altıncı Bölüm. 12 Eylül: "Son Darbe":
Son: Genel Sonuç.
«Her
bölümün sonunda "Sonuç" başlığı altında o bölümün bir
değerlendirmesini, çoğu kez öteki bölümlerle de bağlantısını
kurarak, yapmaya çalıştığım için,» diyen Yetkin, "Genel
Sonuç"u çok öz olarak yazmış.
Yapıt, 265
sayfa ve çok geniş bir kaynakça içeriyor. Ayrıntılı,
eksiksiz bir dizin var bu ciddi yapıtta.
Şu adresten
isteyebilirsiniz: Gürsu Mahallesi, 308. Sok., No. 15, Deniz
Villa, D. 1 Konyaaltı - Antalya
Arat Ovalı
|