Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
iletişim evreninden
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

 

CUMHURBAŞKANI SEZER’İN YILBAŞI İLETİSİ

Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, 2006 yılına giriş iletisini yayımlayarak çeşitli tartışmalarla Lozan Antlaşmasına değin birçok konuda açıklamalarda bulundu:

a. Cumhuriyet'in temel niteliklerini çok yakından ilgilendiren sonuçsuz tartışmalarla gündem yaratmaya uğraşmak yerine gerçek sorunlara eğilinmeli,  ulusa,  devlete,  demokrasiye güvenilmelidir.

b. Anayasa'ya göre, Türkiye Cumhuriyeti, ülkesi ve ulusu ile bölünmez bütün ve tekil devlet yapısına sahiptir. Ulusun adı, Yüce Önder'in şu özlü sözünde belirtilmiştir:Türkiye Cumhuriyeti'ni  kuran Türkiye halkına Türk ulusu denir...

c. Türk devletine yurttaşlık bağıyla bağlı olan herkesin Türk sayılması, Türk ulusunu  oluşturan öğelerin etnik kimliklerinin yadsınması anlamına gelmemektedir. Tam tersine, etnik kökeni, dini ne olursa olsun tüm yurttaşların Türk ulusu olarak adlandırılması, yurttaşlar arasındaki eşitliğin sağlanması, çoğunluk içinde bulunan çeşitli etnik kökenli yurttaşların azınlık durumuna düşmesini önleme amacına yöneliktir. Anayasa'daki "Egemenlik kayıtsız  koşulsuz Türk ulusunundur" kuralı da "Türk Ulusu" kavramının   çoğunluk - azınlık ya da din ve ırk ayrımı yapılmadan yurttaşların tümünü kapsadığını göstermektedir. Türk ulusunun birliğini ve huzurunu bozmaya yönelik uğraşların   sonuçsuz  kalmaya mahkûm olduğu bilinmelidir.

d. Lozan Barış Antlaşması'nın tartışmaya açılmak istenmesi, kabul edilemez bir girişimdir. Ulusal birliğimize, bölünmez bütünlüğümüze zarar vermeyi amaçlayan, hukuksal geçerliği olmayan, Lozan Antlaşması'nda yer almayan ve Türkiye'nin egemenlik haklarıyla bağdaşmayan kimi beklentilerin gündeme getirilmesine anlayışla yaklaşılması beklenemez. Dış dünyadan Cumhuriyet'in  nitelikleri ve devletin temel kurumları ile ilgili dayanağı olmayan açıklamalar yapılması, bizleri başka düşüncelere götürmektedir,

e. Yönetimde istikrar ilkesi, salt çoğunluğu sağlayacak seçim sistemini değil, istikrarlı yönetimi olanaklı kılacak adaletli bir temsil sistemini gerektirmektedir. Bundan amaç,  seçmenin siyasal dağılımının  parlamentoya olabildiğince uygun ve adaletli biçimde yansımasıdır. Kuşkusuz, temsilde adaletin sağlanması için, seçmenin siyasal dağılımının tümüyle parlamentoda temsil edilmesi, başka bir deyişle, siyasal partilerin tümünün   Meclis'te  temsilci bulundurması da savunulamaz.  Bu sistemin de yönetimde istikrar ilkesine aykırı düşeceği açıktır. Ne var ki, oy kullanan seçmenin yaklaşık yarısına ilişkin   siyasal görüşün parlamentoda temsil edilmediği bugünkü seçim sistemini temsilde    adalet ilkesiyle bağdaştırmak olanaksızdır. Önemli olan, kabul edilebilir bir "baraj oranı" ile her iki ilke arasındaki duyarlı dengeyi sağlayabilmektir.

f. Yolsuzlukla savaşımda başarılı olunabilmesi, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasıyla yakından ilgilidir. Yasama dokunulmazlığının kaldırılması, toplumsal beklentilere olumlu yanıt oluşturacaktır.

 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in
"MEDENÎ YASA" İLETİSİ

Her iletisinde anlamak isteyenlere hukuk dersi, insanlık dersi veren Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, "Medeni Yasa"nın kabulünün 80. yılı dolayısıyla da bir ileti yayımladı.

Yüce Atatürk'ün daha Ocak 1923'te yeni Türkiye'nin çağa uymayan kurallarla yönetilemeyeceğini belirttiğini, "En uygar uluslar derecesinde hukuk kurallarımızı da iyileştireceğiz. Yüz sene, beş yüz sene, bin sene evvel yaşayan bir toplum için yapılan yasalarla bugünkü toplumları yönetmeye kalkışmak gaflettir, cehalettir" sözleriyle, hukuk devriminin zorunluluğuna dikkati çektiğini anımsattı.

Cumhurbaşkanımız, iletisinde şunları da açıkladı:

"Dinsel hukuk sisteminden laik hukuk düzenine geçişin temeli sayılan "Medeni Yasa", hukuk birliğini gerçekleştirerek, yurttaşların yasalar önünde eşitliğini sağlamış, hukuk devriminin en önemli adımı olmuştur. Yurttaşların tüm hukuk ilişkilerini dil, din, ırk, düşünce ve cinsiyet ayrımı gözetmeden eşitlik içinde düzenleyen Medeni Yasa, bireysel özgürlüklere ve girişimlere geniş yer vererek Türk kadınının toplumsal yaşama etkin olarak katılmasını da sağlamıştır. Tür kadınının çağdaş bir kimlik kazanarak, toplumsal yaşamda etkin rol üstlenmesi, ülkemizi her alanda güçlü kılmış; üretime, yönetime ve yaşamın tüm alanlarına katılmaya başlayan kadınlarımız, yaratıcılıkları ve başarılarıyla gelişme sürecine yadsınamaz katkılarda bulunmuştur.

Gelişim içinde olan toplumlar uygarlığın çağdaş gereklerine yüz çeviremez. Bugün Türkiye'de demokratikleşmeden ve özgürlüklerden söz edebiliyorsak, bunu Atatürk ilke ve devrimlerine borçluyuz. Ulusumuz Atatürkçü düşünce sisteminden aldığı güçle aydınlanma çabalarını sürdürecek, her zaman çağdaş uygarlığın güçlü bir temsilcisi olacaktır. " Hukuk alanında aldığımız aşama kutlu olsun diyoruz biz de. Türkiye Cumhuriyeti, çağdaşlık yasalarıyla gelişmesini sürdürecektir.

 

Ahmet Necdet Sezer'in
LAİKLİK İLETİSİ

Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, laiklik ilkesinin anayasaya girişinin 69. yıldönümünde bir ileti yayımladı. Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin değiştirilemez, değiştirilmesi önerilemez nitelikleri arasında sayılan laiklikten ne anlaşıldığının, 24. maddesinde belirtildiğini açıkladı. Şunları da söyledi:

"Devletin sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal düzeni din kurallarına dayandırılamaz. Anayasa koyucunun öngördüğü laiklik, Her iki maddenin birlikte değerlendirilmesiyle anlam kazanır. Bu öngörüye göre laiklik, din ve vicdan özgürlüğüne indirgenemez. Laiklik, ana ilke olarak din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Bunun yanında laiklik kuşkusuz, demokrasinin olmazsa olmaz koşulu, özgürlüklerin güvencesidir. Uygar ülkelerin geldikleri ileri düzeye, nasıl bir düşünsel ve felsefi

boyuttan geçerek ulaştığını çok iyi bilen Atatürk, çağdaş değerleri içselleştiren, aklı ve bilimi ilke kabul eden devrimleriyle, özgür bireyin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yönetime ve yaşamın her alanına katılan, demokratik sistemle edilgenlikten kurtulan bireyler, aydınlanma hareketini hızlandırmış, ülkenin gelişimine katkıda bulunmuşlardır. Bu süreçte laiklik, demokrasinin ve özgürlüklerin koruyucusu olmuştur.

Laiklik, toplumsal barışın, çağdaş değerlerin, din ve vicdan özgürlüğünün en büyük güvencesidir. Türk ulusu, laik rejim sayesinde inancını özgürce yaşamakta, inancıyla ilgili değer yargılarını siyasete ve diğer alanlara karıştırmamaktadır. Laiklik ilkesinin yerleşmediği toplumlarda özgür düşünce gelişemez. Türk ulusu, laik, demokratik, çağdaş yaşam seçiminden ödün vermeyeceğini kanıtlamıştır."

 

OKTAY AKBAL'A YENİ BİR ÖDÜL

Bilindiği gibi, usta yazar, öykücü, romancı Oktay Akbal'a en son Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü verilmişti.

Bursa'da, Yazın ve Sanat Derneği'nin şiir ve öykü dallarında verilen BUYAZ onur    

ödülü bu yıl öykü dalında Oktay Akbal'a verildi. 14 Şubat Dünya öykü gününde yapılan törene Oktay Akbal gidemediği için toplantıda gönderdiği yazı okundu.

 

GÜNEY RÜZGARI, 10. YAYIN YILINA GİRDİ

Mehmet Ali Solak'ın büyük bir özveriyle Antakya'da çıkarmakta olduğu Güney Rüzgârı dergisi onuncu yayın yılına girdi.

Onuncu yıl, bizce çok önemlidir. Bir dergi için onuncu yıl, kimliğini, kişiliğini kazanması, bütün güçlüklere karşın yazın dünyasında tutunması demektir.

Cumhuriyet gazetesinin Hatay'da görevlisi de olan Mehmet Ali Solak, bilindiği gibi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 2004 yılı yerel gazetecilik birincilik ödülünü de kazanmıştı.

"Geçmişten geleceğe esen rüzgâr savsözüyle 9 yılını geride bırakan Hatay

Güney Rüzgârı Dergisi’nin 10. yayın yılına girmesi nedeniyle 7 Ocak 2006 Cumartesi günü saat 10.00 - 23.00 arasında Antakya Kültür Merkezi'nde 'Güney Rüzgârı Dinletisi', 'Objektife Takılanlar', 'Çizgilerin Dili' ve 'Sanat Konuşuyor' adlı sergiler ile konukları ağırlama düzenlendi. Varlığını ve gücünü okurlarından alan, yayına girdiği günden bu yana dizgisinden dağıtımına, tek kişiyle ve büyük bir özveriyle yayınını sürdüren ve özellikle toplumsal çıkarların savunulmasını kendine ilke edinen Hatay Güney Rüzgârı dergisi etkinliği okurlarıyla birlikte gerçekleştirilmiştir. Üzüntülerin paylaşıldığında azaldığı, sevinçlerin paylaşıldığında anlam kazanıp coşkuya dönüştüğü bilinciyle okurlarla bölüşülmüştür."

Güney Rüzgârı'nı biz de yürekten kutluyoruz.

 

TARİHÇİ CEMAL KUTAY'I  97 YAŞINDA YİTİRDİK

05.O2.2006'da yitirdiğimiz Cemal Kutay, 08.02.2006 günü Karacaahmet gömütlüğünde toprağa verildi.

1909'da Konya'da doğan Cemal Kutay, çeşitli basın kuruluşlarında habercilik ve fıkra yazarlığı yaptı. 187 basılmış kitabı bulunan tarihçinin "9 ciltlik Tarih Sohbetleri, 20 ciltlik Türk İstiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 4 ciltlik Bilinmeyen Tarihimiz, 2 ciltlik Örtülü tarihimiz, 2 ciltlik Sisli Tarihimiz, 3 ciltlik Mithat Paşa'nın Gurbet Hatıraları... gibi pek çok yapıtı vardır.

 

2006 TUDEM EDEBİYAT ÖDÜLLERİ
"Roman Yazın!" Yarışması

"Roman Yazın!" yarışmasının sonuçlarının açıklanması, 15 Ekim 2006 günü basın yayın yoluyla yapılacaktır. Ayrıca ödül kazananlara bildirilecektir.

Ödül töreni, 25. İstanbul Kitap Fuarı'nda 28 Ekim 2006 günü yapılacaktır.

2006 Tudem Edebiyat ödüllerinin ödül tutarları şöyledir:

Birincilik ödülü: 5.000 YTL
İkincilik ödülü: 4.000 YTL

Üçüncülük ödülü: 3.000 YTL

Mansiyon:            1.000 YTL

 

2006 Tudem edebiyat ödülleri "Roman Yaz!" Yarışması; okuma kültürü edinmiş bireylerin yetişmesine katkıda bulunmak, ilk gençlik edebiyatımıza yazınsal nitelikli, çağdaş ve özgün yapıtlar kazandırabilmek, okurların Türkçenin güzel ve sanatsal kullanılımını örnekleyen metinlerle buluşturabilmek amacıyla düzenleniyor. Genç ve yeni yazarlara da seslerini duyurma olanağı sağlıyor.

"Roman Yaz!" yarışması, ilgi çekici konuların işlendiği, duru, akıcı bir Türkçe ile yazılmış yapıtlarla okuma gereksinimini arttırma konusunda genç okura yardımcı oluyor.

"Roman Yaz!" yarışması, ilk gençlik edebiyatı olarak sunulan, kurgu, ileti ve dil bakımından kimi kötü örneklere karşı, edebiyatımız için iyi örnekler oluşturma amacını taşıyor.

Yarışmaya katılacak yapıtların nitelikleri şöyle olacaktır:

1. Yarışma dili Türkçedir.

2. Yarışma ilk gençlik çağına (12 yaş üstü) yönelik roman dalında açılmıştır.

3. Yarışmaya gönderilen yapıtlar, hiçbir yerde tamamen ya da kısmen yayımlanmamış olmalı ve başka bir yayıneviyle yayımlanmak üzere bağlayıcı sözleşmeye tabi olmamalıdır.

4. Yapıtlar özgün olacak, herhangi bir yapıtı çağrıştırmayacak, bir yapıttan kopya bulundurmayacaktır.

5. Özgün olmadığı seçici kurulca belirlenen yapıtlar değerlendirme dışı tutulacaktır.

6. Özgün olmadığı ödüllendirme aşamasından sonra belirtilen yapıtların yazarı, aldığı ödülü % 25 fazlasıyla iade etmeği bu şartnamedeki taahhütnameyi imzalamakla kabul etmiş sayılır. Özgün olmadığı belirtilen eser sahibi, üçüncü kişilerce açılacak her türlü davanın muhatabı sayılacaktır.

7. Ödül almadığı halde yayımlanan bir yapıtın özgün olmadığı belirlenirse, yazarı, Tudem'in uğramış olduğu zararı tazminle yükümlüdür.

8. Yarışmaya katılacak dosya, aşağıdaki biçimsel özellikleri taşımalıdır:

a) Bilgisayarda word belgesine, A4 boyutunda tek aralıklı olarak; üst, alt, sağ ve sol kenar boşlukları 2,5 cm.'yi geçmeyecek biçimde hazırlanacaktır.

b) Yapıt, arial yazı fontu, 11 (on bir) punto ile yazılacak, sayfa numarası verilecek ve en az 100 (yüz) sayfadan oluşacaktır.

c) Yapıt 7 (yedi) kopya olarak çoğaltılacak ve her kopyası dosyalanacak, ayrıca bir CD'ye de kaydedilecektir.

d) Yazar, yarışmaya gönderdiği yapıtın her kopyasına ve bir adet CD kaydına belirlediği bir rumuz verecektir.

 

YENİDEN ANADOLU ve RUMELİ MÜDAFA-İ HUKUK YAYINLARI

"Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk" adlı aylık Atatürkçü dergi, "Gürsu Mah. 308. Sok. No. 15, Deniz Villa, D. l Konyaaltı-Antalya" adresinde sekiz yıldan beri çıkarılmaktadır. Sahibi ve Genel yayın Yönetmeni, Prof. Dr. Çetin Yetkin'dir. Eşgüdüm işlerini Birol Başaran'la Ahmet Kuşçu yürütmektedir. Sorumlu Yazıişleri Müdürü, Haydar Çakmak'tır. Derginin Yayın kurulu: Mehmet Başaran, Dr. Alev Coşkun, Prof. Dr. Cihan Dura, Vural Savaş ve Prof. Dr. Tahsin Yücel...

Bu değerli, nitelikli, ciddi, yararlı derginin bir de yayınları vardır.

Yayınlarından iki tanesi elimize geçmiştir:

1. "Milliyetçilik: Neden Şimdi?" Hazırlayan: Prof. Dr. Çetin Yetkin.

2. "Osmanlı Ermenileri", Bengi Kümbül.

Yapıtların her ikisi de ciddiyetle, bilim adamı tutumuyla hazırlanmış, herkesin mutlaka okuması gereken yapıtlar...

"Aydınlar Açıklıyor" altbaşlıklı olan "Milliyetçilik: Neden Şimdi?"nin başında Prof. Dr. Çetin Yetkin'in "Sunuş"u var. Sonunda da uzun bir "Sonuç ve Kişisel Bir Değerlendirme"si bulunuyor. Kitapta, yirmi düşünen ve ciddilikleriyle tanınmış insanımızın açıklamaları yer alıyor. Evet, gerçekten, hemen şimdi bu konularda hepimizin düşünmesi gerekiyor.

"Osmanlı Ermenileri", Tercüman-ı Hakikat gazetesine göre, 1914-1918 yılları ciddilikle incelenmiş.

Bu başarıları kutlamak gerek! Bütün okurlarımıza salık veriyoruz.

 

Arat Ovalı


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2006