Sayi 111

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
iletişim evreninden
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

Elif Öpüşebilir

 

Tülay Ferah

 

Kimi insanlar doğuştan yetenekli olurlar. Elleri her işe yatkındır. Elif de böyle biridir...

Beş yaşında eline renkli kalemler verilmiştir ve yaptığı bir resim özel bir kulübün açtığı yarışmada birincilik kazanmıştır. Ailesi onu bir deha gibi görmüştür ama ödül töreninde annesi, babası, ablası tarafından o denli çok çekip çekiştirilmiştir ki, o günden sonra eline boya almamıştır. Bu durum ilkokula başladığında sorun yaratmıştır. Öğretmeni resim yapmazsa ailesine haber vereceğini söylemiştir. Ama o sorunu hemen çözüp öğretmenini mutlu etmek için resim defterine öğretmenini hayran bıraktıracak resimler yapmıştır.

Elif altı yaşında piyano çalan bir çocuktur... Ona, evi terk edip gittikten bir yıl sonra evlenen babası tarafından bir piyano alınmıştır. Piyano annesinin istemiyle salonun baş köşesine konmuştur. Oysa Elif piyanonun kendi odasına konmasını annesinden rica etmiştir, ama kadın gözlerini açarak kızım sen ne saçmalıyorsun, baban bu piyanoya kaç para verdi senin haberin var mı der gibi bakıp Elif’in ricasını kulak ardı etmiştir. Böylece Elif kendisini hiçbir zaman rahat hissetmediği, dokunulmasına izin verilmeyen yığınla kırılacak eşyanın arasında duran piyanoya darbukadan daha az değer vermiştir, ilk derste değer verilmeyen piyanonun başına geçip notalara "doğru" basmıştır. Öğretmen o gün o denli sinirlenmiştir ki, kapıyı vurup çıkmıştır. Bir hafta sonra öğretmen geç kalmıştır. Anne telaş içinde öğretmeni arayıp buyurgan bir ses tonuyla nerede kaldığını sormuştur. Özgüveni tümden sarsılmış olan öğretmen ısrara dayanamayıp derse gelmiştir. Elif piyanoyla doğmuş gibi tuşlara basmıştır.

iki ay sonra öğretmen:

"Kızınıza öğreteceğim bir şey kalmadı, artık gelmeyeceğim!" demiştir. Elif o günden sonra piyanonun başına geçmemiştir. Piyano evde konuklara gösterilen gösteriş nesnesine dönüşmüştür. Elif’in annesi piyanonun başına geçip, ders alsam ne parçalar çalardım diye iç geçirmiştir. Kimi günler de iç geçirmelerini kızıyla paylaşıp gel anneciğine bir şeyler çal demiştir, ama Elif annesini duymazlıktan gelmiştir. Annesi de kızını iyilik bilmezlikle suçlamıştır.

Elif on iki yaşında regl olmuştur. Donundaki kan beklediği bir şeydir. Kanı görünce bir eczaneden pet alıp gerekli yere koymuştur. Gece yatağında kasıklarındaki ağrı onu rahatsız etmiştir. Yataktan çıkıp bir ağrı kesici yutarak yatağına dönmüştür. Yorganı bacaklarının arasına sıkıştırıp genç kızlığa adım attığını düşünmüştür.

Adım atacağı bir uzaklık gerçeği ilk kez kafasını karıştırmıştır, ilk kez o gece geleceğe, olacaklara, bilinmeyene yelken açıp, yorgun düşmüştür. Sabah asık suratla annesine,

"Günaydın," demiştir.

Annesi sormuştur:

"Neyin var?"

"Dün regl oldum."

"Dün?"

"Evet dün."

"Niye bana söylemedin?"

"Önemli mi?"

"Tabii ki önemli. Özel günlerini benimle paylaşmanı isterim."

"Anne, regl olmak özel bir şey değildir."

"Ben özel diyorsam özeldir!.. Ablan regl olduğu zaman hemen yanıma koşmuştu. Tabii o zaman baban bu evde yaşıyordu. Babanın gidişiyle bu evdeki ciddiyet yok oldu!"

Tartışma kısa sürmüştür.

Elif aptalca şeyler üstüne tartışmayı sevmediğinden, konuyu kısa kesmek için annesini öpüp özür dilemiştir.

Elif on dört yaşında mantı yapan bir çocuktur... Kadınların gözünü korkutan mantı yemeği Elif için çocuk oyuncağı gibi bir şeydir. Çocuk olmasına karşın bebeklerle oynamaktan daha kolaydır. Mantı onun için üç sözcükten ibarettir. Un, su, kıyma. Bu yemeği yapmak için çabalayan annesini seyretmiş, kadının çöküntüye girmek olduğu sezmiş gibi annesini kenara itip yarım saat içinde bir tencere mantıyı hazır etmiştir. O gün annesinin moralini bozup bir annenin nefret ettiği kızına dönüşeceği an, mutfaktan çıkıp o mutfağa da bir daha girmemiştir. O günden sonra da ağzına mantı koymamıştır. Mantı diye bir yemek belleğinin karanlıklarında yok olup gitmiştir.

Okulda nasıl bir öğrenci olduğunu kestirmek güç değildir. O liseyi bitirene değin her yıl takdirname alıp, karnesini annesine uzatmış, annesi de her yıl karneyi eline alınca gözyaşlarına boğulup kızını öpücükleriyle yıkamıştır. Elif de annesine boş gözlerle bakıp başka ne olmasını bekliyordu ki, diye düşünmüştür...

Elif’in ele geçiremediği tek gerçek gelecek olmuştur. Bu konuya bir gençle tanıştığı zaman epeyce akıl yormuştur. Lise diplomasını aldığı zaman o genç için uyuyup uyanmış, giyinmiş, kirpiklerine rimel sürmüştür. O genç için soluk alıp vermiştir. O gençle öpüşmeye bayılmıştır. Genç ondan bir tek şey istemiştir, evlenmek. Elif’in üniversite tutkusunu abartılı bulup ailesinin parasının ikisine de ölünceye dek yeteceğinden söz etmiştir. Elif biricik aşkının evlenme istemini odasındaki kitaplara bakarak düşünmüştür. Raflardaki kitaplara bakıp okumanın para kazanmak için olup olmadığına karar vermeye çalışmıştır. Üniversite sınavına girdiği zaman yüksek puan alacağına, istediği üniversiteye gideceğine adı gibi emindir. Bunlar bildiği şeylerdir. Bunlar gelecekle ilgili olsa da, kolayca yapabileceği sıradan işlerdir. Bunlar için kafa yormaya bile değmez. Sınav öncesi annesine üniversite sınavına girmeyeceğini, âşık olduğu erkekle evleneceğini söylemiştir. Âşık olduğu erkek varsıldır. Yaşamı boyunca para sıkıntısı çekmeyecektir. Annesi gözlerini piyanoya dikip bir erkek için geleceğini çöplüğe atacağını söylemiştir. Bir celsede boşandığı kocası da ona aynı şeyleri söylemiştir. Erkeklerin bir gün aşk kapısından kolayca girdiğini, arkasında ne varsa silip süpürdüğünü anlatmıştır. Elif de geleceğin bilinmediğini söyleyip cepten aşkını arayıp, evlenmeye hazır               olduğunu söylemiştir.

Elif gelinliğini diken modacıya öyle akıllar vermiştir ki, modacı kadın ona iş önerisinde bulunmuştur; ama Elif küçümseyen bir gülümsemeyle öneriyi kabul etmemiştir.

"Çalışmayı düşünseydim üniversite sınavlarına girerdim,"    gibi bir şeyler mırıldanmıştır.

Modacı kadın, düğün günü,   iş önerisinde ciddi olduğunu, düğünden sonra   beklediğini söylemiştir. Elif her ayrıntısında kendi önerisi olan   gelinliğini giyip    geleceğine doğru koşmuştur.

Lüks otellerden birinde nikâh memuruna: " Evet," demiştir. Sevdiği   erkek, "Evet," derken salon yıkılmıştır.

Annesi gözyaşlarını silerken nedense aklına bir türlü çalınamayan piyano gelmiştir. Ardından piyanoyu kızına verip kurtulmayı düşünmüştür. Bu düşünceyle üstünden bir yük kalkmıştır. Yapmayı isteyip yapamadığı şeyleri anımsatan baş belasından sonunda kurtulacaktır. Kurtulma duygusu onda ilk kez kızının evlenerek iyi bir iş yaptığını da düşündürmüştür. Kızı elini öpüp balayına giderken, kızına her zamankinden daha büyük bir coşkuyla sarılmıştır. Elif de bir yere kaybolmadığını, yalnızca evlendiğini söylemiştir.

Elif kocasının kollarında otel odasına girmiştir. Aşkı ona aşk sözcükleri fısıldamıştır. Aşkı onu yatağa yatırmıştır. Soymuştur. Öpmüştür. Okşamıştır. Elif de onu izlemiştir. Elif aşkını şaşkınlıkla izlemiştir. O âna değin her işini kolayca kendi başına yaptığı için, bir erkeğin hem bedeniyle hem ruhuyla bir oyuncakla oynar gibi oynamasından rahatsız olmuştur. Artık aşkı değil de herhangi bir erkek olarak gördüğü kocasına bir yabancı gibi bakmaya başlamıştır. Sormuştur içinden:

" Gelecek bu mu?.. Bir daha kesinlikle kendim olamayacağım. Bunun için mi evlendim?.. Ben okumak istiyorum!"

Elif kocasının şaşkın bakışları altında kot pantolon, bir gömlek giyip oteli terk etmiştir. Bu durum iki aile arasında oldukça büyük duygusal gerilimlere neden olmuştur, ama Elife bir şey olmamıştır. İki ay içinde boşanıp üniversite sınavına gireceği günü düşünmeye başlamıştır. Annesi de piyanoyu yok pahasına satmıştır.

Üniversite son sınıfta okuyan büyük kızı akşam eve gelince piyanoyu sormuştur. Satıldığını duyunca:

"Üniversiteyi bitirince ders alıp çalacaktım," demiştir. Babam bu evden gittiğinden beri  herkes aklına eseni yapıyor!"

Elif üniversiteyi adı gazetelere geçecek bir puanla kazanmıştır. Tek başınadır. Güçlüdür. Bu dünyada yapamayacağı bir şey yoktur. Ama ne zaman aklına seks gelse, bir erkeğin bedeniyle oyuncak gibi oynadığı gelmektedir. Bu durumu çözecek bir donanımı yoktur. Seksle ilgili bir gelecek alacakaranlık kuşağından ona sırıtıp durmaktadır. Elif de sıkıntıyla iç geçirip öpüşmeyi bildiğini düşünmektedir.

 

 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2006