|
iki ayın içinden
OKTAY AKBAL'A
BÜYÜK ÖDÜL
Oktay Akbal'a Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük
Ödülü Verildi.
«Bilimsel
gelişmeden, sanattan ve kültürden yoksun uluslar, ekonomik
yönden zengin olsalar da duygu ve düşünce yoksulluğundan
hiçbir zaman kurtulamazlar. Atatürk, ulusunu çağdaş uygarlık
düzeyine ulaştıracak devrimleri gerçekleştirirken, ulusal
birliğin oluşmasına ve sürekli kılınmasına katkıda bulunan
bilim, kültür ve sanat olgusunu gözardı etmemiş, bilime,
sanata, bilim insanına ve sanatçıya ayrı bir önem
vermiştir.» diye konuşan cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet
Sezer, tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık'a, ressam Ferruh
Başağa'ya , yazın ustası Oktay Akbal'a, fotoğraf sanatçısı
Ara Güler'e kurum olarak Sevda-Cenap And Müzik Vakfı'na
Madalya ve ödüllerini vermiştir.
Oktay Akbal, bacaklarında rahatsızlık bulunduğu için, ödülü
Akbal adına eşi Ayla Akbal almıştır. And Müzik Vakfı adına
da ödülü Elif Başman almıştır.
Oktay Akbal, 20.11.2005 günlü köşeyazısından kimi yerlerinde
şunları yazdı:" «"insanlığın, insanı yüce kılan erdemlerden
uzaklaşmaya başladığı, her şeyin bozulma ve yozlaşmaya
eğilimli olduğu günümüzde sanatçılarımıza her zamankinden
daha çok gereksinim duyuyoruz."
Bu sözler, Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'in...
Cumhurbaşkanlığı Büyük Ödülü törenine rahatsızlığım
nedeniyle katılamadığım için üzgünüm... Sayın Sezer'in çok
anlamlı konuşmasını TV'den izledim. Uzun zamandan bu yana
ilk kez, bir Türk Cumhurbaşkanı'nın sanata, kültüre, bilime,
edebiyata verdiği önemi dinlerken gözüm yaşardı. Ne kadar
kopmuşuz, ne kadar yozlaşmışız, ne kadar toplum olarak
güzelliklerden, doğruluklardan, iyiliklerden
uzaklaştırılmışız!..
"Uluslar, ekonomik zenginlikler
ötesinde bilim, kültür ve sanat gibi değerleriyle varlık
gösterdiklerinde çağdaş dünyayla bütünleşebilir, gelişip
saygınlık kazanabilir."
Atatürk'tü,
sofrasında günün ünlü şairleriyle , yazarlarıyla, bilim
adamlarıyla buluşup söyleşen, tartışan... Bir masal gibi
anımsanır o günler, o değerlendirmeler, o saygınlık
kazandıran ilgiler, sevgiler, saygılar... Sonra, yıllar
geçti, sanata, bilime, kültüre ters düşen, yapılanları,
yaratılanları horlamaya, unutmaya, bozmaya yönelik
çalışmalar, engellemeler...»
REKTÖR PROF. DR. YÜCEL AŞKIN
İlk kez
görülen bir olay:
Rektör'ün
yaka paça götürülüp hapse atılması...
İster
istemez: "Acaba mahkemelerimiz de siyasallaştırıldı mı?"
sorusu usumuza geliyor. Çünkü daha önce, hastanelerin,
okulların, ekonomik sektörlerin, basının
siyasallaştırılması, dinselleştirilmesi, eylemlerini
görmüştük; laik Türkiye Cumhuriyeti, yörüngesinden
saptırılmak isteniyordu.
Geçen
sayımız baskıya verildiği sıralarda, Yüksek Öğretim
Kurumu'nun (YÖK)'ün tutuklama olayına tepki gösterdiğini
izledik. Yok Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç başkanlığında
Üniversite rektörleri Van'a giderek Yüzüncü Yıl
Üniversitesi'nde olup bitenleri incelediler, yaka paça
tutuklanan Rektör Prof. Dr. Yücel Aşkın'ı cezaevinde görmeye
gittiler Basbakan’ın ve hükümet üyelerinin birçoğu, bilim
adamlarının bu davranışına saygı duymadılar, tam karşıtı,
onları küçümseyen demeçler verdiler. Eylemin sanki
kendilerine karşı olduğunu sandılar, idam edilen başbakan
Menderes de bilim adamlarına karşı böyle davranırdı.
Yeni durum:
Prof. Dr. Yücel Aşkın, sorgusuz soruşuz cezaevinde iki ay
tutuldu. Bu arada sağlık durumu bozulduğundan hastaneye
kaldırıldı, -cezaevinde aynı koğuşta kalan Enver Arpalı
kendini öldürmüştü.- Yücel Aşkın, tedavi gördüğü Araştırma
Hastanesi'nden 14.12.2005 günü ambulansla hastane başhekimi
Doç. Dr Hüseyin Avni Şahin'in nezaretinde Van Adliye
Sarayı'na getirildi. Geniş güvenlik önlemleri alınmıştı. 3.
Ağır Ceza Mahkemesi'ne getirildi. Müdahillerin de bulunduğu
davaya Yüksek Öğretim Kurumu temsilcileri, Uluslararası
Barolar Birliği, CHP'den temsilci Milletvekilleri, Ankara
Baro Başkanı, İstanbul Baro Başkanı gözlemci olarak
katıldılar.
Müdahiller
3. Ağırceza yargıcının değişmesini istediler. Ağırceza
mahkemesince bu istek kabul edildi. 4. Ağır Ceza Mahkemesi
üyesi Vahit Baltacı yargıç olarak atandı.
Prof. Dr Yücel Aşkın bir aydır yoğun
bakımda bulunuyordu. Koridordan tekerlekli sandalye ile
geçirildi. Zayıflamıştı. Avurtları içine çökmüştü. Yüzü
solmuştu. Gazete habercileri, 17 kilo zayıfladığını
öğrendiler. Başhekimden başka, kendisine bir kardiyolog ve
bir anestezi uzmanı yardımcı oluyordu. Buna karşın Prof. Dr.
Yücel Aşkın'ın tutukluluk durumunun kaldırılması reddedildi.
Evet, sayın rektörün tutukluluk durumu kaldırılmadı. "Ya
kaçarsa?" diye düşünüyorlar olmalı! (!)
Zeynep
Oral, Vanlı ve Van'da yaşayan bir arkadaşına sorduğu soruya
şöyle yanıt almış:
"Van'da
öyle bir dinci, gerici, şeriatçı yükseliş var ki, insanlar
sinmiş durumda. Koskoca rektörün başına bunlar geliyorsa,
kim bilir benim başıma neler gelir diye, herkes korkudan sus
pus olmuş durumda..."
Bu durumda, çağdaş bir üniversiteyi, o
üniversitenin çağdaş öğretim üyelerini orada yaşatırlar mı?
Hele üniversitenin rektörünü hiç yaşatmazlar!
29. TGC SEDAT SİMAVİ ÖDÜLLERİ
Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti
Sedat
Simavi Ödülleri'nin 29.su 12 Aralık Pazartesi günü Atatürk
Kültür Merkezi'nde düzenlenen törenle kazananlara verildi.
Gazetecilik
Ödülü'nü "Evcil'in Dönüşü" adlı haberiyle Çiğdem Toker
(Hürriyet) aldı.
Radyo
Ödülü'nü "İstanbul’un Gelinleri" adlı izlence ile Kenan
Başaran aldı, ki Yön FM'de yayımlanmıştı.
Televizyon
Ödülü'nü Şafak Toprak ve İbrahim Ateşoğlu, NTV’ de
yayımlanan "Maden" adlı televizyon izlencesiyle aldılar.
Edebiyat
Ödülü'nü "Unutma Bahçesi" adlı kitabıyla Latife Tekin aldı.
Sosyal Bilimler Ödülü'nü "Cumhuriyet
Dönemi Türk Eğlence Kültürü" adlı yapıtıyla
Doç. Dr. Nebi Özdemir aldı. Sosyal
Bilimler dalında Doç. Dr. Ayhan Kaya ile Yrd. Doç. Dr.
Ferhat Kentel, birlikte hazırladıkları "Euro Türkler:
Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında Köprü mü, Engel mi?"
adlı çalışmalarıyla övgüye değer bulundular.
Fen
Bilimleri Ödülü'nü "Hangi Tekil K3 Yüzeyleri Bir Enrigues
Yüzeyini Örter" adlı çalışmasıyla Doç. Dr. Ali Sinan Sertöz
aldı. Fen Bilimleri dalında Yrd. Doç. Dr. Cenap Özel, "Fredholm
Dönüşümleri ve Hilbert Katmanlarının Kobordismi" adlı
çalışmasıyla övgüye değer bulundu.
Görsel
Sanatlar Ödülü'nü "Evin Sanat Galerisi'ndeki Resim Sergisi"
ile Naile Akıncı aldı.
TYS TÜZÜK KURULTAYI
Türkiye
Yazarlar Sendikası'nın tüzük kurultayı, 14. Olağan Genel
kurul Toplantısı'nda alınan karar gereği 04.12.2005 günü
saat 10.00'da Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası, Barbaros
Bulvarı - Beşiktaş’taki merkezinde gerçekleştirildi.
Tüzük kurultayının ilk toplantısı,
29.11.2005'te yeterli çoğunluk sağlanamadığı için
ertelenmişti.
KERİM KORCAN
Kerim
Korcan, ölümünün on beşinci yılında anıldı.
"Tatar
Ramazan"ın yaratıcısı Kerim Korcan, ailesi ve edebiyat
dünyasından dostları ve sevenlerince 03.12.2005 günü Seyhan
Kafe'de anıldı. Kerim Korcan'ın özel arşivi yine o gün,
ailesince okurlara açıldı. Bu sergileme 08 Aralık 2005
gününe değin sürdü.
CEMAL SÜREYA ŞİİR ÖDÜLÜ
Cemal
Süreya Şiir Ödülü'nü "Keder Gibi Ödünç" adlı yapıtıyla
Haydar Ergülen aldı.
Veysel
Çolak, Refik Durbaş, Enver Ercan, Aydın Hatipoğlu ve
Mustafa Öneş'ten oluşan seçici kurul'dan Kitap Bütünlüğü
Taşıyan Dosya dalında birinciliği "Yağmalanmış Hayat" adlı
dosyasıyla Murathan Çorbağa aldı. Her iki şairi kutluyoruz.
TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI - 5
Hüseyin
Köroğlu'nun yazdığı beş ciltlik edebiyat tarihi bütünlendi.
Elimize ulaşan son cildi, büyük boy 788 sayfadır.
Hüseyin
Köroğlu, şöyle açıklıyor: «Zorluk nedeniyle Türk edebiyatı
tarihleri. Türkiye edebiyatı tarihi olmuştur. Yoğun bir
çalışma maraton,, sonunda bir kırk yıldan ben oluşan
boşluğu, doldurduk, çağdaş anlamda bir Türk edebiyat,
tarihini yazdık: Türk Dili ve Edebiyatı 1-5. Resimli,
haritalı ve örnekli, 2965 sayfa. Normal punto kullanılması
halinde 5000'ni bulurdu. Her konunun sonunda, bölüm sonunda
biblografya vardır. »
Biz isteme
adresini buraya yazalım: Hüseyin Köroğlu, Millet Cad. Site
Köşk No. 25 / 2 42040 Konya.
Arat Ovalı |