Cumhuriyetimizin Kadınları - 2
Prof. Dr. Yıldız Tümerdem
Bizim için
yaşam yaprakları dört mevsimde de yeşil ve tazedir. Yaşam
çiçekleri hiç solmaz, ölümsüzdür. Akıp giden yılların ve
mevsimlerin ardından ağlamayız. Yanılgılarımızı masaya
yatırırız bilgece bir davranışla. Belleğimiz güçlü bir
neşter oluverir, çözüveririz sorunlarımızı. Kesip çöpe
yolladıklarımızı ise unutur gideriz. Bir sonraki zaman
bizimdir bundan böyle. Yıllarımızı parçalamadan yaşadığımızı
biliriz. Çevremiz de bilir bütün bunları, hiç kimseye, ama
hiç kimseye hesap vermeyiz, doğrularımız bizimdir çünkü.
İkinci kez yinelenmeyen yanlışlarımız gibi. Gerçek
duygularımızı belli etmeden yaşarız her zaman. Sanırlar ki
gerçek bizi tanıyabilmişlerdir. Ne gezer, olası mı bu? Biz
yalnızca bizim olan, bize özgü evrenimizde, yaşamımızın bir
dakikasını bile kimse ile paylaşmadık ki bugüne dek.
Paylaştıklarımız, bizim seçtiklerimiz oldu her zaman.
Görebildikleri, görmelerini istediklerimizdi,
bilebildikleri, bilinmesi istenen şeylerdi, çoğu kez.
Aklımızı kullanırız gerçek yaşamımızda kimselerden yardım
istemeden...
Her neyse,
işte bu satırlar gerçekleri anlatıyor, yansız, abartısız.
Aydınlığa yüzünü dönmüş eğitici ve araştırıcı kadınları
anlatıyor. Ulusunun her bireyine karşılık beklemeden hizmeti
ilke edinen kadınları anlatıyor. Bu kadınlar, aşırı
özverinin bataklık olduğu bilincindedirler. El etek
öpmezler, öptürmezler de. Yaşamı yakalamasını bilmiş
kadınlardır bunlar. Yirmi birinci yüzyılda bile; "saçı uzun,
aklı kısa, eksik etek olarak nitelendirilen, sokak kedileri
ve köpekleri gibi her yıl doğurması beklenen, erkeğe köle,
ayağa kul edilen, sırtından sopa eksik edilmeyen, boş ol
denilip sokağa atılan, kuma olmanın yazgı olduğuna
inandırılan, hakkım arama olanağı elinden alınmış, düşlerini
gerçekleştiremeyen, düşleri bile olmayan, ulusal dilini
konuşup anlayamayan, okuyup yazamayan, kadınlarımıza" bir
başka deyişle, güneşin parlak ışığının önü kesilmiş
kadınlarımıza kol kanat geren ilkeli ve aydın cumhuriyet
kadınlarını, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimleri ile
yetişmiş, Anadolu kadınlarını anlatıyor bu satırlar...
Bir gün kazanacağız, başladık bile kazanmaya. Savaşarak
değil, çalışarak, kendimiz ve çevremizle barış içinde
yaşayarak kazanıyoruz. Savaşın ardından barışın
gelemeyeceğine yürekten inanıyoruz. Söylencelerin Amazon
ülkesinde yaşamak istemiyoruz. Erkeklerimizle el ele, omuz
omuza, kalem kaleme, yürek yüreğe ve birlikte dingin bir
biçimde yaşama mutluluğunu elde edinceye değin
çalışacağız...
Ne dersiniz
Baylar, başarabiliriz değil mi bütün bu söylediklerimizi?
Biz başardığımıza inanıyoruz, başardık diyoruz. Şunu
bilesiniz ki, gücümüz ve yeteneğimiz siz erkeklerin
dünyasını da ışıklandıracak, aydınlatacaktır. Yeter ki karar
verelim Atamızın dediği gibi, birlikte yaşamaya... Yürek
yüreğe, omuz omuza, el ele, bilek bileğe çalışmaya...
Düşünün,
bir kez daha düşünün Baylar... Güzel günlere, sıcak
dostluklara...
Örtüsüz,
kaç - göçsüz, ayırımsız yaşamlara selam olsun diyoruz.
Selam
olsun... |