Sayi 111

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
iletişim evreninden
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

Cumhuriyetimizin Kadınları - 2

 

Prof. Dr. Yıldız Tümerdem

 

Bizim için yaşam yaprakları dört mevsimde de yeşil ve tazedir. Yaşam çiçekleri hiç solmaz, ölümsüzdür. Akıp giden yılların ve mevsimlerin ardından ağlamayız. Yanılgılarımızı masaya yatırırız bilgece bir davranışla. Belleğimiz güçlü bir neşter oluverir, çözüveririz sorunlarımızı. Kesip çöpe yolladıklarımızı ise unutur gideriz. Bir sonraki zaman bizimdir bundan böyle. Yıllarımızı parçalamadan yaşadığımızı biliriz. Çevremiz de bilir bütün bunları, hiç kimseye, ama hiç kimseye hesap vermeyiz, doğrularımız bizimdir çünkü. İkinci kez yinelenmeyen yanlışlarımız gibi. Gerçek duygularımızı belli etmeden yaşarız her zaman. Sanırlar ki gerçek bizi tanıyabilmişlerdir. Ne gezer, olası mı bu? Biz yalnızca bizim olan, bize özgü evrenimizde, yaşamımızın bir dakikasını bile kimse ile paylaşmadık ki bugüne dek. Paylaştıklarımız, bizim seçtiklerimiz oldu her zaman. Görebildikleri, görmelerini istediklerimizdi, bilebildikleri, bilinmesi istenen şeylerdi, çoğu kez. Aklımızı kullanırız gerçek yaşamımızda kimselerden yardım istemeden...

Her neyse, işte bu satırlar gerçekleri anlatıyor, yansız, abartısız. Aydınlığa yüzünü dönmüş eğitici ve araştırıcı kadınları anlatıyor. Ulusunun her bireyine karşılık beklemeden hizmeti ilke edinen kadınları anlatıyor. Bu kadınlar, aşırı özverinin bataklık olduğu bilincindedirler. El etek öpmezler, öptürmezler de. Yaşamı yakalamasını bilmiş kadınlardır bunlar. Yirmi birinci yüzyılda bile; "saçı uzun, aklı kısa, eksik etek olarak nitelendirilen, sokak kedileri ve köpekleri gibi her yıl doğurması beklenen, erkeğe köle, ayağa kul edilen, sırtından sopa eksik edilmeyen, boş ol denilip sokağa atılan, kuma olmanın yazgı olduğuna inandırılan, hakkım arama olanağı elinden alınmış, düşlerini gerçekleştiremeyen, düşleri bile olmayan, ulusal dilini konuşup anlayamayan, okuyup yazamayan, kadınlarımıza" bir başka deyişle, güneşin parlak ışığının önü kesilmiş kadınlarımıza kol kanat geren ilkeli ve aydın cumhuriyet kadınlarını, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimleri ile yetişmiş, Anadolu kadınlarını anlatıyor bu satırlar...

           Bir gün kazanacağız, başladık bile kazanmaya. Savaşarak değil, çalışarak, kendimiz ve çevremizle barış içinde yaşayarak kazanıyoruz. Savaşın ardından barışın gelemeyeceğine yürekten inanıyoruz. Söylencelerin Amazon ülkesinde yaşamak istemiyoruz. Erkeklerimizle el ele, omuz omuza, kalem kaleme, yürek yüreğe ve birlikte dingin bir biçimde yaşama mutluluğunu elde edinceye değin çalışacağız...

Ne dersiniz Baylar, başarabiliriz değil mi bütün bu söylediklerimizi? Biz başardığımıza inanıyoruz, başardık diyoruz. Şunu bilesiniz ki, gücümüz ve yeteneğimiz siz erkeklerin dünyasını da ışıklandıracak, aydınlatacaktır. Yeter ki karar verelim Atamızın dediği gibi, birlikte yaşamaya... Yürek yüreğe, omuz omuza, el ele, bilek bileğe çalışmaya...

Düşünün, bir kez daha düşünün Baylar... Güzel günlere, sıcak dostluklara...

Örtüsüz, kaç - göçsüz, ayırımsız yaşamlara selam olsun diyoruz.

Selam olsun...

 

 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2006