|
iki ayın içinden
ATTİLÂ
İLHAN'I YİTİRDİK
Attilâ
İlhan, 11 Ekim 2005 salı günü evinde yaşama gözlerini yumdu.
13 Ekim perşembe günü Aşiyan gömütlüğünde toprağa verdik.
Onun öleceğini hiç kimse düşünmüyordu. Ölümü herkesi
şaşırttı.
1925
doğumlu olan Attilâ ilhan, 1946'da birdenbire herkesin
dikkatini çekmişti, birdenbire girmişti yazın evrenimize.
Henüz lise öğrencisiydi.
1946'da, "yeni şiir ve edebiyat" tartışmaları vardı. Bu
tartışırların etkisiyle, bugün şiirimiz hangi düzeydedir,
romanımız hangi düzeydedir soruları geliyordu usumuza.
Devlet de ilgileniyordu bu tartışmalarla. Sonunda karar
verildi.
Yarışma
açılsın, gelen kitaplar, şiirler, yazınımızın düzeyini
gösterecektir bize!
Hem
roman için hem şiir için yarışma açıldı 1946'da.
1945'te
oluşturulan yapıtlarla başvurulacaktı. Türkiye çapında
duyuru yapıldı.
164 şairden gelen 500'e yakın
parçayı inceledikten sonra üç şiir en iyi olarak seçiliyor.
Birinci: Cahit Sıtkı Tarancı. Şiiri "Otuz Beş Yaş";
ikinci: Attilâ ilhan. Şiiri
"Gâvurdağlarından
Rivayet-Cebbaroğlu Mehemmet"
Üçüncü:
Fazıl Hüsnü Dağlarca. Şiiri "Cakır'ın Destanı'ndan bir
şiir".
Bu
şiirlerin üçü de çok beğenildi. Seçici kurulun seçimi
herkesçe onaylandı. Ancak Attilâ İlhan'ın adına karşı
çıkıldı. Kimdi bu Attilâ ilhan. Kimse tanımıyordu. Cahit
Sıtkı Tarancı ile Fazıl Hüsnü Dağlarca herkesçe tanınıyordu,
şiirleri biliniyordu. Bu şiirler gibi birçok şiirleri vardı.
Usta şair olduklarını kanıtlamışlardı. Bu türden
güzellikleri her zaman yaratabileceklerine herkes
güveniyordu. Kimsenin tanımadığı, bir lisede okumakta olan
bir çocuğa bu büyük ozanların arasında ödül verilmemeliydi.
Raslantı olarak yakaladığı bir güzelliği ya sürdüremezse,
seçici kurul üyeleri utanmayacaklar mıydı? Raslantı olarak
yakalanmış bir güzellik için ödül verilemezdi.
Tartışmalar sürdü gitti.
Geçen
zaman içinde, bilindiği gibi, seçici kurulun yüzünü kara
çıkarmadı Attilâ İlhan. Hep yüksek düzeyde şiirler üretti,
ilk yakaladığı "Cebarağlu Mehemmet" şiirinin düzeyinden hiç
aşağı düşmedi.
Attilâ
İlhan'la ilgili güzel bir anı bu, onunla ilgili bir olay bu.
Anılarına saygıyla...
EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ "HABERLER" DERGİSİ
Edebiyatçılar Derneği'nin "Haberler" dergisi yeniden çıkmaya
başladı. Edebiyatçılar Derneği'nin bütün çalışmalarını
içeriyor, duyuruyor, ayrıntılarla birlikte bildiriyor.
Dernek yöneticilerinin, geçen her gün içinde, derneğin
amacıyla ilgili neler yaptıklarının dökümünü sunuyor.
Edebiyatçılar Derneği Adına Sahibi ve Sorumlu Yazıişleri
Müdürü: Gökhan
Cengizhan.
"Bu
bülten, üyelerimiz için hazırlanmış olup ücretsiz
dağıtılmaktadır." deniliyor ve "Dernek, üyelerinin
katkılarıyla ayakta durur; ödentilerimizi unutmayalım." diye
uyarı yapılıyor, iletişimi güçlendirmek için de: "Daha etkin
bir iletişim için lütfen e-posta adreslerinizi derneğimize
bildiriniz." çağrısı yapılıyor.
BİR
SORUYA YANIT
Süleyman Yıldırım'ın sorusuna yanıt Ömer Demircan 23.09.05
Süleyman Yıldırım, Türk Dili Dergisine sormuş
(28.04.05):
"Ali,
ata bak" tümcesinin öznesi "Ali" midir?
Yoksa,
"sen" (gizli özne) midir? Bu sorunun kısa
açıklaması aşağıdadır.
Yanıt.
Yalnızca eylemi yapan değil, eylemden etkilenen de özne
olabilir. O nedenle özne ancak: "yüklemle kişi ve sayı
uyumuna giren öğe" olarak tanımlanabilir. Doğrudan emir
/
istek tümcesinde özne (emri alan) her zaman ikinci kişidir,
o nedenle yüklemle uyuma bu ilişki
değişirse, (dolaylı emirde) başvurulur.
Sözel
iletişimde (konuşan-ben, kendisiyle konuşulan-sen,
başkası-o) kişi seçimi etkileşim yapısına bağlıdır. Kişi
belirleme adıllarla yapılır. Adıl, sözel etkileşimde kişi
belirleyen sözcük türüdür, ama "kendi" gibi kişi seçimi bir
öncül ya da ardıl öğeye bağlı (dönüşlü / anaphor) adıllar da
vardır.
Adıllar, yalnızca kişi seçimi yapar, kimlik belirleme için,
sözel metinde geçen öncül ya da ardıl bir ada bağlanırlar.
"Ali, ata bak" iki bölümden oluşur: seslenme adı: // Âli //,
ve emir bölümü: // ata bak //. Emir içindeki özne söz
dışıdır, yani düşmüştür. Düşen öğe boş birimle gösterilir.
// Ali //, // o ata bak //.
Örnek
tümcedeki sözdışı, ya da düşen özne ikinci-kişi seçimi ile
emir kipine, kimlik seçimi için öncül ad "Ali"ye bağlanır.
Kimlik için bağlanma ilişkisi alt imlerle gösterilirse: Ali,
0, ata bak. Öyleyse burada özne "sen"dir denemez. Özne
sözdışıdır. Boşbirim o kimlik olarak Ali'yi kopyalar, kişi
olarak da ikinci kişiyi.
Sözel
iletişimde adlar "kişi" ayrımı taşımaz, varlık adları
çoğunlukla üçüncü kişiye bağlanırken özel adlar sözel
etkileşime göre kişi seçerler: Ali, bir yerde "ben" iken,
bir başka yerde "sen", bir başka yerde "o" olur. Kişi
ilişkisi başta tümcenin "kip"i, ondan sonra adıl ya da kişi
seçen ekler (izek) ile gösterilir.
Kimlik
kopyalama ilişkisi ile tümce: Ali,--», ata bak.
Kişi
kopyalama ilişkisi bakımından: *Ali, o, ata bak.
Sonuç
olarak tümce: "*Ali Ali ata bak" > "Ali, 0, ata bak" > "Ali,
ata bak" yazımsal biçimine indirgenir. Olağan kişi seçimi
dışında bir ayrım yoksa bu tümcede "sen" geçmez.
Yani,
Ali, ata sen bak,... > "Ali, ata sen bak, ablan çay yapsın"
gibi bir tümcede sen ile abla arasında etkiletimsel bir
ayrım yansıtılacaksa "sen" kullanılır. Yazınsal metinlerde
gerçek adıl-özne geçişi % 9, gerçek ad-özne geçişi % 31,
düşmüş / sözdışı özne geçişi ise % 60 dolayındadır.
Yapısal
ilişkiler bozulmamak koşuluyla, sözel anlatımda "bilinen"
bilgi taşıyan öğe sözdışı bırakılır. Sözdışı kalan öğenin
taşıdığı bilgiler metinden kaybolmaz. O nedenle "Ali, ata
bak" içinde bir "gizli özne" yoktur. Türkçede gizleme işlemi
için -(I) in çatı ekine ya da -miş ekine başvurulur.
Bu
durumda özneyi belirlemek için "kişi" bilgisi yeterli midir?
Yoksa bütün "kimlik" bilgisine mi gerek vardır? Özneyi
belirleyen iletişimsel ayrımlar olduğuna göre: ne "sözde
özne" ne de "gizli özne" vardır. "Sözde özne" (at) gizil
çatıda olan (Ata bakıldı) eyleminin öznesi olup eylemden
etkilenen öğedir. "Gizli özne" yok, eylemi yapan vardır.
"Gizli özne" bilindiği için düşen, sözdışı bırakılan
öznedir.
RUŞEN
HAKKI ONURUNA ÖDÜL
İzmit'te çıkan "özgür Kocaeli" gazetesi kurucusu, sahibi,
Türkiye Yazarlar Sendikası Üyesi Ruşen Hakkı onuruna
düzenlenen Kocaeli Yüksek öğretim Derneği Şiir ödülü
sonuçlanmıştır.
Özgen
Seçkin, Nejat Gacar, ihsan Topçu, Ruhan Odabaşı, Hayrettin
Seçkin'den oluşan
seçici kurul, sonucu şöyle belirlemiştir:
Birinci: "Şimdi
Gitsem Güz" kitabıyla: Özlem
Tezcan Dertsiz.
İkinci:"
Milenyum Şarkıları" şarkılar
kitabıyla: Abdullah Sanal.
Üçüncü:
"Bir Yalnız Adam" kitabıyla İlhan
Karaman.
Ş. AVNİ
ÖLEZ ŞİİR ÖDÜLÜ
Ş. Avni
Ölez şiir yarışmasına , 2005 yılı içinde yayımlanmış şiir
kitaplarıyla, bir kitap oylumundaki şiir dosyaları
katılabilecektir.
Yarışmaya katılmak isteyenlerin özgeçmiş bilgileri,
adresleri, telefon numaralan ve ödüle katılma dilekçeleri
ile birlikte yapıtlarından beş örnek göndermeleri gerekiyor.
15
Şubat 2006 gününe değin süre tanınmıştır. Sonuçlar, 2006
yılının nisan ayının ilk haftasında açıklanacaktır.
Ödül
tutarı: 1000 YTL.dir.
Seçici
Kurul üyeleri:
Ruşen
Hakkı, Prof. Dr. Cengiz Ertem,
Ahmet
Özer, Mehmet Yaşar Bilen ve eşgüdüm sağlayan üye Burhan
Günel.
Değerlendirmede özgünlük, şiirsel yetkinlik, insana, yerel
ve evrensel değerlere saygı, Türk diline özen ve toplumcu
dünya görüşü doğrultusunda aydınlanmayı, laikliği,
Cumhuriyeti ve Cumhuriyetin kazanımlarını benimseme
belirleyici olacaktır.
Başvuru
adresi:
Burhan
Günel, 49. Cad. No. 24 /1 Keklik Pınarı / Dikmen - Ankara
Tel:
0532 412 97 75
Yazışma
için e posta:
baharten@ttnet.net.tr
SABAHATTİN YALKIN'İN YENİ ŞİİR KİTABI
"Vakit İstanbul - du"
Bilindiği gibi, Sabahattin Yalkın, özgün "mecazlar" yaratma
ustası olan bir şairdir. Anımsayacaksınız, "Aşkdeniz" adlı
bir şiir yapıtına, yayımladığı yıllarda birçok "medya"
ünlüsü öykünmüştü. Mecazlarını, özellikle "Aşkdeniz"
sözcüğünü kendi mallarıymış gibi hemen kullanılmaya
başlamışlardı.
"Vakit
tstanbul-du" şiir kitabı da dikkatimizi çekti. Sabahattin
Yalkın'ın en yeni şiir kitabı, istanbul'da "Avcıol Basın
Yayın"da, Divanyolu Caddesi, Bestekâr Osman Sokak Birkonlar
tş Hanı No. 8/2 Cağaloğlu'nda basılmış. Kitabın ilk bölümünün
ilk şiirini buraya alıyoruz:
İSTANBUL'DAN GEÇTİM YÜZÜM GÖZÜM AŞK İÇİNDE
1.
Benekli bir yalnızlık
Duş mü
gerçek mi bu ne bu böyle gözleri
Gündüzü ayrı gecesi ayrı
tutuklu bir zaman
Masal artığı bir dev açmış küflü ağzını
Dilenci kılığında arsız Haydarpaşa Garı
Binbir ressamlı bir
tabloda mor kesmiği gök
Çalgısı melez notalarda kanat kanada
Bulutlar vapurlara binmiş vapurlar bulutlara
Hangi dualar
minareli hangi dualar kiliseli
Benekli bir yalnızlık dört
yolun çatında
Ne ellerim bende ne de beyaz mendilim
Şimdi
nerde sedef kakmalı bıçağı dedemin
73. DİL
BAYRAMI
Kapatılan Türk Dil Kurumu'nun yerine kurulan Dil
Derneği'nden aldığımız bilgiye göre, 73. Dil Bayramı,
"Gençliğin Türkçe Kurultayı" ile kutlandı.
Dil
Derneği, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya
Fakültesi, Cumhuriyet gazetesi, Çankaya Belediyesi ve Türkçe
Topluluklarının 73. Dil Bayramını kutlamak amacıyla birlikte
düzenlediği "Gençliğin Türkçe Kurultayı" 24 Eylül 2005
Cumartesi günü, saat 10.30'da, DTCF Farabi salonunda,
gerçekleştirildi. Açılışta AÜ Rektörü Prof. Dr. Nusret Araş,
DTCF Dekanı Prof. Dr. Necdet Adabağ, Dil Derneği Bask. Sevgi
Özel ve gençlik adına Gökhun Yılmaz konuştu. Murat Atak bir
yansı gösterimi sundu.
Ankara'daki üniversitelerin değişik bölümlerinde okuyan
gençlerin Dil Derneği ile birlikte hazırladığı kurultaya
başta AÜ olmak üzere değişik kurum ve kuruluşlar da destek
oldular. Tüm bildirilerini gençlerin sunduğu kurultay, 25
Eylül 2005 Pazar günü Dil Bayramı töreniyle
sürdü.Katılımcıların 26 Eylül 2005 Pazartesi sabahı 10.30'da
Anıtkabir'e çıkmalarıyla sona erdi. Kurultayda "Gençliğin
Konuştuğu Dil, Dil
devriminin Türkçeye Kazandırdıkları, Bilgi Çağında Türkçe,
Yabancı Dille Öğretim" başlıklı oturumlar yapıldı.
Oturumları Prof. Dr. Sedat Sever, Emin Özdemir, Doç. Dr.
Turhan Menteş, Prof. Dr. Semih Bilgen yönetti.
Tuğçe
Özden, Safiye Ata, Dilek Demirkol, Gökhun Yılmaz, M. Osman
Çetiner, E. Devrini Yıldıran, M. Alper Fakılı, A. Galip
Çamlı, Ahmet Seven, Sema Aygar, Onur Kiraz, Gülşah Kale adlı
gençler, hem bildirileri için hem de kurultayın öteki
hazırlıkları için çalışmaya aylar önce başladılar.
Kurultayın sunuşunu Aslı Gökdemir adlı öğrenci. Dil
Bayramı'nın sunuşunu da Derya Kaya yaptı.
73. Dil
Bayramı töreni içinde Dil Derneği Ömer Asım Aksoy ödülü Şair
Şükrü Erbaş'a , Dil derneği Kerim Afşar ödülü de yazar
Gülsüm Cengiz'e verildi.
73. Dil
bayramı töreni içinde Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel, DTCF
Dekanı Prof. Dr. Necdet Adabağ konuştu.
Gençlik
Kurultayının sonuç bildirgesi de Dil Bayramı içinde
kamuoyuna duyuruldu.
Sonuç
bildirgesi elimize ulaşmadığı için ne yazık ki
yayımlayamıyoruz.
EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ ETKİNLİĞİ
Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı Gökhan Cengizhan'dan
öğrendiğimize göre, «"Edebiyatçılar Derneği tarafından
düzenlenen 'Tartus(Suriye)-Lazkiye(Suriye)-Antakya Barış ve
Dostluk Günleri" 7-11 Eylül 2005 tarihlerinde, Antakya 'da
gerçekleştirilmiştir.
<<Edebiyatçılar Derneği ile Arap Yazarlar Birliği arasında
yapılan protokol gereği iki komşu ülkenin yazar örgütleri,
Türkiyeli ve Arap yazarların, yakın ve sınır kentlerde
buluşmalarını kararlaştırmıştı.
Bu
doğrultuda, etkinlikte, Suriye'nin Akdeniz kıyısındaki
kentleri Tartus ve Lazkiye 'den on dolayında yazar, Antakya
'da, Türk yazarlarla buluştu.
Ayrıca,
etkinlikte, Filistinli yazarlar da yer aldı. Etkinliğin onur
konuğu, Filistinli gazeteciler ve Yazarlar Birliği Genel
Sekreteri Hamza Barkavi.»
Edebiyatçılar Derneği'nin Antakya'da düzenlediği
Tartus-Lazkiye-Antakya Barış ve Dostluk Günleri izlencesi:
7 Eylül
2005. Yer: Saklı Ev. Ali Yüce'ye Saygı Günü
Konuşmacılar: Abdullah Özkucur, Mehmet Karasu, Duran Yaşar,
A. Kerim Dönmez, Mehmet Tutar, Kasım Yücel, Halil t. Yıldız,
Yaser Bereketoğlu, Mesrur Sabahoğlu, Mithat Öztürk, Bedran
Cabiroğlu (Saydam Gösterisi, Müzik Dinletisi).
8
Eylül 2005. Yer: Egitim-Sen Filistin Halkıyla Dayanışma
Konuşmacılar: Gökhan Cengizhan (Edebiyatçılar Derneği Genel
Başkanı) Kasım Birtek (Eğitsen Hatay Şube Başkanı), Hazma
Berkavi (Filistinli Gazeteciler ve Yazarlar Birliği Gen.
Sek.), Yrd. Doç. Dr. Cem Doğan.
9
Eylül 2005. Yer: Saklı Ev Müzikli Şiir Dinletisi Yöneten: Raşit Avcı
Gökhan
Cengizhan, Hüseyin Ferhat, Süreyya Filiz, A. Nai! Deniz.
Mesrur Sabahoğlu, Mithat Öztürk, Yaser Bereketoğlu, Murathan
Çarboğa, Faruk Bal, Nihat Özdal, H. İbrahim Yıldız, Murat
Altınöz, Sadık Kılıç, Bedran Cabiroğlu, Nevra Çağlayan,
Gassan Hanna (Filistin), Mehmet Hamdan (Filistin), Talat
Sefer (Suriye), Emin Maruf (Suriye), Gazi Süleyman Yeditelli
Şah Çocuk Korosu.
10 Eylül 2005. Saat: 14.00 Yer: Antakya Ortodoks Kilisesi.
Lazkiye-Tartus Çevresinde Kültür
Sanat Hareketleri
Züher
Cabbur (Arap Yazarlar Birliği Lazkiye Şube Başkanı), Nergis
Akkaya, Necdet Zreyka
Öykü Dinletisi
Katılanlar: Mehmet Fakı (Suriye), Enise Abbııd (Suriye),
SemirAmudi (Suriye), Ferit Sürmeli, Duran Yaşar.
10
Eylül
2005. Saat: 17 Yer : Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Türkiye-Suriye İlişkileri
Yöneten: Prof. Dr. Cemal Yükselen (Mustafa Kemal
Üniversitesi Rektör Yardımcısı)
Gökhan
Cengizhan, Çetin Yiğenoğlu, Mehmet Ali Solak, Selim Abbut
(Suriye Vahde gazetesi), Lubaba Yunus (Suriye TV
Programcısı), Mehmet
Atilay, Nergiz Akkaya.
11
EyJüL2005.Yer: Kitaplı Kahve. Öykü Dinletisi
Yöneten:
Abdullah Zengin Salih Sümeyya (Suriye), Mari Reşo
(Filistin), Musa Artar, Muhsin Boz, Kerim Dönmez.
KONAK
BELEDİYESİ KÜLTÜR MÜDÜRLÜĞÜ ETKİNLİKLERİNİ SÜRDÜRÜYOR
İzmir
Konak Belediyesi Kültür Müdürlüğü, etkinliklerini sürdürüyor. Ekim ayını da dopdolu
geçirdiler.
Yapılan
konuşmalardan kimi örnekler veriyoruz:
"Türkiye'de Bilim Politikası", "İnsan Haklan ve Anayasa
Mahkemesi", "Latin Amerika ve Toplumsal Muhalefet",
"Küreselleşme ve Bilgi Çağı", "Ebru Sanatı", "Sanat ve
İdeoloji", "Irak'ta Savaş, İşgal, İnsan Hakları İhlalleri ve
Sağlık Sorunları", "Şiir Söyleşileri", "Cumhuriyet
Yıkıcıları", Cumhuriyet ve Özelleştirme", "Bilimi
Tartışalım"
Daha
pek çok etkinliği bir ay içine sığdırmışlar.
Kimi
konuşmacı adlarını buraya yazıyorum:
Prof.
Dr. İzge Günal (D.'E.Ü Tıp Fakültesi), Prof. Dr Mustafa
Erdoğan (Hacettepe Univ. Anayasa
Hukuku Blm. Bşk.), Prof.
Dr. James Petras (Newyork Binghamton Üniversitesi), Prof.
Dr. Semih Koray (Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi), Doç.
Dr. Psikiyatrisi İnci Doğaner, Nedim Sönmez (Ege
Üniversitesi Öğr. Üyesi). Bir ay içinde daha pek çok
konuşmacı, Konak Belediyesi Kültür Müdürlüğü etkinliklerinde
görev almışlar...
Doğrusu
böyle bir Kültür Müdürlüğü'nü kutlamak gerekir. Hangi
belediyelerin Kültür Müdürlükleri böyle yoğun çalışmalar
yapabilmektedir? İstanbul Belediyesi, halkın tek soluk alma
yeri olan "Göztepe Parkı"nı yok etmeye çalışırken, bunun
içine cami yapacağım deyip "dinsel kılıflar" giydirerek
halka karşı planını uygulamaya girişirken gerçekten İzmir
Konak Belediyesi'ni alkışlamak gerekir.
TOHUM
KÜLTÜR MERKEZİNDE ANMA
Tohum
Kültür Merkezi'nde şair Süleyman Okay, ölümünün altıncı yılı
dolayısıyla anıldı.
Bize,
oğlu yazar Arif Okay'ın
bildirdiğine göre:
Bu anma
toplantısında şair Güngör Gencay, yaptığı konuşmada
"Süleyman Okay'ın
kişiliğini ve şiirini değerlendirdi. Okay'ın satılık olmayan
sanatçılar soyundan geldiğini söyleyen Gencay şunları
ekledi: 'Süleyman Okay'ın şiirinde yetkin yan toplumsal
gerçekçi bir estetiği var, teknik bir yapılandırması var
şiirinde. Bundan sonra da bunların bütünlüğü içinde özgün
bir söylemi var."
İLK KEZ
GÖRÜLEN BİR OLAY REKTÖRÜN HAPSE ATILMASI
Gazetelerden ve televizyonlardan öğrendiğimize göre Van
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Askın'ı
tutuklayıp cezaevine koymuşlardır. YÖK Başkanvekili Prof.
Dr. İsa Eşme, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Yüksel ve
Prof. Dr. Hasan Ceylan ile birlikte onu görmeye gitmiştir.
Soru üzerine İsa
Eşme, şunları söyledi: "Rektörün burada olmasına içimiz
elvermiyor. İki gündür Van'dayım. Aldığım bilgileri, perde
arkasında ve önünde olan olayların tamamını rapor haline
getirip YÖK başkanımızla görüşeceğiz, sonra Rektörler
toplantısında bu bilgileri sunacağız."
ÖZEL
OKULLAR TASARISI
Milli
Eğitim Bakanlığı, eğitimdeki özelleştirmeyi hızlandıracak
bir tasarı hazırlamıştır. Günlük gazetelerde açıklandığına
göre, özel okulların doğalgaz, su, elektrik tarifelerini
devlet okullarıyla eşitliyor. Çocuğunu özel okula gönderen
veliye vergi indirimi uygulanmasını ve düşük faizli kredi
verilmesini öngörüyor. Özel okulların açılış izni
valiliklerden alınıyor. Reklamlardaki valilik izni kalkacak.
Özel eğitim kurumlarının açılışlarında aranan en az ödenmiş
sermaye ve mal teminatı şartları kaldırılacak. Daha pek çok
değişiklik...
CHP
Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı, şunları söyledi:
«Nitelikli, çağdaş ve bilimsel eğitim kamu eliyle
yürütülerek yakalanabilir. Eğitimi piyasa şartlarına
bırakmak, hem niteliğim bozar hem de öğretim birliğine zarar
verir. Devletin kaynağı varsa zorunlu eğitimi 12 yıla
çıkarsın. Özel eğitim kurumlarının reklamlarında valilik
iznini kaldırmak denetimsizlik yaratır.» |