Sayi 111

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

Yineleme, düşüm, ezgi bakımından:

Yüklemson dizim’ ile ‘devrik açıklama’

 

Prof. Dr. Ömer Demircan

 

 

            Osmanlı yazı dilinden Türkçeye armağan bir karşıtlık var: kurallı - devrik. O karşıtlığın bilinçaltı sanki Osmanlı-Cumhuriyet karşıtlığına daya-nıyor. O direnmenin bekçileri İÜ ve DTCF türkoloji bölümlerinin kimi etkili öğretim üyeleri ile onların ardılları idi. Onlara göre düzyazıda yüklemson tümce kurallı ve doğru, yüklemi sonda olmayan tümce ise devrik ve Türkçe-dışı idi. Sözlü anlatımda ve şiirde devrik tümceye yer verilebilirdi ama, yazılı anlatımda bu konumlamaya asla başvurulamazdı[1].

1. Yüklem öncesinde gerçek ya da düşmüş olarak belirlenen bir öge-nin, yüklem ardında yüklemsiz bir bölümle açıklanması, devrik açıklama olarak öteki benzer iki işlemden: (i) önceden seçilmiş bir anlama bağlı “dev-rik” ile, (ii) öfke, sinirlenme, kızgınlık, heyecan, korku, şaşırma, sevinç, üzüntü, aldırmama, ... gibi duygusal bir değişimin söz içinde öge konumla-maya yansıması olarak belirlenen “devrik onarım”dan ayrılmıştı[2]. Ancak Türkçede “düşüm” ve “izleme” biçimleri üzerine yaptığım inceleme sonucu bu yorumun doğruluğu üzerine usuma kuşku düştü. Konuyu yeniden tartış-ma gereği doğdu. Şu sorulara yanıt aradım:

1.1. Devrik açıklama, acaba, yüklemson olup da yüklemi yinelenen bir yapı-

       dan (1.a) ikinci yüklemin düşmesi (1.b) yoluyla mı oluşmuştur (1)?

1.2. Acaba düşümlü, yüklemson dizime devrik işlem mi uygulanmıştır?

1.3. Yoksa devrik açıklama doğrudan bir üretim midir?

 

Aşağıdaki (1) örnekleri karşılıklı olarak okuyunuz.

(1)

Düşümsüz                                   *>

Düşümlü

a. i. Herbirimize armağanlar armağanı(dır) yaşam, yani  (bu) özümüze özgü yaşama zamanı (her birimize armağanlar armağanıdır).

 

a.ii. ...en gerçek, en değerli şeymiş, tüm getirileriyle umutsuz şimdiki zamanım (en gerçek, en değerli şeymiş).

 

a.iii. ...(insanlarca) acı kahvenin (onlara) kaça patladığı hesaplanır, hem arşın hem Türk lirası üzerinden (acı kahvenin onlara kaça patladığı hesaplanır).

b. i. Herbirimize armağanlar armağanı yaşam, yani özümüze özgü yaşama zamanı. (Uygur,98)

 

b.ii. )...en gerçek, en değerli şeymiş, tüm getirileriyle umutsuz şimdiki zamanım. (Uygur, 108)

 

b.iii. )...acı kahvenin kaça patladığı hesaplanır, hem arşın hem Türk lirası üzerinden.

(Yücel, 85)

 

1.1. Devrik açıklama olarak bakıldığında (1.b.i) örneğinde devrik bölüm (özümüze özgü yaşama zamanı), yaşam sözcüğünün bir açıklaması mıdır? Sonda düşümlü bir yüklemden (1.a.i) söz edilemez mi?. (1a/b.ii.) ve 1.a/b.iii.) içinde de: (en gerçek, en değerli şeymiş //acı kahvenin onlara kaça patladığı hesaplanır) yinelendiği için, sondaki yüklemlerin düştüğü ileri sürülemez mi?

Her ne kadar (1.a) tümcelerinde yüklem yineleniyorsa da gerçek tümce (1.b) örneklerinde olduğu gibi devrik açıklama sonunda biter. Bir başka deyişle ilk tümcel ayrım [±yüklemson]dur. Öyle devrik bir tümcenin sonuna yüklemi (1, ayraç içinde, altı çizili) yeniden eklense de o tümce düşümlü sayılamaz. Düşümsüz (a) örnekleri ise iki ayrı yüklemson tümce olarak okunmalıdır: // Herbirimize armağanlar armağanı(dır) yaşam,// yani  (bu) özümüze özgü yaşama zamanı (her birimize armağanlar armağanıdır) //. Olağan dizimsel sıralama insanda her ne kadar düşüm varmış sanısını uyandırsa da, tümceye devrik açıklama eklenmesinde düşüm işlemi yoktur;

 

1.2. Eğer “konum değiştirme” diye bir işlem varsa, devrik olan açıklama bölümü düz dizimli olarak üretilip (2.a), onlara devrik işlem uygu-lanır (2.b). Gerçekten de bu tür işlemler varsa, söz üretiminde belki de şu kurallara yer vermek daha doğru olmaz mı? 1. İçerik belirleme; 2. Düşünsel sıralama.2.1. Sözlüksel seçim ; 2.2. İşlevsel biçimleme ; 3. Bilgisel konum-lama ; 4. Duygusal yükleme ; 5. Ezgisel uyum. Ne var ki bir metin üretimin-de geriye dönük uyarlamalar yapılsa da, üretim sürecinden ayrı bir uygulama olamaz devrik işlem. Öyleyse aşağıdaki (2.b) tümceleri ilk önce yüklemson olarak mı üretilmiştir?

(2)

Yüklemson                             *>

Devrik

a.i. ... tüm getirileriyle umutsuz şimdiki zamanım en gerçek, en değerli şeymiş >

a.ii. ... hem arşın hem Türk lirası üzerinden acı kahvenin kaça patladığı hesaplanır. >

b.i....en gerçek, en değerli şeymiş, tüm getirileriyle umutsuz şimdiki zamanım. (Uygur, 108)

b.ii. ...acı kahvenin kaça patladığı hesaplanır, hem arşın hem Türk lirası üzerinden. (Yücel, 85)

 

Türkçe söz üretiminde yinelemeyle yaratılan artıklık, düşen ögelerin kimlikleri izlenerek giderilir. “İz”lenemeyen düşüm olmaz, olursa tümce dil dışına itilir, anlaşılmaz (Demircan 2005a,b). Aşağıdaki tümceye (3), yüklemi ayrı bir bilgi birimi olarak ekleme ancak “pekiştirme” işlevine koşulabilir. Ezgi de değişir. Önceki bölümde devrik açıklamanın olduğu gibi kalması onun “devrik” dizimle ilgisi olmadığını gösterir.

 

(3) (¯= düşen ses perdesi, ­= çıkan ses perdesi)

Düşümsüz pekiştirme

Devrik

a.i. ...en gerçek, en değerli şey¯miş, tüm getirileriyle umutsuz şimdiki zamanım­ (en gerçek, en değerli şey¯miş.)

 

a.ii. ...a kahvenin  kaça patladığı he-saplanır¯, hem arşın­  hem Türk ¯lira-sı üzerinden­  (a kahvenin­ kaça pat-ladığı­ hesaplanır¯...).

b.i. en gerçek, en değerli şey¯-miş, tüm getirileriyle umut-suz şimdiki zamanım. (Uygur, 108)

 

b.ii. ...a kahvenin kaça patladığı hesaplanır¯, hem arşın hem Türk¯ lirası üzerinden. (Yücel, 85)

 

            Ezgisel açıdan bakıldığında (en gerçek, en değerli şeymiş, tüm geti-rileriyle umutsuz şimdiki zamanım), yüklem ardına atılan ögeler tek bilgi birimi içinde kalırsa, en alt perdede söylenir (4)

(4)  en gerçek, en değerli şey¯miş, tüm getirileriyle umutsuz şimdiki zamanım.

 

Pekiştirme olarak yorumlanırsa, sesletim değişir. Açıklama sonunda ses perdesi çıkar, tümceye bitimsizlik eklenir. Düşümlü birim olarak (5) ses-letildiğinde de sözün ezgisel anlamı değişir. İki tür sesletim (4 ile 5) arasın-daki bu ayrılıktan dolayı (1.b.ii; 2.b.i; 4), sözün düşümlü olarak yorumlan-ması olanaksızdır.

(5) // en gerçek, en değerli şeymiş¯ // tüm getirileriyle umutsuz şimdiki za-

     manım­ (en gerçek, en değerli şey¯miş) //.

 

1.3. Devrik üretim metinsel bir seçimdir. Düşüm eklemek için yük-lemmson dizimi öngörmek gerekmez. Birinci dizimde (6.i) yapısal boşluk kalmadığından, yüklem düşümünden söz edilemez. İkinci dizimde (6.ii) dev-rik bölümden sonra yapısal olarak bir yüklem boşluğu kalır. Ancak o boşluk devrik işleme bağlı değildir. “Devrik açıklama”nın (6.iii) düşüm ile ilgisi kurulamaz. Ardıl bir konumlama işleminden bağımsızdır devrik açıklama.

(6)

i. Yaşam, yani özümüze özgü yaşama zamanı herbirimize armağanlar arma-

    ğanıdır. *>

ii. Herbirimize armağanlar armağanı yaşam, yani  özümüze özgü yaşama zamanı *(her birimize armağanlar armağanı). *>

iii. Herbirimize armağanlar armağanı (dır) yaşam, yani  özümüze özgü yaşama zamanı.

 

            2. Noktalama. Devrik açıklama dilde olup da yeni tanımlanan bir ayrımdır. Yüklem öncesindeki bir ad ya da tümce ögesi bir yönüyle yüklem-den sonra betimleniyor (1.b.i). Öyle bir işlemde tümce sınırları dışına çıkılmıyor. Devrik açıklama ile betimlenen öge gerçek de olabilir düşmüş de. Noktalama, yüklem ile devrik açıklama arasına, (1.b; 2.b; 3.b) örneklerine uygulandığı gibi bitimsizliği gösteren bir virgül konulması yeterlidir.

(7)  (Sen nesin biliyor musun?) Ø Rasgele bir yersin, Ø olayların itişip kakışması içinde bir an dengelenivermiş bir yer  (Anday, 245) .

 

İncelenen metinlerde çoğunlukla yüklemden sonra bir virgül konul-muş. Ancak: nokta, soru imi, üstüste iki nokta, noktalı virgül de sık geçiyor.

(8) Nokta ile ayrım.

i. Gene de bir dost girdi araya. Onu da, beni de iyi tanıyan bir dost. (Aksal,

 408)

ii. ... eline geçen ilk nesneyle birşeyler çiziktirenim. Taşla, kömürle, bıçakla, tebeşirle, ya da kalemle. (Yücel, 17)

(9) İki nokta üst üste ile ayrım.

i. Altını çizmek istediğim bir kaygım var: başkalarıyla değil, kendi davranışlarımla ilgili bir kaygı. (Uygur, 59)

ii. ...düşünü görebildiğim tek şey, az önce ayrıldığım yerdi: o buz gibi ayak-yolu. (Yücel, 42)

iii. ...herkesin gözüyle (-) görmeğe başlamıştım onu: çalıştığım yerden bir arkadaş, çok güzel, çok yetenekli , çok güzel bir kız. (Yücel, 126)

(10) Noktalı virgül ile ayrım.

Oysa herkes, herkes zamanla hesaplaşmalıdır; özellikle de, hepimiz için zamanın temeli durumundaki yaşama zamanıyla. (Uygur, 99)

 

Düşen ögelere bağlı kimi açıklamadan önce noktalama bulunmayan örnekler de var. Aşağıdaki (11.i) tümcesinde “nesne”, (11.ii) içinde ise “öz-ne” (-) ile gösterilen yerden dışlanmıştır. Boşluklara, ya da Ø ile gösterilen yerlere “durum”, “varlık” gibi sözcükler girer.

(11)

i.  (-) Nerden bilsin böyle yaptıkça başarısızlığa düşeceğiØni? (Anday, 218)

ii. (-) Hepsini birden gereksiz kılacaktı doğallıkla payıma düşen kalıcı nitelik

         Ø. (Uygur, 84)

 

            3. Yazımsal yorum. Ögeleri tamam ise, zaman ve öznel (kişi, sayı) ekli bir yüklem “bitimli”liği anlatır. Yüklemsiz bir birim ise, eğer düşüm yoksa, bitimsizdir. Devrik açıklama yüklemden sonra konumlanır. Yüklem ile devrik açıklama arasında bitimli bir ilişki yoktur. Öyleyse, öyle bir tümcede yüklemden sonra nokta kullanılmamalı. Kimi yüklemlerin sonunda soru imi geçiyor: “Şimdiye değin... bir erkek arkadaşınız, bir sevgiliniz oldu mu? Sevdiğiniz bir kişi...sizi seven bir kişi.” (Aksal, 451). Ne var ki, soru imi de bitimsizliği anlatır; öyleyse seçimi belirlemek için başka ayrım gereklidir.

            İkinci ayrım “devrik açıklama” ile yüklemden önceki gerçek ya da düşmüş öge arasındaki niteleme, ya da açımlama ilişkisi olabilir. Yüklemden sonra virgül koyulan örneklerde (1b, 6) bu ilişki açıkça görülüyor. Niteleme bir açımlama olarak görülürse (9, 10), virgüllerle karışmaması için araya iki nokta üst üste konabilir.

 

Göndermeler: Aksal, Sabahattin Kudret (1965) "Kahvede Şenlik Var".  Oyunlar, YKY, 1998,  s. 401-475= 75.Anday, Melih Cevdet ( 1967)" Mikado'nun Çöpleri". Ölümsüzler: Toplu Oyunlar 1, Adam y. 1996, s.177-250=  74. Eyüboğlu, Sabahattin (1956): “Dil Üstüne”, Mavi ve Kara, Çan y.,1973, s.105-108. Nazım Hikmet ,(1968): Kemal Tahir'e Mapusane den Mektuplar, Adam y. 1992. Uygur, Nermi (1999), Dipten Gelen,  YKY, 1999, s.47-110 =63s. Yücel, Tahsin (1995) Vatandaş, Can y. 7-142=135s.


 

[1] Nazım Hikmet (1968): "Bizde "Merhaba, dedi Kemal şapkasını çıkarıp" diye cümleyi düzdün mü bu (hele serbest vezin şurasında) mısra oluyor. "Kemal şapka-sını çıkarıp merhaba, dedi" dersen bu nesir satırı oluyor. Kepazeliğin farkında mı-sın? Mısra ile satır bir de cümle kuruluşu bakımından ayrılıyor. Başka dilde böyle bir rezalet yoktur". Eyüboğlu ise(1956:76), durumu şöyle açıklamaktadır[1]. “Bize Türkçe derslerinde garip bir alıştırma yaptırırlardı; şair dilini nesir diline çevirme. Bütün yaptığımız da fiilleri cümlelerin sonuna getirmek olurdu. ... Meğer tam tersi doğruymuş bu aldığımız dersin”.

[2] Demircan, Ö. (2004) “Devrik tümce neyin nesi?” TDD Kasım-Aralık 2004, 10-15.

 


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2005