Sayi 109

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
iletişim evreninden
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

Merhaba insan Sıcaklığı!..

 

Mehmet Başaran

 

Maltepe bilimyurdu (üniversite), Marmara Eğitim Köyü'nde Vedat Günyol için bir toplantı düzenlendi 9 Temmuz Cumartesi günü. Aramızdan ayrılışının birinci yıldönümüydü de... Öyle deyişim, sözün gelişi, yoksa Günyol hep aramızda. Perşembe toplantılarında yeri boş. Sami Karaören'le Av. Celal Ülgen'le Cevizli'deki evine gidip tatlı tatlı söyleşemiyoruz çoktandır, takılamıyoruz birbirimize. Bir yerlerim sızlamaya dururken, Yaşa Yaşa Gör Temaşa adlı yapıtına uzanıyorum; nasıl da canlı kapaktaki fotoğrafları, yaşamının her dönemiyle karşımda... Yazılarında soluğu duyuluyor.

Eğitim Köyü, bir doğa cenneti, orman içinde. Yeni yapılarda, düzgün arayollarda, öğrencilerin yüzlerinde tüm güzelliğiyle şavkıyor yaşam... Ortamda bir Günyol sıcaklığı, Günyol güzelliği...

"Buyurun salona" diyor Yusuf Çotuksöken, bilimyurdunun öğretim görevlisi.

Güzelliği, düzeniyle, gözkamaştırıcı salonda. Saygı uyandırıcı. Birden, tüm canlılığı, güleryüzüyle Vedat Günyol karşımızda, hiç ayrılmamışız sanki. Giriveriyoruz havasına. Tatlı tatlı yaşamöyküsünü anlatıyor bize. Abartısız, yaşama güzellikler katmanın aydınlık öyküsünü.

Ellerinize, beyninize sağlık diyoruz belgeseli hazırlayan Hakan Aytekin'le, Turhan Yavuz'a. Ne güzel yaşatmışsınız Günyol'u. O görüntüler, o sıcak ses, hep yaşayacak bizimle...

Sıra konuşmalara geldi. Epeyce uzak İstanbul'a Eğitim Köyü, ama Günyol dostları, uzak dinler mi. Ön sırada bilimyurduna emeklerini katanlar: Kurucu, Hüseyin Şimşek, Rektör Prof. Dr. Aytekin Berkman, Prof. Dr. Mesut Razbonyalı, Prof Dr. Betül Çotuksöken, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aydın Aybay ve öbür öğretim üyeleri... Günyol'un yakınları, öğrencileri Cengiz Bektaş, Egemen Berköz ve daha nice güzel insan...

Hüseyin Şimşek (Kurucu), Mehmet Başaran, Doğan Hızlan (gelemedi) Celal Ülgen, Aydın Ergil (Günyol'un öğrencisi), Mete Gökyokuş (Eğitimci) kendilerinde yaşayan Günyol'u anlattılar bize. Günyol'lu günleri soluduk. Günyol aydınlığını yaşadık.

Öbür konuşmaları vermeyişime üzülerek, kendi konuşmamı sunayım:

Yüzlerinizde sevgi aydınlığı, bakışlarınızda insan sıcaklığı, insan kavşağında buluşmaya hoş geldiniz Günyol dostları...

Öğretmen, yazar, çevirmen, yayıncı, büyük aydınlanmadınız Günyol, bu, dize yoğunluğundaki sözlere yüklemiştir yaşamını. Ürünleri, davranışlarıyla "Merhaba insan sıcaklığı" der hep... İnsan kavşağında buluşma sayar yaşamı. Adı, giderek Günyol'la özdeşleşen Maltepe bilimyurdu, bizi Günyol'la buluşturan insan kavşağıdır gayrı. Bu buluşmayı gerçekleştirenlere, Günyol'la kucaklaşan, bizleri de kucaklaştıran sayın Hüseyin Şimşek'e, Günyol gününe emeği geçenlere candan teşekkürler...

Günyol'un çok sevdiği büyük yazar Bernard Shaw: "Bütün çalışma gücümü kullanıp tükettiğim zaman ölmek isterim. Çok çalıştıkça çok yaşayacağıma inanıyorum. Yaşam, benim için titrek bir kandil değil, güçlü bir meşaledir, olabildiğince güçlü ve parlak yanmasını sağladıktan sonra onu gelecek kuşaklara emanet etmek isterim" der.

Yaşam meşalesini olabildiğince parlatarak, çok yaşayan Günyol, onu bizlere, gelecek kuşaklara, Maltepe bilimyurduna emanet etti. Günyol aydınlığını çoğaltmak, insanı insan yapan değerlerin yaygınlaşmasını sağlamaya çalışmak hepimizin görevi.

Büyük eğitimci Erasmus'la birlikte "Hayvan dünyaya hayvan olarak gelir, ama insan insan olarak gelmez, insan adayı olarak gelir. İnsanlığın değerler birikiminden, ekininden, sanatından yararlanarak, giderek insanlaşır", der Günyol. Suç düzeni anamalcılık, sömürücülük insanlaşmayla bağdaşır mı? Sanki koca bir Troya dünya, yaşamı savunan yiğitleri sürüklüyor her yanda kanlı araba... Öncelikle sömürüye, savaşa karşı olmak, bilinçle yaşamı savunmak, insan olmanın ilk koşulu.

Günyol'un can dostu Orhan Burian: "Ölülerimizi anma, yaslanma törenlerinden vazgeçelim Yaşayan yanlarını bilmek ve sevmek, onlarla ayrılmamacasına beraber olmak demektir" der. Günyol'un yaşayan yanlarını bilenler sizlersiniz. Voltaire'in Diderot'nun, Tevfık Fikret'in, aydınlanmacıların çağdaşı sayar kendini. Yunus, Pir Sultan, Karacaoğlan da çağdaşımdır der. Özsuyunu Anadolu toprağından alan bir aydınlanmacıdır. Seslenir Yunusça:

Gelin tanış olalım

İşi kolay kılalım

Sevelim sevilelim

Dünya kimseye kalmaz

Din sömürüsü yapanlara, us yolunu karartmaya çalışanlara: "Benim Kâbem İnsandır" der Pir Sultanla...

Her yaratıcı bir ateş yakıcıdır Günyol'a göre, Prometeus soyundandır dogmaya, bağnazlığa karşı çıkan, insanın sınırlarını, usun aydınlığını genişleten bir ateş yakıcı. İnsanları resmi yalanların köleliğinden, küflü geleneklerin, yerleşmiş yetkelerin baskılarından kurtarmalı, gerçek özgürlüğün erdemine ulaştırmalıdır yaratıcılar.

Atatürk, Doğu'nun rönesansıdır (yeniden doğuşu) der Orhan Burian Vedat Günyol, Sabahattin Eyüboğlu. Kurtuluş Savaşı coşkusu, devrimlerin aydınlığıyla yoğrulmuştur kişilikleri. Anadolu'ya derinlemesine sahip çıkar okullarda, Tercüme Bürosu'nda, yayın yaşamlarında ekinimize, sanatımıza aydınlanmamıza ivme kazandırıcı bir yol izlerler.

Seksen beşe bastığında bile çok okumak der Günyol:

"Okuyor, okuyorum. Okudukça çoğaldığıma inanıyorum. Hiçbir insan, tek başına bir varlık olamaz. Gelmiş geçmiş düşün ve sanat erlerinin çarkından geçmeden, o kaynaklardan beslenmeden. Ben bugün varsam eğer, gelmiş

geçmiş, yerli yabancı kafa adamlarının eğitiminden geçebilmiş olduğum ölçüde varım."

Köy Enstitülerinde de, serbest okumalarla bu yol tutulmuştur. Orhan Burian, Eyüboğlu, Vedat Günyol, ak kitaplarla tüm toplumu ekin ve sanat dünyasına açmaya çalışırlar.

Bu yüzden Reşat Şemsettin, Tevfik İleri dönemi sorgucularınca, soruşturmalara bile konu olmuşlardır.

Aşağıdaki satırlar Müfettiş Fehmi İsfendiyaroğlu'nun raporundan:

"Enstitülerde, okuma saatlerinde dergilerdeki parçaların okunmalarına, bunların anlattırılıp açıklanmalarına, parçanın anafıkrinin buldurulmasına ve analizinin yapılmasına, bu yazılara benzer yazılar yazdırılmasına özendirme, kararlı bir tutumdu.

Enstitülerin kitaplıkları yerli yabancı, solcu sosyalist yazarlann eserleriyle tıklım tıklım doludur. Öğrencileri zehirleyen bu kitapların başlıcaları: Uyandırılmış Toprak, Ana, Şahika, Reaya ve Köylü, San Esiler, Minka Abla, Fontamara, Resim Öğretmeni, Değişen Dünya...

Ayrıca Vedat Günyol ile Doç. Orhan Burian'ın klasikleri tanıtmak için Enstitüye gitmelerinde kendilerine kolaylık gösterilmiştir. Klasiklerin mahiyetleri karanlık eserler olduğu göz önüne alınırsa, bu hareketin manasının anlaşılması kolaylaşacaktır."

Reşat Şemsettin döneminde O da, Eyüboğlu da Ankara'dan ayrılmıştır. Günyol, on bir yıl A. Adnan Adıvar'la İslâm Ansiklopedisi'nde çalışmış, Atatürk Erkek Lisesinde öğretmenlik... 25 yıl Yeni Ufuklar dergisi, Çan yayınlarıyla temel düşün yapıtları... Yaşamı üretici yaratıcı bir Enstitüye dönmüştür, coşkulu bir imeceye... Dergi odası da, her zaman öğrencilere açık, evi de bir eğitim ortamıdır...

Açık, aydınlık bir dünya görüşü vardır:

"Benim özlediğim dünya, insan sevgisiyle başlayan, insan sevgisiyle kendini bulan dünyadır. Özlediğim düzen, insanların birbirlerinin yüzlerine dostça, çıkarsız, art niyetsiz, alnı açık bakabilmeleri, bakabilecekleri bir düzen..."

Sık sık Spinoza'nın şu sözünü yineler: "En güçlü insan, en bağımsız insan, usunun buyruğuna giren insandır." Ayrıca Atatürk'ün dediği gibi: Yirmi yaşındaki yobaz ihtiyar, yetmiş yaşındaki idealist ise zinde bir gençtir."

O hoşgörülü, o aydınlık, o bilge insan, kimi zaman da kızar: "Atatürk aydınlanmacılığıyla çağdaşlaşma yoluna giren, giderek dünyada saygın yerini alan toplumumuzu, dış ve iç işbirlikçilerle yeniden ortaçağ karanlığına sürüklemeye kalkışan, onur kırıcı dayatmalara boyun eğenlerin, gaflet, dalalet ve ihanet içinde olanların politikacısı, aydını maydım, medyasıyla yuf olsun topunuza, hepinizin ervahına, ceddine cibiliyetine yuf].."

Halk ana çarpsın onları öğretmenim!..

Sen aklımıza geldikçe bundan böyle / Doruklarını düşüneceğiz insanlığın / Mermerlerden heykellerden çok / Kişiliğin kamaştıracak gözlerimizi / Kötüyü iyiye çevirme gücün / Isınıverecek karıştığın sessizlik / Seni yaz sabahlarında bileceğiz / Çekirdeğin dostluğun düşüncenin / Saygıyla dinleyeceğiz doğayı / Düşün toprağında atacak yüreğin

Anısına saygılar..

 

 

 


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2005