|
Merhaba insan
Sıcaklığı!..
Mehmet Başaran
Maltepe bilimyurdu
(üniversite),
Marmara Eğitim
Köyü'nde Vedat
Günyol için bir
toplantı düzenlendi
9 Temmuz Cumartesi
günü. Aramızdan
ayrılışının birinci
yıldönümüydü de...
Öyle deyişim, sözün
gelişi, yoksa Günyol
hep aramızda.
Perşembe
toplantılarında yeri
boş. Sami
Karaören'le Av.
Celal Ülgen'le
Cevizli'deki evine
gidip tatlı tatlı
söyleşemiyoruz
çoktandır,
takılamıyoruz
birbirimize. Bir
yerlerim sızlamaya
dururken, Yaşa
Yaşa Gör Temaşa
adlı yapıtına
uzanıyorum; nasıl da
canlı kapaktaki
fotoğrafları,
yaşamının her
dönemiyle
karşımda...
Yazılarında soluğu
duyuluyor.
Eğitim Köyü,
bir doğa cenneti,
orman içinde. Yeni
yapılarda, düzgün
arayollarda,
öğrencilerin
yüzlerinde tüm
güzelliğiyle
şavkıyor yaşam...
Ortamda bir Günyol
sıcaklığı, Günyol
güzelliği...
"Buyurun salona"
diyor Yusuf
Çotuksöken,
bilimyurdunun
öğretim görevlisi.
Güzelliği,
düzeniyle,
gözkamaştırıcı
salonda. Saygı
uyandırıcı. Birden,
tüm canlılığı,
güleryüzüyle Vedat
Günyol karşımızda,
hiç ayrılmamışız
sanki. Giriveriyoruz
havasına. Tatlı
tatlı yaşamöyküsünü
anlatıyor bize.
Abartısız, yaşama
güzellikler katmanın
aydınlık öyküsünü.
Ellerinize,
beyninize sağlık
diyoruz belgeseli
hazırlayan Hakan
Aytekin'le, Turhan
Yavuz'a. Ne güzel
yaşatmışsınız
Günyol'u. O
görüntüler, o sıcak
ses, hep yaşayacak
bizimle...
Sıra konuşmalara
geldi. Epeyce uzak
İstanbul'a Eğitim
Köyü, ama Günyol
dostları, uzak
dinler mi. Ön sırada
bilimyurduna
emeklerini katanlar:
Kurucu, Hüseyin
Şimşek, Rektör Prof.
Dr. Aytekin Berkman,
Prof. Dr. Mesut
Razbonyalı, Prof Dr.
Betül Çotuksöken,
Hukuk Fakültesi
Dekanı Prof. Dr.
Aydın Aybay ve öbür
öğretim üyeleri...
Günyol'un yakınları,
öğrencileri Cengiz
Bektaş, Egemen
Berköz ve daha nice
güzel insan...
Hüseyin Şimşek
(Kurucu), Mehmet
Başaran, Doğan
Hızlan (gelemedi)
Celal Ülgen, Aydın
Ergil (Günyol'un
öğrencisi), Mete
Gökyokuş (Eğitimci)
kendilerinde yaşayan
Günyol'u anlattılar
bize. Günyol'lu
günleri soluduk.
Günyol aydınlığını
yaşadık.
Öbür konuşmaları
vermeyişime
üzülerek, kendi
konuşmamı sunayım:
Yüzlerinizde sevgi
aydınlığı,
bakışlarınızda insan
sıcaklığı, insan
kavşağında buluşmaya
hoş geldiniz Günyol
dostları...
Öğretmen, yazar,
çevirmen, yayıncı,
büyük
aydınlanmadınız
Günyol, bu, dize
yoğunluğundaki
sözlere yüklemiştir
yaşamını. Ürünleri,
davranışlarıyla
"Merhaba insan
sıcaklığı" der
hep... İnsan
kavşağında buluşma
sayar yaşamı. Adı,
giderek Günyol'la
özdeşleşen Maltepe
bilimyurdu, bizi
Günyol'la buluşturan
insan kavşağıdır
gayrı. Bu buluşmayı
gerçekleştirenlere,
Günyol'la
kucaklaşan,
bizleri de
kucaklaştıran sayın
Hüseyin Şimşek'e,
Günyol gününe emeği
geçenlere candan
teşekkürler...
Günyol'un çok
sevdiği büyük yazar
Bernard Shaw:
"Bütün çalışma
gücümü kullanıp
tükettiğim zaman
ölmek isterim. Çok
çalıştıkça çok
yaşayacağıma
inanıyorum. Yaşam,
benim için titrek
bir kandil değil,
güçlü bir meşaledir,
olabildiğince güçlü
ve parlak yanmasını
sağladıktan sonra
onu gelecek
kuşaklara emanet
etmek isterim"
der.
Yaşam meşalesini
olabildiğince
parlatarak, çok
yaşayan Günyol, onu
bizlere, gelecek
kuşaklara, Maltepe
bilimyurduna emanet
etti. Günyol
aydınlığını
çoğaltmak, insanı
insan yapan
değerlerin
yaygınlaşmasını
sağlamaya çalışmak
hepimizin görevi.
Büyük eğitimci
Erasmus'la birlikte
"Hayvan dünyaya
hayvan olarak gelir,
ama insan insan
olarak gelmez, insan
adayı olarak gelir.
İnsanlığın değerler
birikiminden,
ekininden,
sanatından
yararlanarak,
giderek insanlaşır",
der Günyol. Suç
düzeni anamalcılık,
sömürücülük
insanlaşmayla
bağdaşır mı? Sanki
koca bir Troya
dünya, yaşamı
savunan yiğitleri
sürüklüyor her yanda
kanlı araba...
Öncelikle sömürüye,
savaşa karşı olmak,
bilinçle yaşamı
savunmak, insan
olmanın ilk koşulu.
Günyol'un can dostu
Orhan Burian:
"Ölülerimizi anma,
yaslanma
törenlerinden
vazgeçelim Yaşayan
yanlarını bilmek ve
sevmek, onlarla
ayrılmamacasına
beraber olmak
demektir" der.
Günyol'un yaşayan
yanlarını bilenler
sizlersiniz.
Voltaire'in
Diderot'nun, Tevfık
Fikret'in,
aydınlanmacıların
çağdaşı sayar
kendini. Yunus, Pir
Sultan, Karacaoğlan
da çağdaşımdır der.
Özsuyunu Anadolu
toprağından alan bir
aydınlanmacıdır.
Seslenir Yunusça:
Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz
Din sömürüsü
yapanlara, us yolunu
karartmaya
çalışanlara: "Benim
Kâbem İnsandır" der
Pir Sultanla...
Her yaratıcı bir
ateş yakıcıdır
Günyol'a göre,
Prometeus
soyundandır dogmaya,
bağnazlığa karşı
çıkan, insanın
sınırlarını, usun
aydınlığını
genişleten bir ateş
yakıcı. İnsanları
resmi yalanların
köleliğinden, küflü
geleneklerin,
yerleşmiş yetkelerin
baskılarından
kurtarmalı, gerçek
özgürlüğün erdemine
ulaştırmalıdır
yaratıcılar.
Atatürk, Doğu'nun
rönesansıdır
(yeniden doğuşu) der
Orhan Burian Vedat
Günyol, Sabahattin
Eyüboğlu. Kurtuluş
Savaşı coşkusu,
devrimlerin
aydınlığıyla
yoğrulmuştur
kişilikleri.
Anadolu'ya
derinlemesine sahip
çıkar okullarda,
Tercüme Bürosu'nda,
yayın yaşamlarında
ekinimize,
sanatımıza
aydınlanmamıza ivme
kazandırıcı bir yol
izlerler.
Seksen beşe
bastığında bile çok
okumak der Günyol:
"Okuyor, okuyorum.
Okudukça çoğaldığıma
inanıyorum. Hiçbir
insan, tek başına
bir varlık olamaz.
Gelmiş geçmiş düşün
ve sanat erlerinin
çarkından geçmeden,
o kaynaklardan
beslenmeden. Ben
bugün varsam eğer,
gelmiş
geçmiş, yerli
yabancı kafa
adamlarının
eğitiminden
geçebilmiş olduğum
ölçüde varım."
Köy Enstitülerinde
de, serbest
okumalarla bu yol
tutulmuştur. Orhan
Burian, Eyüboğlu,
Vedat Günyol, ak
kitaplarla tüm
toplumu ekin ve
sanat dünyasına
açmaya çalışırlar.
Bu yüzden Reşat
Şemsettin, Tevfik
İleri dönemi
sorgucularınca,
soruşturmalara bile
konu olmuşlardır.
Aşağıdaki satırlar
Müfettiş Fehmi
İsfendiyaroğlu'nun
raporundan:
"Enstitülerde, okuma
saatlerinde
dergilerdeki
parçaların
okunmalarına,
bunların
anlattırılıp
açıklanmalarına,
parçanın anafıkrinin
buldurulmasına ve
analizinin
yapılmasına, bu
yazılara benzer
yazılar
yazdırılmasına
özendirme, kararlı
bir tutumdu.
Enstitülerin
kitaplıkları yerli
yabancı, solcu
sosyalist yazarlann
eserleriyle tıklım
tıklım doludur.
Öğrencileri
zehirleyen bu
kitapların
başlıcaları:
Uyandırılmış Toprak,
Ana, Şahika, Reaya
ve Köylü, San
Esiler, Minka Abla,
Fontamara, Resim
Öğretmeni, Değişen
Dünya...
Ayrıca Vedat Günyol
ile Doç. Orhan
Burian'ın klasikleri
tanıtmak için
Enstitüye
gitmelerinde
kendilerine kolaylık
gösterilmiştir.
Klasiklerin
mahiyetleri karanlık
eserler olduğu göz
önüne alınırsa, bu
hareketin manasının
anlaşılması
kolaylaşacaktır."
Reşat Şemsettin
döneminde O da,
Eyüboğlu da
Ankara'dan
ayrılmıştır. Günyol,
on bir yıl A. Adnan
Adıvar'la İslâm
Ansiklopedisi'nde
çalışmış, Atatürk
Erkek Lisesinde
öğretmenlik... 25
yıl Yeni Ufuklar
dergisi, Çan
yayınlarıyla temel
düşün yapıtları...
Yaşamı üretici
yaratıcı bir
Enstitüye dönmüştür,
coşkulu bir
imeceye... Dergi
odası da, her zaman
öğrencilere açık,
evi de bir eğitim
ortamıdır...
Açık, aydınlık bir
dünya görüşü vardır:
"Benim özlediğim
dünya, insan
sevgisiyle başlayan,
insan sevgisiyle
kendini bulan
dünyadır. Özlediğim
düzen, insanların
birbirlerinin
yüzlerine dostça,
çıkarsız, art
niyetsiz, alnı açık
bakabilmeleri,
bakabilecekleri bir
düzen..."
Sık sık Spinoza'nın
şu sözünü yineler:
"En güçlü insan, en
bağımsız insan,
usunun buyruğuna
giren insandır."
Ayrıca Atatürk'ün
dediği gibi: Yirmi
yaşındaki yobaz
ihtiyar, yetmiş
yaşındaki idealist
ise zinde bir
gençtir."
O hoşgörülü, o
aydınlık, o bilge
insan, kimi zaman da
kızar: "Atatürk
aydınlanmacılığıyla
çağdaşlaşma yoluna
giren, giderek
dünyada saygın
yerini alan
toplumumuzu, dış ve
iç işbirlikçilerle
yeniden ortaçağ
karanlığına
sürüklemeye
kalkışan, onur
kırıcı dayatmalara
boyun eğenlerin,
gaflet, dalalet ve
ihanet içinde
olanların
politikacısı, aydını
maydım, medyasıyla
yuf olsun topunuza,
hepinizin ervahına,
ceddine cibiliyetine
yuf].."
Halk ana çarpsın
onları öğretmenim!..
Sen aklımıza
geldikçe bundan
böyle / Doruklarını
düşüneceğiz
insanlığın /
Mermerlerden
heykellerden çok /
Kişiliğin
kamaştıracak
gözlerimizi / Kötüyü
iyiye çevirme gücün
/ Isınıverecek
karıştığın sessizlik
/ Seni yaz
sabahlarında
bileceğiz /
Çekirdeğin dostluğun
düşüncenin /
Saygıyla
dinleyeceğiz doğayı
/ Düşün toprağında
atacak yüreğin
Anısına saygılar..
|