|
Türkiye’yi Karanlığa
Sürükleyenlere İzin
Verilmemelidir!
Lütfi Kaleli
Cumhurbaşkanı Ahmet
Necdet Sezer,
Atatürk ilkelerini
ve laik devlet
düzenini korumak
için aykırı yasa
taşanlarını ısrarla
veto etse de, devlet
birimlerinde
kadrolaşan ve kaçak
Kuran kurslarını
yaygınlaştırmanın
yanı sıra, Kuran
eğitimi veren yaz
kurslarına on iki
yaşından küçüklerin
de devam
edebilmelerini
isteyen iktidar
sözcüleri,
Türkiye'yi bir
şeriat devleti yapma
noktasında ısrarlı
oluyorlar.
Köy Enstitülerini
kapatarak, Kuran
kursları açarak
1950'li yıllarda
başlatılan ihanet
politikası, ülkeyi
karanlığın eşiğine
getirmiştir. 2
Temmuz 1993 Sivas
can kırımıyla
kendisini gösteren
gerici ayaklanma, ne
yazık ki ülkeyi
yönetenlere ders
vermemiştir. Din
adına siyaset
yapanlar, cennet
hayaliyle insan
avcılığı yapıp
terörist
yetiştiriyorlar.
Bunun acı
örneklerini
Hizbullah ve benzeri
örgütlerin
eylemleriyle
ülkemizde yaşarken
yakın komşularımızda
da benzerlerini
gördük hep:
Saddam'ı devirerek
Irak'ta işgali
başlatan Amerika, 20
Mart 2003 tarihinden
bu yana 1735
askerini toprağa
verdi; son bir yılda
bomba yüklü araçla
düzenlenen intihar
saldırısında da 2176
kişinin ölümüne
neden oldu.
Amerika'nın insanlık
dışı bu işgaline
karşı direnen Irak
halkını haklı bulduk
ve onurlu
savaşımlarının
yanında yer
aldığımızı her yerde
söyledik.
Ancak, 28 Haziran
2005 tarihli Vatan
gazetesinde,
Zarkavi'nin,
"Tevhid ve Cihat"
adlı örgütünün
militanlarından
yirmi yaşındaki
direnişçi Marvan'ın
şu sözlerini
okuyunca çarpıldık:
"2004 yılının
güzünde kendimi
hazır hissettiğimde
komutanlarıma
"intihar bombacısı"
olmak istediğimi
söyledim. Liste o
denli uzundu ki,
bana ancak üç ay
sonra sıra geldi.
Şimdi benim gibi
intihar saldırısı
düzenleyecek olan
mücahit
kardeşlerimle
birlikte bir aylık
eğitime alındık...
Yapacağımız eylemde
olabildiğince çok
Amerikalı
öldürebilmek ve
cennette
buluşabilmek için
Allah'a her gün dua
ediyoruz... Kimi
arkadaşlarım
şimdiden mezarlarını
kazıyor. Ama
inşallah benim buna
gereksinmem
olmayacak. Çünkü
patlayan bombalarla
bedenimin
buharlaşmasını
diliyorum...
Bize "özgürlük
savaşçısı" veya
"direnişçi"
denilmesini saçma
buluyorum. Ben
bir teröristim!..
Çünkü
Kuran'da yer
alan El Enfal
suresi, mücahitlerin
düşmanlarına karşı
terör
estirmesi emrediyor.
Yani terörist olmak
beni daha iyi bir
Müslüman
yapıyor. Siz, cihat
uğruna savaşan
insanları yanlış
tanıtıyorsunuz. Biz
yalnızca normalden
daha dindar
insanlarız. Alkol,
müzik ve Batı
etkisinin olmadığı
bir küresel İslam
devleti hayali
kuruyoruz... İşte
bunun için ben de
İslam uğruna savaşan
bir intihar
bombacısı oldum. İlk
amacım şehit olup
cennete kabul
edilmek, Irak için
savaşmak ikinci
planda kalıyor. Bir
şehit
yanında
yetmiş kişiyi daha
cennete götürme
hakkına sahip
oluyor. Bunun hangi
olacağını ise önce
Allah, sonra
komutanlarım karar
verecek...
Umarım o an gelip
saldırıyı
düzenlediğimde
Iraklı kardeşlerimin
de ölümüne neden
olmam. Ama olur da
ölürlerse, cennette
Allah onlardan beni
bağışlamalarını
isteyecek. Bana ise
dönüp şöyle soracak:
"Kaç tane kafir
öldürdün?"
Bu sözleri okuyunca,
yıllar önce
Islami Cihat
örgütü
komutanlarının,
İsraillilere karşı
yetiştirdikleri
12-18 yaş arasındaki
canlı bombacıları
şöyle eğittiklerini
anımsadım:
"Kim din adına
savaşır da ölürse,
şehit olur cennete
gider. Onları
cennette birbirinden
güzel kırk huri
karşılar. Kim ki
canlı bombacı olur,
bilerek hem
kendisini hem de
kafirleri öldürürse,
cennette ödülleri
iki katına çıkar;
ellerinde bade dolu
kadehler ve türlü
nimetler sunan
yetmiş iki huri ile
hiç yaşlanmadan
sonsuza dek
yaşarlar..."
Arap'ın kızgın
çölünde yokluk ve
açlıkla cehennemi
yaşayan, ergenlik
çağında cinsel açlık
çeken bu gençlere
türlü nimetlerle
donanımlı cennette
huri sunmak,
gençleri us dışı
eylemlere
yöneltmektedir. Bu
açıdan bakınca, can
pahasına verdikleri
savaşlar kendi
ülkeleri için değil,
salt hurili cenneti
kazanmak için
olmaktadır...
Ne diyelim, bilmem
ki?!..
Allah, akıl fikir
versin diyelim mi?..
Böyle demekle işler
düzelmiyor ki...
Çünkü Allah'ın
kitabı Kuran'ı
kılavuz alan
dinciler, din adına
savaşıp ölmeyi ve
cennete gidip
hurilerle sonsuza
dek yaşamayı
Allah'ın buyruğu
sayıyor...
Türkiye'yi bu yola
sürükleyenler,
topluma büyük bir
kötülük
yapmaktadırlar.
Hizbullah'ın birer
karargâh gibi
kullandıkları
camileri
denetleyemeyen
iktidar, şimdi kaçak
Kuran kurslarını
teşvik ederek şeriat
özlemcilerine yeni
olanaklar sunmak
istemektedir. Bu
karanlık yoldan
kesinlikle dönülmeli
ve Türkiye'yi
karanlığa
sürükleyenlere izin
verilmemelidir! ..
|