Sayi 109

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
iletişim evreninden
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

Türkiye’yi Karanlığa Sürükleyenlere İzin Verilmemelidir!

 

Lütfi Kaleli

 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Atatürk ilkelerini ve laik devlet düzenini korumak için aykırı yasa taşanlarını ısrarla veto etse de, devlet birimlerinde kadrolaşan ve kaçak Kuran kurslarını yaygınlaştırmanın yanı sıra, Kuran eğitimi veren yaz kurslarına on iki yaşından küçüklerin de devam edebilmelerini isteyen iktidar sözcüleri, Türkiye'yi bir şeriat devleti yapma noktasında ısrarlı oluyorlar.

Köy Enstitülerini kapatarak, Kuran kursları açarak 1950'li yıllarda başlatılan ihanet politikası, ülkeyi karanlığın eşiğine getirmiştir. 2 Temmuz 1993 Sivas can kırımıyla kendisini gösteren gerici ayaklanma, ne yazık ki ülkeyi yönetenlere ders vermemiştir. Din adına siyaset yapanlar, cennet hayaliyle insan avcılığı yapıp terörist yetiştiriyorlar. Bunun acı örneklerini Hizbullah ve benzeri örgütlerin eylemleriyle ülkemizde yaşarken yakın komşularımızda da benzerlerini gördük hep:

Saddam'ı devirerek Irak'ta işgali başlatan Amerika, 20 Mart 2003 tarihinden bu yana 1735 askerini toprağa verdi; son bir yılda bomba yüklü araçla düzenlenen intihar saldırısında da 2176 kişinin ölümüne neden oldu. Amerika'nın insanlık dışı bu işgaline karşı direnen Irak halkını haklı bulduk ve onurlu savaşımlarının yanında yer aldığımızı her yerde söyledik.

Ancak, 28 Haziran 2005 tarihli Vatan gazetesinde, Zarkavi'nin, "Tevhid ve Cihat" adlı örgütünün militanlarından yirmi yaşındaki direnişçi Marvan'ın şu sözlerini okuyunca çarpıldık:

"2004 yılının güzünde kendimi hazır hissettiğimde komutanlarıma "intihar bombacısı" olmak istediğimi söyledim. Liste o denli uzundu ki, bana ancak üç ay sonra sıra geldi. Şimdi benim gibi intihar saldırısı düzenleyecek olan mücahit kardeşlerimle birlikte bir aylık eğitime alındık... Yapacağımız eylemde olabildiğince çok Amerikalı öldürebilmek ve cennette buluşabilmek için Allah'a her gün dua ediyoruz... Kimi arkadaşlarım şimdiden mezarlarını kazıyor. Ama inşallah benim buna gereksinmem olmayacak. Çünkü patlayan bombalarla bedenimin buharlaşmasını diliyorum...

Bize "özgürlük savaşçısı" veya "direnişçi" denilmesini saçma buluyorum. Ben bir teröristim!.. Çünkü Kuran'da yer alan El Enfal suresi, mücahitlerin düşmanlarına karşı terör estirmesi emrediyor. Yani terörist olmak beni daha iyi bir Müslüman yapıyor. Siz, cihat uğruna savaşan insanları yanlış tanıtıyorsunuz. Biz yalnızca normalden daha dindar insanlarız. Alkol, müzik ve Batı etkisinin olmadığı bir küresel İslam devleti hayali kuruyoruz... İşte bunun için ben de İslam uğruna savaşan bir intihar bombacısı oldum. İlk amacım şehit olup cennete kabul edilmek, Irak için savaşmak ikinci planda kalıyor. Bir şehit yanında yetmiş kişiyi daha cennete götürme hakkına sahip oluyor. Bunun hangi olacağını ise önce Allah, sonra komutanlarım karar verecek...

Umarım o an gelip saldırıyı düzenlediğimde Iraklı kardeşlerimin de ölümüne neden olmam. Ama olur da ölürlerse, cennette Allah onlardan beni bağışlamalarını isteyecek. Bana ise dönüp şöyle soracak: "Kaç tane kafir

öldürdün?"

Bu sözleri okuyunca, yıllar önce Islami Cihat örgütü komutanlarının, İsraillilere karşı yetiştirdikleri 12-18 yaş arasındaki canlı bombacıları şöyle eğittiklerini anımsadım:

"Kim din adına savaşır da ölürse, şehit olur cennete gider. Onları cennette birbirinden güzel kırk huri karşılar. Kim ki canlı bombacı olur, bilerek hem kendisini hem de kafirleri öldürürse, cennette ödülleri iki katına çıkar; ellerinde bade dolu kadehler ve türlü nimetler sunan yetmiş iki huri ile hiç yaşlanmadan sonsuza dek yaşarlar..."

Arap'ın kızgın çölünde yokluk ve açlıkla cehennemi yaşayan, ergenlik çağında cinsel açlık çeken bu gençlere türlü nimetlerle donanımlı cennette huri sunmak, gençleri us dışı eylemlere yöneltmektedir. Bu açıdan bakınca, can pahasına verdikleri savaşlar kendi ülkeleri için değil, salt hurili cenneti kazanmak için olmaktadır...

Ne diyelim, bilmem ki?!..

Allah, akıl fikir versin diyelim mi?..

Böyle demekle işler düzelmiyor ki... Çünkü Allah'ın kitabı Kuran'ı kılavuz alan dinciler, din adına savaşıp ölmeyi ve cennete gidip hurilerle sonsuza dek yaşamayı Allah'ın buyruğu sayıyor...

Türkiye'yi bu yola sürükleyenler, topluma büyük bir kötülük yapmaktadırlar. Hizbullah'ın birer karargâh gibi kullandıkları camileri denetleyemeyen iktidar, şimdi kaçak Kuran kurslarını teşvik ederek şeriat özlemcilerine yeni olanaklar sunmak istemektedir. Bu karanlık yoldan kesinlikle dönülmeli ve Türkiye'yi karanlığa sürükleyenlere izin verilmemelidir! ..

 

 


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2005