|
"Şimdi Sana" (*)
Hasan
Akarsu
M. Mazhar Alphan,
1941 Artvin doğumlu.
Mesleği bankacılık
olan ozanın şiirleri
günümüze değin
birçok yazın
dergisinde
yayımlandı. 1995'te
Ceyhun Atuf Kansu
Şiir Yarışması'nda
övgüye değer
bulundu. 2002'de M.
Başaran adına
düzenlenen şiir
yarışmasında (Yaşam
Yankılandığı Yerden
Sürer) adlı
yapıtıyla başarı
ödülü aldı. Düşlem
Dergisi'nin
kurucuları arasında
bulunan ozanın
önceki yapıtları
şunlar: Evim Önü
Yeşil Pınar (1961),
Dağılsın Bulutlar
(1994), Köpüğü Kırık
Dalga (1995), Aşk,
Kül ve Köz (1997),
Yaşam Yankılandığı
Yerden Sürer (2001).
Ozanın "Şimdi Sana"
kitabındaki
şiirlerinde, imgenin
olabildiğince
zorlandığı
gözleniyor.
Sözgelimi; ilk
şiirde bile,
yastığının altında,
"bir kese fırtına",
"bir avlu
kalabalık", "bir
bulut deniz"
görüyorsunuz. Yandan
yırtmaçlı
coğrafyada, etekleri
kekik kokan bir
güzel mi söz konusu?
Düşlerini sıcacık
bir odadan yansıtan
ozan, ipini
eğiriyor, kendi
içinden geçip
açıklarını dikiyor.
Düştüğü aşk biçilir
gibi değil. "Göveren
her ekinde" düşleri
sabaha benziyor.
Dönmeyen balıkçıları
beklerken kuşkulu.
İçindeki kıyılarla,
sızılarla yaslanıyor
havaya, öyle
bekliyor.
Ozan, terini yokuş
yukarı akıtıyor,
taştan daha sert
olduğunu
duyumsatıyor,
aşklara tünel
kazanıyor: "Taşa
sustum/ Anladı /
Daha sert olduğumu/
Deldim dağları/
Emeğe, aşka/ Tünel
kazandım/...Taşa
yazdım" (s.15). Gök
ekine uzatıyor
ellerini, içinde
ilkyaz kokulan, ışık
oyunları vardır.
Beyoğlu'nda gördüğü
bir güzelden
etkilendiğinde,
gözlerinin dili,
yüzünün rengi
sürçüyor. Dil,
düşüncelerin
kilidini açmadığında
ise sözlerin
yalnızlığa
çekildiğini biliyor.
Ozanın karamsarlığa
kapıldığı da oluyor.
O zaman "yenilmiş
bir hayat geçiyor"
içinden.
Ozan, aşklarda
sonsuzluğun ardında.
Albenili çiçeklerin
polenlerinde mavi
mektupları
duyumsuyor,
sevgilinin gülüşünü
arıyor. Şiirde çok
anlamlılığı seviyor.
Sevdiği kızı
anlatışı buna güzel
bir örnek: "Bir kız
sevdim bahçe içi
tripleks/ Banliyö
trenleri geçer orta
yerinden/ Saten
giyer ağaçları..."
(s.23)
Annesine olan
sevgisini
anlatırken, onun
üretkenliğini de
vurguluyor...
Ozan, dudaklarında
zamanın tadıyla
yaşıyor.
Yalnızlığının yanık
yanık kanadığını
duyumsuyor kimi kez.
"F tipi" bir
yalnızlığı vardır.
Ozan, İstanbul’un
kimi semtlerini,
yurdumuzun güzel
yerlerini,
sevdiklerinin
adlarıyla anıyor:
"...Suya vurunca bir
sevdayı güzeller
mahallelim/ İki
kanata açılırım bir
gömme dolap gibi/ Bu
eski balkonda/
Mualla'nın gemileri,
(s.35) ... Zarfı
toprak tabletler
gibi bir aşktır
Kapadokyalım/
Güzeller Ürgüp'ün
Göreme'nin o taş
evlerini.../ Yer
altı şehirleri
gibidir gözlerinin
gerisi/...Damağımda/
Leyla'nın
mektupları" (s.37)
Sevgilinin
güzelliğinden
gecelere
serpiştirilen anlar
unutulmuyor,
mevsimler geçiyor,
sevdalar yaşanıyor
ardı ardına.
Çocuklukta
yaşananlar da
anımsanıyor,
şiirlere
yansıtılıyor dize
dize.
Ozan M. Mazhar
Alphan, yaşamından
kesitler sunuyor
bize. İmge yüklü
şiirlerin tadı bir
başka oluyor.
-----------------------
(*) Şimdi Sana- M.
Mazhar Alphan,
Etki/Dize, Ağustos
2004
|