Sayi 109

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
iletişim evreninden
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

Türkçede ‘izek’leme

 

Prof. Dr. Ömer Demircan   

Yabancı doğru söyler,
Yerliyse yalan mı eyler?

 

Sözlü ya da yazılı anlatımda: “sözdışı bırakılan bir ögenin ulamsal kimliği ile dizimsel işlevini belirleyen ya da izleyen ek”e izek[1] dedim. Sözge-limi (1) içinde geçen iyelikli adıl “benim”in sonuna katılan “-” eki, (be-nim-ki) “benim borcum” öbeğinden dışlanan “borcum” ögesini izler:

(1) “...Şimdi de mutluyum, dostum, borcumdan hoşnutum. Çünkü kesintisiz bir borç benimki: yalnızca ödenir, hiçbir zaman tükenmez... .” (Yücel, 1995:125).

 

(1) içindeki düşüm sözlükseldir. Düşen öge “borç”tur. Gerekli olan dizimsel ekler düşmez: [[[[ben]-im] [borç]-um]] içinden [borç] düşünce ge-riye [[[[ben]-im] [ø]-um]] kalır. “-Im” ekinin bağlı olduğu birim kalmayınca o da düşer. Bu nitelenen düşümü “-kİ” ekiyle izlenir: [[[ben]-im] [-ki] > “be-nimki”. Öyle bir öbekten niteleyen öge de düşebilir: [[[[ø]-im] [borç]-um]] > [[borç]-um] > borcum. Bu yapıda birinci kişiye bağlı iyelik yinelendiği için niteleyiciyi ayrıca bir ekle izlemek gerekmez. “Bu çocuğ-un annesi” içinden “çocuk” düşünce arta kalan iyelik eki gösterme sıfatına bağlanır: “bu-n-un annesi”. Bilgi açısından bir eksilme olmaz.

Türkçede düşüme bağlı izekleme denebilecek genel bir işlem ve bu işleme koşulan çok sayıda izek bulunmaktadır (4, 5). -kİ, -(I)l/n/ş gibi kimi-leri düşüme koşulur; -(I)m/n/Ø, -(I)n....(s)I, gibi kimileri de (ulamsal bilgiyi yinelediği için) düşüme elverir. İzekler, düşüm işlemine bağlı birimlerdir.

Bir metin oluşurken, uygun görülen ögelerin, anlaşılabilirliği bozmayacak biçimde sözdışı bırakılması”na düşüm denir[2]. Türkçe bir metin-de tümcenin anlattığı olayda: kesin bilinmeyen ya da gizlenmek istenen katı-lanlar, yeni bilgi taşımadığı için yinelenmesine gerek olmayan, açıklama sırası henüz gelmemiş ögeler, bağlamdan anlaşılabilecek ayrımları taşıyan bağımsız, bağımlı (-DĬr eki gibi) birimler sözdışı bırakılabilir (2). Düşüm metinsel bir gereklilik ise, izleme de ulamsal bir korumadır. Düşümde ön-koşul izlenebilir olmadır. Düşüm bir silip yok etme işlemi değildir. Ulamsal ayrımları saklayan izleme ekleri içeriğin kaybolmasını önler.

İçeriğin bir bölümü sözcüklerle akar, bilinenin bir bölümü de sözsüz olarak ulamlarla sürer. Birimler dışlanabilir ama işlevsel ulamlar kalır. Bu-nun için artıklık, yineleme, ya da ulamların izlenmesi zorunludur. Kurulan her karşıtlıkta kimlik bilgileri yüklenen ek yokluğu (boş-birim [ø] ) de izek-ten sayılır. Sözgelimi özne için üçüncü kişi ya da tekil sayı boşbirimle izle-nir. Ben ile sen bir ad yerine geçmeyip konuşan ile dinleyeni belirler. “O” ise iletişenler dışında kalandır. Öyleyse tanıma uyan adıl “o”dur. Adılların çeki-mi yoktur, aldıkları dizimsel, ya da işlevsel ekler ile birer ad öbeği (AÖ) oluştururlar.

Yücel (2005:7-8)’den alınan parça (2) koyu yazılıp düşmüş olan ö-geler ayraç içinde küçük yazımla verilmiştir. Orada ayraç içinde verilmeyen ø1ø2, kişi ve sayı eklerini gösterir. Adıl olarak 4. satırda bir tek nesnel (o-na) adılı geçer. Öteki adıllar (doğrusu ‘ad öbekleri’) düşmüştür. Bilgi akışına göre, düşen ad öbeklerinden kimileri “Meryem Ebe”ye, kimileri de “Kumruya bağ-lıdır. 4, 5., 6., 7. satırlardaki (ona koşardı) yüklem öbeğinin (YÖ) düşümü ile yinelemeden kaçınılıyor. İzleyen ekler yan yazılıp altları çizilmiştir.

(2)

1

2

3

4

5

6

7

(O) Yıllardan beri böyleydiø1ø2 işte, (o) evde ya da sokakta (iken) (birile-ri) ne zaman (onun) canını yaksalar, (o) soluğu Meryem Ebe(-nin evin)de alırdı ø1ø2. Kumru, (kendi) kafasına (birilerince) bir şey takıldığı zaman da ONA koşardı ø1ø2, (o) düşüp (kendisinin) bir ye-rini kanattığı zaman da (ona koşardı), (o) sokakta (iken) çocuklar (onunla) alay ettiği zaman da (ona koşardı), (o kendi) anasından ya da (kendi) kardeşlerinden dayak yediği zaman da (ona koşardı).  (Yücel, 2005: s. 7).

 

Düşüm, bilgi yapısına bağlı olarak tümceyi oluşturan yapısal birim-lerden öbek[3] düzeyinde niteleyene, nitelenene; tümcecik düzeyinde ise, iş-levsel ögelerden özne, nesne ve tümleçlere, edimsel açıdan da eyleyen, etki-lenen,... gibi ögelere uygulanır. Söz üretiminde daha önce verilen bilgi yine-lenmez; onun yerine ögelerin işlevlerine uyan ulamsal ayrımlar türlü biçim-lerde korunarak izlenir (1,2).

 

İzlemenin birkaç yolu vardır. Birincisi AÖ (ad öbeği) yerine adıl, öteki öbekler yerine (öyle, böyle,... gibi) izleçler (pro-form) kullanmaktır. İkinci tür izleme, işlevsel ulamları taşıyan eklerle yapılır. Eksiz izleme algı-lamada bilgi yitimine neden olmaz. O bilgiler eylem değerliğinden, yinele-meli yapıdan, olmazsa bağlamdan çıkarılabilir. Ancak bilgi akışında kurulan ilişkiler buna gerek bırakmaz. Anlatım birimleri böylece birbirine bağlanır. Metinden süzülen şey içeriktir, onun veriliş biçimi değil. İzleme yolları (3) içinde verilmiştir

Herhangi bağımlı bir biçimin bir “izek” sayılabilmesi için zorunlu, ya da seçimli olarak sözdışı kalan bir ögenin işlevsel/edimsel kimliğini belir-lemesi gerekir. (4) ve (5) içinde izeklerle izleme örneklerini bulacaksınız.

 

(4) Çizim (3) içindeki ayrımlarla ve sıra sayılarıyla izleyiniz.

İzleme Türleri ve örnekler.

1. Tümce içi ve tümceler arası

1.1. Sözcüksüz

“(Kumru) Yıllardan beri böyleydiø1ø2 işte, (o) evde ya da sokakta (iken) (birileri) ne zaman (onun) canını yaksalar, (o) soluğu Meryem ebe(-nin  evin)de alırdı ø1ø2.” (T. Yücel, 2005)

1.2. Sözcük ile

1.2.1. Adıl ile

“Hititler, Frikyalılar, Yunanlılar, Farslar, Romalılar, Bizanslılar, Moğollar da fethetmişler Anadolu’yu. Ne olmuş sonunda? Anadolu onların değil , onlar Anadolu’nun malı olmuş” (S.Eyüboğlu, 1966).

1.2.2. İzleç[4]

         (pro-form) ile

Bir vahlama değil bu söylediklerim, ne kadar öyle gibi görünse de.(öyle = bir vahlama)

2. Tümcecik/izek ile

2.1. Katılanlar: 2.1.1. Özne

2.1.1.1. Uyum eki ile

 

(Biz yarın Geliboluya gidiyoruz) >

Ø yarın Geliboluya gidiyoruz.

2.1.1.2. Çatı eki ile edimsel

                      (gizil).

 

(Meclis yasa-y-ı kabul etti)> Ø Yasa kabul ed-il-di.

2.1.1.3. Çatı eki ile

             (ettirgen)

Danıştay Ø Ø satışı durdurdu>

Ø Ø Ø Satış durduruldu.

2.1.2. Nesne

2.1.2.1.Biril dönüşlü

(Kızım kendi-ni süsledi) >

Kızım Ø süsle-n-di

2.1.2.2. İkil dönüşlü.

 

(Ayşe ile Mehmet birbirlerine baktılar) >

Ayşe ile Mehmet Ø bak-ış-tılar.

2.1.2.3.Özne ve nesne

(Bu suda insan kendini yıkamaz)> Bu suda Ø Ø yıka-n-ıl-maz

 

İzleme gözardı edilerek: i. niteleneni düşen bir ad öbeğinden arta ka-lan bir sıfatın, ulamsal “sayı” ekini aldığı için, adlaştığı (güzel bayanlar> güzel Ø -lar > güzeller); ii. öbeklerde düşen nitelenenin ya da tümlenenin yerine kullanılan -kİ ekinin adıl türettiği ileri sürülüyor (benim arabam > *benim Ø > benimki ; [yerde bulunan] halı > *[yerde Ø] halı> yerdeki halı> yerdeki ø). O bakış, içerdekiler kadar kimi durumlarda dışardan bakanları da olumsuz etki-lemektedir[5]. Korkmaz, 2003; Schroeder, 2000; Haig 2003; Kornfilt, 1997; Hanka-mer, 2004, Oflazer, 2004 içindeki -kİ yorumu doğru olamaz. O yorumlar çevi-risel ve yanıltıcıdır. -kİ kullanımı Türkçede çok daha genel bir işlem olan izeklemenin bir parçasıdır. Yerli dilbilgilerinde “adların (gerçekte ise ad öbeklerinin) yerine geçen bir sözcük” türü olarak tanımlanan (adıl=) zamir-lere, bir de bakıyorsunuz bir ek olan - de katılıvermiş. Olur mu?

            (4) içindeki ayrımlar tümce düzeyinde olup yapısal ya da edimsel iş-levlere göre izlemeyi örnekliyor. Öbekiçi izleme, artıklık gerektirdiği için, düşüm ancak ikili bağlanan öbeklerde söz konusu olabilir (5).

 

(5) Çizim (3) içindeki ayrımlarla ve sıra sayılarıyla izleyiniz.

3. Öbek düzeyi

3.1.Niteleyen

i. Benim arabam çalındı: > Ø arabam  çalındı.

3.2.Nitelenen/

      tümlenen

i.___-(I)m/n ___-(I)m/n

____(n)In ____(s)I

____(n)In ____(s)I-nIn

*____Ø ___ Ø; *___ Ø __ Ø

ii. ___(n)In gibi

iii.___(I)m/DA/ Ø +

i. (Böylesi bir uğraş benim uğraşım >) “...Böylesi bir uğraş benimki. Bütün bu belirsizliklere karşın, ... bir uğraş sarmış beni, gidiyorum.” (Uygur, 1998)

ii. Bu mahkum gibi>*Bu Ø gibi> Bu-nun gibi binlercesi...

iii  Ben seni sakınırım yerdeki karıncadan (< yerde yürü-yen / bulunan>*yerde Ø ...>yerdeki karıncadan.

Yarın yapılacak olan toplantı> yarınki toplantı / yarının toplantısı> yarınki ø. *yarın Ø toplantı

 

“İzek” kullanımı Türkçe metin üretiminin bir parçasıdır. Yu-karda verilen tür ve örneklere bakılırsa, “izekler” tanınmadan birçok Türkçe birim ve işlemin doğru açıklanamıyacağı anlaşılır. Düşüm” yerine “izle-me” teriminin kullanılması daha uygundur. Türkçenin “adıl-düşüren” (PRO-drop) bir dil olarak nitelenmesi ise çeviriseldir. Kural şöyledir:

 

(6)          Bilinen yüklü AD ÖBEĞİ Þ ya DÜŞÜM  ya da  ADILLAMA.

 

Burada önce şöyle bir soru sorulmalıdır: Bilinen yüklü bir ad öbeği ilkönce bir adıla dönüşerek mi, yoksa adıla dönüşmeksizin mi düşer? İn-celediğim bir metinde (Yücel, 2005: 7-8) gerçek öznel adıl %3.84, + gerçek ad özne %30.12, = toplam gerçek özne %33.96 çıktı. Buna göre öznel düş-üm oranı %66.04. Düşümsüz öznel, nesnel bir adılla izleme oranı %13.66 ise (Demircan 2005), gene de “düşüm öncesi bir adıla dönüşme işlemi”nden söz edilebilir mi? “Bilinen bilgi” iletecek olan bir ad neden doğrudan düşmesin? Bir izek’e yüklenemeyen (odaklama ya da kişi değişimi gibi) içerik kalırsa, ancak o zaman bir adıla dönüştürme işlemi uygulanabilir.

omer.demircan@okan.edu.tr

 

 

Göndermeler. Csato, Eva Agnes (1988): “Towards a typological classification of Turkish pro-forms” VI. Milletlerarası Türkoloji Kongresi, 19-25 Eylül 1988. Demircan, Ömer (1977), Türkiye Türkçesinde Kök -Ek Bileşmeleri ,TDK Ankara, 126 s. Papatya y. Kasım, 2004). (1990):“Türkçe ek kullanımında aşa-malar”, Dil Devriminden Bu Yana Türkçenin Görünümü, Dil Derneği y. içinde s 22-35.  (1999). (2001): (2003): Türk Dilinde Çatı, Papatya y. ; (2005): “İzleme” ile “adıllama” etkileşimi” TDD Eylül-Ekim 2005. Haig G (2003): “From lexical class to syntactic formation, a sketch  of Turkish word structure”, Özsoy 2003: 59-68. Hankamer, Jorge (2004): “Why there are two -kİ’s in Turkish”, İmer / Doğan 2004: 13-25. İmer, Kâmile ; Doğan, Gürkan (eds): Current Research in Turkish Linguistics, Eastern Mediterre-nean Univ. Publ. KKTC , 2004, 268 s. (11. ICTL Kurultayı Bildirileri, 7-9 Ağustos 2002). Korkmaz,Z (2003): Türkiye Türkçesi Grameri, TDK y. Kornfilt, J. (1997): Turkish, Routledge y. Oflazer,K; Bilge Say Dilek, Zeynep Hakkani-Tür (2003) “A syntactic annotation scheme for Turkish”, Özsoy 2003:131-142. Özsoy vd (ed) Studies in Turkish, X. Uluslar arası Türk Dilbilim Konferansı (16-18 Ağustos 2000) Bildirileri, B.Ü. y. Schroeder, Christoph (eds): “Attribution in Turkish and the function of -kİ”; Göksel, Aslı; Kerslake, Celia (200): Studies on Turkish and Turkic Languages, (9. ICTL Kurultayı Bildirileri. 2000, s.205-216. Yücel, Tahsin (2005): Kumru ile Kumru, Can y.


 

[1]Türk Dilinde Çatı” incelemesi bitince, bir ayrım tanımayan bu edimsel dışlama eklerinin birer adıl bile sayılabileceğini düşünmüştüm. Sonunda metin üretimi üzerine söz söylemek için “düşüm” işlemini de incelemem gerektiği kanısına vardım. O zaman, “izleme eki” karşılığı yeni bir terim gerekli oldu. Benimsenmesi için açık, çağrışımı olan bir terim düşündüm ve (iz + ek) bileşimine ya da “izlemeye yarayan araç” çağrışımlı (iz +-Ak) türevine bağlanabilecek “izek” biçimine ulaştım. Bu karşılık bana son derece açık ve çekici geldi.

[2] Sözgelimi (2) içinde düşmüş olan ögeler ayraç içinde metne eklenmiştir.

[3]  Anlatıma giren en küçük birim “öbek”tir. Türkçe bir öbek en az bir sözcük ile aldığı dizimsel bir ek ya da eklerden oluşur.

[4]  “İzleç” için bk. Csato, 1988.

[5] Türkçede “çekim” yoksa da ekler yanlış olarak “türetme ekleri”, “çekim ekleri” diye ayrılmaktadır. Bu konuya ben de Türkçede çekim olmadığını (1977/:98), çekim ekleri yerine “dizim” ve “ulam” ekleri ayrımının kullanılması gerektiğini yazmıştım (1997). Bugünkü durumda sonekli biçimleri belki de şöyle ayırmak sanki daha mı uygun? 1. Türetme ekleri ile türemiş sözcükler: su-sa, iç-ki, kız-ar 2. Tabana bağlı yan anlam yüklenmiş çatı/dizim ekli sözcükler:“kırıl”, “öldür”, okumuş. 3. Yeniden türetmeye giren “dizim ekli” biçimler: “kırıl-gan”, “yapış-kan”, oku-muş-luk. on-da-lık. .4. Bağlayıcı ek almış biçimler: çalış-an, gider-ken, okul-dan. .5. “Zaman, kişi, sayı,” gibi ulam eki almış biçimler: git-ti-m, çocuk-lar.


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2005