Türkçede ‘izek’leme
Prof. Dr. Ömer
Demircan
Yabancı doğru
söyler,
Yerliyse yalan
mı eyler?
Sözlü ya da yazılı
anlatımda: “sözdışı
bırakılan bir ögenin
ulamsal kimliği ile
dizimsel işlevini
belirleyen ya da
izleyen ek”e
izek
dedim. Sözge-limi
(1) içinde geçen
iyelikli adıl “benim”in
sonuna katılan “-kİ”
eki, (be-nim-ki)
“benim borcum”
öbeğinden dışlanan “borcum”
ögesini izler:
(1) “...Şimdi de
mutluyum, dostum,
borcumdan hoşnutum.
Çünkü kesintisiz bir
borç benimki:
yalnızca ödenir,
hiçbir zaman
tükenmez... .”
(Yücel, 1995:125).
(1) içindeki düşüm
sözlükseldir. Düşen
öge “borç”tur.
Gerekli olan
dizimsel ekler
düşmez: [[[[ben]-im]
[borç]-um]] içinden
[borç] düşünce ge-riye
[[[[ben]-im]
[ø]-um]] kalır.
“-Im” ekinin bağlı
olduğu birim
kalmayınca o da
düşer. Bu nitelenen
düşümü “-kİ” ekiyle
izlenir: [[[ben]-im]
[-ki] > “be-nimki”.
Öyle bir öbekten
niteleyen öge de
düşebilir:
[[[[ø]-im]
[borç]-um]] >
[[borç]-um] >
borcum. Bu
yapıda birinci
kişiye bağlı iyelik
yinelendiği için
niteleyiciyi ayrıca
bir ekle izlemek
gerekmez. “Bu çocuğ-un
annesi” içinden
“çocuk” düşünce arta
kalan iyelik eki
gösterme sıfatına
bağlanır: “bu-n-un
annesi”. Bilgi
açısından bir
eksilme olmaz.
Türkçede düşüme
bağlı izekleme
denebilecek genel
bir işlem ve bu
işleme koşulan çok
sayıda izek
bulunmaktadır (4,
5). -kİ,
-(I)l/n/ş gibi
kimi-leri düşüme
koşulur;
-(I)m/n/Ø,
-(I)n....(s)I,
gibi kimileri de
(ulamsal bilgiyi
yinelediği için)
düşüme elverir.
İzekler, düşüm
işlemine bağlı
birimlerdir.
“Bir metin
oluşurken, uygun
görülen ögelerin,
anlaşılabilirliği
bozmayacak biçimde
sözdışı bırakılması”na
düşüm
denir.
Türkçe bir metin-de
tümcenin anlattığı
olayda: kesin
bilinmeyen ya da
gizlenmek istenen
katı-lanlar,
yeni bilgi
taşımadığı için
yinelenmesine gerek
olmayan, açıklama
sırası henüz
gelmemiş ögeler,
bağlamdan
anlaşılabilecek
ayrımları taşıyan
bağımsız, bağımlı
(-DĬr eki
gibi) birimler
sözdışı
bırakılabilir (2).
Düşüm metinsel bir
gereklilik ise,
izleme de ulamsal
bir korumadır.
Düşümde ön-koşul
izlenebilir olmadır.
Düşüm bir silip yok
etme işlemi
değildir. Ulamsal
ayrımları saklayan
izleme ekleri
içeriğin
kaybolmasını önler.
İçeriğin bir bölümü
sözcüklerle akar,
bilinenin bir bölümü
de sözsüz olarak
ulamlarla sürer.
Birimler
dışlanabilir ama
işlevsel ulamlar
kalır. Bu-nun için
artıklık,
yineleme, ya da
ulamların izlenmesi
zorunludur. Kurulan
her karşıtlıkta
kimlik bilgileri
yüklenen ek yokluğu
(boş-birim
[ø] ) de izek-ten
sayılır. Sözgelimi
özne için üçüncü
kişi ya da tekil
sayı boşbirimle
izle-nir. Ben
ile sen bir
ad yerine geçmeyip
konuşan ile
dinleyeni belirler.
“O” ise iletişenler
dışında kalandır.
Öyleyse tanıma uyan
adıl “o”dur.
Adılların çeki-mi
yoktur, aldıkları
dizimsel, ya da
işlevsel ekler ile
birer ad öbeği (AÖ)
oluştururlar.
Yücel (2005:7-8)’den
alınan parça (2)
koyu yazılıp düşmüş
olan ö-geler ayraç
içinde küçük yazımla
verilmiştir. Orada
ayraç içinde
verilmeyen ø1ø2,
kişi ve
sayı eklerini
gösterir. Adıl
olarak 4. satırda
bir tek nesnel
(o-na)
adılı geçer. Öteki
adıllar (doğrusu
‘ad öbekleri’)
düşmüştür. Bilgi
akışına göre, düşen
ad öbeklerinden
kimileri “Meryem
Ebe”ye,
kimileri de “Kumru”ya
bağ-lıdır. 4, 5.,
6., 7. satırlardaki
(ona koşardı)
yüklem öbeğinin (YÖ)
düşümü ile
yinelemeden
kaçınılıyor. İzleyen
ekler yan yazılıp
altları çizilmiştir.
(2)
Düşüm, bilgi
yapısına bağlı
olarak tümceyi
oluşturan yapısal
birim-lerden
öbek
düzeyinde
niteleyene,
nitelenene;
tümcecik
düzeyinde ise, iş-levsel
ögelerden özne,
nesne ve
tümleçlere,
edimsel açıdan da
eyleyen, etki-lenen,...
gibi ögelere
uygulanır. Söz
üretiminde daha önce
verilen bilgi yine-lenmez;
onun yerine ögelerin
işlevlerine uyan
ulamsal ayrımlar
türlü biçim-lerde
korunarak izlenir
(1,2).
İzlemenin birkaç
yolu vardır.
Birincisi AÖ (ad
öbeği) yerine
adıl, öteki
öbekler yerine (öyle,
böyle,... gibi)
izleçler
(pro-form)
kullanmaktır.
İkinci tür
izleme, işlevsel
ulamları taşıyan
eklerle yapılır.
Eksiz izleme
algı-lamada bilgi
yitimine neden
olmaz. O bilgiler
eylem değerliğinden,
yinele-meli yapıdan,
olmazsa bağlamdan
çıkarılabilir. Ancak
bilgi akışında
kurulan ilişkiler
buna gerek bırakmaz.
Anlatım birimleri
böylece birbirine
bağlanır. Metinden
süzülen şey
içeriktir, onun
veriliş biçimi
değil. İzleme
yolları (3) içinde
verilmiştir
Herhangi bağımlı bir
biçimin bir “izek”
sayılabilmesi için
zorunlu, ya da
seçimli olarak
sözdışı kalan bir
ögenin
işlevsel/edimsel
kimliğini belir-lemesi
gerekir. (4) ve (5)
içinde izeklerle
izleme örneklerini
bulacaksınız.
|
İzleme
Türleri ve
örnekler.
|
|
1. Tümce içi
ve tümceler
arası
1.1.
Sözcüksüz
|
“(Kumru)
Yıllardan
beri
böyleydiø1ø2
işte,
(o) evde
ya da
sokakta
(iken)
(birileri)
ne zaman
(onun)
canını
yaksalar,
(o)
soluğu
Meryem ebe(-nin
evin)de
alırdı
ø1ø2.”
(T. Yücel,
2005)
|
|
1.2. Sözcük
ile
1.2.1.
Adıl ile
|
“Hititler,
Frikyalılar,
Yunanlılar,
Farslar,
Romalılar,
Bizanslılar,
Moğollar
da
fethetmişler
Anadolu’yu.
Ne olmuş
sonunda?
Anadolu
onların
değil ,
onlar
Anadolu’nun
malı olmuş”
(S.Eyüboğlu,
1966).
|
|
1.2.2.
İzleç
(pro-form)
ile
|
Bir vahlama
değil bu
söylediklerim,
ne kadar
öyle
gibi görünse
de.(öyle =
bir vahlama)
|
|
2.
Tümcecik/izek
ile
2.1.
Katılanlar:
2.1.1.
Özne
2.1.1.1.
Uyum eki ile
|
(Biz
yarın
Geliboluya
gidiyoruz) >
Ø yarın
Geliboluya
gidiyoruz.
|
|
2.1.1.2.
Çatı eki ile
edimsel
(gizil).
|
(Meclis
yasa-y-ı
kabul etti)>
Ø Yasa kabul
ed-il-di.
|
|
2.1.1.3.
Çatı eki ile
(ettirgen)
|
Danıştay
Ø Ø
satışı durdurdu>
Ø Ø
Ø
Satış
durduruldu.
|
|
2.1.2.
Nesne
2.1.2.1.Biril
dönüşlü
|
(Kızım
kendi-ni
süsledi) >
Kızım Ø
süsle-n-di
|
|
2.1.2.2.
İkil
dönüşlü.
|
(Ayşe ile
Mehmet
birbirlerine
baktılar) >
Ayşe ile
Mehmet Ø
bak-ış-tılar.
|
|
2.1.2.3.Özne
ve nesne
|
(Bu suda
insan
kendini
yıkamaz)>
Bu suda Ø Ø
yıka-n-ıl-maz
|
İzleme gözardı
edilerek: i.
niteleneni düşen bir
ad öbeğinden arta
ka-lan bir sıfatın,
ulamsal “sayı” ekini
aldığı için,
adlaştığı (güzel
bayanlar> güzel Ø
-lar >
güzeller);
ii. öbeklerde
düşen nitelenenin ya
da tümlenenin yerine
kullanılan -kİ
ekinin adıl
türettiği ileri
sürülüyor (benim
arabam
> *benim Ø >
benimki
;
[yerde bulunan]
halı > *[yerde Ø]
halı>
yerdeki
halı> yerdeki ø).
O bakış, içerdekiler
kadar kimi
durumlarda dışardan
bakanları da olumsuz
etki-lemektedir.
Korkmaz, 2003;
Schroeder, 2000;
Haig 2003; Kornfilt,
1997; Hanka-mer,
2004, Oflazer, 2004
içindeki -kİ
yorumu doğru olamaz.
O yorumlar
çevi-risel ve
yanıltıcıdır. -kİ
kullanımı Türkçede
çok daha genel bir
işlem olan
izeklemenin bir
parçasıdır. Yerli
dilbilgilerinde “adların
(gerçekte ise ad
öbeklerinin)
yerine geçen bir
sözcük” türü
olarak tanımlanan
(adıl=) zamir-lere,
bir de bakıyorsunuz
bir ek olan -kİ
de katılıvermiş.
Olur mu?
(4)
içindeki ayrımlar
tümce düzeyinde olup
yapısal ya da
edimsel iş-levlere
göre izlemeyi
örnekliyor. Öbekiçi
izleme, artıklık
gerektirdiği için,
düşüm ancak ikili
bağlanan öbeklerde
söz konusu olabilir
(5).
|
3. Öbek
düzeyi
3.1.Niteleyen
|
i.
Benim
arabam
çalındı: > Ø
arabam
çalındı.
|
|
3.2.Nitelenen/
tümlenen
____(n)In
____(s)I
____(n)In
____(s)I-nIn
*____Ø ___
Ø; *___ Ø __
Ø
ii. ___(n)In
gibi
iii.___(I)m/DA/
Ø +kİ
|
i.
(Böylesi bir
uğraş benim
uğraşım >)
“...Böylesi
bir uğraş
benimki.
Bütün bu
belirsizliklere
karşın, ...
bir uğraş
sarmış beni,
gidiyorum.”
(Uygur,
1998)
iii
Ben seni
sakınırım
yerdeki
karıncadan
(< yerde
yürü-yen
/ bulunan>*yerde
Ø
...>yerdeki
karıncadan.
Yarın
yapılacak
olan
toplantı>
yarınki
toplantı /
yarının
toplantısı>
yarınki ø.
*yarın Ø
toplantı
|
“İzek” kullanımı
Türkçe metin
üretiminin bir
parçasıdır.
Yu-karda verilen tür
ve örneklere
bakılırsa, “izekler”
tanınmadan birçok
Türkçe birim ve
işlemin doğru
açıklanamıyacağı
anlaşılır. “Düşüm”
yerine “izle-me”
teriminin
kullanılması daha
uygundur.
Türkçenin “adıl-düşüren”
(PRO-drop)
bir dil olarak
nitelenmesi ise
çeviriseldir. Kural
şöyledir:
(6)
Bilinen yüklü
AD ÖBEĞİ
Þ
ya DÜŞÜM ya
da ADILLAMA.
Burada önce şöyle
bir soru
sorulmalıdır:
Bilinen yüklü
bir ad öbeği ilkönce
bir adıla dönüşerek
mi, yoksa adıla
dönüşmeksizin mi
düşer? İn-celediğim
bir metinde
(Yücel, 2005: 7-8)
gerçek öznel adıl
%3.84, + gerçek
ad özne %30.12, =
toplam gerçek özne
%33.96 çıktı. Buna
göre öznel
düş-üm oranı %66.04.
Düşümsüz öznel,
nesnel bir adılla
izleme oranı %13.66
ise
(Demircan 2005),
gene de “düşüm
öncesi bir adıla
dönüşme işlemi”nden
söz edilebilir mi? “Bilinen
bilgi” iletecek
olan bir ad neden
doğrudan düşmesin?
Bir izek’e
yüklenemeyen
(odaklama ya
da kişi değişimi
gibi)
içerik kalırsa,
ancak o zaman bir
adıla dönüştürme
işlemi uygulanabilir.
Göndermeler. Csato,
Eva Agnes (1988): “Towards
a typological
classification of
Turkish pro-forms”
VI. Milletlerarası
Türkoloji Kongresi,
19-25 Eylül 1988.
Demircan,
Ömer (1977),
Türkiye Türkçesinde
Kök -Ek Bileşmeleri
,TDK Ankara, 126 s.
Papatya y. Kasım,
2004). (1990):“Türkçe
ek kullanımında
aşa-malar”, Dil
Devriminden Bu Yana
Türkçenin Görünümü,
Dil Derneği y.
içinde s 22-35.
(1999). (2001):
(2003): Türk Dilinde
Çatı, Papatya y. ;
(2005): “İzleme”
ile “adıllama”
etkileşimi” TDD
Eylül-Ekim 2005.
Haig G (2003):
“From lexical class
to syntactic
formation, a sketch
of Turkish word
structure”, Özsoy
2003: 59-68.
Hankamer, Jorge
(2004): “Why there
are two -kİ’s in
Turkish”, İmer /
Doğan 2004: 13-25.
İmer, Kâmile
; Doğan,
Gürkan (eds):
Current Research in
Turkish Linguistics,
Eastern
Mediterre-nean Univ.
Publ. KKTC , 2004,
268 s. (11. ICTL
Kurultayı
Bildirileri, 7-9
Ağustos 2002).
Korkmaz,Z
(2003): Türkiye
Türkçesi Grameri,
TDK y. Kornfilt,
J. (1997): Turkish,
Routledge y.
Oflazer,K; Bilge
Say Dilek, Zeynep
Hakkani-Tür (2003)
“A syntactic
annotation scheme
for Turkish”, Özsoy
2003:131-142.
Özsoy vd (ed)
Studies in Turkish,
X. Uluslar arası
Türk Dilbilim
Konferansı (16-18
Ağustos 2000)
Bildirileri, B.Ü. y.
Schroeder,
Christoph (eds):
“Attribution in
Turkish and the
function of -kİ”;
Göksel, Aslı;
Kerslake, Celia
(200): Studies on
Turkish and Turkic
Languages, (9. ICTL
Kurultayı
Bildirileri. 2000,
s.205-216. Yücel,
Tahsin (2005): Kumru
ile Kumru, Can y.
Sözgelimi
(2) içinde
düşmüş olan
ögeler ayraç
içinde metne
eklenmiştir.
|