başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
iletişim evreninden
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

Biradaki B Vitamini

Nilüfer Altınel

Yeniden yapılandırılmış Kordon'da, olağan izlenimi uyandıran bir akşamüstü... Güneş batayazmış... Aman ellemeyin batsın, batsın. Kordon boyundaki birahaneler, kadınlar ve erkeklerle tıklım tıkış. Abartmak gerekirse ki her zaman gerekir İzmir'de kafayı çekmiş ve kafayı çekecek nüfusun oranı, kafa çekmeyen ve de çekmeyi düşünmeyen nüfusa göre kat kat fazla. Keyfe keder mi?

Bana ne İzmir'den? Bana ne Kordon'dan? Bana ne kadınlardan, erkeklerden, birahanelerden? Bana ne keyiften? Bana ne kederden? Mexicana'nın tahta masalarından birine çökmüş şu adam tam da şu anda bütün bu sayıp döktüklerimi düşünmüyorsa ne olayım!

İnsanın saçının düzgünce taranıp jöleyle ehlileştirilmiş olup olmamasından, boyun bağının gereğince bağlanması ya da sökülüp iç cebe sıkıştırılmasından, bira bardağını tutan parmaklarının manikürlü olması ya da tırnaklarının arasında kara kara mikropların cirit atmasından ne menem biri olduğunu anlarız, pat diye üzerine etiketi yapıştırır, kafamızdaki düşsel raflardan birine yerleştiriveririz. Ama gelin görün ki insanın kafasından geçmekte olanları bilemeyiz.

Ama inanıyorum ki bu zavallı adam, üzerindeki gıcır gıcır takım elbisesi, sabah özenle taramış olduğu iyi kesimli saçları, beyaz yakasında gevşettiği çok pahalı, siyah boyun bağı, üzerine iliştirilmiş her şeye yabancı bakan, şiş şiş, dalgın gözleriyle gençliğine ilişkin ne varsa, her şeyin onu terk edip gidişini unutmak için içiyor. Yaklaşan kırkıncı yaş gününü herkesten önce tek başına kutluyor, kutsuyor, kötülüyor, katıla katıla ağlıyor.

Sana acıyamam dostum. Acımak, zaman isteyen, pahalı bir iş. Ancak sana şöyle bir bakarım, bakar da geçerim.

Söyle banka hesabına yön verene sana yepyeni bir on yedi yaş satın alsın. Başında esmesi için bir varil kavak yeli, daracık bir kot pantolon, olanaksız gelecek düşleri, sevişilemeyecek kadın görüntüleri, bomboşluk, hırçınlık, rock'n roll satın alsın.

Bir bira daha ısmarlıyor kendisine adam. Bununla birlikte hesabına yazılan bira çentikleri yedi etti. Ağzını huni varsayalım bu adamın, midesini ise bir sünger, beynini hurdahaş, anılarını yürek parçalayıcı ve geleceğini de mutluluk vaat eder... ya da koca masayı tek başına bira içerek işgal eden bir adam olarak görüp onu, başımızı öte yana çevirelim.

Tazecik bir yel esip Kordon'u baştan başa yalıyor ve güneşin tepesinden bastırarak çabucak batmasına yardım ediyor. Rahat bırak onu işgüzar yel! Sen kendi işine bak, güzel kadınların saçlarını savur, bembeyaz boyunlarını aç ya da Mexicana'nın tahta masasında oturup bira içen şu adamın alnındaki terleri kurut en azından.

Adamcağız somurtmaktan vazgeçti. Bağışlayın ama yedi bira da adamı somurtmaktan vazgeçtirir hani. Yüzü gevşedi bizimkinin, yenilendi. Elleri derin bir boşluğu aralar gibi saçlarını yokladı. Ne alnında biriken terleri sildi ne de saçlarını tarar  gibi yaptı. Parmaklarım göz yuvalarına daldırdı. İçinde mor şimşekler çakan her iki beyaz küreciği bakınıp durdukları yerlerinden avuçladı.  Ellerinin arasında ürkek ürkek duran yapış yapış göz yuvarlaklarını bira bardağının içine bıraktı. Üzerlerinde kahverengi birer leke olan iki beyaz top, bardağın dibine vurdu, sonra da köpüklerin arasından adamın kendisine bakınakoydu.

"Bu genç adam da değilse yakışıklı kimdir?" dedi kendine bakınan gözler. Bağışlayın ama yedi bira da adamı kendisine âşık eder hani. Neyse ki bu saçma töreni uzatmadı adam, gözlerini bardaktan alıp yerlerine takıverdi.

Şimdi... ne mi oldu? Yeryuvar daha bir güzelleşmiş gibi geldi adama. Güneş batayazmış... Kordon boyu tazecik bir yel ile yalanmış... Güzel kadınların saçları savrulmuş, bembeyaz boyunları açıkta kalmıştı.

Mexicana şu tahta masalarında oturanların kocaman aynalara bakakaldıkları köhne birahene değil mi? Orası bile göze güzel gelir olmuştu doğrusu.

Kırk! Kırk! Kırk! Tamam söylenişi bile çirkin ama, hani kırk birden de daha iyidir.

"Garson!" diye ünledi adam durduk yere.

"Bu birayı götür geri... içinde kirpikler yüzüp duruyor bunun. Bana yenisini getir!"


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2005