YAZIEVİMİZDE YAPILAN BİR TARTIŞMA
türkçenin > Türkçenin > Türkçe'nin
Türkçe'nin > Türkçenin > türkçenin
Bir ulusun adını yazarken, büyük harfle
başlayalım ama, dilini yazarken ilk harfi büyük yazmayalım
diyor Ahmet Miskioğlu. Sözgelimi, "Fransız" sözcüğünde, "F",
büyük harfle başlasın; ama, "fransızca" derken, "f, küçük
olsun. Türk yazarken, "T", büyük harf olsun, ama "türkçe"
dediğimiz zaman "t"yi küçük yazalım. Böylece, dil adlarında
pek güzel görüntü vermeyen kesme iminden kurtulalım
Ertuğrul Efeoğlu, karşı çıktı bu
görüşe. Ahmet Miskioğlu'na hak vermekle, görüşünü doğru
bulmakla birlikte, yaygın bir uygulamayı değiştirmeye
kalkmanın doğru olmayacağını ileri sürdü.
Ömer Demircan: "Ulus adları büyük
harfle başlasın ve eklerinden kesme imi ile ayinisin; dil
adları ise büyük harfle başlamakla birlikte eklerinden kesme
imiyle ayrılmasın, ekler bitişik olsun, çünkü bugün yazın
dünyasında büyük çoğunluk böyle yapıyor." dedi.
M. Okan Baba da bu görüşü onayladı.
Başka arkadaşlar da katıldı tartışmaya. Sonunda anlaşma
oldu. «Türk'ün, Türk'ten. Türk'e» yazarken, ekler görüldüğü
gibi kesme imiyle ayrılacak. Ama, «Türkçenin. Türkceden.
Türkceve» yazarken görüldüğü gibi ekler kesme imiyle
ayrılmayacak, bitişik yazılacak.
Bunun ardından, coşkulu bir söyleşi
başladı. Herkes Türk Dil Kurumu'nun "gasp" edilişini
anımsadı. Atatürk'ün Türk Dil Kurumu, "gasp" edilip,
Türkçenin gelişmesine karşı olanların eline verilmemiş
olsaydı, bunun gibi sorunlar çoktan çözümlenmiş olacaktı.
Kaç yıl oldu! Kaç yıl! O yıl doğanlar,
bugün yirmi iki yaşındalar. "Türkiye'de ihanetler dönemi"
asıl o yıllarda başladı. Gülünç şeyler de oldu: Sözgelimi,
Atatürk'ün Türk Dil Kurumu "gasp" edildikten sonra Kurum'a
oturanlar, kendilerine "Asli Üye" demeye başladılar.
"Komik!" Kurumun asıl üyeleri, varken Kurum'u kapıp kaçanlar
kendilerine "Asli Üye" diyorlar, utanmıyorlar. Uluslararası
yasalara da aykırı bu. Asıl üyeler, aralarından, geçen zaman
içinde ölenler de bulunsa, bugün de yaşamaktadırlar. Yönetim
kurulu üyeleri de yaşamaktadır.
Nasıl açıklamıştı Ömer Asım Aksoy:
«Arapça bir sözcük olan gasp'ın en sağlam tanımını büyük
dilci Mütercim Asım m Arapçadan çevirdiği 'Kamus'ta buluruz
ki şöyledir: 'Bir nesneyi bir kimseden min gayri hakkın zor
ve zulüm ile almak'. Arapçada bu eylemi gerçekleştirene 'gasıp'
denilir. Yani gasıp, bir nesneyi bir kimseden hakkı olmadığı
halde gücüne dayanarak ve zulüm yaparak alan kişidir.»
DİL DERNEĞİ BEŞİR GÖĞÜS ÖDÜLÜ Osman
Bolulu'YA VERİLDİ.
"Sözün Işığı - Uygulamalı Noktalama
Bilgileri" adlı yeni yayımlanan yapıtı dolayısıyla Osman
Bolulu'ya Dil Derneği Beşir Göğüs ödülü verildi.
Dilek Göğüs Ülgiray, Prof. Dr. Doğan
Aksan, Prof. Dr. Cahit Kavcar, Prof. Dr. Sedat Sever ve
Sevgi Özel'den oluşuyordu seçici kurul...
Türkiye Türkçesinin arılaştırılması;
Türkçenin eğitimi ve öğretiminin geliştirilmesi
amacıyla hazırlanmış bilimsel
yapıtlardan bir tanesine her yıl "Dil Derneği Beşir Göğüs
Ödülü" verilmektedir.
Cahit Kavcar m, Kemal Ateş'in, İbrahim
Dizman'ın, Zekeriya Kaya'nın, Sedat Seve'in katıldığı "Okur
Olma Sorumluluğu" konusunda 12 Şubat 2005 günü Çağdaş
Sanatlar Merkezi'nde yapılan açık oturumdan sonra Bolulu'ya
ödülü sunuldu.
İŞÇİ ÖYKÜLERİ ÖDÜLÜ
GENEL-IŞ ve DiSK eski Genel Başkanı
Abdullah Baştürk adına düzenlenmiş olan 2. İşçi Öyküleri
Ödülü ile ilgili yarışma sonuçlandı.
"Soyka" adlı öyküsüyle Zafer Doruk,
birinci oldu. ikinciliği "Mahmut" adlı öyküsüyle Gülçin
Karaş Duman, üçüncülüğü de "Ayna" öyküsüyle Gencay Serter
kazandı
Baştürk'ün ailesi ile Edebiyatçılar
Derneği ve GENEL-IŞ'in düzenlediği etkinlikte seçiciler
kurulu Tuncer Uçarol, Adnan Özyalçmer, M. Sadık Aslankara.
Ahmet Yıldız, Aysun Erden'den oluşuyordu
Ödül töreni 25 Arılık 2004
Cumartesi günü Kumrular Caddesi Kızılay Ankara'da ASMMO
toplantı salonunda saat 18.00'de yapıldı
ALTIN KIZIMIZ SÜREYYA AYHAN'I BİZ HARCADIK
Kız olduğu için, kadın olduğu için,
ilkel dedikodular, türlü
kıskançlıklar, engellemeler, kişisel yaşamına karışmalar
Gelmiş geçmiş en başarılı koşucumuz Süreyya Ayhan'a
uyguladığımız davranış bu. Bizler, bindiği dalı kesen
insanlarız Her alanda böyleyiz.
Süreyya Ayhan'ın avukatı Hollandalı
Emiel Vrijman, gazetelerden öğrendiğimize göre,
"Süreyya Ayhan'ın idrarında herhangi bir doping maddesine
rastlanmamıştır" diyor.
Bilindiği gibi, altın kızımız, hiçbir yardım almadan yalnız
kendi çabasıyla ulaştığı üst dereceye gelmiştir.
Engellerlerde bulunduğumuz için utanmamız gerekir, Dışarıya
karşı boynu bükük, kendi insanımıza is» acımasız davranmak,
ne zamana değin sürecek?
MEVLÜT KAPLAN 2005 ÖDÜLÜ
"ödüllü Kitap Yazma Yarışması", bu yıl
çocuk şiirleri dalında gerçekleştirilecektir. 8-12
yaşlardaki çocuklar için yazılacaktır.
Şiir dosyası, 40 sayfadan az, 50
sayfadan çok olmayacaktır.
Yarışmaya katılma süresi 9 Eylül 2005
Cuma günü saat 17.00'de bitecektir.
Seçici Kurul, Mehmet Başaran, Tarık
Dursun K., Sami Karaören, M. Yaşar Bilen ve Mevlüt
Kaplan'dan oluşmaktadır.
Adres: 856 Sokak Paykoç Han No. 9 /B -C
Konak-İzmir
Daha çok bilgi almak isteyenler şu
telefona başvurabilirler: 0232 489 87 52
RIFAT İLGAZ ÖYKÜ ÖDÜLÜ
Başvuru süresi 15 Mart 2005 günü
bitmektedir. O güne değin, katılmak isteyenler, öykü
dosyalarından altışar örnek ile ödüle katılacaklardır.
Başvuru dilekçesiyle birlikte özgeçmiş bilgilerini de
vermeleri gerekiyor, "özgeçmiş bilgisi, adresi, telefon
numarası ve ödüle katılma dilekçesi bir arada gönderilmeyen
katılımcıların dosyaları değerlendirilmeye alınmayacaktır."
Leyla Erbil, Tahsin Yücel, Sedat Sever,
Emin Özdemir ve Burhan Günel'den oluşan seçici kurul
değerlendirecektir öyküleri.
ödül töreni, Kastamonu Rıfat İlgaz
Kültür Merkezi'nde yapılacaktır.
Başvuru adresi: "Çınar Yayınları, Rıfat
İlgaz Kültür Merkezi, Çatalçeşme Sok. 50 / 4 Cağaloğlu -
IstanbuT'dur. İletişim: Kadir incesu 0212 528 71 43
KİMİ SERGİLER
Ahmet Özol'un resim sergisi, 09 Aralık
2004 günü saat 18.OO'de İMKB Ankara Sanat Galerisi'nde
açıldı. 05 Ocak 2005 gününe değin sürdü.
Ahmet F. Oker'in resim sergisi, 15
Şubat 2005 günü Kadıköy Belediyesi Merkez Sanat Galerisi
(Eski iskele Karşısı)'nde açıldı. 22 Şubat 2005 gününe değin
sürdü.
Sanat çalışmalarını 1980'den beri
Almanya'da sürdüren Sabahattin Şen, yapıtlarını 19 Şubat
günü Aladoğan Art Gallery'de sergiledi. Sabahattin Şen'in
eleştirmeni Bülent Göncü, onun için şöyle dedi: "Almanya'da
yaşayan Şen, bir yere ait olmama endişesiyle resimlerindeki
insanların çözülmesi güç görülen iletişim ağına takılmasını
irdeliyor."
Sergi 08 Mart 2005'e değin sürecek.
SÜREKLİ SORULAN DERGİ ÜYELİĞİ İŞİ
Aslında biz, dergi üyelerimize,
sormuşlarmış gibi, her sayıda bilgi vermekteyiz. O da Şöyle:
Dergiyi adreslerine posta ile
gönderirken, adlarının üzerine birtakım rakamlar yazıyoruz,
işte bu rakamlar, hangi sayı için ödeme yaptıklarını,
üyeliklerinin ne zaman biteceğini göstermektedir.
Birçok üyemiz, o rakamlara bakmayıp,
bize yeniden soruyorlar, "Aboneliğimiz, üyeliğimiz bitti mi?
Üyeliğimiz ne zaman bitecek? Ya da Borcum ne kadar, lütfen
açıklayınız" diyorlar.
Oysa, ellerine derginin her
ulaşmasında, adlarının üzerindeki rakamlara
şöyle göz ucuyla bakmaları ile
borçlarının olup olmadığını kolayca görebilirler.
Sözgelimi: adlarının üzerinde 91-96
yazılmış olsun. Bu; 91. sayıda ödeme yapıldığını, 96. sayıda
üyeliğin bittiğini gösterir.
Bu denli kolay. Onun için "Üyeliğiniz
bitmiştir." diye ayrıca yazı göndermiyoruz, gereksiz
buluyoruz. Üyeliği bittiği halde, dalgınlıkla ödeme yapmayı
unutan üyelerimizin dergilerini kesmiyoruz. Biliyoruz ki
ayrımına vardıkları zaman fazlasıyla ödeyeceklerdir.
Okurlarımıza esenlik dileklerimizi
sunarız
Arat Ovalı