|
|
Söz dizimine duygusal yansımalar:
Atasözleri,
deyimler, deyişler ve Devrik Dizim
Prof. Dr. Ömer Demircan
08.01.05
Atasösleri, deyişler,
halk şiiri
birer sözlü kültür ürünüdür. Postman’ın da Ong’a
katıldığı gibi : “bu anlatım yolları rastgele
bulunmuş araçlar değildir. Onlar geçmişten geleceğe
aktarılır; düşüncenin özünü oluştururlar.
Genişletilmiş biçimdeki ortak düşünce, bunlar olmadan
ortaya çıkamaz; çünkü düşünce atasözleriyle deyişlerden
oluşmaktadır” (Postman 1985/94: 29-30).
Yazıya dayanan dönemde artık örneğin “mülkiyet
hukukun onda dokuzudur / sakla samanı gelir zamanı /
körle yatan şaşı kalkar / dost ile ye iç,
alışveriş etme “ gibi sözlü hukuka başvurulmaz.
Ortak düşünce ürünü olarak ortaya çıkan bu sözel
ürünleri eski insanlar belleklerinde taşıyorlar.
Ulaşılan değişmez sözler ezberleniyor. “Akıllı Solomon”
(İÖ 970-928 / 848-796) adlı Yahudi kralı o zaman
dünyanın en akıllı insanıymış. Bu kralın ezberinde 3000
atasözü, 1005 şiir bulunduğu yazılı.
Ancak bunları Sümer okulundan Babil’e geçen metinler
aracılığıyla edinmiş olabilir (Çığ, 2000).
|
İ.Ö. 3000
yıllarında çivi yazısını icat eden Sümerler,
kullandıkları atasözlerini ilk kez yazıya
geçiren toplumdur. Sami ya da Hint-Avrupa
kökenli olmayan bu insanlar zamanın en ileri
uygarlığını yaratmışlardır (Çığ, 1969/2002).
Derleyip kilden tabletler üzerine yazdıkları
atasözleri günümüzden 4000 yıl öncesine
gitmektedir. İki kitaptan oluşan kilden
belgelerde 1000 kadar atasözü vardır (Çığ, 1990,
1993, 1997, /2000: 68-76, 233, 261-262). Yaşanan
olaylara düşünsel çözüm içeren bu atasözleri
komşu ve yakın ülkelere de yayılmış olup kutsal
kitaplara geçenleri de bulunmaktaymış. Birçoğu
zamanımızdaki atasözlerine benzemektedir.
Örnekler: (Türkçe benzerleri ayraç içinde
verilmiştir).
“O tilkiyi
henüz yakalamadı, fakat tasmasını yapıyor”
(Dereyi görmeden paçayı sıvadı), “Açık ağza
sinek girer”, “İyi giyinen kimsenin
önünde herkes eğilir” (Ye kürküm ye), “Bir
tatlı söz herkesin dostudur” (Tatlı söz
yılanı deliğinden çıkarır), “Silahı az olan
devlet düşmanı kapısından atamaz”, “Bir
beyiniz, bir kralınız olabilir ama asıl
korkulacak vergi memuru”,... . |
Türkçe atasözü ve
özdeyişlerden bir bölümü devrik işlem içeriyor. Bu
devrikliğin nedenlerinden biri ölçülü anlatımda uyak
seçimine bağlı: Sakla samanı / gelir zamanı. Ötekisi
ise, atasözünün kullanıldığı bağlamda konuşan kişideki
duygusal değişimin de yansıtılması için: Açtırma
kutuyu / söyletme kötüyü.
Gerçekten de devrik
dizim nedenlerinden biri ya da sözlü anlatımda birincil
ayrım: “kızma, şaşırma, korkma, sevinme,
heyecan...” gibi aşırı duygusal değişimler sonucunda
odak seçilen ögenin öncelenmesidir.
Öyle değişimler Türkçe düşünceyi, dolayısıyla sözel
sırayı alt-üst eder. Odaklanan öge genellikle yüklemin
kendisi olur, atlanmış olan tümleçler onun ardına
dizilirler. Öyle bir tümce ister kurallı dizilsin
isterse devrik, her ikisinde de odaktan sonra onarım
vardır. Odak konumsal ya da bir odaklayıcı
ile seçilmeyip yalnızca vurgu ile belirlenirse
bu duygusal değişime bağlı bir seçimdir; her zaman
onarım gerektirir. Sözgelimi bir kızgınlık anında
söylenmiş olan (1)deki sözlerin yan yazılı bölümleri
onarılmıştır. Kızgınlık anında bu seçim sesletim
açısından zorunludur.
(1) i. hep SEN onları böyle
şımartıyorsun#.
ii. ŞİMdi
gösteririm
#
ben sana dünyanın kaç bucak olduğunu.
(2)
ÖGE KONUMLAMA

dizimsel
ALANİÇİne dizimsel ALANDIŞIna
+yüklemson
-yüklemson
   
 
-duygusal
+duygusal -duygusal
3. ONARIMLI
2. açıklamalı
(devrik onarım) 1.
devrik (devrik açıklama)
Duygu yükleme üç türlü
olabilir: 0. dokunaklı sözcük seçimiyle, (1.i)
odaklayıcı kullanmaksızın vurguyu odak alanı dışına,
yani başa kaydırarak, (1.ii) kimi ögeleri dizimsel alan
dışına konumlayarak.
Sözeylem açısından “devrik” i. sözü söyleme; ii. söz ile
yapılan (emir verme, isteme,... gibi) eylem; iii.
beklenen etkiye göre sözü biçimleme, (söz gelimi bir
isteği: “Ver şunu” yerine “Onu verir misin” ya da “Onu
verirsen sevinirim” biçiminde dile getirme). Onarımsal
devrik tümcede beklenen etkiye göre (iii.) düzenlemeden
vazgeçilir. Ancak kalıplaşmış olan atasözü, deyim gibi
sözlerdeki devrik dizim amaçlı sayılabilir.
Dizim ile ±duygusal
değişim ilişkisine bakılırsa, alandışı öge konumlamada
duygu yüklemeksizin ayrı anlam seçimini: (3.i) devrik,
(3.ii) açıklama diye ikiye ayırmalı.
(3) i. Bir de hoRON hikâyemi anlatayım
size.
ii. Onlara
allahaısmarladık diyeceğim günü bekliyorlardı
sadece
“güle güle”
demekle yetinip ayrılacakları günü.
(gün)
Sözgelimi bireysel
ilişkiler üzerinde tartışmaya varan bir etkileşime
katılanlardan biri sinirlenince karşısındakine “Açtırma
kutuyu, söyletme kötüyü”
(=beni kendi hakkında kötü konuşmaya zorlama) deyebilir.
Öyle bir durum, dinleyence “Açtı ağzını
yumdu gözünü” (= aklına gelen herşeyi
sakınmadan söyledi) deyişiyle anlatabilir. Aynı anlamı
yüklemson dizime aktaramazsınız. Atasözlerine,
özdeyişlere, deyimlere bakılırsa, onların çoğu yüklemson
dizimlidir ama, küçümsenmeyecek sayıda devrik dizimli
olanları da vardır.
Bu tür devrik sözlerin
hemen hepsinde yüklem ardına bir tek öge konumlanmıştır.
1.
Kimileri bir yanı, başı ya da sonu uyumsal ölçülü
anlatım zorlanarak,
2.
Kimileri ise iki bölümlü atasözü olarak devrik
dizilmişlerdir.
(4)
|
15
38
56
60
63
67
114
150
151
152
213
218
221
222
223
237
238
250
251
293
423
458
473
538
623
664
683
711
816
850
870
910
943
989
1029
1043
1056
1066
1092
1100
1101
1282
1367
1413
1418
1456
1460
1614
1615
1625
1729
1747
1777
1782
1787
1793
1820
1928
1970
2016 |
Acemi nalbant
kürt eşeğinde dener kendini
Aç gözünü,
Açma sırrını
dostuna,
Açtırma
kutuyu,
Ada bana,
Adam adamdır
olmasa da pulu,
Ağlama ölü
için,
Akıllı oğlan
neyler ata malını,
Akıl olmayınca
başta,
Akıl olmayınca,
ne yapsın sakal.
Allahtan sıska,
Alma alı,
sat yağızı, bin doruya, besle
kırı.
Al malın
iyisini
Alma mazlumun
ahını,
Alma sarı,
satma sarı,
Amcam, dayım
Anadan olur
daya,
An beni bir
kozla, o da çürük çıksın.
Anlatışa göre
verirler fetvayı.
Asil ile taş
taşı,
Balcının var
bal tası,
Baş yarılır
börk içinde,
Besle kargayı,
oysun gözzünü.
Bir sıçrarsın
çekirge, iki sıçrarsın çekirge,
Çalma elin
kapısını,
Çocuktan al
haberi.
Dağ başına harman
yapma savurursun yel için,
Deliden al
uslu haberi.
Düğün olur iki
kişiye,
Ek tohumun
hasını,
El için yanma
nâre,
Erken kalktım
işime,
Zürefanın
(<zarif) düşkünü,
Geldik yüze
(15 Şubat),
Gördün deli,
savul geri
Gülme komşuna,
gelir başına.
Güvenme
dostuna,
Hacı hacı olmaz
gitmekle Mekke’ye,
Hasta ol benim
için, öleyim senin için.
Hayır dile
eşine , hayır gele başına
Hayırlı evlat
neylesin malı,
İyilik et kele,
övünsün ele.
Kazma elin
kuyusunu,
Kırk yıllık
Kâni, olur mu Yani?
Kısmet ise gelir
Hint’ten, Yemen’den,
Kork aprilin
beşinden, öküzü ayırır eşinden.
Koy avcuma,
koyayım avcuna.
Ne dilersen
eşine, o gelir başına.
Ne doğrarsan
aşına, o çıkar kaşığına.
Ne verirsen
elinle o gider seninle.
Sabreyle işine,
hayır gelsin başına.
Sakla samanı,
gelir zamanı.
Sen olursan
bensiz, ben de olurum sensiz.
Sev beni,
seveyim seni.
Seyrek git sen
dostuna,
Sırrını açma
dostuna,
Sözü söyle
alana,
Ucuzdur vardır
illeti,
Vermeyince
mabut,
Yaza çıkardık
danayı, |
açarlar
gözünü.
o da söyler
dostuna.
söyletme
kötüyü.
adayayım sana.
eşek eşektir
olmasa da çulu.
ağla diri için.
akılsız oğlan
neyler ata malını.
ne kuruda
biter ne yaşta.
ne yapsın
muska.
çekme
kaygısını
çıkar aheste
aheste.
kapındaysa tutma
sarı.
herkesten aldım
payım.
hamurdan olur
maya
bedasıl ile yeme
aşı.
oduncunun var
baltası
kol kırılır
yen içinde
üçüncüde ele
geçersin çekirge.
çalarlar
kapını.
sel önüne
değirmen yapma, öğütür-sün sel için.
kaygısı düşer
deli komşuya.
çekme yiyecek
yasını.
yak
çubuğunu safanı ara.
şeker kattım
aşıma.
Beyaz giyer
kış günü.
çıktık düze.
saman doldurur
postuna.
dede dede olmaz
gitmekle tekkeye.
hayırsız evlat
neylesin malı.
kazarlar
kuyunu.
kısmet değilse ne
gelir elden.
kalksın ayak
üstüne.
o da söyler
dostuna.
kulağında
kalana.
pahalıdır vardır
hikmeti.
neylesin
Mahmut.
beğenmez oldu
anayı. |
*Devrik ögeler koyu yazılmıştır.
Deyimler:
Kişilerarası iletişimde
kullanılan deyimler arasında da devrik dizilenler
vardır. Onlar ancak ilgili duygusal bağlamlarda
iletişime katılabilir. Devrik olmalarının nedeni sözel
anlama ek olarak ezgiye yüklenen duygusal bir tepki de
içermeleridir. Örneğin çaresizlik karşısında “aralarında
bir fark yok” anlamında “Al birini,
vur ötekine” özdeyişi, ayrıca, konuşanın
sinirlendiğini gösterir. Kuşkusuz, devrik olmayan
atasözleri ile deyimler arasında da öfke, şaşırma,
korku, bezginlik... gibi duygulara bağlı olanlar
vardır.
Devrik deyimlerde yüklem
ardına birden çok sözcük atılmışsa, yüklemden başka
ikinci bir birim de odaklanır: ÇIK işin içinDEN,
ayıkLA pirincin taşıNI. Öyleyse,
burada deyimleşmeye bağlı bir odaklamadan söz
edilebilir. Ölçülü anlatıma giren deyişlerde odak sona
kayabilmektedir:“Halka verir talkını
(telkin), kendi yutar salkımı”. Bu değişim
düzanlamdan ayrılmaya, deyimleşmeden dolayı bir
başkalaşmaya bağlanabilir mi? Devrik ögesi odaklanan
deyimler (*) ile belirlenmiştir.
(5)
Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü!
*2180 Adı çıkmış dokuza, inmez
sekize.
*2437 Al Allah kulunu, zapteyle delini.
2440 Al aptesini, ver pabucumu.
2446 Al birini, vur ötekine.
*2949 Aldı ele, girdi yola.
2459 Al gülüm, ver gülüm.
2450 Aldı fitili.
*2460 Al haberi, git kabarı kabarı.
2510 Al takke ver külâh.
2699 Aşina çıktı ocak başına.
*2848 Ayıkla pirincin taşını.
3117 Ben gidemem bendere (iskele),
alışmışım kaba döşek
mindere.
3131 Besledik büyüttük danayı,
tanımaz oldu anayı.
*3251 Biri vardı geceden, biri düştü
bacadan.
3283 Bir zeytin verir ağzına, bir tulum
tutar ardına.
*3445 Buyurun cenaze namazına.
3470 Can benim canım, çıksın elin
canı.
3651 Çekiver (çek) kuyruğunu.
3668 Çevir kazı yanmasın.
*Çık işin içinden.
3679 Çıktı dokuza, inmez sekize.
*3783 Dam üstünde saksağan, vur
beline kazmayı
(nan)
4084 Düğün bizim, oyna kızım.
4200 El bebek, gül bebek.
4331 El kesesinden sultanım, develer
olsun kurbanım.
*4585 Geçti Bor’un pazarı (sür eşeğini
Niğde’ye.
4595 Gel zaman git zaman.
4723 Göreyim seni.
4729 Göründü Sıvas’ın Bağları. (umut
ters yönde gerçekleşti).
*5032 Halka verir talkını (telkin),
kendi yutar
salkımı.
*5140 Hadi canım sen de (Haydi
oradan).
*5179 Herkes gider Mersin’e, biz
gideriz tersine.
*5224 Hodri meydan.
5227 ?Hoppala bebek
5547 Kadı kızı Kadire, geldi çıktı
sedire.
5683 Karadeniz fırtına, al pırtını
sırtına.
*5690 Karaman’ın koyunu , sonra çıkar
oyunu.
*6245 Nato kafa nato mermer.
6250 Ne alâ memleket.
6259 Ne çaldın yüzüme, ne çalayım
yüzüne.
*6302 Nerde akşam , orda sabah.
6303 Nerede bu bolluk.
6304 Nerde ese (İsa) orda köse.
6449 Ölür müsün, öldürür müsün?
*6475 Öp babanın elini.
6221 Değirmende ağartmadık biz bu
sakalı.
6805 Sıçtı Cafer bez getir.
*6807 Sıfıra sıfır, elde var sıfır.
7009 Sürt Allah sürt.
7044 Şen olasın Halep şehri.
*7293 Uma uma döndük muma.
*7404 Varsa o, yoksa o.
7406 Vay canına.
7416 Vur abalıya.
7418 Vurdumduymaz kör ayvaz.
*7436 Yağma Hasan’ın böreği.
7544 Ye kürküm ye.
7738 Yürü ya kulum.
7801 Yüz verdik deliye, çemrendi sıçtı
halıya.
Aşırı kızgınlık ortamında terbiye
sınırları dışına çıkarak “Şey
ederim senin şeyini/e”
biçiminde savrulan küfürler de devrik olur. Düz dizimle
kalıplaşmış olanlar bunun dışında kalır.
Sözlü iletişim sürecinde atasözü ya da
deyim dışında söylenen sözlere de duygusal bir yük
bindirilirse, o söz devrik olur. Bunlar “ÇEK
elini üstümden” gibi düz anlam taşıdıkları için (6)
içindeki örnekler gibi odaklanmazlar.
(6)
Yeter artık.
Yaşanmaz orada.
Yenmez onlar daha.
Düşersin aşağıya.
Nerden buldun onu?
*Çek arabanı.
*Çekil karşımdan.
Elleme onları.
*Dokunma bana.
Dokunmayın ona.
Söylemiştim sana.
Yakışmıyor o söz sana.
Unuttu artık bizi
Konuşma onunla.
Açma kapıyı.
Çek
elini üstümden
Gelme buraya
İçme o mereti artık.
Bırak palavrayı.
Yeter artık yahu!
Bıktım senden be!
*Hadi be sen de
Ne
dolanıp duruyorsun burada!
Ne
bağrınıp duruyorsun orada!
*Ne
dikildin karşıma!
Ne
lâftan anlamaz adamsın yahu!
Konuşma artık!
*Kes sesini!
Karışma benim işime!
Kalem var mı üzerinde?
Ödedi mi borcunu?
Adam/köpek/dolandırıcı sen de
Götür onu buradan
Var
mısın iddiasına?
Sonuç olarak dizimsel alan dışına konumlama
türleri iki değişkene göre seçilir: ± duygusal. Devrik
anlatımda birinci ayırıcı seçim budur. duygusal olana “onarım”,
duygusal olmayanlara “devrik” ve “devrik açıklama”
denmeli. Yüklem ardında tek öge bulunması durumunda devrik
olan ile onarılmış olanı ayırmak oldukça zordur.
Kaynakça
Aksoy,
Ömer Asım (1976-): Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü 1,2,3. TDK
y.
Çığ, M.
Hilmiye (2002): Ortadoğu Uygarlık Mirası: 1,2,
Kaynak y.
Ong, W.
(1980) “Literacy and the future of print” Journal of
Communication, 30/1.
Postman (1985): Televizyon: Öldüren
Eğlence, Ayrıntı y. 1994.
Ezber, sözlü
kültürde “sınama yanılma”dan sonra başvurulan tek
öğrenme yolu. O nedenle belleğe yardımcı olan ölçülü
anlatım ve ezgisel uyak araçları kullanılıyor. Halk
şiiri sözlü kültür geleneğinin bir uzantısı, yazılı
kültür döneminde yalnızca bireysel okuma için
yazılmış şiirlerde ölçü ve uyak kullanılması
gerekmiyor. Şiirdeki ezgi dize uzunluğundan ve
uyaktan kurtuluyor.
Eğitimciler ezberin medrese
ile bağlantısını kurarlar. Ancak öğrencilerin ders
yerine kitap adı verilen özlü metinleri ezberleyerek
ilerlediği bu eğitimde ancak çok yetenekli olanlar
bunu başarıyor ve bütün kitapları belleğine almış
olan öyle kişilere “ayaklı kütüphane”
yakıştırması buradan geliyor. Bugün ise belleği öyle
bilgilerle şişirmek gerekmiyor; bilgiye ulaşım
yollarını bilip kullanmak yeterli.
| | |