başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
iletişim evreninden
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

GÜNLÜKLER

Günden Güne

İsmet Kemal Karadayı

İmralı 1990...

İmralı'daki tek evli "5. Köy"e, Yılmaz Güney orada "Açık Cezaevi Mapusu" iken, hükümlüler ve yönetim birleşerek "Yılmaz Köyü" adını vermişler... Güney'in bahçe işlerine baktığı, ürün devşirdiği, denizinden yararlandığı, bir kez de denizden pusu kurularak vurulmak istendiği, orman içinde, tek katlı, ak badanalı, tam on küçük penceresi bulunan bir evcik...

İmralı Adası'nda da kurulan "Adalet Bakanlığı Dinlenme Yapıları"na iki kez gitmiştim. 1988 ve 1990 yıllarında.,, Kadıköy'den gemiyle Mudanya, oradan da "Cezaevi Motoru" ile adaya... Yani bana göre özetlenmişiyle, denizinde kir ve balık, karasında gazete ve kitap bulunmayan bir orman örtüsü ve meyve ağaçları ile canlı tutulan; hükümlü emeklerinin bolca sebze, zeytin, süt ve yoğurt, bal vb. ürettiği; sözcüğün iki anlamıyla "garip" bir toprak parçası... Metamorfosis Manastırı'ndan iz kalmamış olup 1960'ların üç "Yassıada Hükümlüsü"nün üzünç verici anılarıyla da ünlenen İmralı'nın tarihine burda kısaca değinelim mi?

Marmara Denizi'nin Gemlik Körfezi açıklarında birada... Eski Yunan'da adı Besbikus. Mitolojiye göre Rindakos... Doğu Roma İmparatorluğu döneminde ad, "liman köyü" anlamında Kalanimnon... Osmanlı İmparatorluğu kurulduktan sonra, 1308 yılında Emir Ali Bey tarafından ele geçirilince de İmralı... Kurtuluş Savaşı sonrası, Rumların oturduğu bu ada, Türklerin oturduğu Rodos adasıyla değiş tokuş yapılmış, halktan kimse gelmediği için bir ara Karabetli Nuri Ağa adlı kişiye kiralanmış, daha sonra 1933 yılında Açık Cezaevi kurularak Adalet Bakanlığı yönetimine bırakılmıştır...

1988 ve 1990 yılları "gezi günlük anı anlatı" notlarımın "iyi"leri arasında şunlar var: Kamp arkadaşlarım... Yetmişbeşlik Kızılay görevlisi Makbule Hanım ile tok sözlü "Erkek Fatma"nın yarenlikleri... "Denizin en güzel kızı" dediğim, çokça kitap okuyan Yargıç Edibe... Uğraş arkadaşını korumak isterken görevinden olan Doktor Cem... Boston'dan gelmiş "mihrabı yerinde" turist arkadaşımıza evlenme önerisinde bulunan, "baston yutmuş" takma adlı, emekli Yargıç... İki yaşlarında, olağanüstü yaramazlıklar yapan, sevimli "Tanzanyalı" Tayfun... Prof. Erol Cihan ve fıkra kralı çapkın Ağır Ceza Başkanımız... Adanın Aytaç ve Cemil adlı genç. çalışkan iki Savcısı... Sergiler açmaya yönelen hükümlü ressam... Ve yetişkin hükümlü eğitimleri, saygıları...

"Kötü" ya da "düzeltilmesi gereken" diyebileceğimiz saptamalara gelince, Kamp Yönetim Kurulu Başkanlığına yazmıştım, onlardan birkaçı şöyle:

1. Ahırdan dönüştürüldüğü söylenen yatma odalarının "manzara"sı da, "ranza"ları da bozuk; içi havasız; pencereleri küçük ve sivrisineklere karşı telsiz, korumasız...

2. Gazete, dergi yok, gelmiyor.

3. Sıcak su, duş, telefon, çamaşır yıkama, eğlence hizmetleri yetersiz.

4. Büfe çeşitlemesi eksik, içki satılmıyor.

5. Sağlık Ocağı, Derslik ve Kitaplık yerine, nedense, ayak kokulan,

dışardan getirttiğimiz anason kokularıyla bile giderilemeyen daracık, kapısı

kocaman tabelalı "mescit" açılmış,

6. Ayrıcalık yaratan, iyice bakımlı iki "lüks konak" bizlere değil, biz onlara

acı acı gülüyoruz...

7. İstanbul'dan niçin Ada'ya doğruca gemi yok, anlaşılmış değil...

Her neyse... Doğru yanı olmayan sanki birer deveyiz... Bizi, yetinmelere alışık gücümüz ve deniz kurtarıyor.. Özellikle de beni kitaplarım, notlarım... Her iki dinlencede okuyabildiğim kitaplar şunlar: Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz (S Tanilli), Ölümsüz Oyun (O.Akbal), Aşkın Kutuplan (N.Bucak), Gökyüzüne Akan Irmak (Ö.Yağcı), Taonnina (H. Yavuz), Boşluk (Klaus Peter)...

Bizde de "boş zaman" çok ya. Değişik, çağrışımlı sözcük oyunlarına başvuruyor, arkadaşlara da öneriyorum. Örnek: Don Kişot'la Don Karlos... Karides'le Klarides... Kamp ile Kampana ya da Kampanella... İskambil "Dam"ı ile hükümlü "Dam"ı... Vapur ile Habur ya da Singapur... Ceviz ile Ceneviz, kiraz ile keriz, karı ile rakı, zina ile top ya da pop, ayva ile "ayvaaa"... Bul bulabildiğince, Türkçem varsıl...

İmralı şimdi, "tek kişilik" transatlantik'tir...


 bilgi@turkdilidergisi.com   -   2000-2004