Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

Gönüldeşimiz Vedat Günyol (*)

 

Ahmet Miskioğlu

 

Hiçbir eğitim kurumu yetiştirmek istediği insana, o insanın kendi seçimi ve istenci ölçüsünde etkili olamaz. Buna en güzel örnek, Vedat Günyol'dur.

Mehmet Başaran, Vedat Günyol'un, "Beni yetiştiren Köy Enstitüsü olmuştur.'dediğini anımsattı bize.

Yani okuduğu Saint Benoit değil, okuduğu Hukuk Fakültesi değil, gördüğü doktora öğrenimi değil Vedat Günyol'u yetiştiren; o, kendi seçimiyle, kendi istenciyle yolunu bulmuş, kendi yetişmesini kendisi sağlamıştır.

Birçok kişi, Vedat Günyol'dan okumuştur ya da dinlemiştir onun öğrencilerinden de söz açarken hep onlar beni yetiştirdiler dediğini... Hiç böbürlenmeyi sevmeyen, adının öne çıkmasını istemeyen alçakgönüllü bir tutumla... Doğrudur: O, kendi seçimiyle, kendi istenciyle yolunu bulmuştur.

Beni yetiştiren, okuduğum dergilerdir, diyebilirim ben de. Evet beni yetiştiren diploma aldığım okullar değil, okuduğum dergilerdir; seçtiğim, okuduğum kitaplardır. Hangi dergiler bunlar: Yeditepe, Türk Dili, 1940'lı, 1950'li yılların Varlık'ı, Yeni Ufuklar... ad saymayı daha fazla çoğaltmıyorum, gereksiz çünkü. Yeni Ufuklar dergisinin adı, kuşkusuz Yeni Ufuklar'ı yirmi beş yıl boyunca aralıksız çıkaran Vedat Günyol'u çağrıştıracaktır, size.

Bilindiği gibi, çok büyük bir haksızlıkla ve hayınlıkla Türk Dil Kurumu'nu ve Türk Dili'ni kapattılar. Kapatanlara uygulayacak bir yaptırım gücümüz bulunmadığı için, Türk Dil Kurumu'yla Türk Dili dergisine gönül borcumuzu Türk Dili Dergisi'ni aralıksız çıkarmayı sürdürerek ödemeye çalışıyoruz gönüldeşlerle birlikte... Bu konuyu birçok kez yazdık, söyledik...

Bir gün, ışıklar içinde yatsın, Atatürk Eğitim'de öğretim üyesi olan Ziya Arıkan'la birlikte Vedat Günyol'u görmeye karar verdik., Bu ölçüde emeğini cömertçe harcayan bir yazın emekçisini yakından görelim, sonra onunla bir yemekte buluşup bol bol söyleşelim dedik. Vedat Günyol'un Yazıevi o zaman: Himaye-i Etfal Sokak Mir'at Han, Kat 2 Cağaloğlu adresinde bulunuyordu. Umduğumuz üzere, Vedat Günyol'u yerinde bulabildik.. O da Yaşar Nabi gibi yazıevinden hiç ayrılmayarak, orada, ürünlerini çoğaltıp duran bir aydınımızdı çünkü.

Kendisini görmenin büyük bir mutluluk olduğunu açıkladık. Yazıevi, bir giriş, bir oda ve bir ikinci odadan oluşuyordu, duvarlar tavana değin kitaplarla doluydu. Koştu, alt kattaki çaycıdan kendi elleriyle bize çaylarımızı getirdi. Bu arada sigaralarımızı da yaktık. Övgülerimizi sıralamaya başladık. Ziya Arıkan alıyor, Yeni Ufuklar dergisini övüyor, o susuyor ben başlıyorum. Vedat Günyol da alçakgönüllülüğüyle böyle övgülü sözler söylemekten bizi alıkoymak için elinden geleni yapıyor, hep konu değiştirme çabası gösteriyordu.

Değerli yazar Konur Ertop açıkladı, Beyoğlu'ndaki yazıevinden dergi almış, Vedat Günyol dergileri indirimli olarak veriyormuş. Bizim ondan daha sonraki tanıklığımıza göre ise, Cağaloğlu'nda dergileri de kitapları da hiç para almadan veriyordu, armağan ediyordu yazıevine gelen gençlere...

Konuşmalarımızda sıra akşam yemeği konusuna geldi, önerimizi ısrarlı bir biçimde açıkladık. Vedat Günyol baktı kurtuluş yok; mutlaka onunla çok uzun söyleşi   yapmak İstiyoruz, kabul etti.

"Nerede oturuyorsunuz?" diye sordu. "Kadıköy'de oturuyoruz."

"Ben de Kadıköy'de oturuyorum; hangi lokantayı düşünüyorsunuz?"

Ziya Arıkan'ın çok sevdiği Dalyan'da Dalyan köşesindeki lokanta...

Şu raslantıya bakınız ki, bizim önerdiğimiz Dalyan'daki lokantanın bulunduğu yerdeymiş Vedat Günyol'un kız kardeşinin evi. Lokantada belli saatte buluşmaya karar verdik.

Usumuza gelen her konuyu konuştuk o akşam Vedat Günyol'la. En çok Yeni Ufuklar ile Çan yayınlarıydı ele aldığımız.                          

Doğrusunu söylemek gerekirse, en çok dikkatimi çeken şu oldu: Vedat Günyol, en ciddi konuyu kıvrak espirilerle sunuyor kahkaha attırıyordu insana.

Bütün lokanta boşalıncaya değin, geç vakitlere değin söyleştik durduk. Sonunda kalkma zamanı gelmişti. Çok geç olmuştu.  Evlere dağılalım dedik.

"Hayır, dedi, Vedat Günyol, sizi bırakmıyorum, iki tek de bizim evde atacağız."

Dayatma sırası ondaydı. Caddebostan'da oturduğu eve geldik. Meyva ağaçlarının dallarının, pencerelerinden içeriye değin girdiği güzel bir ev.

Burada Vedat Günyol'un bugüne değin kimsenin dile getirmediği bir özelliğini yakalıyoruz: Vedat Günyol, "mülk sahibi" olmamaya çok eskiden karar vermiştir.

"mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi

mal da yalan mülk de yalan var biraz da sen oyalan."

der gibi...

Ev, Aziz Nesin'in imiş. Aziz Nesin'in bir ara çok paraya gereksinimi olmuş. Vedat Günyol'dan çok para alarak evi ona satmak istemiş. Günyol da parayı vermiş, "mülk sahibi" olmamaya kesin kararı nedeniyle, karşılığında uzun süre kiracı olarak kalmış evde.

*

Vedat Günyol üstüne konuşmalar bitmez. Sunucular ve konuşmacılar, sözü ölçüsüzce uzatırlarsa, konuşmaları beğeniyle izleyenler, dinleyenler birer birer bırakıp gitmeğe başlarlar. Bunu birçok toplantılarda görüşyoruz, sunucular ve konuşmacılar adına üzülüyoruz. En iyisi, tadında kesmek. Biz de sayfa sayımızı aşmadan burada nokta koyalım.

(*) Toplumsal Dönüşüm Vakfı'nın Eğitim - Sen salonunda düzenlediği Vedat Günyol toplantısı...

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007