Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

Behzat Ay Yok Artık Aramızda

Ahmet Miskioğlu

 

Ahmet Hamdi Tanpınar, bir yazısında Cahit Sıtkı Tarancı'nın bir tutkusunu anlatır: Cahit Sıtkı, en sert içkileri birbirine katıp tadlarına bakıyormuş, içiyormuş. Bu davranışıyla ilgilendiğini görünce, Tanpınar'a «Ben, yavaş yavaş intihar ediyorum.» demiş.

Kendinizi tek kurşunla bir anda öldürebilirsiniz. Kendini öldürmenin bir başka yolu da, böyle yavaş yavaş... Cahit Sıtkı öldüğünde 46 yaşında bulunuyordu.

Halim Uğurlu, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın yorumunu dinlemiş: «Salâh Birsel, belli bir yaşa gelmişti, ölümü yadırganmaz; ama Behzat Ay'a gelince, o kendini yavaş yavaş öldürdü...»

Evet, Behzat Ay, yok artık aramızda... Zaman zaman nasıl pırıl pırıl aydınlık olurdu yüzü! Sanki yaşamı boyunca ağzına hiç içki koymamış bir adam gibi... Zaman zaman da doğrusu yüzüne bakar, korkardım; insan bu ölçüde içkili olabilir mi diye kendime sorardım. Behzat Ay'dı o; kimseye benzemeyen, çok kişiyi kızdıran, çok kişinin de sevdiği Behzat Ay... Kızsak da kızmasak da, sevsek de sevmesek de, Behzat Ay artık hiç görünmeyecek. Hiç kimse ona artık niçin bu ölçüde içkilisin, şu içkiyi içmeyi biraz azaltamaz mısın, diyemeyecek.

Ama, doğrusu, Behzat Ay'ın ölümünü gönlüme sığdıramıyorum.

Benden on üç, on dört yaş küçük olan bu arkadaş nasıl ölebilir?

Sami Nabi Özerdim'i yitirmeden bir süre önce, ondan Ankara'dan bir mektup almıştım: «Gözlerim hiç görmüyor, dergileri okuyamıyorum, mektubu da el yordamıyla yazıyorum, artık ölmek istiyorum.» diyordu.

Ölmek için onun bir gerekçesi vardı kendine göre. Behzat Ay'ın ölmek için ne idi gerekçesi?

Yazıları bir ay içinde birkaç yerde birden çıkıyordu. Kültür Bakanlığı, "Çanakkale'den Laik Cumhuriyete" adlı yapıtının yeniden basımını istiyordu, okullara, kitaplıklara dağıtmak için... Bir yayınevi (Toplumsal Dönüşüm) son kitabını baskıya vermişti, bugün yarın çıkmak üzereydi. Adam Sanat dergisinden Turgay Fişekçi ile konuşmuştu; kendisine «Gönder, her yazını basarız.» demişlerdi, nitekim, ilkelerine uymadığını söyledikleri bir yazısını basmışlardı. Cengiz Gündoğdu da İnsancıl için ondan yazılar istemişti. Behzat Ay'ın içi sevinç doluydu. Coşkulu coşkulu anlatıyordu.

«Evden çıkmıyorum, durmadan çalışıyorum; okuyorum, yazıyorum. Haftada yalnız bir kez dışardayım; Türk Dili Dergisi'ne sana geliyorum, Say Yayınları yazıevine gidiyorum, Cumhuriyete uğruyorum. Sonra yeniden eve dönüp çalışıyorum.» diyordu. Mutlu bir görünümü vardı son sıralarda. Çok konuşmayı seviyor, sözden söze atlıyor, bol bol şakalaşıyordu.

Behzat Ay'ı son görüşüm 8 Temmuz 1999 Perşembe günü oldu. Toplantılara içkili gelmemeye söz vermesine karşın içkiliydi. Esrikliğini saklayabileceğini mi sanıyordu bilemem. 1 Temmuz ve 8 Temmuz Perşembe günleri Behzat Ay üst üste gelmişti; sanki arkadaşlarla vedalaşmak mı istemişti? Güzel, tatlı konuşmalar da yaptı. O günlerde Nevzad Odyakmaz, Refika Bezirci, İsmet Aydınoğlu, Ulviye Alpay, Ahmet Miskioğlu, Selahattin Çiller, Türkay Korkmaz, Osman Serhat Erkekli, Hüseyin Topçugil, Mehrizat, Mehmet Özgül, Özlem Ertürk, Yılmaz Çongar, Füruzân Toprak, Nuri Karaküçük, Dursun Özden, Osman Şahin, Leman Boduroğlu, Anıl Meriçelli, Alp Kuran, Nevra Bucak, Nusret Karaca, Osman Numan Baranus, Güvenç Elman, Beki Bardavid, Osman Nuri, Sadiye Akay, Elif Sorgun, İlksel, İsmet Kemal Karadayı, İkbal Kaynar vb. vardı toplantı yerimizde; kimisi erken gelip erken kalkmıştı, kimisi geç gelmişti; ama, çoğunluk görmüştü onu. Ben, fotoğraflar çekmiştim, Dursun Özden de çekmişti... Son fotoğrafları...

Esrik esrik konuşmaları kimini kızdırıyor, kimini güldürüyordu...

Çok sevdiğim bir arkadaşım, bir gün bana şöyle dedi:

«Bu içki bağımlısı adamın her sayıda yazısını yayımlıyorsun da benim bir yazımı basmıyorsun, doğrusu güceniyorum!»

Oysa, Behzat Ay, özlemle beklenen, yazıları beğenilen, günlükleri aranan bir yazardı.

«Dergi postadan çıkınca sevinçle sayfalarını karıştırıyorum, en önce Behzat Ay'ın yazısını okuyorum.» diyen okurlarımızın sayısı çok. Kimileri de, içtenlikle konuşarak «Türk Dili Dergisi'ni okumaya son sayfalardan başlıyorum.» diyordu. Özet olarak şunu söylemek gerekir ki, uzun bir süreden beri yaptığımız alçakgönüllü sayılamaya göre Behzat Ay, en çok okunan, en çok sevilen yazarlarımızdan biriydi.

Işıklar içinde olsun sevgili arkadaşımız.

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007