Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

"Öleceğim de Onun İçin İçiyorum"

Osman Serhat Erkekli

 

Behzat Ay'la Suadiye'de aynı bölgede oturmamız dolayısıyla 1972'de bölgemizdeki bir kitapçıda tanıştım. Arif Damar’ın da aynı bölgede bir kitabevi vardı. Daha sonra Cemal Süreya'nın önayak olmasıyla Kasım 1975’te Merkez Kıraathanesinde buluşmaya başladık. Behzat Ay'ı içkievinden döndüğümüz geceler evine bırakmak zorunda kaldığımı anımsarım. Kadıköy'deki hemen hemen bütün içkievlerinde örtülü bir ödeneği olur, güç durumda kaldığı zamanlar içkievinin işleticileri kendisine bir taksi çağırırlardı. Behzat Ay her karşılaşmamızda kendisinin en eski dostlarından olduğumu söyler; 1975'te Cağaloğlu'nda tanıştığımız iki kızla geçirdiğimiz hoş günü anımsatırdı. Bu arkadaşlarla dostluğunu bir süre daha sürdürmüş kendisi.

Behzat Ay son görüşmemizde, sanırım ölümünden birkaç gün önce, bana telefon numarasını vermiş, "Benimle ilgilen!" demişti; vergi iade bildirim zarfını birlikte doldurmaktan sözetmişti; aylık farkını bir an önce alıp Arslanköy'deki yayla evine gitmeyi düşünüyordu. Osman Şahin o gün "Senin sünnetini ben yaptırdım!" diyen Behzat Ay'a öyle tatlı bir "Eşşeoğlueşşek!" demişti ki, ölümünün ardından bana acı tatlı bir söz geliyor şimdi o takılma. Sık sık alkol bağımlılığından sayrılarevine yatardı. Son günlerinde de arkadaşlarını arayıp "Beni hastaneye yatırın", demiş; dahası Hüseyin Topçugil’i ölümünden bir gün önce aramıştı. Herkes bu isteklerini kanıksamış olduğu için pek umursamamış anlaşılan, ama ölüm duyura duyura gelmiş. Son gördüğümüzde tansiyonunun beşe düştüğünden, komşularının yardım ettiğinden sözetmişti. Yine o Bostancı İstasyon Çaybahçesi'nde son gördüğümde, Ahmet Miskioğlu kendisine "Yine içmişsin; içmediğin günler daha iyi oluyorsun", dediğinde, "Öleceğim de onun için içiyorum", demişti.

Kendisinin Köy Enstitüsü çıkışlı yazarlar topluluğu içinde önemli bir yeri vardır. Son yıllarında daha çok Atatürkçülükle ilgili çalışmalar içindeydi.

Doğa yaşarken erinç vermedi; ölümü de yapayalnız yaşadığı bir evde, cansız bedenini komşularının bulup yaşam arkadaşı Elgiz Pamir'e bildirmeleriyle oldu. Mutlu olsun artık desem olamaz ki…

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007