Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

 

Gönüldeşlerle

 

Ahmet Miskioğlu

 

«Ali Dündar'la ne zaman tanıştınız?» diye soranlar oldu bana, birçok kez; hep şu yanıtı verdim: «Yüz yıldan beri tanışırız Ali Dündar'la!»

Bir insanın yaşamı kaç yıl sürermiş; ortada bir gerçek varmış ki, değiştiremez imişim;  bir kez, ben kaç yaşında, Ali Dündar kaç yaşında imiş!

Anlamak istemeyene ne diyebilirim?

Mustafa Şerif Onaran'la bunları da konuştuk TÜYAP’ta.   Kendisini de Ali Dündar gibi çok eskiden tanıdığımı açıkladım.

Bilindiği gibi, Mustafa Şerif Onaran, önce iyi bir ozandır. İstanbul, Fikirler, Varlık, Yücel, Türk Dili dergilerinde yayımlanan şiirlerinin bir bölüğü "Unutulmuş Şiirler" adlı bir yapıtta yayımlanmıştır. Türk Dil Kurumu'ndaki çalışmaları ile Türk dilinin özleşmesine bağlılığı da unutulmaz. Yüzleri kızarmadan döneklik yapanların çirkinlikleri ortamında bu bağlılık bizce çok önemlidir.

Ya Edebiyatçılar Derneği kuruculuğu ile dernek başkanlığı? Bütün işleri uygun bir düzene koyan etkili bir başkan olarak hep anımsanacağı kuşkusuzdur Onaran'ın.

«Atatürk, Türk Dil Kurumu'nun geniş katılımlı, topluma açık bir dernek olmasını istedi: Hiçbir zaman dar kadrolu, kapalı bir devlet dairesi olmasını düşünmedi.

Türk Dil Kurumu'nun tüzüğü Dernekler Yasası'na uyum sağlaması için değiştirildi. Anayasa değişikliğiyle yeni bir yapılanmaya dönüşmesi, yalnız Atatürk'ün görüşlerine değil, kalıtına da aykırıdır.» diyor Mustafa Şerif Onaran Çağdaş Türk Dili'nde. TÜYAP'ta söyleşirken de böyle güzel açıklamalar yaptı, bize sorular soran okurlarımız karşısında; çok mutlu olduk.

Burhan Günel'le söyleştik Türk Dili Dergisi sergisinde. Bir iki kez uğraması bizi sevindirdi. Umut Zamanı, Yağmurla Giden, Aksayan, Acının Askerleri, Kalanlar ve Gidenler, Ve O Güzel Kadının Çocukları, Eski Desenler, Yasak Odası, Baraka, Ateş Uykusu adlı romanlarını giyinmiş sırtına, olgun mu olgun,ölçülü mü ölçülü bir aydın insan... «Günel'in yaşamı son derece ayrıntılarıyla algılama gücü, romanlarında belirgin bir biçimde kendini gösterir. Kimi zaman en yakınındakiler biraz da kendilerini bulmuşlardır bu yapıtlarda. O, bir insana doğrudan karşı koymaktansa, yazdığı bir yapıtta onu yoğurarak, kimliğini ezip tuzbuz ederek daha geniş kitlelere, miras olarak bırakmayı dener.» diyor Ahmet Özer onun için... Öykü yapıtlarının da adlarını yazalım okurlarımıza: Sevgi Bağı, Başka Bir Yaz, Dünyanın En Güzel Kadını, Yine Bir Gülnihal, Nergiz, Bisiklet Günleri, Fayton, Evet Aşk, Ateşi Seçtim, Karanfil ve Hançer... Burhan Günel; Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü'nü iki kez kazanmıştır. Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü'nü, Nevzat Üstün Öykü Birinci Başarı Ödülü'nü de kazandı.

Todor Miçov, Esat Bayram ve Dursun Özdenle hep Makedonya'dan söz açtık. Makedonya Türkçesinden... Todor Miçov, Türkçe bilmiyor; konuşmalarımızı ona hep Esat Bajram çeviriyordu. Sonra da bize dönüp, «Todor Miçov, anlar ama, konuşamaz Türkçeyi!» diyordu. Bir ara Makedonyalı Suat Engüllü de uğradı aramıza...

Mehmet Başaran güzel bir şaka yaptı, bana dönerek «Sen banka mı soydun, bu ne bolluk?» dedi. Bizim yanıtımız şu idi: «Bütün sergilerde gördüğünüz görevliler, biliyorsunuz ki ücretli çalışanlardır, tek bizde ücretli çalışan yoktur. Her gelen bir şeyler getiriyor, burası dolup taşıyor. Siz, imeceden anlarsınız, Köy Enstitüsü çıkışlısınız; işte görün imecenin başarısını!»

Türk Dili Dergisi sergisini onurlandıran Hüseyin Atabaş'la da güzel konuşmalar yaptık. Gelecek, Yanarca, Bitmeyen, Yüzün Bende, İlkyaz Töreni, Saydam ve Gizli Şiir yapıtlarının şairi... Bir deneme yapıtı da var, Kale ve Bozkır... Hüseyin Atabaş, Edebiyatçılar Derneği'nin Genel Başkan Yardımcısı bugün... Yürekten desteklediğim "Edebiyatçılar Derneği"ne niçin girmediğimi açıkladım kendisine: "Bir kez, siz Ankara'dasınız, ben İstanbul'da oturuyorum. Ankara'ya gitmek fırsatı da pek bulamıyorum, işlerimin yoğunluğundan. Hiçbir toplantısına katılamıyacağım bir derneğin üyeliği ne işe yarar, daha doğrusu üye olmanın ne gereği var diye düşünüyorum. Bir sorun da aylık ödenti sorunu. Üyelik ödentisini nasıl unutmayıp ödeyebileceğim. Kuşkusuz bu konuda da, birtakım sorunlar çıkacak, kesinlikle çıkacak... En iyisi üye olmamak. Yani en kolay yol üye olmamak. Ama Edebiyatçılar Derneği'ni , yaptıkları işleri yürekten destekliyorum.»

Türkiye Yazarlar Sendikası'nın kimi dönemlerinde, özellikle Aziz Nesin'e, sonra da Oktay Akbal'a birçok kez Ankaralı yazarlar başvurarak, Ankara'da bir temsilcilik açılmasını istemişlerdir. Oktay Akbal'ın başkanlığı döneminde temsilciler atamanın hemen ardından Ankara'da bir devinim başladı. Ve bildiğimiz gibi "Edebiyatçılar Derneği" kuruldu. Bu, temsilci atamalarına bir tepki miydi; ayrıntıları bilmiyorum.

Hüseyin Atabaş'a dedim ki: «Edebiyatçılar Derneği kurulur kurulmaz bizim Türkiye Yazarlar Sendika’mızdaki birçok arkadaş gidip oraya da üye oldular, şaşıyorum bu olaya. Ben kendi payıma, ne gereği var, diye düşünüyorum. Sanıyorum ki, TYS'nin yüzde yirmi beşi, Edebiyatçılar Derneği'ne de üye olmuştur.»

Hüseyin Atabaş, yüzde yetmiş beşi mi dedi, yüzde doksanı mı dedi iyi anımsayamıyorum şimdi; ancak çok büyük bir rakam olduğunu öğrenmiş oldum. Hiçbir yorum da yapmak istemiyorum bu konuda.

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2007