İki ayın
içinden
CEMİL YENERİ YİTİRDİK
Dergimizin
yazarlarından değerli yazar Cemil Yener’i 14 Eylül 1995
Perşembe günü yitirdik. Cuma günü, Erenköy Galip Paşa
camiinde öğleyin kılınan namazdan sonra Beylerbeyi'ndeki
Nakkaştepe gömütlüğünde toprağa verildi.
1910
Antakya doğumlu olan Cemil Yener, 1941'de İstanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı
Bölümü'nü ve Yüksek Öğretmen Okulu'nu bitirdikten sonra
Anadolu'nun birçok yerlerinde yazın öğretmenliği, lise
müdürlüğü, Milli Eğitim müdürlüğü görevlerinde bulundu. Bir
süre İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölüm
Başkanlığı da yaptı.
Yazılarıyla
Varlık, Yelken, Türk Dili dergilerinde görülen, dokuz yıldan
beri de bizim Türk Dili Dergisi'nde yazan Cemil Yener,
Cumhuriyet ve Yeni Ortam gazetelerinde de yazıyordu.
Halit Ziya Uşaklıgil üzerine yazdığı
Bir Romancının Dünyası adlı yapıtı 1959'da yayımlandı.
1966'da kaleme aldığı Fuzuli'nin Dünyası ile Türk Dil
Kurumu'nun 1967 Deneme-Eleştiri ödülünü aldı. 1970’te Şeyh
Bedrettin'in ünlü yapıtı Varidat’ın çevirisini ve yorumunu
yayımladı. Cemil Yener'in bir de Türk Halk Edebiyatı
Antolojisi vardır.
Cemil
Yener; uzun zaman Ziya Arıkan, Sabahattin Arıç, Halil İzer,
Selman Erdem, Ahmet Miskioğlu bg. arkadaşlarının oluşturduğu
grubun on beş günde bir yaptıkları toplantılara düzenli
olarak katılmıştı. Zaman zaman da yalnız Ziya Arıkan'la,
yalnız Ahmet Miskioğlu ile sık sık da Sabahattin Arıç ile
baş başa buluşmaları oluyordu. Sabahattin Arıç, Ziya Arıkan,
Ahmet Miskioğlu'nun oluşturduğu; Arıç’ın öğrencisi olan
Şükran Kurdakul'un da katıldığı Fenerbahçe Kulübü
Kurbağalıdere yemekli toplantılarına da bir süre devam
etmişti Cemil Yener. Çok sevdiği öğrencisi, Sabri Koz ile de
binde bir buluşmaları olmuştu. Bir iki kez de Sabri Koz,
Ahmet Miskioğlu ve Cemil Yener çok güzel söyleşi yapmışlardı
Kadıköy'de. Ziya Arıkan'ı çoktan yitirmiş olduğumuz gibi,
Cemil Yener’i de bugün artık yitirmiş bulunuyoruz. Konuşulan
konular, hep dilimiz, yazınımız, ekinimiz; gelişmelere omuz
veren yazarlarımız, yetenekli yöneticiler bg. oluyordu.
YILDIZ
TEKNİK ÜNİVERSİTESİ'NDE ULUSLARARASI ÇEVİRMENLİK ve
DİLMAÇLIK SEMİNERİ
Yıldız
Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Ertuğrul
Efeoğlu'ndan öğrendiğimize göre, üniversitenin Fen-Edebiyat
Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Fransızca
Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı, 23-25 Ekim 1995 günleri
arasında, Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Kampusu
Oditoryumunda, yazınsal ve teknik çeviri ile dilmaçlık
alanlarında, Avrupa Birliği'nin eğilimleri ve Avrupa
Kurumlarının da gündeme getirildiği, katılım dili Fransızca
olan bir çeviribilim semineri düzenlemiştir. Fransız
Başkonsolosluğu Dil ve Eğitim İşleri Bürosu'nun işbirliğiyle
düzenlenen seminere Fransa'nın ünlü çeviri okulu E.S.I.T.te
yöneticilik yapmış olan Prof. Dr. Danica SELESKOVJTCH ile
yine E.S.I.T.ten Doç. Dr. Catherine TEULE-MARTIN ve Anvers
Üniversitesi Çevirmenlik-Dilmaçlık Enstitüsü onursal başkanı
Prof.Dr. Johan SOENEN çağrılı olarak
katılmışlardır.Seminerin izlencesi şu ana başlıklardan
oluşmuştur:
+ Prof. Dr.
Danica SELESKOVITCH:
"Sözlü ve Yazılı Çeviri: Dilmaçların ve Çevirmenlerin
Yetiştirilmeleri Arasındaki Ayrım"
+ Doç Dr.
Catherine TEULE-MARTIN: "Avrupa Kurumları"
+ Prof. Dr.
Johan SOENEN: "Çeviri: Çokekinli ve çokbudunlu bir
birliktelik için engel mi, itici güç mü?"
+ Prof. Dr.
SELESKOVITCH: "Anlam: Yazılı Çeviride Anlatım Sorunları,
Sözlü Çeviride Arılama Sorunları"
Doç. Dr.
TEULE-MARTIN: "Avrupa Birliği'nin Ekonomik Eğilimleri"
+ Prof. Dr.
SOENEN: "<Almanya Devinme, Fransa Dinlenmedir> JEAN
GİRAUDOUX: Dil ve Çeviri Konusunda Bu Söz Ne Anlama Gelir"
+ Prof. Dr.
SELESKOVITCH: "Karşıtlık Kuramının İkili Çizgesi ile
Dilmaçlık Kuramının Üçgen Çizgesi Arasında Kalan Çeviri
Kuramları"
AHMET
ÖZOL'UN RESİM SERGİSİ
Marmara
Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi
Bölümü'nde öğretim üyesi olan Doç. Dr. Ahmet Özol, 14.
kişisel sergisini 22 Eylül -12 Ekim günleri arasında
İstanbul Taksim Sanat Galerisi'nde açtı. Yapıtlarını
değerlendiren Ayhan Menteş, onun için güzel görüşler ortaya
koymuştur: Ahmet Özol, soyut akımlardan yararlanmakla
birlikte dış dünya görünümlerinden ilgisini koparmamıştır.
Figürlere görülenin üstünde bir anlatım gücü kazandırmıştır.
Ekspresyonizm (Dışavurumculuk) anlayışından yararlanmakla
birlikte onun sanatında aşırı renk kontrastları (karşıtları)
yerine müziği anımsatan şiir dolu gizemli bir anlatım öne
geçmiştir. Sanatçının resimlerinde yaygın olan simetrik
kompozisyonlarda doğa üstü bir güç karşısında duyulan
imrenme, engin tinsel varsıllık anlatılmıştır. Ahmet Özol,
imgelem gücünün engin boyutlarına ulaşmıştır. Simgeci bir
anlayışa, söylencesel bir öykünmeye yönelmiş, doğa
coşkusuyla insan duygularını aynı potada eritip
kaynaştırmıştır.
1945
yılında Gönen'de doğan Ahmet Özol, Ecole Nationale Superieur
Des Beauxarts'da resim uğraşısında bulunmuştur. On dört
kişisel sergi açtığı gibi, grup sergilerine de katılmıştır.
Başarılarının sürmesini diliyoruz.
ARİF
DAMAR
24 Ekim
1995 Salı günü, saat 19'da Küçük Sahne'de Türkiye Yazarlar
Sendikası ile Pen Yazarlar Derneği, ortaklaşa Arif Damar'ın
70. doğum yılını kutladılar. Konuşmacıları Ataol Behramoğlu,
Şükran Kurdakul, Şaban Ormanlar, Seyhan Erözçelik, Enver
Ercan, Gülsün Çınar, Adnan Özer oluşturuyordu. Sunucu:
Gülsen Tuncer, Dinleti: Aylin-Ömer...
OSMAN
BOLULU
Edebiyatçılar Derneği Genel Yazmanı Osman Bolulu,
öğrendiğimize göre, 6 Ekim 1995'te Danimarka'ya gitti.
Orada, Kopenhag Belediyesi'nin salonunda kitaplarının
çevirmenleri Erik Situnus ve Murat Alpar'la birlikte
okurlarla söyleşi yaptı. Türkiye'den işçi olarak
Danimarka’ya giden orada yerleşmiş olan yaşlılarla konuştuğu
gibi, ayrıca Danimarka'da doğmuş gençlerle de konuştu.
Türkiye'den götürebildiği çok sayıda kitabını da orada
okurlarına imzaladı. Osman Bolulu'nun özellikle "Belleksiz
Toplum" kitabının çok ilgi topladığını biliyoruz.
SALÂH
BİRSEL
Dostumuz
Salâh Birsel'in üç yapıtı birden ulaştı yazıevimize: Rumbada
Rumba, Papağanname, Şiirin İlkeleri... 5. baskıya ulaşmış
olan Şiirin İlkeleri'nde her bölümceye başlık koyma
yöntemini uygulaması bizce çok iyi olmuştur. "Eleştiri
Kuramı" adlı bölümceyi buraya alıyoruz:
Yığınlar
yani sanata bir eğlence gözüyle bakanlar sanatı çokluk cılız
yaratmalardan izledikleri için önlerindeki örneklerin
berisinde kalmış olan yeniliğe varmakta bir hayli zorluk
çekerler.
Yeniliğin
anlaşılması ve benimsenmesi çok sonra, onu sezip yığınlara
tanıtan birkaç uyanık eleştirmenin ya da bu yaklaştırma
işinde çıkarı bulunan edebiyat simsarlarının ortaya
çıkmasıyla gerçekleşebilir.
Kimi zaman
yeniliği getiren şairin, sözgelişi favori modasını yaymış
bulunması gibi sanatta hiç ilgisi almayan bir nedene
dayanarak üne kavuşması da bu yeniliğin kabul edilmesinde
rol oynayabilir.
Bunlardan
şu sonuç çıkar ki, yeniliğin, yeni bir sanatın ya da daha
genel olarak sanatın anlaşılması öyle sağlam temeller
üzerine oturtulmuş değildir. Sanat alanında kullanılan
yöntemler tecim alanını dolduran buyrukların yargıların
hemen hemen tıpkısıdır. Yani orda da kötü paranın iyi parayı
kovduğunu açıklayan Grasham yasası gereğince kötü şiir iyi
şiiri ortadan kaldırmaktadır. Orada da edebiyat simsarları,
büyük eleştiri kurumları, roman toptan satış depoları,
aktarmacı şairler birliği piyasasının dizginlerini
avuçlarında sıkmakta ve piyasayı bozacak kitapların sürümüne
ya da meydana çıkmasına engel olmak için aralarında her
türlü kartel ya da tröst kurmaktan çekinmemektedirler.[i]
DAĞLARCA
EĞİTİM KURULU'NDAN DUYURU
“Türkçe
Oluyorum Ben / Konuşurken Yazarken"
Bütün
İlkokul Öğrencilerine Açık Yazı Yarışması
1. Bütün
ilkokul öğrencileri, yukarıda belirtilen konuyu en az 20, en
çok 30 sözcükle işleyecekler, yazılarını okul müdürlerine
vereceklerdir. Müdürler, topladıkları yazıları aşağıdaki
adrese göndereceklerdir.
2. Bizce
yapılacak ön seçimden geçebilen yazılar, Üst Seçiciler
Kurulu'na sunulacak, Üst Seçiciler Kurulu'nun
değerlendirdiği kırk (40) yazıya birer milyon lira ile
"Dağlarca Eğitim Kurulu Başarı Belgesi" verilecektir.
3. Yazılar
en geç 23 Nisan 1996'dan önce, aşağıda gösterilen adrese
ulaşmış olacaktır. Kazananlar, 20 Mayıs 1996 tarihli
gazetelerle duyurulacak, İstanbul'da olanlar 29 Mayıs 1996
günü Kadıköy Halk Eğitim Salonu'nda yapılacak törende
armağanlarını alacaklardır.
4.
"Türkçe Oluyorum Ben / Konuşurken Yazarken" ilkokullara açık
yazı yarışmasının yazışmaları İstanbul'da yayımlanmakta olan
Türk Dili Dergisi'nce (P.K. 118 Kadıköy-İstanbul)
yürütülecektir.
NOT:
Katılacakların adı, soyadı, okul ve adreslerinin açıkça
yazılmasını dileriz. (Milli Eğitim Müdürlerine, okul
müdürlerine, öğretmenlere, yardımları için şimdiden teşekkür
ederiz.)
ADRES:
Türk Dili
Dergisi
Posta Kutusu
118
81302
Kadıköy-İstanbul
Dağlarca
Eğitim Kurulu
[i] Ekonomi bilimi sınırları
içinde geçer akçe olan "Grashan Yasası’nı edebiyat
sınırları alanına aktarmağı düşünen ve kötü şiirin
iyi şiiri kovduğunu belirten ilk ben değilim. Benden
önce. Nurullah Ataç bir yazısında, bu düşünceye
dokunmuştu sanıyorum.