Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
fotoğraflar
iletişim

 

Tek Kişinin Bilinci

 

Ahmet Miskioğlu

 

Bugün Atatürk'ü anımsamamanın olanağı var mı? Laik, demokratik, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni borçlu olduğumuz büyük adamı, bugünün burunlarının ucunu görememeleri yurt hayınlığı ölçüsüne ulaşan politikacıları izledikçe daha çok anımsıyoruz.

Samsun'a çıkmadan çok önce Türkiye üstüne tanısını koymuş bulunuyordu Atatürk: "Osmanlı devletinin temelleri çökmüş, ömrü tükenmişti. Osmanlı ülkesi bütün bütüne parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türkün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son olarak, bunun da paylaşılmasını gerçekleştirmek için uğraşılmaktaydı. Osmanlı devleti, onun bağımsızlığı, padişah, halife, hükümet, bunların hepsi içeriğini yitirmiş birtakım anlamsız sözlerdi."

Yani, devlet yıkılmıştı! İşte, bu gerçeği, en yakınındaki arkadaşları bite göremiyordu. Bir yandan da yıkılan devletin kalıntı adamları sözüm ona politika yapıyorlar, yabancı devlet temsilcilerinin her dediklerini iki etmeyerek uyguluyorlar, bunu ustalık sayıyorlardı, sömürge çocukları gibi..

Bu gerçeği görebilen "tek kişi" olan Atatürk, emir subayı Cevat Abbas Bey'e söyleyip yazdırdı:

+ Yurdun bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir.

+ Ulusun bağımsızlığını yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.

+ Ulusun durumunu ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etkiden ve denetimden kurtulmuş ulusal bir kurulun varlığı çok gereklidir.

+ Anadolu'nun her yönden en güvenli yeri olan Sivas'ta ulusal bir kongrenin tez elden toplanması kararlaştırılmıştır.

Böyle daha pek çok saptamayı içine alan bu bir iki parçasını sunduğumuz yazı taslağını alır, gözden geçirir ve imzalar. Sonra da Mustafa Kemal, görevi dolayısıyla kurmay başkanı bulunan Albay Kâzım Bey'e yine kurmaylarından bildirim işleriyle görevli Hüsrev Bey'e ve başka görevlilerine imzalatır. Bu taslak tarihsel bir belgedir.

"Amasya Bildirgesi", işte bu taslaktan oluşmuştur.

Mustafa Kemal, Amasya Bildirgesi'ni böyle hazırlar.

"Amasya Bildirgesi”ni yayımlamaya sıra gelince, Refet Bey de imzalamaktan çekinmiştir, Rauf Bey de... Evet, devrim tarihimizden herkesin adını bildiği Refet Bey de imzalamaktan çekinir, Rauf Bey de!

Tek bilinçli kişi Mustafa Kemal'dir!

"Amasya Bildirgesi”ni imzalamaları İçin Mustafa Kemal'in onlara dil dökmesi gerekir.

Olayı Söylev'de Mustafa Kemal şöyle anlatıyor:

"Rauf Bey, konuk olduğundan bu müsveddeye imza koymak için kendinde bir ilgi ve yetki görmediğini, incelikle söyledi. Bunun bir tarihsel anı değerinde olduğunu ileri sürerek imza etmesini söyledim. Bunun üzerine imzaladı.

"Refet Bey imzadan kaçındı ve böyle bir kongre toplamaktaki amaç ve yararı anlayamadığını söyledi.

"İstanbul'dan beri yanımda getirdiğim bu arkadaşın, tuttuğumuz yola göre anlaşılması pek kolay olan bir işte böyle düşünüş ve duyuşu bana çok acı geldi. (...) Fuat Paşa Refet Bey'i biraz sıkı sorgulayınca Refet Bey müsveddeyi eline alarak kendine özgü bir işaret koydu. Öyle bir işaret ki, bunu bu müsveddede bulmak biraz zordur. Buyurun merak eden inceleyebilir. "[i]

*

Cindoruk'la birlikte on kişi, kendi partilerinin bağlayıcı kararını bozarak kargaşa yaratmaları üstüne partiden atılınca yaygaraya başladılar. Bunun üzerine, Basın, onları yakından izlemeye ve sorguya çekmeye başladı. İçlerinden bir tanesi, televizyonda spikerlerce sorgulanırken, ipe sapa gelmez yanıtlar veriyordu, bütün izleyenleri şaşkına çevirerek. Kendini aklamak için Baykal'la Çiller'e suçlamalar yöneltiyordu. Söylediği sözlerden biri şu idi:

"Bunlar, ezanı türkçe yapacaklar!" dedi.

Hırsla, kin dolu, düşmanlık dolu tavırlarla konuştu.

"Bunlar, ezanı türkçe yapacaklar!"

Böyle söylüyordu adam! Türkçeden korkuyor, türkçeyi sevmiyor, türkçeye düşman! Türkçeyi sevmeyen kişiler, milletvekili iseler; ulus olarak korkunç sorunlarla karşı karşıya bulunuyoruz demektir. Bu güzel, aydınlık ülkemizde karanlık Suudi uşaklığı sürdürülecek demektir.

Bu türkçe düşmanlığı, bu korkunç bilinçsizlik, bu kendi kimliğini kendi ayakları altına almak, milletvekilinin ulusumuzu temsil etme yeteneğinin bulunmadığını gösterir. Anlıyoruz ki, Türk ulusunun milletvekili, türkçeyi sevmiyor! İnanılmaz çelişki!

Büyük Millet Meclisi'ndeki vekillerimize güvenemezsek,  kime güveneceğiz?

Türkiye Cumhuriyeti'nin en yüksek meclisinde bulunan, bu ulusun vekili olan adam, türkçeye karşı olursa, bu halkı koyun sürüsü sanarak, her türlü ilkellik içinde at oynatırsa, bizim ne yapmamız gerekir? "Seçim, seçim" diye çırpınan bilinçsiz politikacılar, her alanda bilinçsiz olan politikacılar, halkın sinirlerini bozmaktan başka ne yapıyorlar?

Doğrusu, üzgünüz, kırgınız.

Kapatılan Türk Dil Kurumu'nun Mustafa Kemal'in yasal vasiyetinin düzeltilerek yeniden açılmasını bekliyorduk bu meclisten. Türkçe düşmanı milletvekilleri mi Türk Dil Kurumu'nu kurtaracak?

Doğrusu, kırgınlığımız sonsuzdur,

*

Şevket Süreyya Aydemir'in "tek adam" dediği, gerçekten dün de -şu meclisin haline bakarak söyleyelim- bugün de tek bilinçli kişi Atatürk’tür. Atatürk'ün büyük "Söylev"ini şu kasım-aralık ayları günlerinde yeniden okumalarını öneriyoruz dostlarımıza.[ii]


[i] Gazi Mustafa Kemal, Söylev, kısaltarak basıma hazırlayan: Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, İstanbul, Çağdaş Yayınları.

[ii] Gazi Mustafa Kemal, Söylev, kısaltarak basıma hazırlayan: Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, İstanbul, Çağdaş Yayınları.

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2008