İki ayın içinden
AZİZ
NESİN YAŞIYOR
Köktendincilerin öldürmek istediği Türk yazınının ünlü
yazarı Aziz Nesin, 6 Temmuz 1995'ten başlayarak kendi eliyle
kurduğu Nesin Vakfı'nda dinlenmeye çekildi. Onu görmek
isteyenler Vakfın havasında, suyunda, toprağında her
çiçeğinde, her ağacında, öğrencilerinin her birinin güler
yüzünde, görebilirler.
1915
doğumlu olan Aziz Nesinin öykülerinden, romanlarından
oyunlarından, anılarından, şiirlerinden, gezi yazılarından,
konuşmalarından, söyleşilerinden bir demedini aşağıya
yazıyoruz:
Damda Deli
Var
öykü
Kazan
Töreni
öykü
Benim
Delilerim
anı
Ölmüş
Eşek
öykü
Ah Biz
Eşekler
öykü
Bay
Düdük
öykü
Toros
Canavarı
öykü
Şimdiki
Çocuklar Harika
öykü
insanlar
Uyanıyor
öykü
Nazik
Alet
öykü
100 Liraya
Bir Deli
öykü
Gözüne
Gözlük
öykü
Hangi Parti
Kazanacak
öykü
Havadan
Sudan
öykü
Kördöğüşü
öykü
Vatan
Sağolsun
öykü
Büyük
Grev
öykü
Aferin
öykü
Hoptirinam
öykü
Böyle
Gelmiş Böyle Gitmez l-Yol
anı
Böyle
Gelmiş Böyle Gitmez ll-Yokuşun Başı
anı
Poliste
anı
Bir
Sürgünün Anıları
anı
Salkım
Salkım Asılacak Adamlar anı
Ben de
Çocuktum
anı
Yeşil
Renkli Namus Gazı
öykü
İhtilali
Nasıl Yaptık
öykü
Bir Koltuk
Nasıl Devrilir
öykü
Mahallenin
Kısmeti
öykü
Sosyalizm
Geliyor Savulun
öykü
Koltuk
öykü
Rıfat Bey
Neden Kaşınıyor
öykü
Deliler
Boşandı
öykü
Bütün
Oyunlar I
oyun
Bütün
Oyunlar II
oyun
Bütün
Oyunlar III
oyun
Tatlı Betüş
roman
Gol
Kralı
roman
Surnâme
roman
Zübük
roman
Yaşar Ne
Yaşar Ne Yaşamaz
roman
Tek
Yol
roman
Yetmiş
Yaşım Merhaba
öykü
Maçinli Kız
İçin Ev
öykü
Yedek
Parça
öykü
Memleketin
Birinde
öykü
Nah
Kalkınırız
öykü
İt
Kuyruğu
öykü
Sondan
Başa
şiir
Seviye On
Ölüme Beş Kala şiir
Hoşça
Kalın
şiir
Bir Aşk Var
Bir de Ölüm
şiir
Sivas
Acısı,
şiir
Dünya Kazan
Ben Kepçe gezi
Irak ve
Mısır
gezi
Azizname
taşlama
Hazreti
Dangalak
taşlama
Leyla İle
Mecnun
halk öyküsü
Hayvan
Deyip de Geçme
yazılar
Nutuk
Makinesi
yazılar
Merhaba
yazılar
Ah Biz
Ödlek Aydınlar
yazılar
İnsanlar
Konuşa Konuşa
söyleşi
Korkudan
Korkmak
yazılar
Bulgaristan'da Türkler, Türkiye'de Kürtler
yazılar
Sora Sora
Cennet Bulunur
söyleşi
Onursal
Doktor Olamamanın Büyük Onuru
yazılar
Bir Tutam
Aydınlık
yazılar
Bir Dokun
Bin Dinle
söyleşi
Az Gittik
Uz Gittik
yazılar
Çuvala
Doldurulmuş Kediler
yazılar
Soruşturmada
yazılar
Suçlanan
Aklanan Yazılar
yazılar
Fil
Hamdi
öykü
Geriye
Kalan
öykü
Rüyalarım
Ziyan Olmasın
öykü
Biz Adam
Olmayız
öykü
Aşkım
Dinimdir
öykü
Gıdı
Gıdı
öykü
Pırtlatan
Bal (oyun)
çocuklar için
Borçlu
Olduklarımız
çocuklar için
Bu Yurdu
Bize Verenler
çocuklar için
Anıtı
Dikilen Sine
çocuklar için
Nasrettin
Hoca Gülütleri
çocuklar için
REFİK
ULU
Özgür Yayın
Dağıtımın yöneticisi Refik Ulu’yu 1 Ağustos 1995 günü henüz
50'li yaşlarında iken yitirdik, İstanbul sokaklarında,
Beyoğlu'nda, Cağaloğlu'nda yerlerde kitap sergileyerek
kitapçılığa başlayan bu çalışkan insan, 'sıfırdan yola çıkıp
büyük kurumlar oluşturabilenler' sınıfındandır.
1985, 1986
yıllarından başlayarak Ahmet Miskioğlu, Eray Canberk ve
Ahmet Soysal’ın Dağlarca Yayın Kurulu'nu oluşturdukları
sırada, Refik Ulu da Özgür Yayın Dağıtım ortaklığının atağa
geçirilmesi eyleminde bulunuyordu. En iyi en tanınmış
yazarların yapıtlarını yayımlamak, büyük bir kurum
oluşturmak istiyordu.
Faruk
Şüyun'la birlikte gelip Dağlarca’nın her koşuluna evet
diyerek onun iki yapıtını (Dört Kanatlı Kuş, İlk Yapıtla
Elli Yıl Sonrakiler) yayımladığı günlerde ne büyük sevinç
içinde idi. sonunda başardı. Günümüzün birçok tanınmış
imzalarını yayınevinde toplayabildi ve kazanmayı da
başarabildi.
Acaba
şimdi, bu yayınevini öbür ortaklar sürdürebilecekler mi;
gönlümüz, ülkemizde kurumlaşmış her yayınevinin yaşamasını
diliyor.
BİLGE
KARASU
Troya'da
Ölüm Var, Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Göçmüş Kediler
Bahçesi, Kısmet Büfesi öykü yapıtlarına; Gece romanına
imzasını atan bu nitelikli sanatçı; güzel çeviriler de
yapmıştı. Türk Dil Kurumu çeviri ödülü, Sait Faik öykü
armağanı ve Sedat Simavi armağanı almıştır.
1930
yılında İstanbul'da doğan Bilge Karasu, İstanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi.
Hacettepe Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
14 Temmuz 1995 günü toprağa verildi. Saygı ile anıyoruz.
EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ
Edebiyatçılar Derneği'nin 4. Olağan Genel Kurulu, 1 Temmuz
1995’te yapıldı. Seçim sonucunda yürütme ve yönetim
kurulları şöyle oluşmuştur:
Yürütme
Kurulu:
Genel
Başkan: Mustafa Şerif Onaran
Genel Başkan Yard.: Ali Cengizkan
Genel Yazman: Osman Bolulu
Genel Sayman: Hüseyin Atabaş
Genel Yazman Yard.: M. Mahzun Doğan
Genel
Yönetim Kurulu:
Erendiz
Atasü (Ankara)
Hayati Baki (Ankara)
Cengiz Bektaş (İstanbul)
Erhan Bener (Ankara)
Zeki Büyüktanır (İzmir)
Ramis Dara (Bursa)
Şükrü Erbaş (Ankara)
Alpay Kabacalı (İstanbul)
Yunus Koray (İzmir)
Ali Püsküllüoğlu (Ankara)
Kenan Sarıalioğlu (Trabzon)
Özgen Seçkin (Ankara)
Hasan Şişli (Antalya)
Zerrin Taşpınar (Ankara)
Öner Yağcı (İstanbul)
Aydoğan Yavaşlı (İzmir)
Edebiyatçılar Derneği, her yıl olduğu gibi bu yıl da,
yazınımıza, dilimize; ekinimize hizmet vermiş, 70 yaşına
ulaşmış ekin adamlarına "onur ödülü altın madalyası"
sunmuştur. Bu yılın onur ödülü altın madalyası alanlar:
İlhan Başgöz, Sami N. Özerdim, Salim Şengil, Burhan Arpat,
Recep Bilginer, Adnan Beng ve.Zihni Anadol...
OĞUZ
TANSEL
Bir yıla
yakın bir süre önce(30 Ekim 1994’te) sessiz sessiz aramızdan
ayrılan Oğuz Tansel'in yitirildiğini öğrenmek doğrusu bizi
üzmüştür.
Ancak
rüşvet vererek satılabilen gazetelerin bazılarının çok
sattıklarını ileri sürmelerine karşın hiç okunmadığını
hepimiz biliyoruz. 65 milyonda yalnızca bir milyon okuyucu,
o da rüşvetle sağlanan okuyucu; düzeyimizin ne ölçüde düşük
olduğunu göstermektedir. Gazete satınalmak için rüşvet alan
insan, o gazeteyi okumaz. Az parayı verir, çok rüşveti alır,
olay bu! Onlar, kazançlarını gazete satışlarından değil,
başka kurnazlıktan kazanıyorlar: Görüntü ise, sözümona
gazetecilik! Gerçekte ise, kurnazlık, soygunculuk!
Basın yayın
çevreleri, böyle bir ortam içinde bulunan bir ülkede
basın-yayın ilgilileri kuşkusuz acımasız olur. Her şey çıkar
üzerine kurulmuştur çünkü. Geri kalmış ülkeyiz, ne yapalım
mı diyeceğiz?
Çorak
Anadolu'muzun ortasında kavrulmuş bir değeri, çıkarları
yoksa kimse görmek istemez. Oğuz Tansel de işte böyle gözden
kaçmış.
Salah
Birsel, onun için şöyle yazmış: "Oğuz Tansel tüm şiirlerini
bir araya getirmiş: Sarıkız Yolu.
Dostumuz
bir doğa vurgunudur. Dağlarda duman duman ormanlardan, karlı
uçurumlarda mavi sabahlardan geçip gelir.
Batı
Toroslara gitmişse Dodurga Dağı olduğunu söyler. Kuşça
dağlarında yine mavilere bürünür. Mavi kuş, mavi sevi.
Kızlarpınarı'na uğramışsa göknardır. Gencek'te Azı Dağı,
Akdağ'da Küpe Dağı.
Oğuz bir de
yergicidir. Sessiz ve gizli.
Yaşamın
borda kaplamasının ense köküne şallamsopların, marleyi
kabaranların çömeldiğini bilir. Yalbastı itlerin leşten
başka bir şey düşünmediği kanısındadır. Çakalların usu,
kokmuş çarığa işler. Tilkiler ise ölü tavuk ardından koşar.
Oğuz sözde
aydınları, gakgakçıları, hoş başlı finoların vardan yoktan
habersiz olduğuna da inanır. "(Nezleli Karga)
Remzi
İnanç, Şunları yazmıştır:
"... Oğuz
Tansel, 1940 kuşağının lirik ve kendine özgü sesi olan bir
ozanıdır. Türkçenin güzelliğini duyurabilmek, bunun hakkını
verebilmek için 'dokuz doğurduğunu' bir söyleşisinde
anlatmıştır. Açık, seçik ve yalın yazmayı yeğleyen, halk
kültüründen yeterince nasiplenip, gereğince mayalanmayı ilke
edinen Oğuz Tansel'in, günışığına çıkan ilk şiirinden,
yazdığı son şiire dek hepsinde bu tutarlılığı görmek
mümkündür. Öteki sanat dalları gibi, edebiyatın da
matematikle çok iyi anlaşması onunla iyi geçinmesi gerektiği
kanısındadır. Masallarında da bu ilke egemendir...."(Bilim
ve Sanat, Aylık Kültür Dergisi, Haziran 1988)
Metin
Eloğlu, bir şiirinde şöyle anmıştır onu:
Gevelemeyin
nedir bu küllenik iz
Bağrıma bastığım günaydınlar da moloz
Yoksa -yoksa- yine sayrı mı Oğuz
Kocamışlığın çocukça kırantasıdır o can
(Rüzgâr
Ekmek, Ada Yayınları, 1978)
Dergimizin
ozanlarından Halim Uğurlu da bir şiir yazmışı Oğuz Tansel
üstüne. Şiirin adı da "Oğuz Tansel" Aşağıya alıyoruz o
şiiri:
Oğuz Tansel
aşar
ida'nın eteklerinde
Yaşar mı gölgesi mi gezinir bir dev de
Troya'lı Tanrılarla dertleşir
Uzak ülkelerde söylenir türküleri
Masallar kurar gerçek giysili
Yüzer yüreğinin insan ormanında
insan denizinde
Ecinnilerle
birlikmiş
Onlar "piştarlık" edermiş bir söylentiye göre
Halk arasında yaygın kırklara karıştığı
Bir söylenti karıştığı yolunda "rüfailere "
ırısdat işi
edef kakmalı bir sandık tutar
Gözlük çerçeveleri
Babadan kalma akik küpeler,
Bir hamail üç enam
Günlükler, buhurdanlar, iksir şişeleri.
Bilinen o
ki,
izni olmadan Zevs'in şafağı hazırlar,
Senli benli Tanrıçalarla
Yarasa gölgeleri toplar kutsal körfezde
Sağ gözü
görmez
Solu hiç görmez
Us yordamıyla çizer evrenin geometrisini
Yaşar mı gölgesi mi gezinir örende.
Ölüm ona
doğru yola çıktığı gün
Kuşkusuz
Tümüyle
değiştirecek yasalarını doğa,
Bir kulp takacağı kesin azraile
ŞİLE
BEZİ ŞENLİĞİ
11. Şile
Bezi Ekin ve Sanat Şenliği, 26 Temmuzla 30 Temmuz günleri
arasında gerçekleştirildi. Bütün şenlik boyunca, çok
kalabalık bir izleyici kitlesi bütün alanları doldurmuştu.
Etkinlikler, coşku ile yürütüldü. İlk günü, şenlik yürüyüşü
yapıldıktan sonra "İsmet Ay Anfi Tiyatrosu" temel atma
töreni yapıldı. Ardından İstanbul Oda Korosu Gençlik
Şöleni'ne geçildi. Arka arkaya ve iç içe etkinlikler geceye
değin birbirini izledi: a) Pop ve Rock Grupları, b) Duvar
Boyama (M.S.Ü. Prof. Özer Kabaş Atölyesi) c) Soner Arıca
dinletisi... Bşk. Şecaattin Güney’i kutlamak gerek. İkinci
gün: Gençlik konseri (I), THK Maket uçak gösterisi, Folklor
gösterisi, Cumhuriyet Kitap Kulübü kitap sergisi ve imza
günü, motosiklet gösterisi ve yarışı, defile (Ayfa
Eryuksel'den), Edip Akbayram dinletisi...
Üçüncü
günün en önemli olayı, gün boyunca süren çeşitli
etkinliklerden sonra saat 19.00'da yapılan açık görüşme idi.
Konu Atatürk Devrimleri Laiklik ve Türkiye Gerçekleri.
Yöneten: Av. Celal Ülgen, Katılanlar: Prof.Dr. Toktamış
Ateş, Prof. Dr. Türkân Saylan, Prof. Dr. Bedia Akarsu, Av.
Halit Çelenk.
Beşinci
günün de önemli olayı Cahit Külebi söyleşisiydi. Cahit
Külebi ile birlikte yönetici olarak Sami Karaören
bulunuyordu. Katılanlar, Varlık, Adam Sanat, Sonbahar, Türk
Dili Dergisi, Milliyet Sanat dergilerinden Enver Ercan,
Turgay Fişekçi, Orhan Kâhyaoğlu, Ahmet Miskioğlu ve Sunay
Akın idi.
Şiir üstüne
yapılan konuşma dışında Ahmet Miskioğlu, şu görüşe yer
verdi: "Bugün, Cahit Külebi, yasal olarak Türk Dil
Kurumu'nun genel yazmanıdır; Bedia Akarsu da Türk Dil
Kurumu'nun ikinci başkanıdır. Seçimle gelmişlerdi bu
görevlere; yeni bir seçim yapılmadığı için başkan, genel
yazman ve ikinci başkan değişmemiştir Yasal olarak böyledir.
Bosna-Hersek mi ki burası, seçileni kolundan tut at. Olmaz
böyle şey. Ulusumuz için, ekinimiz için, geleceğimiz için
davacı olmak zorundayız."
Arat Ovalı