İki ayın
içinden
DAĞLARCA
EĞİTİM KURULU ÖDÜLLERİ
Fazıl Hüsnü
Dağlarca ödülleri dağıtıldı
Türk Dili
Dergisi'nin Ocak-Şubat ve Mart-Nisan sayılarında duyurusunu
yaptığımız "Atatürk'ü Türkçemle Seviyorum" ilkokul
öğrencilerine açık yazı yarışması sonuçlandı. Türkiye'nin
her yerinden katılan 800 öğrenciden 25'ine birer milyon lira
ile başarı belgeleri verildi.
Ahmet
Miskioğlu'nun yönetiminde, Konur Ertop, Rüksan Günaysu,
Mahir Ünlü, Erdoğan Alkan, Yılmaz Çongar ve Mustafa Öneş'in
oluşturduğu seçici kurulca seçilen "25" öğrenci soyadlarının
ilk harflerine göre sıralanmış olarak aşağıdadır:
KAZANANLAR.
Akça,
Ayşenur, İleri İlkokulu, Sınıf 4-G Mersin
Aslan,
İzzet, İleri İlkokulu, Sınıf 4-B No. 342 Mersin
Aydoğdu,
Aynur, Orhan Gazi İlkokulu, 3-A Kocasinan ilçesi, Kayseri
Aydan,
Ahmet, İleri İlkokulu 3-D No. 1376 Mersin
Cihan,
Hulki, İstek Vakfı Özel İlkokulu 4 A No. 519 İbrahimağa Mh.
Köftüncü Sk. 81001 Acıbadem – Kadıköy - İstanbul
Cöcen,
Cemil, Mithatpaşa İlkokulu, 3-F No. 2107 31200 İskenderun
Çimen,
Çiğdem. Eşref MursaJoğlu İlkokulu, 5-B No. 1059
Reyhanlı-Hatay
Dönmez,
Hüseyin, Kıçı köyü İlkokulu, Belen-Hatay
Erdoğan,
Gökhan, Altıeylül İlkokulu 4-0 477 10100 Balıkesir
Ergin,
Mine, İstek Vakfı Özel İlkokulu 3-G, İbrahimağa Mh. Köftüncü
Sk. Acıbadem-Kadıköy-İstanbul
Gül,
Sümeyye, Altıeylül İlkokulu 4-0 No.469, Balıkesir
Güneş,
İbrahim Gazi Mustafa Kemal İlkokulu, Sınıf 5 No. 1 Çanakoluk
köyü Samandağı- Hatay
Kafa,
Seher, Cengiz Topel İlkokulu İçel-Mersin
Kara,
Gamze, İleri İlkokulu 5-F No. 2138 Mersin
Kızılkaya,
Didem, Mithat Paşa İlkokulu 4-D No. 2553 İskenderun
Kurt Çağrı
Berk, İleri İlkokulu 3-D No. 1379, Mersin
Kuseyrioğlu,
Özge, Mithat Paşa İlkokulu 3-C No. 2223 31200 İskenderun
Nur,
Nilgün, Serinyol İlköğretim Okulu 5-A, No. 243 Serinyol-Antakya-Hatay
Özer,
Zühal, Orhan Gazi İlkokulu 3-A, Kocasinan-Kayseri
Pürsöken,
Gökçehan, Mithat Paşa İlkokulu, 4-D, No. 1868, İskenderun
Şimşek, Ayhan,
Mustafa
Çetinkaya İlköğretim Okulu 5-A No. 15 32500 Eğirdir-lsparta
Yakupoğlu,
Gizem, Hasan Tahsin Kırali İlkokulu 4-A 6160 Sürmene-Trabzon
Yavuz,
Serkan, Mithat Paşa İlkokulu 3-F 1359 İskenderun
Yıldız,
Ebru, Sahrayı Cedit İlkokulu, Taşlıyol Sk. Kadıköy-İstanbul
Yumuşak,
Rahşan, İleri İlkokulu 4-H No. 871 Mersin
Birer
milyon lira kazanan yukarıdaki öğrencilerin müdürlüklerine
aşağıdaki yazı gönderildi:
Dağlarca
Eğitim Kurulu'nun açtığı "Atatürk'ü Türkçemle Seviyorum"
yazı yarışmasında başarı kazanarak bir milyon Türk lirası
(1.000.000 TL) kazanan öğrencilerinizin adları aşağıya
yazılmıştır. Sizi kutlar çocuklarınızın başarılarının
sürmesini dileriz.
DAĞLARCA
EĞİTİM KURULU
BAŞKAN
Prof. Dr.
İsmet Sungurbey
Yazıya
ilişik olarak da öğrencilerin başarı belgeleri gönderildi.
Büyük boy karton renkli çerçeveli güzel belgeler olan başarı
belgelerinden bir tanesinin yazısını aşağıya çıkarıyoruz:
BAŞARI
BELGESİ
“Atatürk'ü
Türkçemle Seviyorum" yazı yarışmasında ödül kazanan AYHAN
ŞİMŞEK'İ kutlar, güzel " çalışmalarını sürdürmesini dileriz.
29 Mayıs
1995
Dağlarca Eğitim Kurulu
Başkan
Prof.Dr. İsmet SUNGURBEY
Dağlarca
Eğitim Kurulu'nun ilk etkinliğidir diyebiliriz bu ilkokul
öğrencilerine yönelik çalışma. Gelecek yıllarda, çok daha
ayrıntılı ve ilkokullarla birlikte ortaöğretime ve yüksek
öğretime de yönelik onları yüreklendirici etkinlikler
olacaktır.
KONUR
ERTOPUN YAZISI
Seçici
Kurul üyelerinden Yazın Tarihçisi, Eleştirmen, Yazar Konur
Ertop’un hazırladığı konuşmanın yazısını aşağıya alıyoruz:
Dağlarca
Eğitim Kurulu’nun, ilkokul öğrencilerine açık yazı
yarışması, “Atatürk'ü Türkçemle Seviyorum" başlığını
taşımakta. Bu tören 25 çocuğumuza hakkettikleri ödüllerini
ve başarı belgelerini vermek için düzenlendi. Yarışmamız üç
ana izleği birleştirmektedir: "Çocuk-Atatürk-Türkçe".
Bunlar, şiir serüveni 60 yılı aşkın süreyi dolduran bir
ozanın sanatına kimliğini kazandıran öğeler olarak da
dikkatimizi çekmektedir.
Anımsanacağı üzere Dağlarca'nın şiirinin olağanüstü çıkış
noktası "Çocuk ve Allah "ta, çocuk dünyayı sorguluyor,
kavramaya çalışıyordu. Dünyanın ve doğaötesinin sorunları
çocuğun bakış açısından ele alınıyordu. Çocukluk anıları
sergileniyordu. Çocuğunun duygularının, duyarlığının
yetişkin insanda sürüp gittiği gösteriliyordu. "Çocukluk
benim kimliğimdir" diyen Fazıl Hüsnü'nün yapıtları arasında
on kitaptan oluşan "Çocuklarda" dizisinin özel bir yeri
vardır. Bu yapıtlarında çocuğun kural tanımaz, renkli
şaşırtıcı dünyasını canlandırır. Zengin düş gücünü yansıtır.
Barış, kardeşlik, mutluluk, sevgi tüter sayfalardan.
Dağlarca
"Çocuk şiirleri yazıyorum; yarınki okuyucularımı yetiştirmek
için" demiştir. Geleceğin çalışan, üreten, yurttaşlarıyla
dayanışma içinde ülkesini yücelten yetişkinlerini
hazırlamayı amaçlar. Bu yoldaki yapıtlarından birini baştan
başa Atatürk oluşturur: Atatürk sevgisini, Atatürk’ün
eylemini, önemini çocuk okurlara anlatmaya girişmiştir
Fazıl Hüsnü
Dağlarca, Atatürk için pek çok şiir yazmış, onu zaman zaman
insanüstü bir varlık, bir destan kişisi olarak
canlandırılmıştır. Ancak gerçekte sergilediği kahramanın
eylemi, düşünceleridir. Onu bir bağımsızlık savaşçısı,
uygarlık yolunun bir önderi olarak görür. Kahramanını nasıl
değerlendirdiğini şöyle açıklamaktadır:
"Mustafa
Kemal'i Türk ulusunu, Türk yurdunu kurtarmak istemiş bütün
yurtsever kişilerin hepsinin bir sonucu gibi görüyorum.
Bütün devrimci ozanlar, düşünürler, hepsinin bir özeti ve
hepsinin bir devinim olarak birleştiği, ayağa kalktığı bir
varlık gibi görüyorum. Mustafa Kemal'de en sevdiğim şey,
kendinin de söylediği gibi, özgürlük. Çağımızın bütün
akımlarının içindeki kavramı bana özetler o. Kişinin
herhangi bir kişiye herhangi bir iktisadi düzene kul köle
olmadan kendi yaşamına egemen olmasını da özetler."
Destan
kahramanı Atatürk ile insanın temel değerlerinden özgürlüğün
temsilcisi Atatürk, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiirinde
birleştirilmiştir
Dağlarca'nın yapıtını ve bizim bugünkü toplantımızı
özetleyen üçgenin “çocuk” ve “Atatürk”ten sonraki üçüncü
köşesi “Türkçe”dir. Ozanımız 1950'lerde kendisini dil
bakımından alabildiğine yenilemiş, şiirlerini arı Türkçeyle
yazmaya koyulmuştur. Bunun gerekçesini şöyle anlatır:
"Bir gün
bana şiirlerim, şiirlerimdeki Türkçe sözcükler dedi ki:
'Arkadaş sen hem burda ışık diyorsun, hem de orda müselles
diyorsun; hem hitam diyorsun hem anne diyorsun, biz o
yabancı sözcüklerle aramızda bir anlam dolaşımı yapamıyoruz.
Bugün ışık sözcüğüyle, su sözcüğünün, anne sözcüğüyle uzak
sözcüğünün çağrışımlarıyla bunların hepsinin bir dil salkımı
olduğu gözüküyor. Bir anlam bütünlüğü veriyor. Dizelerin
içine bir yabancı sözcük koyarsak bu dil salkımı olmuyor.
Aralarında anlam akımı, kan akımı gibi, anlam dolaşımı
olmuyor... Ya bizi seç, ya onları.' Ben de başladım
ayırmaya... Benim şiirimde bir başarı varsa, bu Türkçemize
duyduğum saygının ürünüdür."
"Türkçem,
benim ses bayrağım" diyen Dağlarca "Türk Dil Kurumu
Koçaklaması”nda ülkenin bağımsızlığının, özgürlüğünün ancak
bağımsız, özgür dille sağlanabileceğini belirtir:
"DİL’LE
VAROLMAK
İstiklal
derken
Yok olur
bağımsızlığımız bizim
Yok olur
Hürriyet
derken özgürlüğümüz"
Halkın
bilgi edinip aydınlanması, haklarına sahip çıkabilmesi,
yurttaşlık düzeyine çıkabilmesi bilim dilinin, yasa dilinin
özleşmesiyle sağlanabilecektir:
"DOĞRU YOL
Arı dil
Anlama
eşitliği demektir
Anlama
eşitliği
Yurttaşlık"
Özleşen,
anlaşan, yenileşen Türkçeye sahip çıkar. Uzun sanat ve
kültür deneyiminin getirdiklerini gençliğe bir öğüt, bir
andaç olarak duyurur:
"TÜRERKEN
YENİ SÖZCÜKLERİMİZ
BU SENİN
YAZMANDIR SÖYLEMENDİR
YÖNÜNDÜR
BİLİNCİNDİR
UYGARLIĞINDIR
ÖZGÜRLÜĞÜNDÜR
BU SENİN
YARININDIR EY TÜRK GENCİ
Ozanımızın
bu çağrısının, genç kuşakların düşüncesinde ve gönlünde yer
etmesini diliyoruz.
"Dağlarca
Eğitim Kurulu " yazı yarışmasını kazanan miniklerin
düşüncesinden ve gönlünden Atatürk sevgisiyle Türkçe
sevgisinin hiç eksik olmamasını diliyorum.
Yarışmadaki
başarıları dolayısıyla hepsini kutluyorum. Konur Ertop
YARIŞMA
DIŞI KALANLAR
ÖDÜL
ALANLANDAN ÖRNEKLER:
Dağlarca
ödülleri için yaptığımız duyurularda, yazıların 30 sözcüğü
geçmemesini, 20 sözcükten de az olmamasını istemiştik.
Yarışmaya katılan 800 çocuğumuzdan birçoğu, bu noktaya
dikkat etmeyerek yarım sayfa, bir sayfa dolusu yazı
göndermişlerdir. Bunların içinde "çok güzel" olanları da
bulunmakla birlikte, belirtilen kurala uymadıkları için
yarışma dışı bırakılmışlardır. Şimdi bunu üzülerek
duyuruyoruz. Gelecek yıllarda daha dikkatli olacaklarını
umuyoruz.
Bir de
elimize çok geç ulaşan yazılar var. Onlar da kendiliğinden
yarışma dışı kalmış oldular. Doğrusu, bu duruma çok üzüldük.
Değerlendirmeler, seçimler yapılıp bittikten sonra da
elimize ulaşan yazılar oldu. Bütün kurallara titizlikle
uymuş bu yazıları değerlendiremedik. Sözgelimi, -sanıyoruz
iadeli taahhütlü olduğu için- postada çok geciken elimize en
son ulaşan bir yazı Mersin'den geldi.
Dr. İ.
Kâmil Tarhan İlköğretim Okulu Müdürlüğü'nün resmi gönderisi,
14.04.1995 günlüydü postaya da aynı günde verildiği zarf in
üzerindeki damgadan anlaşılıyordu. Biz, seçici kurulun son
toplantısını yaptığı 17 Mayıs 1995'şe değin ulaşan yazıları
değerlendirmeye aldık bir hoşgörü göstererek... Ancak
Mersin'den gelen bu gönderi, 21.05.1995'te ulaştığı için
hiçbir şey yapamadık.
Dr.İ. Kâmil
Tarhan İlköğretim Okulu Müdürü Sayın Bahattin Doğan'ın en
küçük bir ihmali yok; gönderdiği zarf, postada bir ayı aşkın
bir süre kalmış. Postanın bir günlük bir yoldan bir ayı
aşkın bir sürede ulaşabilmesi, beş seçkin öğrencinin ödül
kazanmasını engellemiş oluyor. Ne acı! Bu öğrenciler: 5/A'dan
35 numaralı Aysel Ascan, 1082 No'lu Hatice Koksal, 891 Elmas
Bener, 724 Arzu Tekin, 2/D'den 833 Derya Cebecioğlu...
Beşinin de başarılarının sürmesini diliyoruz.
Kurallara
bütünüyle uyarak öğrencilerine başarılı yazılar yazma ortamı
sağlayabilen İlköğretim Okulu Müdürü sayın Bahattin Doğan'a
da, İçel Milli Eğitim Müdürlüğü'ne de teşekkürlerimizi
sunuyoruz.
ATATÜRK'Ü
TÜRKÇEMLE SEVİYORUM
Türkçemiz
en güzel biçimiyle Cumhuriyet döneminde kullanılmıştır. Bunu
da Atatürk Sağlamıştır. Bundan dolayı Atatürk'ü Türkçemizle
daha çok seviyoruz.
Şimdi yeni
harflerimiz alfabemize daha da değer vermiştir. Atatürk'ü
Türkçemizle yaşatacağız, seveceğiz.
Sümeyye
Gül, Balıkesir
ATATÜRK'Ü
TÜRKÇEMLE SEVİYORUM
Bana dilimi
Atatürk kazandırdı. Türkçemi, yabancı dillerin etkisinden
kurtardı.
Artık kim
olduğumu biliyorum. Dilime güveniyorum. Çok seviyorum.
Şimdi
Türkçeme yabancı sözcükler karıştırıyorlar. Bozulmasını
istemiyorum.
Biliyorum,
Türkçem yaşayacak. Atatürk de hiç ölmeyecek.
Gizem
Yakupoğlu, Sürmene-Trabzon
ATATÜRK'Ü
TÜRKÇEMLE SEVİYORUM
Atatürkçü
düşünce ile gelişen milletimizin, Atatürk 'ün getirmiş
olduğu alfabe ile kendini yaşatması gerekir.
Atatürk’ü
kendi yarattığı dille tanıdık, kendi yarattığı dille
seviyoruz. Bir Türk olarak Türkçemizle sevmeye devam
edeceğiz.
Nilgün Nur,
Serinyol-Antakya-Hatay
ATATÜRK'Ü
TÜRKÇEMLE SEVİYORUM
Ben Türkçe
konuşurum. Konuştuğumu herkes anlar. Çünkü dilim Türkçedir.
Türkçe yazar, Türkçe okurum. Yazarken Atatürk'ü düşünür, onu
daha çok severim. Yazmaya onunla başlar, onunla bitiririm.
Aynur
Aydoğdu, Kocasinan -Kayseri
ERDOĞAN
ALKAN'IN YENİ YAPITI
Karanlıklar Prensi Baudelaire
Baudelaire'le ilgili yapıtların en kapsamlısını Erdoğan
Alkan hazırlamış bulunuyor: Bu yapıtta ozanın Paris
Sıkıntısı (düzyazılı şiirler), Füzeler (günceler), Soyunmuş
Yüreğim (Günceler), Genç Bir Şaire Öğütler adlı yapıtlarının
bütünü bulunduğu gibi, Kötülük Çiçekleri (şiirler)'nin
önemli bir bölümü, şiir ve sanat üzerine yazıları yer
alıyor. Erdoğan Alkan, bu yapıtta, Baudelaire'in yaşamı,
sanatı ve Türk şiirine etkileri üstüne ayrıntılı bir
araştırma sunmuş okurlarına. 395 sayfalık kapsamlı bir
yapıt. “Evrensel Kültür Kitaplığı"nca 1995'te yayımlanmış.
BRT
BALIKESİR BASIN RADYO TELEVİZYON MERKEZİ
Türk Dili
Dergisi'nin yönettiği Dağlarca Eğitim Kurulu ödüllerini
hiçbir karşılık beklemeden duyuran BRT'ye teşekkürlerimizi
sunuyoruz. Çalışmalarımız, Türk diline, yazınına, ekinine
hizmet etmek amacı taşımaktadır. İşlerimizi, hiçbir duyuru
yapmadan kendi olanaklarımızla yürütürken Balıkesir Basın
Radyo Televizyon Merkezi'nin verdiğimiz emeklerde haber
değeri görerek duyurularımızı üstlenmesi, dergimizi,
dergimizin çalışmalarını ele alarak kamuoyuna duyurması,
bize kıvanç vermiştir.
Böyle
yansız bir TV kuruluşu olduğu için BRT Yönetim Kurulu
Başkanı Sayın Av. Turgut İnal'ın kişiliğinde bütün BRT'yi ve
bütün BRT ilgililerini kutluyoruz; başarılarının sürmesini
diliyoruz.
TÜRKOLOG
NİKOLAY BASKAKOV
90 YAŞINDA
Prof. Dr.
Tevfik Melikov'un Moskova'dan verdiği habere göre:
Türkolog
Nikolay Baskakov’un, 90'ıncı yaşına basması dolayısı ile
Rusya Bilimler Akademisi'ne bağlı Dilbilim Enstitüsü'nde
görkemli toplantılar yapılmıştır. Türkolog'un 90. yaşı
kutlanmıştır.
Türkolog
Nikolay Baskakov'un son yapıtlarından biri "Türkçe Kökenli
Rus Soyadları"dır ki, Rusya'da yüz bin (100 000) adet
basılmıştır.
Türkolog
Nikolay Baskakov, Atatürk'ün kurduğu (Bugün, Atatürk'ün
kurduğu Türk Dil Kurumu kapatılmış, dergisi de Hisar dergisi
"fikriyatına" teslim edilmiş durumdadır ne yazık ki) Türk
Dil Kurumu'nun 35 yıllık fahri üyesidir.
Baskakov'un
yapıtlarından bir ikisinin adı: 'Türk Dillerini Öğrenmeye
Giriş", "Hakasça-Rusça Sözlüğü", "Türk Dilleri", "Türk
Dillerinin Tarihi" bg...
Türkbilime
(Türkolojiye) emek vermiş olan Prof. Dr. Nikolay Baskakov'un
90. yaşını Türk Dili Dergisi de saygı ile kutluyor.
EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ
Kurulduğundan beri başarılı etkinlikler yaptığını gördüğümüz
Edebiyatçılar Derneğinden öğrendiğimize göre, 4. Olağan
Genel Kurulları 1 Temmuz 1995 günü gerçekleşiyor.
Gerekli
çağrı, bilgi ve belgeler yasal süre içinde üyelerine
ulaştırılmıştır.
1 Temmuz
gününün akşamında da artık gelenekleşmiş olan "Onur Ödülü
Altın Madalyası" töreni yapılıyor,
2 Temmuz
gecesi de Sivas Topluöldürümü'nün yıldönümü nedeniyle "Pir
Sultan Abdal'dan Sivas'a" etkinliği düzenleniyor.
Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı Sayın Mustafa Şerif
Onaran'ın kişiliğinde bütün Edebiyatçılar Derneği üyelerini
kutluyoruz; başarılarının sürmesini diliyoruz.
TÜRK
DİLİ DERGISI'NIN DOKUZUNCU YILI
Elinizdeki
bu son sayımızla 9. yılımıza basmış bulunuyoruz.
Temmuz-Ağustos 1995 sayısı, dokuzuncu cildimizin birinci
sayısıdır. Bizi bugünlere ulaştıran okurlarımızın içtenlik
dolu desteğine ayrı ayrı teşekkür etmek isteriz.
Okurlarımızın her birine birer mektup göndermeyi düşlesek de
buna gücümüz yetmiyor. Fakir Baykurt, "Elime ulaşan her
dergiyi sizlerden gelen bir mektup sayıyorum" diye yazmış
bir kez, üzüntülü yüreğimize su serpmişti. Yüreklendirmişti
bizi.
Okurlarımızın her birine ayrı ayrı mektup yazdığımızı
düşleyerek, bütün okurlarımıza esenlik dileklerimizi
sunuyoruz.
Arat
Ovalı