İki Ayın
İçinden
LAİKLİK
SAVUNULUYOR
Türkiye
Cumhuriyeti’nin temeli laikliktir. Türkiye Cumhuriyeti’nin
temeline saldırılar son zamanlarda artmıştır, artmaktadır.
Hepimiz, bir büyük “tehlike” karşısında bulunuyoruz.
Tehlikeyi algılayan kitle örgütleri, 13 Aralık 1993 günü
Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde bir araya geldi; bir
basın toplantısı düzenleyerek kamuoyuna duyuru yayımladılar.
Yirmi beş
otuz kitle örgütü başkanının imzaladığı kamuoyu duyurusunda
şöyle denildi:
Biz aşağıda
imzası bulunan demokratik kitte örgütleri başkanları, son
zamanlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin laik düzenine yapılan
saldırıları, özgür düşünce ve inancın koruyucusu olan bu
ilkenin kaldırılması konusundaki girişimleri, şeriat düzeni
özlemiyle yaratılan terör olaylarını ve cinayetleri şiddetle
kınıyor; dinin siyasete alet edilmesine ve masum insanların
inançlarının sömürülmesine karşı çıkıyoruz.
Demokratik
ve laik düzeni koruyacağına namus ve şeref sözü vermiş bazı
milletvekillerimizin, başkalarının demokratik
haklarını yok etme ve laik düzeni değiştirme girişiminde
bulunmalarını, ya da laiklik karşıtı davranışlara hiçbir
tepki göstermemelerini içtensizlik ve görevi ihmal olarak
değerlendiriyoruz.
Bizler
Türkiye Cumhuriyeti’nin ve demokratik düzenimizin temeli
olan laikliğe yönelik baskı, zorlama ve şiddet içeren tüm
girişimlerin karşısında olduğumuzu bildiriyor ve bu konuda
gerekli önlemlerin ivedilikle alınmasını istiyoruz.
Bu ülkenin
gerçek sahibi olan tüm yurttaşlarımızı cumhuriyetimize,
demokratik ye laik düzenimize tek tek sahip çıkarak çağdaş
insan olmak yükümlülüklerini yerine getirmeye davet
ediyoruz"
*s-
MARMARA
ÜNİVERSİTESİ'NDE GÜZ ETKİNLİKLERİ
İçinde
bulunduğumuz aylar, çevremizde ekinsel çalışmaların en yoğun
olduğu aylardır. Ne yana baksanız coşkun bir etkinlik
görüyorsunuz. Bunlardan birinin haberini aşağıda, dergimizin
yazarı Mehrizat’tan alıyoruz:
Marmara
Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi
Bölümü, gerek Fakülte kapsamındaki eğitimsel çalışmalarıyla,
gerekse öğretim elemanlarının kişisel sanat çabalarıyla
etkinliğini giderek arttırmakta. Her yıl ana sanat dalları
atölyelerinde yaratılan ürünlerin öğrenci ve öğretim üyeleri
çerçevesindeki sergileri düzenle yinelenmekte, böylelikte
başarı oranlarındaki aşamaları kanlanmakta.
Sanat
sürekli bir emek ister. İşte bu yil da Ekim ayında açılan 1.
sınıfların Temel Plastik Sanatlar Öğrenci Sergisi’nden sonra
görkemli bir Kasım ayı Öğretim Elemanları Sergisi...
Özellikle yeni Bölüm Başkanı Prof. İsmail Avcı’nın övgüye
değer desteğiyle sağlandı bu etkinlik. Böylece işlerlik
kazanan ekinsel, toplumsal ve sanatsal etkinlikler içersinde
bu serginin önemi; tüm Öğretim Kadrosunun, Prof, Doç., Yard.
Doç., Araştırma Görevlisi ve Okutmanlarıyla birlikte sergiyi
hem çeşit, hem sayı açısından zenginleştirmiş olmasıdır.
Sergideki
sanat ürünlerinin yerleşim düzenini sağlayan Ayla Ersoy ve
Mustafa Gürünlü’yü de, bu yağlı boya, suluboya, grafik
baskı, tekstil, yontu, bakır, seramik örneklerini özenli ve
tumturaklı bir bütünceye uyum içinde dönüştürme çabalarından
ötürü ayrıca kutlamak gerek.
Atatürk
Eğitim Fakültesi, Atatürk Sanat Galerisinde Dekan Prof. Dr.
Hikmet Savcı’nın açılışını gerçekleştirdiği sergiye abecesel
sırayla katılım şöyledir: Engin Akdoğan, İsmail Avcı, Ramis
Aydın, İsa Başlıoğlu, Ümran Bulut, Erol Bulut, İsmail Hakkı
Demirtaş, Pesent Doğan, Basri Erdem, Dinçer Erimez, Yunus
Güneş, Şerif Günvar, M. Mert Gürhan, Mustafa Gürünlü, Berika
İpekbayrak, Nüzhet Kutluğ, Hatice Odabaşı. Bahattin Odabaşı,
Tülin Onat, Muammer Öner, Erol Özden, Bünyemin Özgültekin,
Ayşe Özel, Ahmet Özol, H. Avni Öztopçu, Ahmet Safran, Veli
Sapaz, Neşe Sayıl, Nevhiz Tanyeli, İnci Yenihayat, Ayla
Yıldırım, Vural Yıldırım.
Sergide yer
alan yapıtlar, uzun kenarı 120 cm den büyük, kısa kenarı 66
cm den küçük olmayan yağlıboya, suluboya, özgün baskı
tekniklerinde çalışılmış 34 resim ve II
tunç-alçı-seramik-bakır yontudan oluşmaktadır.
Her sanatçı
öğretim elemanının yapıtından, kendine özgü çizgi, renk,
içerik betimlemeleri, değişik bir açıdan yansımakta ve
kişisel niteliklerini de gizemlice vurgulamaktadır.
Sanatçıların, yaşamı ve sanatı algılama yetenekleriyle
değerlendirme yöntemlerinin başarılı bir biçimde
özdeşleştiği görülen bu yapıtlar, saygıya, sevgiye, övgüye
değer bir karma oluşturmuş.
Yenilemeleri ve yinelenmelerini dileyerek...
Mehrizat
ABİDİN
DİNO’YU TOPRAĞA VERDİK
Çok yönlü
bir insan, çok yönlü bir yaratımeri olan Abidin Dino, 7
Aralık 1993’te Paris'te öldü. Ressamdı, yontucuydu, yazardı,
gerçek bir aydındı...
1913’te
İstanbul'da doğan Abidin Dino, ilk desenlerini, ilk
yazılarını Fikret Adil’in Artist dergisinde 1931'de
yayımladı. 1933'te D grubu kurucularından biri oldu. 1939'da
da çevreyi ve halkı konu edinen bir yaratımcı olarak Liman
grubu kurucuları arasında yer aldı.
1951'den
sonra siyasal görüşlerinden ötürü Paris'e yerleşmek zorunda
kalarak, yurtdışında Türkiye’nin bir "sanat temsilcisi" gibi
yaşadı.
Türkiye'nin
tanınmış birçok yaratımerinin dostu olduğu gibi Avrupa'nın
da birçok ünlü yazar-çizeriyle arkadaşlık yaptı. Çok geniş
bir çevresi bulunuyordu.
Abidin
Dino'nun cenazesi, 18 Aralık 1993 günü Karacaahmet Gömütlüğü
morgundan alınarak Bebek Camisine getirildi. Kılınan öğle
namazından sonra Rumelihisarı Aşiyan Gömütlüğü'nde toprağa
verildi.
TYS'NİN
DERGİSİ
Türkiye
Yazarlar Sendikası, bir dergi çıkarmaya başladı "TYS
Edebiyat" adındaki bu derginin ilk sayısında TYS Genel
Başkanı Oktay Akbal; "Yazar yaşadığı çağdan, bu çağın
gerçeklerinden sorumlu bir aydındır." diyor. Kasım ayında
çıkan birinci sayıda "Niye TYS Edebiyat" adlı yazısında
şunları söylüyor:
"Bugün,
edebiyat ve edebiyat adamı bir yalnızlık, bir terkedilmişlik
duygusu içindedir. Sait Faik’in ‘lüzumsuz Adam' öyküsündeki
ruh halini yaşamaktadır. Yazar ve yapıtı bir toplum için
'gereksiz' sayılmaya başlamıştır, öykü, şiir, deneme
kitaplarının ilk baskı sayısı iki bin, hatta bindir. Her yıl
yüksek öğrenime en az yarım milyon genç başlıyor. Bir o
kadar da öğrenim dışı kalıyor. Yetişmiş milyonlarca okumuş
var. Bir stadı bir anda elli, altmış bin izleyici
dolduruyor. Her gün yabancı sigaralara en az bir kitap
parasını milyonlarca insan rahatlıkla ödüyor. Ama sigara
fiyatında satılan en değerli kitapları satın alıp okuyan
insan sayısı yine de en çok beş, on bini geçmiyor.
İşte biz,
Türkiye Yazarlar Sendikası olarak edebiyat ve kültür
adamlarına eski saygınlığını kazandırmak isteğiyle, daha
doğrusu umuduyla, TYS Edebiyat’ı sizlere sunuyoruz."
EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ'NİN "HABERLER”İ
Edebiyatçılar Derneği, "Haberler" adlı bir dergi çıkarmaya
başladı. Verdikleri ekinsel etkinlik haberleriyle, hiçbir
yerde bulamayacağımız olayları öğreniyoruz. Bütün haberler
imzasız olarak yayımlanıyor. Genel Başkan Mustafa Şerif
Onaran ve Yayın Yönetmeni Ali Cengizkan'ın emekleriyle
düzenlemenin oluşturulduğu anlaşılıyor.
NAİM
TİRALİ
Öğrendiğimize göre, Kasım ve Aralık ayları içinde Ordu'da,
Trabzon'da, Giresun'da, Piraziz'de Naim Tirali'nin 50.
Yaratımcılık yılı kutlama törenleri düzenlenmiş. Kendisini
göremediğimiz için ayrıntılı bilgi alamadık. Son sayımıza
yazısını da yetiştiremediğine göre, Karadeniz'de bu
sıralarda Naim Tirali yoğun bir etkinlik içinde bulunuyor
olmalıdır.
MELİSA
GÜRPINAR
Melisa
Gürpınar'ın yapıtı İstanbul'un Gözleri Mahmur,
oyunlaştırılarak, Büyükşehir Belediyesi Üsküdar
Tiyatrosu'nda sahneye kondu. Türk Dili Dergisi yazarın
çağrılısı olarak 6.12.93 Pazartesi günü akşamı oyunu
seyretti. Gerçekten her yönüyle üstün bir oyun
karşısındaydık. Yitirilmiş eski İstanbul için bundan daha
etkili bir ağıt düzenlenebilir mi bilemiyoruz.
NEZİHİ
GÜLCÜOĞLU'NU YİTİRDİK
Günümüzün
Neyzen Tevfiği dedikleri Nezihi Gülcüoğlu, sessiz sessiz
aramızdan ayrıldı. Uzun süreden beri sayrıymış, kanser bütün
iç organlarını kaplamış imiş. Ancak, bunu ne kendisi ne de
eşi biliyormuş.
Düzenli
olarak perşembe toplantılarına geliyordu, söyleşilere
katılıyordu. Yazdığı taşlamalarını okuyordu: Son olarak
Sivas olayları ve Asım Bezirci için yazdığı dörtlükleri
Eylül/Ekim 1993 sayımızda ‘iki ayın içinden' bölümünde
yayınlamıştık. O ölçüde sessiz gitti ki, öldüğü gün bile
duyurulmadı kimseye. Aşağıda, eşi Mesude Gülcüoğlu'nun
duyarlıklarını okuyacaksınız.
GÜLCOOĞLU
Saat dokuz,
Saatin akrebi
Tam dokuzun
Üzerinde...
Bu kaçıncı
Saat dokuz
Bir yaşamın Süresince.
Alaca bir karanlıkta
Işık yanar
Kısa kısa
Uzar gider
Yıldızlarca
Konuk olur
Gökyüzüne...
Saat ister
Dokuz olsun
İster ise
Yirmi dokuz
Yaşam sürer
Doksan tane
Dokuzların
Fır fır dönen
Tiktakında
Bir saatin...
Zaman yürür,
Zaman durur
Bir ânında
Şu evrenin...
MESUDE
GÜLCÜOĞLU
Eşi Mesude
Gülcüoğlu'nun verdiği bilgiye göre Nezihi Gülcüoğlu'nun
doğum yılı 1917’dir; ölüm günü de 2 Ekim 1993’tür.
Arat
OVALI