Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

 

Ömer Asım Aksoy'u Toprağa Verdik

 

Ahmet Miskioğlu

 

Çok tartışılmış ve çoktan karara bağlanmış bir konudur bu: Dil kendi haline mi bırakılmalı, onun gelişmesine yön ve hız mı verilmeli? İnsanlar, yaşayışlarında yeri olan hangi olayı “Tabii şekilde gelişme"sine bırakmıştır? Toprağı gübrelemeye, ağacı aşılamaya, çocuğu eğitmeye, hastaya ilaç vermeye, toplumu yönetmeye ne için gereklik görüyorsak dile yön ve hız vermeye de onun için gereklik görüyoruz. Dilimiz eskiden "tabii gelişme”sine mi bırakılmıştı? Bugün yapılmakta olan şey, o aşırı ters zorlamayı kaldırmak ve dilimize doğru yönde bir gelişme yolu açmaktır.[i]

Yukarıdaki yön verici sözleri yazan öncü, öğretici, yönetici kişiliğiyle yetkinliğini kimsenin yadsımayacağı Ömer Asım Aksoy; doksan beş yaşında aramızdan ayrıldı.

Türk Dili Dergisi’nin ilk sayasından başlayarak ödün vermeyen destekçisi, yazarı, danışma ve yazı kurulu üyesiydi.

Ellili yıllarda bir gün Kavaklıdere'de karşılaştığım Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, konuştuğu Azerbaycan ağzıyla "İşte bu Miskioğlu benim telebeml..." diyerek tanıtmıştı beni Ömer Asım Aksoy'a. O yıllardan başlayarak, Ömer Asım Aksoy’la sayısız mektuplaşmalarımız oldu. Daha doğrusu, resmi diyebileceğim yazışmalarımız oldu. Ben, sürekli olarak Türk Dil Kurumu’nun yeni yayımladığı yapıtları istiyor, o da sürekli olarak gönderiyordu. Her gönderiyle birlikte mutlaka bir de yazı geliyordu. Hangi yapıtların gönderildiği, hangisinin bulunmadığı, hangisinin indirimli olduğu, hangisinin armağan olarak verildiği birer birer açıklanıyordu. Yazıların sonunda da Ömer Asım Aksoy, alçakgönüllülüğüyle ve kendi üstün niteliklerine de güvenle "saygılarımı sunarım." ya da "Saygılarımla" diyordu.

Görevim dolayısıyla Anadolu'nun neresine gittimse bu yazışmalarımız sürdü.

Türk Dili Dergisini ilk kez planlamaya başladığımız sıralarda Fazıl Hüsnü Dağlarca ile konuşarak Türkiye'nin önde gelen dilseverlerine önceden mektupla bilgi vermeyi kararlaştırmıştık. Telefon numaralarını bulabildiklerimize de kimlere bilgi vermeli diye soruyorduk. Gözlerimizden kaçmayan durum şu oldu ki, herkes önce Ömer Asım Aksoy’un adını veriyordu. Herkesin ağzında değişmeyen ad, onun adıydı.

                Ömer ası Aksoy’a çıkaracağımız Türk Dili Dergisi için ilk telefon ettiğimde, en ufak bir ikircik göstermeden yardımcı olmayı hemen kabul etti.

Eskiden nasıl "Dersimiz Türkçe” genel başlığını kullanmışsa, gelişmeye ayak uydurarak "Öğrencemiz Türkçe" genel başlığını kullandı. Bu başlığın anlamını Türk Dili Dergisi'nde şöyle açıklamıştı.

Dilimizde "düşünce" var, "eğlence" var, kimi bölgelerimizde "öğrencelik" var.

"Düşünce", düşünme ürünü olan, "eğlence", kişiyi eğlendiren şeydir. "Öğrencelik" ise öğrenme, alışma amacıyla yapılan iş demek. Buna göre "ögrencemiz"in anlamı, "öğrenme konumuz, bize bir şey öğreten"dir. Bu yapıda çok güzel yeni türetmelerimiz de var: Güvence, sakınca, övünce, dokunca, söylence, dinlence, izlence gibi. Kısacası "Öğrencemiz Türkçe" sözü, "öğrenme konumuz (ya da dersimiz) Türkçe" anlamına gelmektedir.[ii]

"GÖKÇEYAZIN" dergisini çıkardığım yıllardaydı. Ne demek GÖKÇEYAZIN dergisi çıkarmak? Buna olanak sağlanabilir mi? Türkçeyi geliştirme çabalarına göz yumulabilir mi? Böyle düşünen ve benim deflerimi dürmeye karar veren beyni örümcekleşmiş geri kafalı ve ezbere konuşan bir "müfettiş", Türkçe düşmanlarının verdiği buyruk üzerine ezbere düzenlediği milyon tane soruyla üstüme çullanarak beni bunaltmaya çalışıyordu. Dergi çıkarmak suçmuş gibi.

"Siz" dedi "Bir de dergi çıkarıyormuşsunuz, öğrencilerinize kendi çıkardığınız dergiyi okutuyormuşsunuz. Böyle şeylerle niçin uğraşıyorsunuz?" Ben de soğukkanlılıkla yanıtımı verdim:

"Ama, benim dergimi beğenenler var!...”

Elinde tuttuğu, hiçbir sözcüğünü beğenmediğini açıkladığı Gökçeyazını göstererek ayağa kaktı ve yeniden sordu bana:

"Kim, kim beğeniyor bu dergiyi?"

Yine çok soğukkanlılıkla konuştum: "Ben bir ödül aldım, bu çalışmalarımla..."

"Kimden ödül aldınız?"        .

Necati Eğitim’[iii]in güzel, eskil yapışı içinde bana ayrılan yere giderek dolabımdan çıkardım ödülü, getirip gösterdim "müfettiş”e: Türk Dil Kurumu’nun Ömer Asım Aksoy imzasıyla bana verdiği ve deneticiye gösterdiğim XVIII-399/773 sayılı, 23.5.1964 günlü yazı şu idi:

Sayın Ahmet Miskioğlu,

Kurumumuzun amacını benimseyerek, dil devriminin anlaşılması ve yayılması konusundaki ülkücü çalışmalarınızı "Gökçeyazın"adlı yayın organınızdan öğrenmek mutluluğuna eriştik. Başarılı çalışmalarınızdan dolayı başta sizi ve emeği olanları yürekten kutlarız. Yakın ilgilerinize, ülkücü davranışınıza teşekkür eder, bundan sonraki çalışmalarınız için de başarılar dilerim.

Saygılarımla

Genel Yazman

Ömer Asım Aksoy

 

Mutlulukla anımsarım bu olayı: Denetici, pılısını pırtısını toplayıp gitti; bir daha da görünmedi. Öbür soruşturma konularını da bıraktı. Bir daha da hiç üstüme gelmedi.

Ne yazık ki Ömer Asım Aksoy'a, bana verdiği bu ödül sayesinde birçok sıkıntıdan nasıl kurtulduğumu hiçbir gün anlatmak fırsatı bulamadım.

Anısı önünde saygı ile eğiliyoruz.

 

 


 

[i] Ömer Asim Aksoy’un Yapıtı, Türk Dili Dergisi, Kasım-Aralık 1988, Sayı 9

[ii] Öğrencemiz Türkçe, Turk Dili Dergisi, Eylül/Ekim 1987,Sayı 2

[iii] Bugün, Balıkesir Üniversitenin temelini oluşturan Necati Eğitim Fakültesi, o yıllarda henüz Bakanlık’a bağlıydı.

 

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2008