"Tekirdağın Sesi"[i]
Ahmet Miskioğlu
Tekirdağın
Sesi gazetesinin her sayısı, düzenli olarak elime ulaşıyor;
severek, beğenerek okuyorum. Gazete yönetiminin çabasına,
yazarlarının emeğine imrenerek okuyorum. Gönderenlere gönül
borçluluğumu sunuyorum, sağolunuz diyorum.
Bu ad,
Tekirdağ adı bende ne çok çağrışım oluşturuyor!
Tekirdağ,
Trakya yöremizin Edirne'den sonra ikinci büyük kenti.
Çevresi pırıl pırıl aydınlık bir kent.
Rüstem Paşa
camisi, Ortacami, Bedesten; görülecek eski yapıtlardır.
Sorduğunuz zaman Tekirdağlıların gurur duyarak gösterdikleri
tarihsel yerlerdir. Hamamları da görmeye değer
Hükümet
konağının karşı ilerisindeki parkta, doğum yeri Tekirdağ
olan Namık Kemal'in de güzel bir yontusu var.
Tekirdağlılar, bir de "Rakoçi Müzesi”ni söz konusu yapmayı
hiç savsaklamaz. Orayı da görmenizi hemen önerirler size.
İsterseniz Macar prensi Ferenc Rakoczy'nin acıklı öyküsünü
de, Tekirdağ'da yaşadığı ve öldüğü yılları da anlatırlar
size.
Tekirdağ
üstüne yayımlanmış, sanıyorum en güvenilir araştırma, dostum
Hikmet Çevik'in ta 1949'da yazdığı Tekirdağ Tarihi
Araştırmaları adlı yapıtıdır.
Hikmet
Çevik’le deniz kıyısında, iskelede dolaşmalarımızı,
Tekirdağ'ın eski salaş kahvelerinde yaptığımız söyleşileri
nasıl unuturum? Hele benim Tekirdağ'dan ayrılış günlerimde
elinde hiç kalmadığı halde bir yerlerden bularak bana
verdiği ve kapağına "Ahmet Miskioğlu'na doyulmamış bir
dostluğun hatırası olarak - H. Çevik" diye yazdığı değerli
yapıtı... Bütün bunları birer altın anı olarak saklıyorum
belleğimde.
Aramızda,
Fizikçi Yılmaz Başkan, Ressam Kenan Bey, Felsefeci Kemal
Atayurt, Coğrafyacı Halil Tekinalp da vardı. Herkes evine
çekildikten sonra Yılmaz Başkan ile ben Eski Tekirdağ'ın
deniz kıyısındaki o güzel salaş içkievlerine iner her zaman
övülmüş güzel Tekirdağ şaraplarından içerdik. Aramızda günün
dedikodusunu, günün yorumunu yapar söyleşimizi uzatırdık.
Orada, çevremizde oluşan yakın ilgi çemberini, sevecen
davranışlı Tekirdağlıları da unutmayacağım.
Öğrendiğime
göre, bugün, Tekirdağ'ın bir sokağına Hikmet Çevik adı
verilmiş. Ne güzel! Demek Tekirdağlılar, yetenekli
ildeşlerine değerbilirlik göstermeği savsaklamamışlar.
Şimdi,
dergimizin ozanlarından Aydın Oy'u da anımsamak gerekir:
Hikmet Çevik'in ölümü üzerine en çok yazı yazan o idi
sanıyorum.
Ya Türk
Dili Dergisi'nin sürekli okuru Tekirdağ İli Kültür Müdürü
Kenan Oflaz’ı nasıl unuturum?
Sıkıdüzeni
elden bırakmayarak bana ayrılan sayfaları aşmamam gerekir.
Çok tatlı da olsa, Tekirdağın Sesi’nin açtığı anılar yoluna
daha çok dalmamalıyım. Ellili yıllarda Fahri Taner'in
çıkardığı Yeni İnan gazetesinin yerini dolduracağa benziyor
Tekirdağın Sesi. Hem daha olgun ve daha dolgun olarak.
Tekirdağın
Sesi’nin Türkiye'deki bütün yerel gazetelerden birçok üstün
yanı var. Bir kez, bütün haberler Tekirdağ'la ilgili.
Öbürleri gibi, bilmem hangi kentte yayımlanıp hep İstanbul
haberi verip durmuyor. Bir yerel gazete, hangi kentte
yayımlanıyorsa, o kentin haberlerini duyurmalı okurlarına.
İstanbul haberlerini öğrenmek isteyen, İstanbul gazetesi
alır. Bunun anlayışı içinde olan Tekirdağın Sesi, tam bir
Tekirdağ gazetesi olmuş. Bu açıdan eksiksiz ve doyurucu.
Bütün haberler Tekirdağ'la ilgili. Ayrıca her haberde,
haberi verenin imzası var.
Tekirdağın
Sesi'inde köşe yazıları da çok var. Birinci sayfada Altan
Çulha, "Haftanın İçinden" köşesini tutmuş. Bu genel başlık
altında her sayıda bir yazı yayımlıyor. İkinci sayfanın köşe
yazarları; "Görüşler" genel başlığını kullanan Namık Uysal,
"Cinin Uyandığı Vakit" genel başlığını kullanan Mümin Güneş
Dikduran ve "Dosya" genel başlıklı köşede Osman Çoban...
Üçüncü sayfadaki köşe yazarı Kemal Nail, genel başlık olarak
"Köşe" adını almış. Dördüncü sayfada "Dergi, Kitap, Şiir..."
köşesinde, Türk Dili Dergisi okurlarının şiirlerinden
tanıdığı Hasan Akarsu yazıyor.
Tekirdağın
Sesi, dopdolu bir gazete. Köşe yazılarının dışında, Baştan
sona Tekirdağ haberleriyle dopdolu. Her haberin üstünde
yazarının imzası görülüyor. Sevtap Cengizoğlu, Mustafa
Çakır, Hayrettin Nalbantoğlu... Bütün gazete sayfaları bu üç
adın sıcağı sıcağına verdikleri Tekirdağ ili haberleriyle
dolu. Bir de daha çok spor haberleri yazan Savaş Aksoy var.
Köşe
yazarlarının da, haber yazarlarının da dil titizlikleri
olduğu, Türkçeyi iyi kullanma çabası gösterdikleri apaçık
anlaşılıyor. Bu açıdan da Tekirdağın Sesi gazetesini
kutluyorum. Ülkemizin bir küçük ilinde Tekirdağın Sesi gibi
üstün değerde bir gazetenin çıkarılabilmesi doğrusu bana
kıvanç verdi. Bu ülkenin ilgili bir insanı olarak sevinç
duydum.
[i] Tekirdağın Sesi, haftalık altı
sayfa gazete, Sahibi: M. Cihat Akçakaya, Yayın
Yönetmeni ve Yazı işleri Müdürü: Osman Çoban, İdare:
Sevhan Evren, Haber Merkezi Müdürü: Sevtap
Cengizoğlu, Muhabirler: Hayrettin Nalbantoğlu, Savaş
Aksoy. Adres: Hükümet Cd. Belediye İş Merkezi K: 6
No. 612 Tekirdağ.