Ana sayfaya dönmek için tıklayınız.

başyazı
iki ayın içinden
öyküler
yapıtlar yazarlar
Alıntılar
çiçek yağmuru yapıtlar
günlük
 
 
yazarlar
künye
arşiv
iletişim

 

İki Ayın  İçinden

 

EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ

 

Merkezi Ankara'da bulunan, genel başkanlığını eski "Türkiye Yazıları" dergisinin sorumlusu Ahmet Say’ın yaptığı Edebiyatçılar Demeği, etkinliklerini sürdürüyor.

Edebiyatçılar Kurultayı

Edebiyatçılar Derneği, 12 Haziran 1993 Cumartesi günü, saat 10.00'da Ankara Devlet Tiyatrosu Yeni Sahne'de Genel Kurul toplantısını gerçekleştirdi. Sonuçta, yürütme kurulu üyeleri şu adlardan oluştu: Genel Başkan, Ahmet Say; Bşk. yardımcısı, Mustafa Şerif Onaran; genel yazman, Ali Cengizkan; yazman yardımcısı, Şükrü Erbaş; sayman, Hüseyin Atabaş...

Onur Ödülü

12 Haziran 1993 Cumartesi günü, Edebiyatçılar Derneği Ankara'da Esenboğa yolu, Altınpark, Hasköy’deki Belediye Evi'nde saat 18.00'de düzenlediği görkemli bir törenle yazın ustalarına “Onur Ödülü Altın Madalyası" sundu.

Bu yıl "Onur Ödülü Altın Madalyası" alanlar, şu saygıdeğer adlardır:

Ömer Asım Aksoy, Orhan Asena, İlhan Berk, Salah Birsel, Pertev Naili Boratav, Orhan Saik Gökyay, Vedat Günyol, Rıfat Ilgaz.

SEÇİCİ KURUL ETKİLENİR Mİ?

M. E. U. dostumuz, 'iki ayın içinden'e güncel bir eleştiri göndermiş; olduğu gibi basıyoruz:

Milliyet gazetesinin 25 Mayıs 1993 günlü sayısında "Haneye Bir Yazar Doğdu" başlıklı bir yazı yayımlandı. Henüz 20 yaşında olduğu belirtilen Şebnem İyigüzel adlı bir yazarın Hanede Ay Doğacak adlı öyküler kitabı ile ilgili bu yazı şöyle başlıyor:

"Hanede Ay Doğacak, Şebnem İyigüzel’in ilk kitabı. Bu ilk kitabıyla Yunus Nadi Ödülü'nün en güçlü adayı gözüken genç yazar, öykülerinde ambargolu aşklara yönelmesiyle dikkat çekiyor."

Bu denli çok öykü kitabının yayımlandığı 1993 yılında başka hiçbir yapıt bu ödüle aday gösterilmiyor da adı bile duyulmamış bir yazar, arkadaşlık etkisiyle, seçiciler kurulunun etkilenmesine sunuluyor. Yazık! Yazının sonu da şöyle:

"Yunus Nadi Ödülü’nün en güçlü adayı olan bu genç yazar, önümüzdeki günlerde daha çok konuşulacağa benziyor."

Neden acaba? "Ambargolu aşklara yönelmesinden ötürü mü? İnter-Star'da çalışıyor olmasından mı? Bu yazıyı yazan Ayça Atikoğlu'nun arkadaşı ya da kayırıcısı olduğundan mı? Yoksa başka nedenler mi var?

.              Seçiciler Kurulu'nun seçiminden sonra durum belli olacak. Eğer o yazının etkisinde kalırlar ise yazık, çok yazık!..

M.E.U.

YANLIŞLARIMIZI    DÜZELTELİM

Abdullah Rıza Ergüven dostumuz, Stokholm'dan haber-eleştiri göndermiş; olduğu gibi sunuyoruz:

Sanırım 1960’lı yılların başlarında, Ankara Radyosu'nda bir konuşucu (Spiker) yanılıp geçtiğimiz akşam dedi. Sen misin bunu diyen! Ondan sonra bu yanlışı yazı dilimizden, konuşma dilimizden atabilirseniz atın! Yanılıp dedim. Çünkü konuşucular ellerine verilen yazıyı okurlar. Yanlış konusunda, o yazıyı düzenleyenin katkısı daha çok. Gel zaman git zaman bir türlü önü alınamadı bu yanlışların! Alınamadı ne demek? Ankara, İstanbul, İzmir bg. radyolarından sonra, bu yanlış, kolunu sallaya sallaya Türkiye'nin sınırlarını aşarak dış ülkelere; Almanya, Avusturya, İsveç ve İngiltere'ye bg. değin geldi. Böylesi yanlışlar Stokholm'daki Türkçe yerel (lokal) radyolarında, TV-haberlerinde sık sık yineleniyor. Durumun en utandırıcı yanı, bütün Türkiye radyo ve gazetelerinde bu yanlışların saltanatını sürdürmesi! Hem de yıllardan beri!

Bundan birkaç yıl önce, benzeri yanlışların yapılmaması, yinelenmemesi konusunda Ankara, İstanbul, İzmir radyolarını, başlıca gazeteleri sorumlu yöneticileri aracılığı ile uyardık, uyarmaya çalıştık. Radyoda, TV’de, gazetelerde olsun; yazıların, haberlerin doğru olarak yayımlanmasının sorumluluğu yazı düzencilerine (redaktörlere) düşmektedir. Ondan sonra bu sorumluluk o bölümün yöneticileriyle konuşucularına değgin...

İnsanız. İnsan bir şeyi yanlış öğrenebilir, yanılıp yanlış yazabilir. Bunu, bir onur sorunu yaparak aşağılık duygusuna kapılmaya gerek yok! Asıl utanılması gereken, bir şeyin yanlış olduğunu anlayıp bildikten sonra onu düzeltmemektir.

Köy, geçtiğimiz dağın karşısında dersem, doğru bir tümce kurmuş olurum. Neden? Çünkü dağ bir nesnedir ve dağı geçen biziz! Dışişleri Bakanı, geçtiğimiz cuma günü Ankara'ya geldi dersem, yanlış bir tümce kurmuş olurum. Neden? Çünkü geçip giden ya da insan düşüncesinde böyle algılanan zamandır.

Zaman nesne değildir! Binlerce yıl dilimize yerleşmiş böylesi sağlam deyimler. Doğrusu da budur! Akşamlar geçti gitti, günler geçti gitti diyebiliriz. Bu tümcelerde akşam ve gün sözcükleri öznedir. Bundan böyle

Geçtiğimiz akşam değil, geçen akşam.

Geçtiğimiz gün değil, geçen gün.

Geçtiğimiz ay değil, geçen ay,

Geçtiğimiz yıl değil, geçen yıl.

Gün adlan da öyle:

Geçtiğimiz salı değil, geçen salı.

Dahası var. Bu yanlışların doğrularını söyleyip yazmak daha kolay, hem daha kısa! Zamandan kazanmış oluruz üstelik. İnsan, düşünen tek yaratık yeryüzünde. Onur sorunu yapmadan yanlışlarımızı düzeltelim. İnsan oluşumuz da bunu gerektiririr...

 

DERGİDEN SESLENİŞ

1.   Adres değişikliği isteklerinizde, lütfen, eski adreslerinizi de yazınız. Çünkü bazılarının ad ve soyadları aynı olduğu durumlarda güçlükler oluyor, bir işlem yapamıyoruz.

2.  Gönderdiğiniz yazılarla mektuplarınızı, lütfen, aynı kağıda yazmayınız; mektuplarınızı ayrı kağıda yazınız.

3. Kağıtlarınızın iki yanında geniş boş yer bırakarak satırların boyunun kısa olmasını sağlayınız. Makinede iki aralık vererek yazınız, tek aralık satırlar çok dar oluyor, güçlükler çıkıyor, üç aralık ise fazladır.

4. Gönderdiğiniz yazıları elyazısı ile yazmayınız lütfen. Çok değerli bazı yazarlarımızın okunaksız elyazıları ile gönderdikleri yazıları bugüne değin basamadığımız, o güzel yazıları okurlarımıza sunmaktan yoksun kaldığımız için çok üzülmüşüzdür. Hele hem okunaksız elyazısıyia yazıp hem de üzerinde çok daha okunaksız düzeltmeler yapan saygıdeğer dostlardan makine kullanmalarını çok rica ediyoruz.

5. Yazıevimizi başka bir yere taşıdığımız, bilgisayara geçme çabası içine girdiğimiz için bir iki sayıdır güçlükler içinde kaldık. Bu; çok daha iyiye, çok daha güzele gidişin sancıları olarak düşünülüyor. Dilimize, ekinimize, uygarlığımıza sonuna değin hizmet etmek, Türkiye'nin yönetimini ellerine geçirenlerin yapmadıklarını biz özveriyle yapıp ülkemizin sahipsiz olmadığını göstererek her iyi niyetliyi özendirmek ortak amaçlarımızdandır.

6. Birkaç sayı sonra, gerektiğinde resim de basmaya başlayacağımız için, dostlarımızın özgeçmişleriyle birer fotoğraflarını göndermelerini diliyoruz. Okurlarımızın, okudukları yazarların fotoğraflarını görmek haklarıdır kanısındayız.

7. Ortak amacımızda birleştiğimiz değerli okurlarımıza sonsuz gönül borcumuz var. Hiç ardına düşmediğimiz halde Türkiye'nin ve bütün dünyanın her yerinden düzenli olarak desteklerini sürdürmeleri, sonsuz kıvanç kaynağımızdır. Ayrıca, bize gurur veren mektuplar alıyoruz. Türk diline, Türk ekinine özveriyle hizmet etmemizi severek desteklediklerini açıklıyorlar. "Çok borcum olduğunu sanıyorum, bildirmediniz, ödeyemedim. Niçin bildirmiyorsunuz; borcumu bilmek istiyorum." diyorlar. Borçlarınızı kendiniz hesaplayabilirsiniz: Size gönderilen dergilerdeki adınızın üstünde üç rakam vardır. İlk iki rakam, son ödemenizi yaptığınız dergi sayısıyla ödemenizin bittiği sayıyı gösterir. Gönderilen dergilerdeki adınızın üstünde 31-36 yazılı ise, bu, son ödemenizi 31. sayıda yapmışsınız 36. sayıda bitmiş demektir. Bu durumda lütfen üşenmeyerek postaneye değin gidiniz, postane tezgahından 'çek yatırma havalesi' kağıdı alarak 122807 numaralı hesaba 50.000 TL yatırınız. 'Alıcı' yerine Türk Dili Dergisi yazmayı unutmayınız. Yurtdışındaki okurlarımız da, İstanbul'da Rıhtım-Kadıköy İş Bankası şubesindeki 30102-13833 numaralı hesaba bir yıllık 20 Mark gönderiyorlar, kimileri de başka yoldan borcunu ulaştırıyor.

Sözgelimi, adınızın üstünde 25-30 yazılı ise, bu, 30. sayıdan başlayarak ödeme yapmayı unutmuşsunuz demektir: 31.den 36.ya değin bir, 37. sayıdan 42ye değin olmak üzere iki yıllık, yani 100.000 TL ödeyeceksiniz. Yurtdışında olanlar da bu durumda 40 Mark göndereceklerdir.

Dergi üyelik ederi arttırılmadan bir an önce borçların ödenmesi çok daha uygun olur kanısındayız.

'Borcum nedir, öğrenmek istiyorum.' diye sürekli olarak soran okurlarımız, bize bu açıklamayı yapma olanağını vermiş oldular; sağ olsunlar.

8. Yedi yıl, az bir süre değil, biz ölümlü yaratıklar için... Yedinci yılında bulunan dergimizi, emeğimizi, özverimizi çok güzel değerlendirerek bizi daha büyük bir özveri ile destekleyen okurlarımıza gönül borçluluğumuzu sunuyoruz

Birçoklarının, biz bir istemde bulunmadan, dergi üyelerini arttırma etkinlikleri yürütmeleri, etkinliklere önderlik etmeleri sevincimize sevinç katmıştır.

Arat OVALI

 

 


 www.turkdilidergisi.com   -   2000-2008