Süreyya Ülker'in yapıtı
Ahmet Miskioğlu
Doç. Dr.
Süreyya Ülker, gerçek bir bilimeri...
Basın-yayın
çevreleri; bu, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim
Üyesi Doç. Dr. Süreyya Ülker'i tanımıyor olabilir. Onun adı
bir gün Türk dilinin oluşturacağı geniş gökyüzünde hepimize
gurur verecek ölçüde yankılanacak.
Süreyya
Ülker'in "Ülker Tıp Terimleri Sözlüğü'nün bütünlenmiş ikinci
basısı elimde. İnkılâp Kitabevi'nin sağlık yayınları
dizisinde yayımlanmış olan bu yapıt, büyük boy (27 cm. X 20
cm.) 1181 sayfa... Çok şey sığdırabilmek için de sayfalar,
sekiz punto harf kullanılarak üç sütun dizilmiş...
Tıpla
ilgili her türlü Türkçe terimi bu yapıtta bulabilirsiniz.
Sözgelimi, eczaneden aldığınız ilacın tanıtmalığındaki
(prospektüsündeki) sözcükleri, açıklamaları
anlamadığınızdan mı yakınıyorsunuz; Ülker Tıp
Terimleri Sözlüğü'ne bakarak hepsini Türkçeye çevirir,
anlayabilir, sayrılığınızı giderme çabanızı daha bir
bilinçle yürütebilirsiniz.
Ülker Tıp
Terimleri Sözlüğü çıkmadan önce tanıtmalıktaki yazıları
okuyorduk ama anlayamıyor, sayrılığımızdan dolayı üzülürken
anlayamadığımız için de üzüntümüze üzüntü katılıyordu.
Bu sözlük
için bakınız Ömer Asım Aksoy ne demiş:”Yorulma bilmez dil
ülkücüsü, genç doktorumuz Süreyya Ülker'in şu yapıtı,
kendisinden önceki yarım yüzyıllık parça parça çalışmaların
toplamından daha zengin ve abecesel düzen içinde bütünlüğü
bulunan imrenilecek bir emek ürünüdür. Burada önerilen
Türkçe terimlerden kimisini uygun görmeyenler bulunabilir.
Bu önemli değildir. Her yapıt, üzerinde işlene işlene
olgunlaşır. Önemli olan, konunun büyük bir aşk ve titizlikle
ele alınmış olmasıdır. Tümüyle başarılı olduğunu sevinçle
gördüğüm bu kitap, hazırlayıcısının sürecek olan yeni
çabaları ve başka yetkililerin katkılarıyla zaman içinde
kuşkusuz daha yetkin bir nitelik kazanacaktır. Ama Dr.
Süreyya Ülker, adını şimdiden hekimlik tarihine
geçirmiştir."
Ord. Prof.
Dr. Sadi Irmak da şöyle diyor:"... Türkçe karşılık bulmak
bir şahıs, bir ömür için imkansız denecek zorluklar gösterir
ve aslında şahıslardan ziyade akademilerin işidir. Fakat
tarihi tecrübelerimizle şahıslara değil, akademik
toplantılara emanet edilmiş olan işlerin umulan sonucu
vermediğini bilmekteyiz. Bu bakımdan genç meslektaşımızın
gayreti ve azmi ayrıca övülmeye değer. Temenni edilir ki bu
azim ve çaba gelecek nesiller için bir gayret örneği olsun.
Türkçe anadilimiz olduğuna göre aslında hepimiz bu dilin
gelişmesine vicdan ve ahlak bakımından bütün çabamızı
harcamak yükümlülüğündeyiz. Bu yola özel bir örnek vermiş
olan genç hekim Süreyya Ülker'i bu bakımdan da kutlamak
isterim."
Prof. Dr.
Cemal Mıhçıoğlu da şunları söylüyor:"... Hekimlik dilinin
Türkçeleştirilmesi, artık yalnız ulusal onuru zedelemekten
de geri kalmayan çirkin bir kargaşayı ortadan kaldırıp
ulusal dili egemen kılmak bakımından değil, anlayıp
öğrenmeyi kolaylaştırmak bakımından da kaçınılmaz bir
zorunluluk olmuştur. Türkçe köklerden, Türkçe ekler
kullanılarak türetilecek, kavramların anlamını da açıklayıcı
nitelikteki bilimsözleri, gerçekten uluslararası nitelik
taşıyan Latinceleriyle birlikte sunulduğunda tıp öğreniminin
yeni bir ruh, yepyeni bir görünüm kazanacağından kimsenin
kuşkusu olmamalıdır. (...)
Dr. Süreyya
Ülker'in oluşturduğu bu sözlük, yalnız Atatürkçü dil
devriminden esinlenen az sayıdaki öncü bilim adamının
katkılarıyla gerçekleşen bir birikimi toplu olarak bir araya
getirmekle kalmamakta, yazarın kendisi de birçok bilim
sözüne karşılıklar önererek boşlukları doldurmaya
çalışmaktadır. Bu arada sözlükte çok sayıda eşanlamlı Türkçe
karşılıklara da yer verilmiş olması, kullanımda bir seçmeye
de olanak sağlaması bakımından yararlı olacaktır."
Türkiye'de
ilk kez böyle bir başarı karşısındayız. Süreyya Ülker, 90
000 tıp teriminin Türkçe karşılıklarını, tıp dışı
anlamlarını önümüze seriyor. Tıbbi botanik, fizik, kimya,
zooloji terimlerinin Türkçelerini gösteriyor. Türkçenin
düşmanlarının, Türkçenin gelişmesinin düşmanlarının; bu
büyük yapıtı gördükleri zaman dilleri tutulacak... Ya da
genç bilimerini engellemeye, ona çelme takmaya
çalışacaklar... Evet, bizde böyle oluyor, eskiden beri böyle
oluyor. Söz gelimi, çok eskiden Halide Dolu’yu[i]
kıskananlar üniversite öğretim üyeliğini engellemek için
neler yapmışlardı; ama o bileğinin gücüyle bütün engelleri
aşmıştı...
Ülkemizde, bilim, ekin, uygarlık
gelişmekte, ilerlemekte. İnanıyoruz ki, İngiliz dilinin
egemenliği, öbür yabancı dillerin egemenliği uzun
sürmeyecektir. Bizi, ülkemizin yetiştirdiği az sayıda da
olsa Süreyya Ülker gibi genç bilimerleri kurtaracaktır.
[i] Ahmet Miskioğlu, "Sevgili
Arkadaşımız Prof. Dr. Halide Dolu'yu yitirdik.-Türk
Dili Dergisi C.II, Sayı 7 (Temmuz 1988) Sayfa 1,2,3.