Sabahattin Kudret Üstüne
Ahmet
Miskioğlu
Sabahattin
Kudret, sayrıevinden çıkarılarak eşi Münire Aksal'ın özenli
bakımına bırakılmış bulunmaktadır.
Dostları
arasında bulunduğu sıralarda, İstanbul ağzını olağanüstü
güzel konuşuyor; çok tatlı söyleşiler yapıyordu, özellikle
perşembe toplantılarının hem içerik hem biçim hem de biçem
açısından en parlak konuşmacılarından birisiydi.
Günlük
yaşamalarımız, yoğun koşuşturmalarımız arasında kendimize
haftadan haftaya bir perşembe dinlencesi vererek söyleşiye
koşuyorduk. Sabahattin Kudretin söyleşisinden tad alarak
yararlanmakla birlikte onun gerçek değerinin pek ayrımında
değildik. Zaman zaman dostlarından kimilerinin ondan bize
şiir okuduğu oluyordu ama, kırıcı biçimde eleştiriler
yaparak şiirinde sözümona pürüz bulup onu üzdükleri de
oluyordu. Bu tip takılmalar karşısında, Sabahattin Kudret,
soğukkanlılığını yitirmiyor, eleştirileri de yanıtsız
bırakarak kendi yapıtına güvenini gösteriyordu.
Doğrusu,
günlük koşuşturmalar içinde, biz, Sabahattin Kudret’in
yapıtları üzerinde yeterince durabilme olanağı bulamamışız;
onu yeterince değerlendirememişiz.
Sabahattin
Kudret, Cumhuriyet Dönemi Türk Yazını'nın en önemli
yaratımerlerinden biridir.
Sabahattin
Kudret, önce, döneminin çok önemli bir ozanıdır. Şarkılı
Kahve, Gün Işığı, Duru Gök, Elinle, Bir Sabah Uyanmak, Eşik,
Çizgi, Zamanlar,Bir Zaman Düşü, Şiirler (Bütün şiirlerini
bir araya toplayan yapıtı), Ağızda Bir Sevi (Paul Eluard'dan
yaptığı şiir çevirileri)... yayımladığı yapıtlarıdır.
Yeditepe Şiir Armağanı’nı almıştır.
Kurgusuyla,
biçemiyle kendine özgü bir öykü yazarıdır Sabahattin Kudret
Aksal... Yayımladığı Gazoz Ağacı ile 1955 Sait Faik Ödülünü
Haldun Taner ile paylaştı. Yaralı Hayvan yapıtıyla da 1957
Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü'nü aldı.
Sabahattin
Kudret Aksal, iyi bir ozandır, usta bir öykü yazarıdır,
diyoruz. Bu alanda verdiği yapıtlarla Cumhuriyet Dönemi Türk
Yazını'nın en önde gelen adlarından biridir, diyoruz. Ya
öbür yapıtları?
Sabahattin
Kudret Aksal, usta bir denemecidir de. Geçmişle Gelecek adlı
yapıtıyla Önemli Adam onun bu alandaki ustalığını gösterir.
Sabahattin
Kudret, "Ben, şiirimle oyunumu birbirinden ayırmıyorum",
diyor, oyunuyla şiirini bir tutuyor. Oyunları da şu
yapıtlardır: Evin Üstündeki Bulut, Şakacı, Bir Odada Üç
Ayna, Tersine Dönen Şemsiye, Kahvede Şenlik Var, Kral
Üşümesi, Sonsuzluk Kitabevi, Bay Hiç, Önemli Adam...
Yazar,
Ankara Sanat Severler Derneği 1965-1966 En İyi Oyun Yazarı
Ödülünü aldığı gibi 1981 Avni Dilligil Tiyatro Ödülünü de
almıştır.
En son
olarak Buluşma adlı şiiriyle Sedat Simavi Vakfı 1990
Edebiyat Ödülü'nü kazandı.
Onun diline
ve şiirine okurun bakışlarını çekmek için şiire değgin bir
denemesinden şu parçayı sunuyorum:
"Bugüne
değin şiirin öğelerini tümüyle toplayan, karşı olduğu
öğeleri de barındırmayan yeterli bir tanımını ne kendim
yapabildim, ne de böyle bir tanıma bağlandım. Salt sezdim.
Bir tanım aydınlığında sezdim. Ama bir şeyi bir tanım
aydınlığında sezmekle o şeyin tanımını yapmak bir değildir.
Sezgi ne denli; kandırıcı olursa olsun, ne denli kavrarsa
kavrasın kişiyi, bir boşluktan, açık bırakılmış bir
pencereden us girer, düzeninin yokluğunu, aydınlığının
yokluğunu duyuruverir. Öyle ki, usun belirttiği bir boşluğu
gene us, usun bir ürünü, tanım giderecektir. Ozanın da kendi
çabasını aydınlıkta kesinlikle tanımak istemesini,
tanımlarla kurallar topluluğundan kurallı bir düzene ulaşmak
tutkusunu anlamak zor olmasa gerek. Bu doğal davranış,
felsefe yapmak içgüdüsünden başka bir şey değildir. Doğayla
eşyanın ilintilerini inceleyen, yasalar koyan, inceliklerin
karşılıklı durumlarını çözen, bundan sonuçlara ulaşan
düşünce nasıl kendi yasasını da koymak zorundaysa,
sözcüklerden etkileyici bir düzen kuran ozanın usu da
işleyişinin yasasını ister istemez arayacaktır. Uygarlıkla
birlikte başlayan sayısız güzellik, şiir tanımıyla kuramı,
kaynağını bu gereksinimden alan bir çaba olmalı. Bu
gereksinmeyledir ki yazarların çoğu tanım ardına düşmüş,
tanım avına çıkmıştır."[i]
Bende el
yazısıyla yazdığı bir iki şiiri var Sabahattin Kudret’in.
Diline nasıl özen gösterdiğini, gelişmelere nasıl ayak
uydurduğunu yukarıdaki düzyazısı açık açık gösteriyor ama,
onun bilinçli tutumunu daha somut bir biçimde sunmak
istiyorum.
Cumhuriyet
gazetesinde Sami Karaören’in odasındayız. Konumuz Türk
dili... Söyleşip dertleşiyoruz... Sabahattin Kudret,
"Bakınız, nasıl çalışıyorum." diyerek eski bir şiirini ve
onun yenilenmiş biçimini göstermek üzere kağıda eliyle
yazdı, sonra okudu... O iki parçayı aşağıya alıyorum:
ŞİİR YAZAMAMAK
Uğraşma beyhude
Şiir yazamazsın
Bu kadar maviyken sema
Ve deniz
Böyle yanıbaşındayken
ŞİİR YAZAMAMAK
Uğraşma
Şiir yazamazsın
Bu denli maviyken gökyüzü
Ve deniz
Böyle yanıbaşındayken
Bakışlarımızı Sabahattin Kudret’in
yapıtlarına çevirmek, bize çok şey öğretecektir.
[i] Sabahattin Kudret Aksal, "Şiir
Üstüne," Türk Dili XI, 141 Haziran (I963),482
Küçük bir im: Dergimiz düzeltmeler aşamasında iken
Sabahattin Kudret’in öldüğü öğrenildi.